YAKUP MEKTUBU
ÜZERİNE BİR İNCELEME
Rev. İlhan Keskinöz
ÖNSÖZ
Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır. (II.Timoteyus 3.16)
Tanrı halkı bu dünyada Kutsal Yazılar ve Kutsal Ruh’un yardımı ile yürür. Öyleyse Tanrı’yı ve bizim hayatımız için olan isteğini doğru bir şekilde anlamaya çalışmak, öğrenmek ve sonraki kuşaklara aynı şekilde öğretmeye çalışmak biz Hristiyanların hayatında önemli bir yer tutar. Kutsal Yazılar boyunca yaptığımız her çalışma bizleri Tanrı’ya dair yeni keşiflere götürür.
YAKUP MEKTUBU üzerine olan bu kısa çalışmada büyük bir keşif yapmış olduğum iddiasında değilim. Ancak okuyucuları Kutsal Kitabı araştırma ve öğrenme yönünde bu kitap ile teşvik edebilirsem kendimi başarılı kabul edeceğim.
Bu eserin meydana gelmesinde beni destekleyen İlahiyatçı ve Pastör John Lenk’e teşekkürü bir borç bilirim.
Saygılarımla,
Rev. İlhan Keskinöz
I. Bölüm: Mektuba Genel Bakış
I.a-) Giriş
1. Gerçek din (1:1-27)
2. Gerçek iman (2:1-3:12)
3. Gerçek bilgelik (3:13-5:20)
Yakup bu mektubu Yahudilikten gelen Hristiyanlara yazdı. Bu Hristiyanlar o dönemin baskı ve zulümlerinden dolayı değişik yerlere dağılmışlardı. Etraflarını düşmanca bir ortam çevrelemekteydi. Bu baskılardan hariç imanlılar o dönemin dini ve kültürel anlayışı ile de denenmekteydiler. Bu mektubun Hristiyanlar için olan en zengin anlamını ise şöyle özetleyebiliriz: Gerçek İman Yaşamları Değiştirir. Bu mektup böylece Hristiyanları imanlarını eyleme dönüştürme konusunda teşvik eder. 'İnanıyorum' demek kolaydır, gerçek iman ise komşularımıza ve iman ailesine sevgi dolu eylemler üretir.
I.b-) Ana Konular
1- Yaşayan İman: Yakup Hristiyanların yalnızca gerçeği duymasını değil fakat bunları yaşantılarına uygulamalarını ister. Bu yüzden mektupta boş iman ile işlerle etkin olan iman arasındaki zıtlığı kendisine has bir üslup ile vurgular. Kendini sevgiyle adamak ve hizmet etmek gerçek imanın bir kanıtıdır.
Yaşayan imanın bir farkı olmalıdır. İman sadece bir durum yada bir sözden öte bir şeydir. İman işlerle doğrulanır. İmanımızı işlerin üstüne koymalıyız.
2- Denenmeler: Hristiyan hayatında denenmeler ve ayartılar vardır. Bu denenme ve ayartılara başarıyla galip gelmek sizde olgunluk ve güçlü bir karakter oluşturur.
Öyleyse bir Hristiyan denenmeler geldiğinde şaşırıp panik olmaz yada kızmaz. Bu durumda gereken bilgelik için Tanrı'ya dua eder. Zulümle yada güçlükle yüzleşebilmek için gerekeni Tanrı size verecektir. Emin olmalısınız ki, Tanrı size sabır verecektir ve denenme zamanlarında sizi güçlü tutacaktır.
3- Sevgi Yasası: Sizler Tanrı'nın yüce merhameti sayesinde kurtuldunuz, işler yaparak (işlere dayalı yasa ile) kurtulmadınız. Fakat Mesih size özel bir emir verdi: Komşularınızı kendiniz gibi sevin.[1] Öyleyse etrafınızdakileri sevmeli ve onlara sevgi ile hizmet etmelisiniz.
Sevgiye dayalı yasayı tutmak imanımızın gerçekliğini ve imanın bu dünyadaki yaşam için olan gerekliliğini uluslara gösterecektir. Sizler başkalarına sevgi gösterdikçe kendi benliğinizi ve dünyasallığınızı yenmiş oluyorsunuz.
4- Bilgece Konuşmak: Bilgelik kendisini sözlerde gösterir. Sizler konuşmalarınızın yıkıcı sonuçlarından sorumlusunuz. Tanrı'nın bilgeliği dilinizi kontrol etmenize yardımcı olur. Bu da hareketlerinizi, işlerinizi ve bedeninizi kontrol etmenize yardımcı olur.
Tanrı'nın bilgeliğini kabul etmek sözlerinizi etkiler. Böylece sözleriniz de sizleri gerçek alçak gönüllüğe taşır ve esenliğe yönlendirir. Konuşmadan önce düşünmekle Tanrı'nın sizi kontrol etmesine izin vermiş olursunuz.
5- Zenginlik: Hristiyanlar dünyasal tutumlarla şereflerini tehlikeye atamazlar. Para ve zenginlik kolay kapılabileceğiniz denenmeler haline dönüşebilir. Zenginliğin görkemi geçicidir. Hristiyanlar korku ve saygıyla hizmet ettikleri Tanrı'ya ait zenginliklerin ve çürümez olan hazinelerin peşinde olmalıdır. Hristiyanlar zenginliğin tarafını tutamadığı gibi fakirlerin önyargılı olmasına sebep olacak davranışlardan yada fakirlerin kalbini kırabilecek davranışlardan kaçınmalıdırlar.
Hristiyanlar olarak hepimiz sahip olduklarımızı nasıl kullandığımız konusunda bir sorumluluğumuz olduğunu unutmamalıyız. Hristiyanlar zenginliğini artırma, para biriktirme peşinde kimseler değil, sahip olduklarını cömertçe başka kimselerle paylaşma eğilimi taşıyan kimseler olmalıdır. Öyleyse bir Hristiyan zenginliğe imrenerek bakmaz yada fakirliğe hor bakamaz.
II. Bölüm: Mektubun Bölümlerine Genel Bakış
1. Bölüm (1-27)
II.1.a-) Tanrı'nın Bilgeliği (1:1-11): Denenmelerle karşılaştığınızda bilgeliğe ihtiyacınız vardır. Bir Hristiyan denenmeleri bilgelikle karşıladığında ruhsal büyüme ve olgunlukta ilermiş olur. Tanrı'ya güvenirseniz denenmeler size karşı çalışamaz ama sizin için çalışmış olur.
II.1.b-) Tanrı'nın iyiliği (1:12-20): Tanrı'nın size karşı ne kadar iyi olduğunu doğru bir şekilde anladığınızda denenmelerle karşınıza çıkan önünüzdeki düşmandan bir korkunuz olmayacaktır. Denenmeleri bereketlenme fırsatı olarak düşünüp değerlendirdikçe denenmelere hayır deme gücünüz daha da artacaktır.
II.1.c-) Tanrı'nın Sözü (1:21-27): Tanrı'nın sözü bizlere ruhsal doğuşu ve yenilenmeyi getiriyor.[2] Tanrı Sözü ruhsal meyveler üreten bir tohuma benzer. Diğer yandan bir ayna gibi kendimizi görüp düzeltmemize yardım eder (1.23-25) ve yaşamlarımızı pak tutmamıza yardım eder. Sizler Tanrı Sözünü yalnızca okumak ve çalışmak için değil aynı zamanda hayatınıza tatbik etmeye çağrıldınız. Bunu yapmak bir berekettir.
2.Bölüm (1-26)
II.2.a-) Gerçek İman Ayrım Yapmaz (2:1-13): Eğer gerçek imana (kurtaran iman) sahipseniz bu sizi daima tarafsız ve en önemlisi adil bir kişi yapar. Böylece sizler insanların giyimlerine değil karakterlerine bakan kimseler olursunuz. Bunu anlamı şudur; herkesi İsa Mesih'in adından dolayı seversiniz. Bir Hristiyan başkalarını sever ve Rab'bin kendisine davrandığı gibi başkalarına davranır.
II.2.b-) Gerçek İman Eylemde Gözükür (2:14-26): Gerçek iman kendini eylemlerde gösterir. İman yalnızca hakkında konuştuğumuz bir şey değildir. İman hayatımızın her alanını motive eder, böylece sizleri başkalarına sevgi ile hizmete yönlendirir. İbrahim iman ile kurtulduğu halde imanını Tanrı'nın buyruğuna itaat ederek gösterdi (Rahav Tanrı'ya iman etmekle kurtuldu[3]).
Yakup burada Pavlus'un öğrettiğinin[4] tersini söylemiyor yada lütufla kurtuluş öğretisini inkar etmiyor. Aslında her ikisi birbirini tamamlıyor. Bizler Tanrı önünde lütufla aklanıyoruz, insanlar önünde de işlerle aklanıyoruz.[5] Tanrı imanımızı görür ama insanlar yalnızca işlerimizi görebilirler.
3.Bölüm (1-18)
Yakup terbiye edilmeyen dil hakkında konuşmayı gerekli görüyor çünkü konuşma tarzımız bazen problemlere sebep olmaktadır (1:26, 2:12; 4:1, 1-12). Ama kelimelerimizden daha çok önemli olan kalbimizdir (3:14, Matta 12.35-37).
II.3.a-) Dilinizin Kontrolü Kimde? (3:1-4): Eğer diliniz Tanrı'nın kontrolü altındaysa söylediklerinizi taşıyabilir, sorumluluklarınızı yerine getirebilirsiniz (3.1). Böylece bütün bedeninizi Tanrı'nın kontrolü altına sokarsınız (3.2). Bizlerin atların ağzında ki gemi doğru yönlendiren bir biniciye yada geminin dümenini doğru yöne çeviren bir kaptana ihtiyacı vardır. Bunu da yapabilecek en doğru kişi Tanrı'dır. Öyleyse sizler dilinizi Tanrı’nın kontrolü altına getirdiğinizde bedeninizin de kontrolünü Tanrı’ya bırakmış olursunuz.
Mezmur 141 bu konuda sıkıntısı olanlar için iyi bir dua olabilir:
1 Seni çağırıyorum, ya RAB, yardımıma koş!
Sana yakarınca sesime kulak ver!
2 Duam önünde yükselen buhur gibi,
El açışım akşam sunusu gibi kabul görsün!
3 Ya RAB, ağzıma bekçi koy,
Dudaklarımın kapısını koru!
4 Yüreğim kötülüğe eğilim göstermesin,
Suç işleyenlerin fesadına bulaşmayayım;
Onların nefis yemeklerini tatmayayım.
II.3.b-) Dilimizi terbiye Edersek Sonuç Ne Olacak? (3:5-12): Konuşarak kontrol edilemeyen bir yangın mı başlatıyorsunuz yada konuşarak tamir edilemez zararlara mı sebep oluyorsunuz? Diliniz vahşi bir canavar yada öldürücü bir zehir gibi mi? Sizler bir kere sözü söyledikten sonra artık sözünüzden geri dönemezsiniz.[6]
II.3.c-) Motivasyonunuz nedir? (3:13-18): Kalbinizde bir acılık yada kıskançlık var mı? Tanrı'nın bilgeliğinden mi yoksa dünyanın bilgeliğinden mi konuşuyor sunuz? "Barış yapıcı" kelimesi sizi tanımlıyor mu yoksa "kavgacı, kinci, oyunbozan, sorun çıkaran" biri olarak mı tanınıyor sunuz? Eğer Tanrı'nın önünde yüreğiniz doğru ise (İbraniler 4.12) sizin sözlerinizden doğruluk meyveleri çıkacaktır.
4.Bölüm (1-17)
Elçilerin Kilisesinde "birbirinizi nasıl sevdiğinizin farkına varın" denirdi, bugünün kilisesinde ise insanlar "birbirinizle nasıl yarıştığınızın farkına varın" diyebilirler. Tanrı'nın halkının bazen bir arada birlikte olması ve ileriye dönük kararlar alması neden zordur?
II.4.a-) Bencillik (4:1-3): Aranızdaki yarış, çekişme veya kıskançlık birbirinize karşı savaşa dönüşebilir. Bazen başkalarını incitmek pahasına da olsa kendinizi hoşnut etmek peşinde koşabiliyorsunuz. Bu durumda dikkat etmezseniz dualarınız bile bencil isteklere dönüşebilir.
II.4.b-) Dünyasallık (4:4): İbrahim'in dünyadan ayrıldığı için Tanrı dostu olduğunu unutmayın (2:23). Ama Lut dünya ile dost oldu (Tekvin 13:1-13). Burada Yakup’un ne dediğini anlamak için I.Yuhanna 2:15-17 ayetleri üzerinde düşünmek faydalı olacaktır.[7]
II.4.c-) Gurur (4:5-10): Şeytan gururu nasıl kullanacağını iyi biliyor bu yolla Havva'yı (Tekvin 3.1-6) yendiği gibi sizi de yenebilir. Ağlamanız gereken günahlarınıza gülüyor musunuz? Şeytana direniyor musunuz yoksa Rab'be mi karşı geliyor sunuz?
II.4.d-) Eleştiri (4:11-12): Kendi günahlarımızı gizlemenin en kolay yolu suçu başkalarına atmak yada başkalarının günahını açığa çıkarmaktır. Dedikodu ve iftira Kutsal Ruh'u kederlendirir, aile (kilise) birliğini bozar. Tanrı sizleri tanıklar olmak üzere çağırdı, yargıçlar olmanız için değil.
II.4.e-) Böbürlenmek (4:13-17): Hayat çok kısadır ve gelecek bizim için bilinmezdir. Öyleyse biz Rab'bin isteğini bugün yapmalıyız. Gelecek için plan yaptığınızda yaptığınızda bu yüzden daima "Rab dilerse" demeliyiz (yolumuzu Rab'be bırakmalıyız).[8]
5.Bölüm (1-20)
Son günlerde, İsa Mesih ikinci defa gelmeden önce Tanrı bizden yaşamlarımız için ne istiyor?
II.5.a-) Önceliklerimiz (5:1-6): Bu hayatın anlamı yalnızca servet edinmek için yaşamak değildir. Sizler dünyanın zenginliği peşinde koştukça gerçek zenginliklerinizi kaybediyorsunuz, Rab'den almanız gereken bereketlere de sırtınızı dönmüş olursunuz.[9] Tanrı neye ihtiyacınız olduğunu biliyor. Eğer Matta 6.33 ayetini hayatınızda uygularsanız Tanrı da ihtiyaçlarınızı karşılayacaktır.[10]
II.5.b-) Sabır (5:7-12): Eğer doğruluk tohumu ekmişsek bereket hasadını da biçeceğiz ancak sabırlı olmalıyız. Eğer başkaları sizi istismar ediyorsa, kendi çıkarı için kullanıyorsa Yargıcın kapıda olduğunu bilerek sabırlı olun. Hayatınızda denenmelerle karşılaşıyorsanız sabırlı olun, Tanrı bir Kral olarak tahtında oturuyor ve her şeye hükmediyor (Tanrı’ya güvenin ve sabırlı olun).
II.5.c-) Dua (5:13-18): Pekçok dua vardır. Bereket duası, tövbe ve pişmanlık duası, yüceltme ve övgü duaları, hastalar için dualar, istekler için sunulan dualar, uluslar için olan dualar, ders çalışmadan önce yapılan dua, kiliseye gelmeden önce yapılan dua, v.s. Dua sorunumuzu çözmez yada bize bir şey sağlamaz diyemeyiz. Dua yapılacak işlerin en başında gelmelidir. Dua ve yalvarışla Rab’den dileyin, gerisini Kutsal Ruh’a bırakın.[11]
II.5.d-) Kişisel İlgi (5.19-20): Sizlerin tek tek bireylere yönelik ilgisi ve hizmeti çok önemlidir (1:27; 2:1-4, 14-16). Bir kimse yoldan ayrılmaya başlamışsa bunu görüp o kişiye yol göstericilik, öğretmenlik veya danışmanlık yapabilir misiniz? Gerçekten kayıp koyunlarla ilgili misiniz, onlara yadım etmeye çalışıyor musunuz, çaba ve sabırla beklemek gerektiren bu işe hazır mısınız?
III. Bölüm: Ayetlerin İncelenmesi
III/1-) Yakup 1
1:1 Tanrı'nın ve Rab İsa Mesih'in kulu ben Yakup, dağılmış olan on iki oymağa selam ederim.
Tanrı'nın ve Rab İsa Mesih'in kulu: Kul ya da köle bir Efendi tarafından satın alınır. Bu ifade Yakup’un alçak gönüllülüğünü göstermekten öte bedelini ödeyip onu satın alana Rabbine tanıklığı içermektedir:
I.Korintliler 15:3-4... Kutsal Yazılar uyarınca Mesih, günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi.
I.Korintliler 6: 20 Bir bedel karşılığı satın alındınız; onun için Tanrı'yı bedeninizde yüceltin.
I.Korintliler 7: 23 Bir bedel karşılığı satın alındınız, insanlara köle olmayın.
Vahiy 5: 9 Yeni bir ezgi söylüyorlardı:
"Tomarı almaya,
Mühürlerini açmaya layıksın!
Çünkü boğazlandın
Ve kanınla her oymaktan, her dilden,
Her halktan, her ulustan
İnsanları Tanrı'ya satın aldın.
10 Onları Tanrımız'ın hizmetinde
Bir krallık haline getirdin,
Kâhinler yaptın.
Dünya üzerinde egemenlik sürecekler.
Vahiy 14: 4 Kendilerini kadınlarla lekelememiş olanlar bunlardır. Pak kişilerdir. Kuzu nereye giderse ardısıra giderler. Tanrı'ya ve Kuzu'ya ait olacakların ilk bölümü olmak üzere insanlar arasından satın alınmışlardır.
dağılmış olan on iki oymağa: Bu ifade öncelikle uluslar arasına dağılmış olan Yahudilikten gelen Hristiyanlara özel bir mesaj verdiği gibi uluslardan gelen Hristiyanları da bu dağılmış olanlar ile bir tutar. Çünkü uluslar da 12 havari ile birlikte Mesih’in bedeninde Yahudilikten gelenlerle birleşmişlerdir. Bu yüzden de Yakup Mektubu boyunca Mesih’teki İnancın açıklanmasında ve Mesih’teki İmanın yaşama geçirilmesinde Eski Ahit’ten ayrılmadan, Eski Ahit’i referans göstererek yeni Hristiyanlara yön verir. Buradaki “on iki oymak” ifadesi bize ulusların Mesih’te nasıl kabul edildiğini gösteren başka bir ayeti hatırlatmaktadır:
Romalılar 11:16 Eğer hamurun ilk parçası kutsalsa, hamurun tümü kutsaldır. Eğer kök kutsalsa, dallar da kutsaldır. 17-18 Ama zeytin ağacının bazı dalları kesildiyse, ve sen, yabani zeytin filizi olarak onların yerine aşılanıp öz ağacın semiz köküne ortak oldunsa, dallara karşı övünme. Eğer övünüyorsan, unutma ki, sen kökü taşımıyorsun, kök seni taşıyor. 19 O zaman, «Ben aşılanayım diye dallar kesildi» diyeceksin. 20 Doğru. Onlar imansızlıktan dolayı kesildiler. Sen ise imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork![12]
1:2 Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğiniz zaman, bunu büyük sevinçle karşılayın.
1:2-18 ayetleri Tanrı’dan bilgelik istemeyi öğretir. Böylelikle her türlü ayartı ve denenmenin olduğu bir dünyada yaşayan Hristiyanlar Mesih’te olgunlaşabilir ve günah işlemenin gerekçesini Tanrı olarak gösteremezler.
Denenmeleri Sevinçle karşılamak: denemelerin sonunda kazanacağımız şeyin getireceği bir sevinçtir.
1:3 Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.
1:3 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/A şıkkına bakınız.
Sınanma: bahsedilen pak bir sevinçte sınanmaları karşılayabilmek için Tanrı’nın suretinde yaratılmış özel varlıklar olarak Tanrısal bir amacı yerine getirmek misyonu ile bu dünyada bulunduğumuzu bilmek ile mümkündür. Dünya ise bu amacı her zaman anlamayabilir, hoş karşılayamayabilir. İmanda olgun bir karakter gelişimi için de bu aşamalardan geçmek gerekir.
1:4 Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun ve yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.
1:5 Sizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe, azarlamadan veren Tanrı'dan istesin; Tanrı ona verecektir.
1:5 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/B şıkkına bakınız.
I.Krallar 3: 9 Bu yüzden bana öyle sezgi dolu bir yürek ver ki, iyi ile kötüyü ayırt edip halkını yönetebileyim. Başka türlü senin bu büyük halkını kim yönetebilir!" 10 Süleyman'ın bu isteği Rab'bi hoşnut etti. 11-12 Tanrı ona şöyle dedi: "Mademki kendin için uzun ömür, zenginlik ve düşmanlarının ölümünü istemedin, bunların yerine adil bir yönetim için bilgelik istedin; isteğini yerine getireceğim. Sana öyle bir bilgelik ve sezgi dolu bir yürek vereceğim ki, benzeri ne senden öncekilerde görülmüştür, ne de senden sonrakilerde görülecektir.
bilgelik: bilgi, iç görüş, sağduyu, akıllılık, temkinli-tedbirli olmak, öğrenebilir olmak, öğrenmeye çalışmak ve araştırıcı olmak, yetkilerini ve yeterliliğini iyi bilmek ve bunları geliştirmeye çalışmak, rehberlik edebilmek, rehberlik almaya hazır olmak, beceri kazanmaya çalışmak, planlayıcı olmak, cesaretli olmak. Bütün bu özellikler Tanrı’nın doğruluğuna dikkat eder ve başka insanlarla yaşamımızı etkiler.böylece bilgelik, ilişkide bulunulan kimseleri de etkiler. Böyle bir bilgelik ise Tanrı’dan istenir, çünkü bilgeliğin kaynağı O’dur.
1:6 Yalnız hiç kuşku duymadan, imanla istesin. Çünkü kuşku duyan kişi rüzgârın sürükleyip savurduğu deniz dalgasına benzer.
1:7-8 Tüm yaşamında böyle değişken, kararsız olan adam Rab'den bir şey alacağını ummasın.
1:6-8 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/C şıkkına bakınız.
1:9-10 Düşkün olan kardeş kendi yüksekliğiyle, zengin olan ise kendi düşkünlüğüyle övünsün. Çünkü zengin adam bir kır çiçeği gibi solup gidecek.
Ayet burada bu dünyada kolayca ve sıklıkla karşılaşabileceğimiz, bir ayartı haline dönüşebilecek konuya dikkatimizi çekmektedir. Öyleyse gurura ya da kıskançlığa dönüşebilecek bir konuda bilgelik şunu öğretir: Dünyasal Fakir insan ruhsal açıdan daha diğerlerinde daha zengin olursa bu her şeye tercih edilebilecek bir şeydir, gerçek ve göksel hazinenin sahibi olmanın sevincinde dünyada dayanabiliriz.
I.Korintliler 7:29-31 Kardeşler, şunu demek istiyorum, zaman daralmıştır. Bundan böyle, karısı olanlar karıları yokmuş gibi, yas tutanlar yas tutmuyormuş gibi, sevinenler sevinmiyormuş gibi, mal alanlar malları yokmuş gibi, dünyadan yararlananlar alabildiğine yararlanmıyormuş gibi olsunlar. Çünkü dünyanın şimdiki hali geçicidir.
I.Petrus 1:24-25 Nitekim,«İnsan soyu bir ota benzer.Tüm yüceliği de kır çiçeği gibidir. Ot kurur, çiçeği düşer. Ama Rab'bin sözü sonsuza dek kalıcıdır.»İşte size müjdelenmiş olan söz budur.
1:11 Güneş yakıcı sıcağıyla doğar ve otu kurutur. Otun çiçeği düşer, görünüşünün güzelliği yok olur. Zengin adam da aynı şekilde kendi uğraşları içinde solacaktır.
1:12 Ne mutlu denemeye dayanan kişiye! Denemeden başarıyla çıktığı zaman, Rab'bin kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır.
Ne Mutlu: bu kahinsel bereketleme bizlere Mesih’in bereketlemelerini hatırlatmaktadır (Matta 5:3-11).
yaşam tacı: (I.Korintliler 9:25 Yarışa katılanların hepsi kendilerini her yönden denetlerler. Böyleleri bunu çürüyecek bir defne tacı kazanmak için yaparlar, biz ise hiç çürümeyecek bir taç için yaparız)
1:13 Ayartılan kişi, «Tanrı beni ayartıyor» demesin. Çünkü Tanrı kötülüklerle ayartılmadığı gibi, kendisi de kimseyi ayartmaz.
1:13-14 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/D şıkkına bakınız.
1:13 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/E şıkkına bakınız.
1:14 Herkes, kendi arzularıyla sürüklenip aldanarak ayartılır.
1:15 Sonra arzu gebe kalınca günah doğurur. Günah olgunlaşınca da ölüm getirir.
1:14-15 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/F şıkkına bakınız.
1:16 Sevgili kardeşlerim, aldanmayın!
1:17 Her nimet, her mükemmel armağan yukarıdan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası'ndan gelir.
1:17 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/G şıkkına bakınız.
1:17 ayeti Tanrı’nın değişmezliğini çok güzel özetliyor (Sayılar 23:19, Malaki 3:6): Tanrı ışıktır, Tanrı aydınlatır, O’nda gölge olmadığı için Tanrı sadece iyi armağanlar verir. O halde bu ayet Hristiyanlara bir güvence veriyor: Tanrı, sonsuz değişmezliğinde bizlerin hayatları günahla düşürüp, esas hedefimizden ayrı bırakmayacaktır. Çünkü bizler Tanrı’nın değişmezliğinde yarattıklarının “ilk meyvesi” olmak üzere belirlendik. 1:18 ayetindeki bu ifade bizlerin yeniden doğuşuna işaret eder.
Öyleyse bedeli İsa Mesih tarafından ödenen yeniden doğuşu almış olanların topluluğu, yeni insanlık soyu Tanrı’nın yaratılışının en üst noktasıdır. Tek tek her bir kişi imana geldiğinde bedeli ödenmiş yeni yaratılışın başlangıcına geliyor.
Koloseliler 1:15 Görünmez Tanrı'nın görüntüsü, bütün yaratılışın ilk doğanı O'dur.
Koloseliler 1:20 O'nun çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerde ve gökte olan her şeyi O'nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu.
1:18 O, yarattıklarının bir anlamda ilk meyveleri olmamız için bizi, kendi isteği uyarınca, gerçeğin bildirisiyle yaşama kavuşturdu.
1:18 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/H şıkkına bakınız.
ilk meyve: [Çıkış 22.29, Levililer 2.12, Tesniye 18.4; 26.2 Nehemya 10.35] “İlk Ürün” ifadesi sadece hasadın ilk kısmını değil fakat aynı zamanda “hasatın en iyi kısmını” ifade etmekteydi. (Çıkış 23:19; 34:26, Levililer 23:9-19, Hezekiel 44:30).
Çıkış 23:19 "Toprağınızın seçme ilk ürünlerini Tanrınız RAB'bin Tapınağı'na getireceksiniz. "Oğlağı anasının sütünde haşlamayacaksınız.
gerçeğin bildirisiyle yaşama kavuşturdu: Yuhanna 1:13 Onlar ne kandan, ne bedenin isteğinden, ne de insanın isteğinden doğdular; tersine, Tanrı'dan doğdular.
gerçeğin bildirisi yaşama kavuşturdu:
1:19 Sevgili kardeşlerim, şunu aklınızda tutun: herkes dinlemekte çabuk, konuşmakta yavaş, öfkelenmekte de yavaş olsun.
1:19-27 ayetleri “duymak ve yapmak” konusuna değiniyor. Böylece dünyaya, benlik ve şeytanın baskısı altında yaşayan Hristiyanların dünyaya vereceği tanıklık açısından ve galip bir yaşam sürmek açısından ilahi bilgeliği kazanmış olmanın önemi ortaya çıkıyor [çünkü 1:20-21...].
1:20 Çünkü insanın öfkesi, Tanrı'nın istediği doğruluğu sağlamaz.
1:21 Bunun için her türlü pisliği ve her tarafa yayılmış olan kötülüğü üstünüzden sıyırıp atarak, içinize ekilmiş ve canlarınızı kurtaracak güçte olan sözü alçakgönüllülükle kabul edin.
1:21 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/I şıkkına bakınız.
içinize ekilmiş: Tanrı, kendi Sözünün sürekli aklımızda (Tesniye 6:6) yüreklerimizde olmasını arzulamıştır (Hezekiel 36:26-27).
1:22 Tanrı sözünü yalnız duymakla kalarak kendinizi aldatmayın, bu sözün uygulayıcıları da olun.
1:21-22 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/I # 1:21 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/J şıkkına bakınız.
1:23 Bir kimse sözün dinleyicisi olup da uygulayıcısı olmazsa, aynada kendi doğal yüzüne bakan adama benzer.
aynada kendi doğal yüzüne bakan adam: Kutsal yazılar canlarımız için ayna gibidir. ayetin günah işlemeye karşı uyarısı Kutsal yazılara bakma veya onları unutmaya meyilli kötü yönümüzü açığa çıkarıyor.
sözün dinleyicisi olup da...: SÖZÜ duymak bizleri uygulamaya yönlendirmelidir.
1:24 Adam kendini görür, sonra gider ve nasıl bir kişi olduğunu hemen unutur.
1:25 Oysa mükemmel yasaya, özgürlük yasasına yakından bakan ve ona bağlı kalan, unutkan dinleyici değil de etkin uygulayıcı olan adam, yaptıklarıyla mutlu olacaktır.
1:23-25 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/K # 1:25 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/L şıkkına bakınız.
özgürlük yasası: Tanrı bizi Mesih’te insan geleneklerinin ağırlığından, rehberi olmadan yaşamanın boşluğundan ve faydasızlığından özgür kılmıştır.
Yuhanna 8:36 Bunun için, Oğul sizi özgür kılarsa, gerçekten özgür olursunuz.
Romalılar 8:2 Çünkü yaşam veren Ruh'un yasası, Mesih İsa sayesinde beni günahın ve ölümün yasasından özgür kıldı.
Galatyalılar 5:13 Kardeşler, siz özgür olmaya çağrıldınız. Ancak özgürlüğünüz doğal benliğe fırsat olmasın. Birbirinize sevgiyle hizmet edin.
1:26 Kendini dindar sanıp da dilini dizginlemeyen kişi kendini aldatır. Böylesinin dindarlığı boştur.
1:27 Baba Tanrı'nın gözünde temiz ve kusursuz olan dindarlık kişinin, öksüzlerle dulları sıkıntılı durumlarında ziyaret etmesi ve kendini dünyanın lekelemesinden korumasıdır.
Tanrı İsrail’e böyle kimseleri gözetmek konusunda sorumluluk vermiştir (Tesniye 14:29, Hezekiel 22:7).
III/2-) Yakup 2
2:1 Kardeşlerim, yüce Rabbimiz İsa Mesih'e iman edenler olarak insanlar arasında ayrım yapmayın.
Dışsal değerlere göre karar verenler veya ayrım yapanlar Tanrı’nın hoşnutluğu olan noktanın tam tersine hareket etmiş olurlar.
Romalılar 2:11 Çünkü Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz.
Efesliler 6:9 Ey efendiler, siz de kölelerinize aynı şekilde davranın. Artık onları tehdit etmeyin. Onların ve sizin Efendinizin göklerde olduğunu ve insanlar arasında ayrım yapmadığını biliyorsunuz.
Koloseliler 3:25 Haksızlık eden, ettiği haksızlığın karşılığını alacak. Hiçbir ayrım yapılmayacaktır.
2:2-4 Toplandığınız yere altın yüzüklü, şık giyimli bir adamla kirli giysiler içinde yoksul bir adam geldiğinde, şık giyimli adama ilgiyle, «Sen buraya, iyi yere otur», yoksula da «Sen orada dur», ya da «Ayaklarımın dibine otur» derseniz, aranızda ayrım yapmış, kötü niyetli yargıçlar olmuş olmuyor musunuz?
“Zengin ve Yoksul” farklılığı bu dünyada karşılaştığımız önemli bir zıtlıktır (1:9-11; 2:1-13). Tanrı Sözü ve buna bağlı olarak Tanrı’dan istediğimiz bilgelik bizlere bu konuda Kelami olan yaklaşımı kazandıracaktır. Ayrıca Yoksullar ve Zenginler bölümüne bakınız (IV.8-).
ayrım yapmak: Kelam bize iyi ve kötü olan, dünyasal ve Tanrısal olan arasında doğru ayrım yapmayı öğretir.
2:5 Dinleyin, sevgili kardeşlerim: Tanrı, bu dünyada yoksul olanları imanda zenginleşmek ve kendisini sevenlere vaat ettiği egemenliğin mirasçıları olmak üzere seçmedi mi?
dünyada yoksul olanların imanda zenginleştirilmek üzere seçilmesi: Tanrı’nın krallığındaki miras dünyasal değerler ve insanların iyiliğine göre değil, Tanrı’nın her şey üzerindeki mutlak hakimiyeti üzerinde temel bulur. Tanrı bu dünyanın standartlarına göre zayıf, düşük, fakir olanlara kendi sözünde açıkladığı üzere özel ilgi gösterir. Tanrı insanları kendi krallığına farklı yerlerden, farklı durumlardan çağırır ve bunu kendi gücünü, kendi görmenin sergilemek için yapar. Böylece gerçek din zayıflık gibi durumları yaşayan dullar ve kimsesizlere özel ilgi gösterir, zenginlere değil (1:27).
Luka 6:20 İsa, gözlerini öğrencilerine çevirerek şöyle dedi: «Ey yoksul olanlar, ne mutlu size, Tanrı'nın Egemenliği sizindir!
I.Korintliler 1: 27 Ama Tanrı, bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti. 28 Tanrı, dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için, dünyanın önemsiz, soysuz ve değersiz gördüklerini seçti. 29 Öyle ki, Tanrı'nın önünde hiçbir insan övünmesin.
2:6 Ama siz yoksulun onurunu kırdınız. Sizi sömüren zenginler değil mi? Sizi mahkemelere sürükleyen onlar değil mi?
Bu ifade, okuyuculara imanlarının azlığını göstermektedir. Dünyasal değerlere bağlanan kimseler, hem inananlara hem de Mesih’e karşı kötü davranan zengin kimselerin varlığına rağmen zengin ve yoksul arasında ayrımcılık yapıyor.
2:7 Ait olduğunuz Kişi'nin yüce adına küfreden onlar değil mi?
2:8 «Komşunu kendin gibi sev» diyen Kutsal Yazı'ya uyarak Kralımız Tanrı'nın Yasasını gerçekten yerine getiriyorsanız, iyi ediyorsunuz.
2:8 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/M şıkkına bakınız.
2:9 Ama insanlar arasında ayrım yaparsanız, günah işlemiş olursunuz; Yasa tarafından, Yasa'yı çiğneyenler olarak suçlu bulunursunuz.
2:10 Çünkü Yasa'nın her dediğini yerine getiren, ama tek bir noktada ondan sapan kişi bütün Yasa'ya karşı suçlu olur.
2:11 Nitekim «Zina etme» demiş olan, aynı zamanda «Adam öldürme» demiştir. Eğer sen zina etmez, ama adam öldürürsen, Yasa'yı çiğnemiş olursun.
Bu ayette Eski Ahit’in öğretişinin bir kenara bırakılamayacağını görmekteyiz. Yakup, Eski Ahitten verdiği örneklerle Tanrı’nın Kutsal Yasada verdiği hiçbir şeyin önemsiz olmadığını gösteriyor. Çünkü Kutsal Yasa bizlere Tanrı’nın karakterini gösteriyor. O halde Yasa’dan birini ihlal etmek Tanrı’ya karşı bir suç olduğu gibi, yasanın bütün kurallarını tutup biri çiğnemek Yasanın ruhuna da aykırıdır. 2:8-9 ayetine yeniden bakarak bu 2:10-11 ayetinin ne söylediğini düşündüğümüzde açığa çıkan şey şudur: Yasanın bütün kurallarını yerine getirip, sadece insanlar arasında ayrım yapmış olmak Tanrı’nın gözünde önemsiz bir konu değildir. Çünkü «Komşunu kendin gibi sev» diyen emre karşılık, [fakir] komşumuzu sevmekten kaçınmak ve zenginlerin tarafını tutmak Kutsal Yasa’yı hafife almak olur.
2:12 Özgürlük Yasası'yla yargılanacak olanlar gibi konuşun ve davranın.
2:10-12 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/N şıkkına bakınız.
2:10-11 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/O şıkkına bakınız.
2:13 Çünkü yargı, merhamet göstermemiş olana karşı merhametsizdir. Merhamet, yargıya galip gelir.
Merhamet yargıya galip gelir: (Merhamet zaferlidir) Tanrı kimseye merhamet göstermek zorunda olmamasına karşın, Tanrı kendi yüce merhametini büyük bir bolluk ile vermeyi seçiyor. Tanrı dilediği kimseye ayrıcalık tanıyabilir (Romalılar 9:18), ancak bizlerin böyle bir seçim hakkı yoktur. Herkese merhametli bir şekilde adaletli davranmalıyız. Böylece bizi uyarıyor: “ yargı, merhamet göstermemiş olana karşı merhametsizdir”
Zekeriya 7:9 “Her Şeye Egemen RAB diyor ki: ‘Gerçek adaletle yargılayın; birbirinize sevgi ve sevecenlik gösterin. 10 Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.’
2:14 Kardeşlerim, eğer bir kimse iyi eylemleri yokken imanı olduğunu söylerse, bu neye yarar? Öyle bir iman o kimseyi kurtarabilir mi?
İyi işler üretmeyen iman kurtaran inan değildir.
2:15-16 Bir erkek ya da kız kardeş çıplak ve günlük yiyecekten yoksunken, sizden biri ona, «Esenlikle git, ısınmanı ve doymanı dilerim» derse, ama bedenin gereksindiklerini vermezse, bu neye yarar?
Yakup iyi işler üretmeyen imanı göstermeye çalışırken bunu yoksullara merhamet odaklı bir şekilde yapıyor (2:1-13).
a 2:15-16 ayetlerini Matta 25:35-36, I.Yuhanna 3:17-18 ayetleri ışığında değerlendiriniz.
2:17 Aynı şekilde, tek başına eylemsiz iman da ölüdür.
ölü iman: ölü iman deyince içinde gerçek yaşamın asla var olmadığı bir şeyi ifade ediyor. Ölü İmana aklanma gelmez. “Sadece İman” (solo fide) dediğimiz zaman meyveleri ve itaati olmayan bir imanın yaşayan bir iman olmayacağını ifade etmiş oluyoruz:
Heidelberg İlmihali 21. Gerçek iman nedir? Tanrı’nın kendi Sözünde gerçek olarak açıkladıklarına yalnızca bilgi ya da bilinçsizce bir inanış değildir; Kutsal Kitap aracılığı ile Kutsal Ruh’un bende yarattığı (içimde var ettiği), başka bir katkı olmadan İsa Mesih aracılığı ile bizler için kazanılan, başkaları için değil fakat benim de işlediğim günahların bağışlandığı, Tanrı önünde sonsuza dek aklandığım ve kurtuluş için kabul edildiğimden, derin-köklü bir emin olmadır.
2:18 Ama biri şöyle diyecektir: «Senin imanın var, benim eylemlerim var.» Eylemlerin olmadan sen bana imanını göster, ben de imanımı sana eylemlerimle göstereyim.
2:18 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/P şıkkına bakınız.
Gerçek İmana dair insanların gözlerine tek görünür kanıt Tanrı’ya itaatimizden gelen ve şükranlarımızı ifade ettiğimiz iyi işlerimizdir.
2:19 Sen, Tanrı'nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar!
2:19 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/R şıkkına bakınız.
Tanrıya “inanmak” ona kişisel güveni talep eder. Bu da yaşamımızı [iyi işler dahil] Tanrı’nın yüceliğine sunmayı getirir.
2:20 Ey akılsız adam, eylem olmadan imanın yararsız olduğuna kanıt mı istiyorsun?
“akılsız adam” sözü ahlaki açıdan söylenen bir yargı sözüdür.
2:21 Atamız İbrahim, oğlu İshak'ı sunağın üzerinde Tanrı'ya adama eylemiyle aklanmadı mı?
1:21-24 ayetleri imanın eylemlerle etkin kılınışında İbrahim’i en merkez örnek gösterir (Romalılar 4:1-25, Galatyalılar 3:6-9, Tekvin 15:6, Luka 7:35).
2:22 Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı, eylemleriyle tamamlandı.
2:22 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/S şıkkına bakınız.
2:23 Böylelikle, «İbrahim, Tanrı'ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı» diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu. İbrahim'e de Tanrı'nın dostu denildi.
İbrahim, gerçek olan imanı aracılığı ile iyi işler ürettiğinde (Tekvin 22) Onun hayatında kutsal yazıların amacı yerine gelmiş oldu (Tekvin 15:6).
2:24 Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.
bir kimsenin gerçek imana sahip olduğu onun ne yaptığı ve yapmadığı ile gösteriliyor.
2:25 Aynı şekilde, ulakları konuk edip değişik bir yoldan geri gönderen fahişe Rahav da bu eylemiyle aklanmadı mı?
2:26 Ruhsuz beden nasıl ölüyse, eylemsiz iman da ölüdür.
2:26 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/T şıkkına bakınız.
a 2:14-26 ayetlerini Matta 5:16 ayeti ışığında değerlendiriniz:
a 2:19 ayetini Matta 8:29, Luka 4:34 ayetlerini dikkate alarak “gerçek iman’ın” değerlendirmesini yapınız.
III/3-) Yakup 3
3:1 Kardeşlerim, biz öğreticilerin daha titiz bir yargılamadan geçeceğimizi biliyorsunuz; bu nedenle çoğunuz öğretici olmayın.
3:2 Çünkü hepimiz çok hata yaparız. Eğer bir kimse sözleriyle hiç hata yapmazsa, bütün bedenini de dizginleyebilen yetkin bir kişidir.
Kuşkusuz önderler de hata yapar. ancak dilini dizginlemesini bilmeyen birinin öğretmenlik veya önderlik yapması uygun görülmüyor. [I.Petrus 3:10].
3:1-12 ayetlerinde dilimiz kontrol altında tutmak konusuna değiniliyor. Öyleyse, özellikle imanımızın sınandığı zamanlarda, karışıklık içinde olduğumuz zamanlarda bilgeliği nasıl kullanmamız gerektiği konusunda bu ayetlerden bir iç görüş ediniyoruz.
3:2-13 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/O şıkkına bakınız.
3:2 ayet için İLAVE BÖLÜM-II/U şıkkına bakınız.
3:3 Bize boyun eğmeleri için atların ağızlarına gem vurursak, onların bütün bedenlerini de yönlendirebiliriz.
3:4 Bakın, gemiler de o kadar büyük olduğu ve güçlü rüzgârlar tarafından sürüklendiği halde, dümencinin gönlü nereye isterse, küçücük bir dümenle o yöne çevrilirler.
3:5 Bunun gibi, dil de bedenin küçük bir üyesidir, ama büyük işlerle övünür.Bakın, küçücük bir kıvılcım ne kadar büyük bir ormanı tutuşturabilir!
3:6 Dil de bir ateş, bedenimizin üyeleri arasında bir kötülük dünyasıdır. Bütün varlığımızı kirletir. Cehennemden alevlenmiş olarak yaşamımızın gidişini alevlendirir.
Atın ağzındaki gem ve geminin dümeni küçük olan şeyler oldukları halde büyük işler başarırlar. Eğer dil zapt edilemiyorsa kontrol altına alınamayan yangın gibidir. Kişinin kendisine ve çevresine zarar verir (dedikodu, yalan, iftira, yalan ant içmek, küfür, eksik ve hatalı düzeltmelerle bir metnin ya da söylevin değerini düşürmek).
3:7 Her tür yabani hayvan, kuş, sürüngen ve deniz yaratığı insan soyu tarafından evcilleştirilmiş ve evcilleştirilmektedir.
3:8 Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil, öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.
3:9 Dilimizle Rab'bi, Baba'yı överiz. Yine dilimizle Tanrı'nın benzeyişinde yaratılmış olan insanlara söveriz.
Dile getirilmesi gereken disiplini ayet insan ilişkileri üzerine olması gereken Kelami prensipler üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Tanrı’nın suretinde ve benzeyişinde yaratılmış bir kimseye yönelik sarf edilen sözler Tanrı’nın kendisine söylenmiş olur. Öyleyse bir taraftan dindar söylemler veren bir kişinin dilini kötüye kullanması ve düşünmeden söz söylemesi kabul edilemez bir durumdur. Özellikler Yakup Mektubunun yazıldığı yerel kiliselerin zayıf ve yardıma muhtaç insanlara yönelik bazen ayrım yapma hatasına düşmüş olduklarını hatırlarsak (2:1-13) Tanrı’nın bütün zayıf ve korumasız kimseler için olan özel ilgi ve merhametini sözlerimizle de açığa koymamız gerektiğini görürüz.
3:10 Övgü ve sövgü aynı ağızdan çıkar. Kardeşlerim, bu böyle olmamalı.
3:11 Bir pınar aynı gözden tatlı ve acı su akıtır mı?
3:12 Kardeşlerim, incir ağacı zeytin, ya da asma incir verebilir mi? Aynı şekilde, tuzlu su kaynağı tatlı su veremez.
3:13 Aranızda bilge ve anlayışlı olan kim? Olumlu yaşayışıyla, bilgelikten doğan alçakgönüllülükle iyi eylemlerini göstersin.
3:13-5:11 ayetleri bir bütünlük içinde Bilgelik ve Bilgeliğin Zor Zamanlarda (kavga, çekişme, ayrımcılık v.s.) Hayatımıza Etkisi üzerine bir yaklaşım verir. Çünkü Tanrı’dan gelen bilgelik bize yumuşaklık, alçakgönüllülük, barışçı olmayı (3:13, 17) kazandırır. Böylece bizler de bilgeliği yaşamın her alanında Tanrı’yı hoşnut edecek bir şekilde kullanırız.
Tanrı’dan gelen bilgelik (3:13-4:10),
Uygunsuz söz söylemek (4:11-12),
Övünerek haddini aşmak (4:13-17),
Zenginlerin uyarılması (5:1-6),
Sabrın önemi (5:7-11)
konularını ‘bilgelik ve hayatımıza etksi’ çerçevesinde değerlendiririz.
bilge ve anlayışlı olan kim: imanın, eylemleriyle birlikte gösterilmesini isteyen ayetlerden sonra Yakup Mektubu bilgeliğin de Tanrısal bir yaşamla gösterilmesini istiyor.
alçakgönüllülükle iyi eylemlerini göstersin: kendini beğenme ve aptallık elele yürüyen şeylerdir, aynı şekilde bilgelik de alçakgönüllülük ile birlikte yürür. Çünkü bilgelik açıkça yaşam kalitesini belirler ve alçakgönüllülüğü [ve diğer Mesihsel karakteri] içimizde büyütür.
3:14 Ama yüreğinizde kin, kıskançlık ve bencillik varsa övünmeyin, gerçeği inkâr etmeyin.
3:14 ayet için İLAVE BÖLÜM-II/V şıkkına bakınız.
kin, kıskançlık ve bencillik: kıskançlık ve bencillik, açgözlülüğü de yanında getirir. Bunlar da kişileri “ben-merkezli” yaparlar. Bu kişiler böylece sadece kendi arzularına hizmet ederler. Böyle bir kimse de “komşunu sev” diyen emri yaşayamaz. :Böylece 3:15 ayeti ışığında gökten gelen bilgelik ile “dünyanın bilgeliği” arasındaki fark güçlü bir şekilde ortaya çıkar.[13]
3:15 Böyle bir bilgelik, gökten inen değil, dünyadan, benlikten, cinlerden gelen bir bilgeliktir.
3:16 Çünkü nerede kıskançlık ve bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.
3:16 ayet için İLAVE BÖLÜM-II/V şıkkına bakınız.
3:17 Ama gökten inen bilgelik her şeyden önce paktır, sonra barışçıl, yumuşak ve uysaldır. Merhamet ve iyi meyvelerle doludur. Kayırıcılığı ve ikiyüzlülüğü yoktur.
3:17 ayet için İLAVE BÖLÜM-II/Z şıkkına bakınız.
gökten inen bilgelik: Tanrı’nın armağanı olan bilgelik aynı zamanda Tanrı’nın kendisinin paklığını yansıtır. Öyleyse bilgelik, Tanrı ile ilişki içinde olmanın bir ürünü olarak meydana çıkar. Çünkü Tanrı gerçek bilgeliktir ve bilgeliğin kaynağıdır. Gökten inen bilgelik barışseverdir: her tartışmada ya da sorunların ortasında uzlaşmayı arar. Gökten inen bilgelik yumuşaktır: sertlikle cevap vermez, başkalarının duygularına karşı düşünceli ve saygılı yaklaşır. Gökten inen bilgelik uysaldır: saygıyla dinler anlamaya çalışır. Gökten inen bilgelik merhametlidir: cimri değildir, başkalarının ihtiyaçlarına duyarlıdır ve merhameti kimseden esirgemez. Gökten inen bilgelikte kayırıcılık ve iki yüzlülük yoktur: içten ve tarafsızdır, adildir ve aldatıcılığı yoktur.
3:18 Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.
a YAKUP 3. bölümde Tanrısal gerçeklerin daha açık bir şekilde anlaşılması için dünyadan ve doğadan resimler gösterildiğini görmekteyiz: atın gemi, geminin dümeni, ormanın yanması, pınardan su çıkması, vahşi hayvanların evcilleştirilmesi, ağacın meyve vermesi... İsa Mesih gibi, Yakup da Tanrı’nın yaratılışından ve sağlayışından hoşnuttur. Öyleyse Yakup 3. bölüm ile Matta 5-7; 13, Yuhanna 6; 10. bölümlerini karşılaştırdığınızda nasıl benzerlikler buluyorsunuz?
III/4-) Yakup 4
4:1 Aranızdaki kavga ve çekişmelerin kaynağı nedir? Bedenlerinizin üyelerinde savaşan tutkularınız değil mi?
Kötü arzular kavgaya ve bölünmeye sebep olmaktadır. Bilgelikle kullanılmayan dil de kavga ve çekişlerin aracısı olmaktadır. Bütün bunların kaynağında olan şey ise kötü arzulardır.
4:2 Bir şey arzu ediyorsunuz, ama elde edemeyince adam öldürüyorsunuz. Kıskanıyorsunuz, ama isteğinize erişemeyince çekişiyor ve kavga ediyorsunuz. Elde edemiyorsunuz, çünkü Tanrı'dan dilemiyorsunuz.
Kıskançlık Tanrı’ya karşı bir günahtır. İnsanların, ihtiyaçlarını Tanrı’ya adanmışlık içinde getirmekte eksikleri olduğu zaman kendi arzularının ve kıskançlıklarının onları yönlendirdiği şeyi Tanrı’dan isterler. İhtiyaçlar ve arzular için dua etmek ise bilgelik gerektirir. Tanrı’ya kıskançlık ve çekişmeye sebep olan duygularla yaklaşanlar dualarına cevap alamıyorlar. Böyle bir durumda böyle kişiler dünyasallığın, açgözlülüğün, çekişmenin en uygun yeri haline geliyorlar.
4:3 Dilediğiniz zaman da dileğinize kavuşamıyorsunuz. Çünkü kötü amaçla, tutkularınız uğruna kullanmak için diliyorsunuz.
4:3 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/A.1 şıkkına bakınız.
Tanrı, kötü arzulardan kaynaklanan dileklere cevap vermiyor. Yanlış motivasyon ile dua etmek iman olmadan istemek gibidir:
Romalılar 14: 23Ama bir yiyecekten kuşkulanan kişi o yiyeceği yerse yargılanır; çünkü imanla yemiyor. İmanla yapılmayan her şey günahtır.
İbraniler 11:6 İman olmadan Tanrı'yı hoşnut etmek imkânsızdır.[14] Tanrı'ya yaklaşan, O'nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.
I.Yuhanna 3:21-22 Sevgili kardeşlerim, yüreğimiz bizi suçlamazsa, Tanrı'nın önünde cesaretimiz olur ve O'ndan her ne dilersek alırız. Çünkü O'nun buyruklarını yerine getiriyor ve O'nu hoşnut eden şeyleri yapıyoruz.
I.Yuhanna 5:14 Tanrı'nın önünde güvenimiz şu ki, O'nun isteğine uygun ne dilersek bizi işitir.
4:4 Siz ey vefasızlar, dünya ile dostluğun Tanrı'ya düşmanlık olduğunu bilmiyor musunuz? Dünya ile dost olmak isteyen, kendini Tanrı'ya düşman eder.
4:5 Sizce Kutsal Yazı boş yere mi şöyle diyor: «Tanrı, içimize koyduğu ruhu kıskançlık derecesinde arzu eder.»
Çıkış 20:3, 5; 34:14, Tesniye 32:21, Yeşu 24:19, Nahum 1:2.
Tanrı, inananlara Kutsal Ruh’u vererek onlarla birliktelik, kurmak ve derin bir ilişki içinde olmak istemiştir. Öyleyse Tanrı, bu sevgi ve dostluk ilişkisinin bölünmesine, inananlar ile arasına dünyasallığın girmesine tolerans göstermez.
4:6 Yine de bize daha çok lütfeder. Bu nedenle Yazı şöyle diyor:«Tanrı kibirlilere karşıdır,ama alçakgönüllülere lütfeder.»
4:7 Bunun için Tanrı'ya bağımlı olun. İblis'e karşı direnin, o da sizden kaçacaktır.
Şeytana nasıl karşı durursunuz? 1-) şeytanın var olduğuna inanırız, 2-) şeytanın işlerine karşı uyanık dururuz (II.Korintliler 2:11). 3-) her türlü ayartı, yalan, iftira ve diğer saldırılara “İsa Mesih” ismiyle karşı çıkarız.
3:17, 4:1-2 ayetleri ışığında 4:7 ayetine baktığımızda, eğer kilisenin disiplinine, öğretisine ve yönetimine karşı gelirsek, kötü ve katı duyguların bizi yıpratmasına fırsat tanırsak şeytanın zafer kazanmasına müsaade etmiş oluruz. Benliğimizin ve dünyasallığımızın ruhani hayatımızın önüne geçmesine müsaade ettiğimizde ise bağışlamada zorluklarla karşılaşırız ki, bu da şeytanın oyunlarıdır.
Luka 22:31 «Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır. II.Korintliler 4:4 Tanrı'nın görüntüsü olan Mesih'in yüceliğini bildiren müjdenin ışığı imansızların üzerine doğmasın diye bu çağın ilahı onların zihinlerini kör etmiştir.
I.Petrus 5:8 Ayık ve uyanık olun. Düşmanınız İblis, yutacak birini arayarak kükreyen aslan gibi dolaşıyor. 9 Dünyanın her yerindeki kardeşlerinizin aynı acıları çektiğini bilerek imanda sarsılmadan İblis'e karşı direnin.
4:8 Tanrı'ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır. Ey günahkârlar, ellerinizi günahtan temizleyin. Ey kararsızlar, yüreklerinizi paklayın.
4:7-8 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/A.2 şıkkına bakınız.
4:7-8 Tanrı’ya boyun eğin (bağımlı olun), iblise direnin, Tanrı’ya yaklaşın, ellerinizi temizleyin, yüreklerinizi paklayın: ayetler Eski Ahit’in tapınma kültürü içinden bir yaklaşım vermektedir:
Zekeriya 1: 3 Bu nedenle halka de ki, ‘Her Şeye Egemen RAB, bana dönün, ben de size dönerim diyor (II.Tarihler 15:2, Malaki 3:7).
İnananlar, iman ve tövbe ile Tanrı’ya boyun eğerek, kendilerini düzelterek, dünyasallığın ve iblisin işleri reddederek ilahi bilgeliği arayıp, kavga, çekişme ve kıskançlıktan kaçınmalı [Tanrı’ya yakın olmaya çalışmalıdır].
4:9 Kederlenin, yas tutup ağlayın. Gülüşünüz yasa, sevinciniz üzüntüye dönüşsün.
4:10 Rab'bin önünde kendinizi alçaltın, O da sizi yüceltecektir.
Kederlenin, yas tutup ağlayın: gerçek tövbe kendisini pişmanlılığın işleri ile gösterir.
4:11 Kardeşlerim, birbirinizi yermeyin (a). Kardeşini yeren ya da kardeşini yargılayan kimse (b), Yasa'yı yermiş ve Yasa'yı yargılamış olur (c). Ama Yasa'yı yargılarsan, Yasa'nın uygulayıcısı değil, yargılayıcısı olmuş olursun.
4:11 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/A.3 şıkkına bakınız.
birbirinizi yermeyin: yermek (kara çalmak), katı bir duygudur.Bir kimsenin yanlışlıklarını reklam yaparak o kimsenin ününe zarar vermeyi amaçlar. Yermek, kıskançlık duygusuyla ilişkili olduğu için şeytanın işlerini yansıtır. Bir Hristiyan diğer birini yerdiğinde ise Hristiyan paydaşlığına zarar vermiş olduğu gibi Kutsal Yasaya da karşı gelmiş (2:8-9) olmaktadır.
(a) I.Petrus 2:1 Bu nedenle her kötülüğü, her hile ve ikiyüzlülüğü, kıskançlıkları ve bütün iftiraları üzerinizden sıyırıp atın.
(b) Matta 7:1 «Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.
(c) Yakup 1:22 Tanrı sözünü yalnız duymakla kalarak kendinizi aldatmayın, bu sözün uygulayıcıları da olun.
4:12 Oysa tek bir Yasa koyucu ve tek bir Yargıç vardır; kurtarmaya ve mahvetmeye gücü yeten O'dur. Ya komşusunu yargılayan sen, kim oluyorsun?
4:11 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/A.4 şıkkına bakınız.
bu ayetteki “yargı” ifadesi 4:11 ayetindeki “yermek” kelimesi ile ilişkilidir. İnananlar olarak Hristiyan paydaşlığı içinde Tanrı’nın gözünde iyi olanı fark ederek devam etmek ve iblisten olan şeylerden kaçınmaya çalışarak paydaşlığı korumak önemli bir şeydir.
Romalılar 14:4 Sen kimsin ki, başkasının kulunu yargılıyorsun? Kulu haklı çıkaran da, suçlu çıkaran da kendi efendisidir. Kul haklı çıkacaktır. Çünkü Rab'bin onu haklı çıkarmaya gücü vardır.
4:13-14 Dinleyin şimdi, «Bugün ya da yarın filan kente gideceğiz, orada bir yıl kalıp ticaret yapacağız ve para kazanacağız» diyen sizler, yarın ne olacağını bilmiyorsunuz. Yaşamınız nedir ki? Kısa bir süre görünen ve sonra kaybolan bir buğu gibisiniz.
Hristiyanlar, yaşadıkları yaşamla ve yaptıkları gelecek planlarıyla gururla Tanrı’nın Sağlayışını önemsemeyen başkalarında benzememelidir.
4:15 Bunun yerine, «Rab dilerse yaşayacağız, şunu şunu yapacağız» demelisiniz.
4:13-15 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/A.5 şıkkına bakınız.
Rab dilerse: bu ifade ([EĞER] Rab Dilerse) bize öncelikle gelecekteki olayların bilinmezliğini ve o zamanın şartlarına bağlı olduğunu hatırlatmaktadır. Öyleyse geleceğe dair planlarda ilk öncelikli hatırlanması gereken şey yaşamlarımızın Tanrı’nın eli altında, kontrol altında olduğudur.
Elçilerin İşleri 18: 21 Ama onlara veda ederken, «Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim» dedi. Sonra Efes'ten denize açıldı.
I.Korintliler 4:19 Ama Rab dilerse yakında yanınıza geleceğim. O zaman bu küstahların söylediklerini değil, gücünü öğreneceğim.
I.Korintliler 16:7 Sizi öyle kısaca görüp geçmek istemiyorum. Rab'bin izniyle sizinle uzunca bir süre kalmayı ümit ediyorum.
İbraniler 6:3 Tanrı izin verirse, bunu yapacağız.
Bu ayet ilk Hristiyanlardan bu güne “Rab dilerse” (inşallah) ifadesinin günlük terminoloji içinde kullanıldığını göstermektedir.
4:16 Ne var ki, şimdi küstahlıklarınızla övünüyorsunuz. Bu tür övünmelerin hepsi kötüdür.
Bir Hristiyan Rab ile övünür (II.Korintliler 11:30; 12:5, 9).
4:17 Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.
4:17 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/A.6 şıkkına bakınız.
Günah ile ilgili olarak buradaki prensip hayatın her alanına uygulanabilir.
III/5-) Yakup 5
5:1 Dinleyin şimdi ey zenginler, başınıza gelecek felaketlerden ötürü feryat ederek ağlayın.
5:1 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/A.7 şıkkına bakınız.
zenginler: Kutsal Kitap zenginliği ya da zengin kişileri yargılamaz. Kutsal Kitap maddi zenginliği Tanrı’dan gelen bir bereket olarak gösterir. Ancak bu ayet burada bir genelleme yapıyor. Bu dünyada zenginler daha kolayca fakirleri istismar edebilir. Böylece dünyasal ayartıyla cömert olmayı başaramayanların kötülük ve istismarı arttırması daha kolaydır (bölüm IV.6).
Süleymanın Meselleri 10: 22 RAB'bin bereketidir kişiyi zengin eden,
RAB buna dert katmaz.
5:2 Servetiniz çürümüş, giysinizi güve yemiştir.
5:3 Altınlarınız, gümüşleriniz pas tutmuştur. Bunların pası size karşı tanıklık edecek, etinizi ateş gibi yiyecektir. Son günlerde servetinize servet kattınız.
çürümüş... güve yemiş... paslanmış...: Eğer zenginlik işçilerin hak ettiği ücreti reddederek günahla kazılmışsa bu bir bereket değildir, aksine Tanrı’nın yargısını getirir (bölüm IV.6).
5:4 Bakın, ekinlerinizi biçmiş olan işçilerin haksızca alıkoyduğunuz ücretleri size karşı haykırıyor. Orakçıların feryadı, tüm güçlere egemen olan Rab'bin kulağına erişti.
5:4 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/A.8 şıkkına bakınız.
haksızca alıkoyduğunuz ücretler: Tanrı’nın Yasasında ücretler sadece tam değil, zamanında ödenmelidir. Aksi bir durum Tanrı’nın yasasını çiğnemektir:
Levililer 19: 13 "Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.
Tesniye 24: 14 "Ücretle çalışan, gereksinimi olan, yoksul bir İsrailli kardeşinize ya da kentlerinizin birinde yaşayan bir yabancıya baskı yapmayacaksınız. 15 Ücretini her gün, güneş batmadan ödeyeceksiniz. Yoksul olduğu için güvencesi odur. Yoksa sana karşı RAB'be haykırır ve sen de günah işlemiş sayılırsın.
5:5 Yeryüzünde zevk ve bolluk içinde yaşadınız. Boğazlanacağınız gün için kendinizi besiye çektiniz.
Boğazlanacağınız gün: şimdi şişmanlamak bir bereket ise sonunda her bereket bir lanete dönüşüyor. Çünkü haksızlıkla kazandıkları sürece de samimiyetle şükredemezler. Böylece “boğazlanacağınız gün” ifadesi suçlarını ve yargıyı büyüten kimselerin alacağı karşılığa dikkat çekiyor.
5:6 Size karşı koymayan doğru kişiyi yargılayıp öldürdünüz.
Bu ayeti 5:4-5 ayeti ışığında değerlendirirsek, gücünü adil olmayan bir şekilde kullanıp masum insanları öldürmek suçu mecaz anlamda hak ettiği ücreti alamayan fakir insan ile özdeşleştiriliyor. 2:8 ayetine bakarsak burada da önceki ayetlerde yine zenginlik ile ilgili olarak bahsediyor.
5:7 Öyleyse kardeşler, Rab'bin gelişine dek sabredin. Bakın, çiftçi ilk ve son yağmurları alıncaya dek toprağın değerli ürününü nasıl sabırla bekliyor!
5:7-11 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/A.9 şıkkına bakınız.
5:8 Siz de sabredin. Yüreklerinizi güçlendirin. Çünkü Rab'bin gelişi yakındır.
5:9 Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.
Bu ayetler Mesih’in gelişinin yakınlığına acil bir şekilde dikkat çekiyor. Böylece Yeni Ahit’te çağın sonunda gelecek olan İsa’nın dönüşüne ilişkin umudumuz güçlü bir şekilde yeni hatırlatılıyor.
5:10 Kardeşler, Rab'bin adıyla konuşmuş olan peygamberleri sıkıntılarda sabır örneği olarak alın.
5:11 Sıkıntıya dayanmış olanları mutlu sayarız. Eyüp'ün nasıl dayandığını duydunuz. Rab'bin en sonunda onun için neler yaptığını bilirsiniz. Rab çok şefkatli ve merhametlidir.
5:12 Kardeşlerim, öncelikle şunu söyleyeyim, ne gök üzerine, ne yer üzerine, ne de başka bir şey üzerine yemin edin. `Evet'iniz evet, `hayır'ınız hayır olsun ki, yargıya uğramayasınız.
5:12 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/A.10 şıkkına bakınız.
5:12 ayetinden itibaren “birlik içinde kilisede yaşamak” konusu göze çarpıyor.
öncelikle: bu ayet Tanrısallığa güçlü bir şekilde birinci önceliği vermektedir. Günümüz dünyasında yanlış yemin etmek, yalan yere yemin etmek çok yaygın bir şeydir. Ancak Hristiyanlar imanı yaşamın her alanında korumalı ve inancının kutsallığını her durumda yaşamalıdır. Bu ayetin özündeki öğretiş İsa’nın emirlerinden gelmektedir (bölüm IV.6). Böylece söyleyebiliriz: Kutsal Kitap ant içmeyi yargılamıyor[15] ancak ant içmeyi hafife almayı yargılamaktadır:
5:13 İçinizden biri sıkıntıda mı? Dua etsin. Biri sevinçli mi? İlahi söylesin.
5:13 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/A.11 şıkkına bakınız.
5:14 İçinizden biri hasta mı? İnanlılar topluluğunun ihtiyarlarını çağırtsın, Rab'bin adıyla üzerine yağ sürüp onun için dua etsinler.
burada bahsedilen hastalık daha çok günahla ilişkili olarak ele alınmalıdır. Eğer cemaat içinde ölüme yaklaşmış bir kimsenin günahla ilgili bir problemi varsa (zengin adam örneğindeki gibi) -bu hastalık ruhsal olduğu bir, fiziksel de olabilir. O kişi için aracılık duaları (intercession) ve itiraf duaları yapılır. Böylece Mesih İsa’da yaşam ve imanımızı derinleşme sağlamak için o hasta kişiye sevgimizi gösterir Tanrı’nın vaatlerine yeniden güçlü bir şekilde bağlanmasını sağlarız. Denenmeler yüzünden yoldan sapmış kişileri ihtiyarlar tövbe aracılığı ile tekrar Tanrı’ya dönmeye çağırır. Yaşamda sağa sola sallanan bir kardeşin ölüm anında Mesih’teki güveninin tazelenmesi için ihtiyarlar tövbe ve itiraf duaları ile ona yaklaşır.[16]
5:15 İmanla edilen dua hastayı iyileştirecek ve Rab onu ayağa kaldıracak. Eğer hasta günah işlemişse, günahları bağışlanacak.
İmanla edilen dua: Kilisenin duası ölümde ve yaşamda her şeyin Tek sahibi olan Tanrı’ya yöneliktir. Bu yüzden hiç değişmeyen özel bir duayı okumaktan öte, imana dayalı, Tanrı’ya tapınmanın ayrıcalığı, Tanrının vaatlerinin sevincine ve güvenine dayalı olarak yani iman ile yapılan dua konusunu teşvik edilmektedir.
hasta günah işlemişse: hastalığı her zaman günahtan dolayı Tanrı’nın yargısının veya disiplininin bir sonucu olarak değerlendiremeyiz (Yuhanna 9:2). Ancak bazı hastalıklarımız günahla ilişkilidir (I.Korintliler 11:29-30).
5:16 Bu nedenle, şifa bulmak için günahlarınızı birbirinize itiraf edin ve birbiriniz için dua edin. Doğru kişinin yalvarışı çok güçlü ve etkilidir.
5:16 ayeti için İLAVE BÖLÜM-II/A.12 şıkkına bakınız.
5:17 İlyas da aynı bizim gibi bir insandı. Yağmur yağmaması için gayretle dua etti ve üç yıl altı ay yeryüzüne yağmur yağmadı.
5:18 Tekrar dua etti ve gök yağmurunu, toprak da ürününü verdi.
5:17-18 ayetleri için İLAVE BÖLÜM-II/A.13 şıkkına bakınız.
5:19-20 Kardeşlerim, içinizden biri gerçeğin yolundan saparsa ve biri onu yine gerçeğe döndürürse, bilsin ki, günahkârı sapık yolundan döndüren, ölümden bir can kurtarmış ve bir sürü günahı örtmüş olur.
AYRIMCILIK
Okuma: Yakup 2:1-4, 9
Yüzbaşı Kornelyus iman ettiği zaman bu imanının Mesih’te büyümesi için Tanrı ona Petrus’u dinlemesini söylüyor. diğer yandan o dönem kültüründe dindar insanların uluslardan kimseler ile yakınlaşması pek mümkün değildi. Bu yüzden Tanrı, Petrus’a bir görüm vererek onun yüreğini başka uluslardan kimselere müjdelemek için değiştiriyor. Bundan sonra Petrus konuşmasına şöyle başlıyor:
Elçilerin İşleri 10:34-35 O zaman Petrus söz alıp şöyle dedi: «Tanrı'nın insanlar arasında ayrım yapmadığını, ama kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul ettiğini gerçekten anlıyorum.
Yakup Mektubunun insanlar arasında ayırım yapma konusuna ilişkin ayetlerinin temelinde Mesih’in Müjdesindeki şu sözler yatmaktadır.
Luka 6:31 İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. 32 «Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile kendilerini sevenleri sever. 33 Size iyilik yapanlara iyilik yaparsanız, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile böyle yapar. 34 Verdiğinizi geri almak umudunda olduğunuz kişilere ödünç verirseniz, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile verdikleri kadarını geri almak koşuluyla günahkârlara ödünç verirler.
Öyleyse bizler ayrımcılık yaptığımızda İsa’ya karşı gelen Ferisiler gibi davranmış olmaktayız:
Luka 15:1 Bütün vergi görevlileriyle günahkârlar İsa'yı dinlemek için O'na akın ediyordu. 2 Ferisilerle din bilginleri ise, «Bu adam günahkârları kabul ediyor, onlarla birlikte yemek yiyor» diye söyleniyorlardı.
Ancak bizler insanları dış görünüşlerine ya da onlarla olan ilişkimize, işbirliğimize göre ayırmaya başlarsak Tanrı’nın lütfuna karşı gelmiş oluyoruz. Çünkü Tanrı’ya karşı biz bir şey ödemeden önce O bize oğlunu vermiştir:
Romalılar 5:8 Tanrı bize olan sevgisini şununla kanıtlıyor: biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.
Öyleyse Tanrı’nın sevgisini iyi anlamalıyız ve aynı zamanda bu sevgiyi Tanrı’nın sözünde açıkça yazıldığı üzere doğru bir şekilde başkalarına da göstermeliyiz (I.Korintliler 13). Böylece Tanrı halkı, Tanrı’nın bizi sevdiği gibi başkalarını da severse dünya değişir (I.Yuhanna 3:11-24).
a Yakup Mektubunda insanlar arasında ayırım yapmak konusundaki ayetleri gözden geçirdikten sonra Galatyalılar 2:11-21 ayetlerine bakarak Yakup Mektubunun uyarısı hakkında bir değerlendirme yapınız
IV. Bölüm: Mektubun Genel Öğretisi
IV.1) Mektubun Genel Karakteri: Mektup dağılmış (diaspora) olan on iki oymağa hitaben yazılmıştır. Diaspora kelimesi genelde İsrail’in dışında yaşayan Yahudiler için kullanılan bir kelimedir. Fakat Yakup[17] Mektubunun okuyucuları Hristiyan kimselerdi ve İstefan’ın[18] ölümü ile başlayan baskı sonucu Yeruşalim’den Roma dünyasının çeşitli yerlerine dağılmışlardı. Bu dağılmış olan oymakların içinde muhtemelen Yahudilikten gelen kimseler vardı. Çünkü Yakup Eski Ahitten yaptığı alıntıları kullanırken okuyuculara hitap şeklinden onların Eski Ahiti bilen kimseler olduğu kanaatine varmaktayız:
2:21Atamız İbrahim, 'oğlu İshak'ı sunak üstünde sunmakla yapılan işler sonucunda doğrulukla donatılmadı mı?[19]
Yakup, mektubuna başlarken kendisini kul olarak nitelendirerek (1:1) Mesih’in Rabliğini öncelikle güçlü bir şekilde vurgular. Çünkü Yakup’un hitap ettiği kimseler “Rab İsa Mesih’e iman edenler” topluluğudur (2:1). Bu topluluk Rab’bin gelişini bekleyen bir topluluktur (5:7-8). Bu yüzden topluluk iman hayatını Rab İsa Mesih adıyla devam ettirir (5:14-15).
Diğer yandan Yakup diasporada yaşayan Hristiyanlar kardeş[20] olarak hitap eder. Bu ifadenin o dönem kilisesinde Mesih’in öğretişinden[21] dolayı sık kullanılan bir ifade olduğu anlaşılmaktadır.
Mektup, denenmelerin sıklıkla yaşandığı o dönem kilisesine bunlardan zaferle ve bereketle çıkılabileceği öğretilerek başlar (1:2). Aslında bu denenmeler Elçisel hizmetin ve o dönem Hristiyan hayatının bir parçasıdır.[22] Ancak denenmelerin sonunda bir bereket vardır:
1:12: Ne mutlu denemeye dayanan kişiye! Denemeden başarıyla çıktığı zaman, Rab'bin kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır.
Ama dikkatli olmak gereklidir. Bazen ayartı bizim kendi kötü doğamızın sonucudur ve bu günah ve düşüş getirir (1:14-15). Yakup bizlere denenme ve dayanma konusunda uyarı yaptıktan sonra ruhani hayatta Tanrı ile olan ilişkimizi düzenleyici bir yaklaşım sunar (1:2-8).
1:22Tanrı sözünü yalnız duymakla kalarak kendinizi aldatmayın, bu sözün uygulayıcıları da olun. 23Bir kimse sözün dinleyicisi olup da uygulayıcısı olmazsa, aynada kendi doğal yüzüne bakan adama benzer. 24Adam kendini görür, sonra gider ve nasıl bir kişi olduğunu hemen unutur. 25Oysa mükemmel yasaya, özgürlük yasasına yakından bakan ve ona bağlı kalan, unutkan dinleyici değil de etkin uygulayıcı olan adam, yaptıklarıyla mutlu olacaktır.
1:27Baba Tanrı'nın gözünde temiz ve kusursuz olan dindarlık kişinin, öksüzlerle dulları sıkıntılı durumlarında ziyaret etmesi ve kendini dünyanın lekelemesinden korumasıdır.
2: 14Kardeşlerim, eğer bir kimse iyi eylemleri yokken imanı olduğunu söylerse, bu neye yarar? Öyle bir iman o kimseyi kurtarabilir mi? 15‑16Bir erkek ya da kız kardeş çıplak ve günlük yiyecekten yoksunken, sizden biri ona, «Esenlikle git, ısınmanı ve doymanı dilerim» derse, ama bedenin gereksindiklerini vermezse, bu neye yarar? 17Aynı şekilde, tek başına eylemsiz iman da ölüdür. 18Ama biri şöyle diyecektir: «Senin imanın var, benim eylemlerim var.» Eylemlerin olmadan sen bana imanını göster, ben de imanımı sana eylemlerimle göstereyim. 19Sen, Tanrı'nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar! 20Ey akılsız adam, eylem olmadan imanın yararsız olduğuna kanıt mı istiyorsun? 21Atamız İbrahim, oğlu İshak'ı sunağın üzerinde Tanrı'ya adama eylemiyle aklanmadı mı? 22Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı, eylemleriyle tamamlandı. 23Böylelikle, «İbrahim, Tanrı'ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı» diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu. İbrahim'e de Tanrı'nın dostu denildi. 24Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır. 25Aynı şekilde, ulakları konuk edip değişik bir yoldan geri gönderen fahişe Rahav da bu eylemiyle aklanmadı mı? 26Ruhsuz beden nasıl ölüyse, eylemsiz iman da ölüdür.[23]
3: 13Aranızda bilge ve anlayışlı olan kim? Olumlu yaşayışıyla, bilgelikten doğan alçakgönüllülükle iyi eylemlerini göstersin.
Samimi iman aynı şekilde dilini dizginlemeyi de gerekli kılar (1:26). Çünkü insanın öfkesi Tanrı’nın istediği doğruluğu sağlamayacaktır (1:19-20). Yakup, bizlerin dilimizi denetlememizi ister çünkü dilimizi denetlediğimizde var olan zorluklar içinde başkalarına Kelami olan cevabı verebiliriz. Eğer bunu yapamazsak kendi hatalarımızı onlara da taşımış oluruz (3:1-2). Atın ağzındaki gem yada geminin dümeni bir yön vermek için nasıl kullanılıyorsa bizler de dilimizi denetlediğimiz zaman bizi dinleyen kimselerin hayatlarına kelami bir yön vermiş oluruz (3:3-4). Dil denetlenmediği zaman ormanı yok eden ateş gibi tehlikeli bir şeydir (3:5-6). Yakup, Hristiyanların yaşadıkları toplumda inançlarının teolojik farklılığı kadar konuşma şekilleriyle de ayrı kimseler olması gerektiğini vurgular (3:7-10).[24] Çünkü Hristiyanlar dillerini denetleyerek konuştukları sürece Rab’bin güzelliğini yansıtacaklardır (3:11-12). Dilimizi denetlemeden konuşursak Yasa’yı da yargılamış oluruz (4:11, 16). O halde bir Hristiyan yarın için, gelecek için konuşurken planlarını Rab’be adamalı ve Rab dilerse diyerek konuşmalıdır (4:13-15). Denetlenmeyen dilin bir alışkanlığı da söylenmek ve homurdanmaktır (5:9). Diğer bir denetlenmeyen dil alışkanlığı ise bazen yemin etmekte kendini gösterir (5:12). Hristiyanlar bu durumda konuşurlarken çok dikkatli olmalıdırlar. Yakup dilini denetleme konusunu sürekli dua etmeye teşvik ederek mektubunu bitirir (5:13-18).
2:26 Ruhsuz beden nasıl ölüyse, eylemsiz iman da ölüdür.
Yaşayan iman denendiğinde (1.2-3) sabır üretir (1.3):
1:2Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğiniz zaman, bunu büyük sevinçle karşılayın. 3Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.
Yaşayan imanda kuşku yoktur (1:6-8) ve böyle bir iman cevaplanır (1:5):
1:6Yalnız hiç kuşku duymadan, imanla istesin. Çünkü kuşku duyan kişi rüzgârın sürükleyip savurduğu deniz dalgasına benzer. 7-8Tüm yaşamında böyle değişken, kararsız olan adam Rab'den bir şey alacağını ummasın.
1:5 Sizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe, azarlamadan veren Tanrı'dan istesin; Tanrı ona verecektir.
Yaşayan iman denenmelere dayanır ve sonsuz yaşam getirir:
1:12 Ne mutlu denemeye dayanan kişiye! Denemeden başarıyla çıktığı zaman, Rab'bin kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır.
Yaşayan iman inanmaktan öte bir şeydir (2.19-20) ve eylemlerle etkin ve mükemmel kılınmıştır:
2:19Sen, Tanrı'nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar! 20Ey akılsız adam, eylem olmadan imanın yararsız olduğuna kanıt mı istiyorsun?
2:22Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı, eylemleriyle tamamlandı.
Yaşayan iman Tanrı’ya inanır (2:23-25) ve Tanrı önünde doğrudur (2:23):
2:23Böylelikle, «İbrahim, Tanrı'ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı» diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu. İbrahim'e de Tanrı'nın dostu denildi. 24Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır. 25Aynı şekilde, ulakları konuk edip değişik bir yoldan geri gönderen fahişe Rahav da bu eylemiyle aklanmadı mı?
Efesliler 2:10 Çünkü biz, Tanrı'nın önceden hazırladığı iyi işleri yolunda yürüyelim diye Mesih İsa'da yaratılmış olarak Tanrı'nın eseriyiz.
Yakup ölü imandan bahsettiği zaman demek istediği şey şudur: Gerçek iman Tanrı’nın Müjdesini bilir ve bu Müjde ile aynı fikirdedir. Gerçek iman büyür ve doğruluk meyveleri üretir. Yani gerçek iman kişinin kendi gayretlerine veya çabalarına dayanmaz. Pavlus iman ile aklanmayı[28] öğretirken aslında kişinin işleriyle ve kişisel çabalarıyla kendi kurtuluşunu kazanabileceği yanlışına cevap verir. İşlerle kurtuluş lütuf ile kurtuluşa zıt bir öğretidir. Yani Pavlus’un vurgulamak istediği şey Tanrı’nın kurtuluşunu kişinin işlerle yaparak satın alamayacağıdır. Yani kişi imkansız olan bir şeyi işlerle değiştiremiyor. Yakup iyi işleri[29] yada dindarlığı bahsederken yaşayan Tanrı’ya dayalı bir imanı vurgulamaya çalışmıştır. Diğer yandan Yakup iyi işleri vurgularken imanın belirli bir üst doktrinsel bilgi ile elde edilebileceği yanlışına da karşı çıkmış olur.[30] Çünkü Tanrı’nın bir olduğunu bilmek iman sahibi olmak anlamına gelmemektedir (2:19). Tanrı birdir demek Mesih’in kurtarışını kabul etmek anlamını taşımamaktadır. Gerçek iman sadece aklı kapsayan bir bilgi değildir. Gerçek iman insanın her yönünü tümüyle kapsar. Pavlus ve Yakup İYİ İŞLERi Mesih’e samimi bir şekilde imanın ve güvenin sonucu olarak görürler.[31]
Ayrıca unutmamak lazım ki iyi işlerimiz asla mükemmel değildir,[32] iyi işlerimiz ancak (Mesih’e olan imandan dolayı) Tanrı’nın merhamet etmesi üzerine kabul edilirler.[33] Bizler iyi işler yaptığımızda Tanrı’ya olan minnettarlığımızı ifade etmiş olmaktayız. Bir Hristiyan kötü işler yapamayacağı için İYİ İŞLER yapar ve Tanrı da bizlere iyi işlerin yolunda yürümemiz için ödül vaat etmiştir.[34]
Yakup iman ve işler konusunda kafamızda oluşabilecek yanılgıları çözümlemek için bizlere öncelikle Müjdenin Özgürlük Yasası olduğunu hatırlatır (1:25). Bunun anlamı şudur: Bizler Mesih’i kabul ettiğimizde Kutsal Ruh bizleri mesh etmek ve yenilemek için bizi doldurur. Böylece Tanrı’nın Ruh’u bizlere Tanrı’ya itaat ve buyruklarını yapma arzusu verir. Böylece Hristiyan hayatını yaşarken pratik ettiğimiz kurallar uymak zorunda olduğumuz toplumsal kurallar yada yapılması iyi olan toplumun ahlaki kurallarından farklı olarak, yani dışsal kurallardan farklı olarak bizlerin doğal davranışları olmaya başlarlar. Böylece 1:27 ayetinde temiz ve kusursuz olarak bahsi geçen dindarlık dışsal değil ama içsel bir Yasayı izlemenin izliyor olmanın sonucu olur. Yakup iyi işleri gerçek bir imanın kanıtları olması yönüyle vurgulamıştır:[35]
Matta 5:11 «Bana olan bağlılığınızdan ötürü insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! 2 Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşamış olan peygamberlere de böyle zulmettiler (I.Petrus 1:6).
Yakup 1:2 Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğiniz zaman, bunu büyük sevinçle karşılayın.
Markos 11: 22İsa onlara şöyle karşılık verdi: «Tanrı'ya iman edin. 23Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa, `Kalk, denize atıl!' der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir. 24Bunun için size diyorum ki, duayla dilediğiniz her şeyi daha şimdiden almış olduğunuza inanın, dileğiniz yerine gelecektir.
Luka 8:50İsa bunu duyunca havra yöneticisine şöyle dedi: «Korkma, sadece iman et, kızın kurtulacak.»
Yakup 1:6Yalnız hiç kuşku duymadan, imanla istesin. Çünkü kuşku duyan kişi rüzgârın sürükleyip savurduğu deniz dalgasına benzer.
Matta 7:7«Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. 8Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır. 9Hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir? 10Ya da balık isterse ona yılan verir? 11Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerde olan Babanızın, kendisinden dileyenlere güzel şeyler vereceği çok daha kesin değil mi?
Yakup 1:5 Sizden birinin bilgelikte eksiği v