VAFTİZ VE VAFTİZLİ
YAŞAM
Kutsal Vaftiz tacı hayatımızın bütün günleri boyunca
şerefle taşımız için İsa Mesih tarafından teşkil edilip kuşaklar boyunca
uygulaması için Kiliseye verilmiştir.
Vaftiz; Hristiyanların yerine getirmesi gereken
sadece bir gelenek değildir. Vaftiz; hayatımızın her döneminde daima
hatırlayıp; koruyup geliştirmemiz gereken bir ruhsal gerçekliği temsil eder. “Vaftiz
Olmuş Olmak” tüm sıkıntı ve denenmelerde İsa Mesih’te tamamlanan
antlaşmanın vaatlerine ve bereketlerine paydaş olduğumuzu; Mesih’te galip
tarafta olduğumuzu, bu hayatta ve bundan sonrakinde canımız ve bedenimiz İsa
Mesih’e ait olmak üzere bu dünyada Kutsal bir yaşama çağrıldığımızı; evimizde,
işimizde, sokakta, kilisede, hayatın her alanında İsa Mesih’e hak ettiği
yüceliği vermeye çalışarak “seçilmişler” olarak yaşamaya çağrıldığımızı;
Tanrı’ya “ayrılmışlar” olarak bu dünyada ölüme kadar uzanan hac
yolculuğumuz boyunca Kutsal Kitap’a tanıklık eden bir hayata Tanrı tarafından
çağrılmış olduğumuzu hatırlatır.
Öyleyse yetişkin bir yaşta vaftiz olmuş kimselerin ya
da çocuklarını vaftiz ettirmek için kiliseye getiren ailelerin vaftiz hakkında
yeterli bir bilgiye sahip olmaları gerekir. Vaftizin Kutsal Kitap’taki yeri,
simgelediği ruhsal gerçeklerin önemi hakkında bilinmesi gereken şeyleri bilmek
de Kutsal Kitap’ı sürekli etüt etmeyi, düzenli bir şekilde kiliseye katılarak “Kutsalların
Birliğini” [ya da Azizlerin Paydaşlığını] yaşayıp, yetişmekte olan kuşağı
Kutsal Kitap öğretisi ve Tanrı korkusunda geliştirmeyi gerekli kılar.
Bu kitap ile inananları Vaftiz hakkında öğrenemeye;
bu sebepten de Kutsal Kitap’ı sürekli araştırarak düzenli bir şekilde devam
eden dua hayatı içinde iman, ümit ve sevgi dolu bir yaşam için Kutsal Kitap’ın
tüm gerçeklerini araştırmaya ve düşünmeye, Kutsal Kitap’ın tüm vaatlerine
sarılmaya davet ediyorum.
Saygılarımla,
Rev. İlhan Keskinöz
Vaftiz Övgüsü:
- Adem'de düşen
canlar Mesih'te kurtuluş buldu
Ey merhameti bol
Olan, Sana tapınır, Seni överiz.
- Kutsallıktan uzak
ölmüş canlara Mesih diriliş oldu
Ey kendisinde bol
yaşam Olan, Sana tapınır, Seni överiz.
- Dünya günahlıyken,
insanlık günahlıyken, Tanrı bizleri sevdi
Ey kurtarış dolu
Olan, Sana tapınır, Seni överiz.
- Bozulmuş, günahlı
canlar Mesih'te aklandı, Mesih'le yenilendi,
Ey lütfu sonsuz
Olan, Sana tapınır, Seni överiz.
- Kötülüğe tutsak
insanlık için beden alıp aramızda yaşadın
Ey kiliseyi evlat
Edinen, Sana tapınır, Seni överiz.
- İyi olandan uzak,
bozulmuş doğamıza lütfunu layık gördün
Ey insan bedenine
bürünen Rab, Sana tapınır, Seni överiz.
- Ölümü hakeden bize
sonsuz yaşamı verdin
Ey adalet ve sevgi
Pınarı, Sana tapınır, Seni överiz.
Rev. İlhan Keskinöz
Heildelberg İlmihali:
65. Yalnızca imanla Mesih’e ve O’nun
bereketlerine paydaş olduğumuzdan öyleyse bu iman nereden gelir?
Kutsal Müjdenin vaaz edilmesiyle1
yüreklerde iman var eden Kutsal Ruh,2 kullandığımız sakramentler
aracılığı ile imanı tasdik eder.3
1 Romalılar 10:17; I.Petrus 1:23-25
2 Yuhanna 3:5; I.Korintliler 2:10-14;
Efesliler 2:8; (Filipililer 1:29)
3 Matta 28:19, 20; I.Korintliler
10:16
66. Sakramentler nedir?
Sakramentler görmemiz için kutsal
işaret ve mühürlerdir. Bizlerin bunları kullanmasıyla Müjde’nin vaadini daha
iyi anlamamızı sağlasın ve bu vaade mührünü koysun diye Tanrı bunları teşkil
etmiştir.4
Ve Tanrı’nın Müjde’sinin vaadi
budur:
Yalnızca lütuf ile Mesih’in çarmıhta
tamamladığı eşsiz kurban sebebiyle günahlarımızın affı ve bize sonsuz yaşam
vermesidir.5
4 Tekvin 17:11; Tesniye 30:6;
Romalılar 4:11
5 Matta 26:27, 28; Elçilerin İşleri
2:38; İbraniler 10:10
67. Söz ve Sakramentler imanımızı
kurtuluşumuzun tek temeli olarak İsa Mesih’in çarmıh üzerinde kurban oluşuna
odaklama amacında mıdır?
Doğru! Kurtuluşumuzun tamamının
Mesih’in çarmıhtaki tek kurban olmasına dayandığını Müjde’de Kutsal Ruh bize
öğretir ve kutsal sakramentler aracılığı ile bizi bundan emin kılar.6
6 Romalılar 6:3; I.Korintliler 11:26;
Galatyalılar 3:27
68. Yeni Antlaşmada Mesih’in teşkil
etmiş olduğu kaç sakrament vardır?
İki: Vaftiz ve Rabbin Sofrası.7
7 Matta 28:19, 20; I.Korintliler
11:23-26
Eski Antlaşma döneminde Tanrı halkına iki ana ruhsal
tören (Sakrament) verilmişti. Bunlardan birincisi İbrahim zamanında verilen
‘Sünnet’, diğeri ise Musa zamanında verilen ‘Fısıh’ idi. Bunların her ikiside
İsa Mesih’in yapacağı kurbana işaret ettikleri için kan ile gerçekleşmekteydi.
Yeni Antlaşma döneminde Kiliseye yine iki ruhsal
tören ‘sakrament’ verilmiştir. Bunlardan biri Vaftiz, diğeri ise Rab’bin
Sofrası’dır. Bunlar İsa Mesih’in tamamlamış olduğu kurbana işaret ettikleri
için kansız gerçekleşirler.
Bu Ruhsal Törenler ruhsal lütufların görülebilir
sembolleridir. Bu semboller vaftizde su, Rab’bin Sofrasında ise ekmek ve
şaraptır. Sembollerin amacı, sembolize ettiği şeye dikkat çekmektir. Bu Ruhsal
Törenler Tanrı’nın İsa Mesih aracılığı ile insanlarla yaptığı Yeni Antlaşma’nın
mühürleridir. Mühür; Tanrı’nın, olduğunu ve olacağını söylediği şeylerin
gerçekliliğini ve geçerliliğini onaylar. İşaret ettiği lütfu pekiştirip
güçlendirir -Ama lütuf ve kurtuluşu kişiye kazandıran Sakramentler değildir-
Ancak mühürler Tanrı’nın vaatlerini simgeler. Kişiler kendilerini vaatlere
itaat etme yükümlülüğünden ayrı tutmayıp bu mührün kendi hayatlarında etkili
olması için Tanrı’nın Antlaşmasnı tutmalıdır. Eğer ortada ruhsal bir gerçek
yoksa bu mührün de bir etkisi de yoktur. Yani bu mühür işaret ettiği gerçeği
var etmez.
Sakrametler (ruhsal törenler) Lütuf
Antlaşmasının kutsal işaretleri ve mühürleridir. İsa Mesih’i ve O’nun
yararlarını temsil etmek amacıyla Tanrı tarafından oluşturulmuştur. Bu
törenlerin başka bir amacı da, kiliseye ait olanlarla olmayanlar arasındaki
ayrımı görebilmektir.
Antlaşma
Her ne kadar
Antlaşma çok geniş bir konu ise de Kutsal Kitabı özetleyen tek sözcük
antlaşmadır. Antlaşma Tanrı’nın günahlı insan için yaptığı işi açıklar.
Tanrı’yla aramızdaki bu antlaşma tamamıyla eşit bir antlaşma değildir. Çünkü
insiyatifi ele alıp antlaşma şartlarını belirleyen Tanrı’dır. Tanrı imanlıları
ve onların çocuklarını antlaşmaya dahil etmeyi uygun görmüştür. “Seninle
yaptığım antlaşma şudur: Birçok ulusun babası olacaksın” diyen Tekvin 17.4
ayetinde açıkça görüldüğü üzere Tanrı, İbrahim’i antlaşmasına bir baba olarak
katmıştır.
Tekvin
17. 11 Sünnet olmalısınız, sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
12 Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan herhangi bir yabancıdan satın
alınmış köleler de içinde olmak üzere sekiz günlük her erkek çocuk sünnet
edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu.
Bu ayetler
İbrahim’in Tanrı’sına iman eden ailelerin sekiz günlük her bebeğe antlaşmayı
simgeleyen sünnet mührü vererek Tanrı’nın topluluğuna dahil etmeleri
emredilmektedir. Bir anlamda sünnet; Tanrı’nın kendi halkı ile yaptığı antlaşma
ilişkisinin kutlanmasının seremonisidir. Tanrı İbrahim ile yaptığı antlaşmayı
iptal etmedi. Antlaşmayı halkın imansızlığı bile bozamadı. İsa Mesih’in gelişi
de antlaşmayı iptal etmedi.[2][2]
Antlaşmanın merkezindeki çehre hala aynıdır. Bunlar :
- Tanrı’nın antlaşmasına sadık kalma vaadi
- Tanrı’nın bizleri iman ve itaate çağırması
- Tanrı’nın imanlılar ve onların çocuklarına olan
ilgisi
- Tanrı’nın Antlaşmasal bir kurban konusundaki
ısrarı
Eğer Tanrı Yeni Antlaşmada Eski
Antlaşma boyunca sergilediği modeli değiştirecek olsaydı bunu önceden söylerdi.
Bu yüzden Eski Antlaşmadaki model Yeni Antlaşmada da aynıdır. Bu yüzden imanlı
ailelerin çocukları Tanrı’nın Halkına dahildir. Eski Antlaşma ile büyüyen Yeni
Antlaşma yetişkinleri Rab İsa Mesih’e iman ve itaat ettikleri zaman kendileri
ve aileleri Yeni Antlaşmanın vaftiz işaretini aldılar. Çünkü Yeni Antlaşma
onlara sünnetin yerini vaftizin aldığını öğretmiştir:
Koloseliler 2. 11Ayrıca
Mesih'in gerçekleştirdiği sünnet sayesinde günahlı benliğinizden soyunarak elle
yapılmayan sünnetle O'nda sünnet edildiniz. 12Vaftizde O'nunla birlikte
gömüldünüz ve O'nu ölümden dirilten Tanrı'nın gücüne iman ederek O'nunla
birlikte dirildiniz. 13Siz suçlarınız ve benliğinizin sünnetsizliği yüzünden
ölüyken, Tanrı sizi Mesih'le birlikte yaşama kavuşturdu. Bütün suçlarımızı O
bağışladı. 14Kurallarıyla bize karşı ve aleyhimizde olan yazılı antlaşmayı
sildi, onu çarmıha mıhlayıp ortadan kaldırdı.
Gerek sünnette gerekse vaftizde sergilenen resim İsa
Mesih aracılığı ile günahların kaldırılmasıdır. Sünnet imanlı ailelerin
çocukları içindi. İsa Mesih aracılığı ile sünnetin yerini alan vaftiz de aynı
şekilde imanlı ailelerin çocukları içindir. Sünnetin Vaftiz ile yer
değiştirdiğini öğreten Koloseliler ayeti olmamış olsaydı bile, Antlaşmadaki bu
bütünlük bebeklerin vaftiz edilmesi gerekliliğini anlamamız için yeterlidir.
Eski Antlaşmanın Mührü: Sünnet
a-) Tanrı ile olan beraberliğin bir işaretiydi[3][3].
b-) Günahtan arınmayı ve günahın getirdiği kirliğin
kalkmasının bir işaretidir.[4][4]
c-) İmanla gelen aklanmanın işaretidir.[5][5]
İbrahim iman etti ve imanının
işareti olarak sünnet mührünü aldı. Görülüyor ki, sünnet ve iman arasında bir
bağ vardır. Sünnet imanı simgelemekle birlikte, imanın sebebi değildir.
Tanrı’nın Antlaşmasında bir birlik ve süreklilik olduğu için, Yeni Antlaşma bu
noktada bizlere aksini belirten bir öğretişte bulunmadığı için kilise bu
ilkenin geçerliliğinin devam ettiğini kabul etmek durumundadır.
Galatyalılar 3.27 Vaftizde
Mesih'le birleşenlerinizin hepsi Mesih'i giyindi.
Elçilerin İşleri 22.16 Haydi, ne bekliyorsun? Kalk, O'nun adını anarak vaftiz ol ve günahlarından arın!
Bu ayetler Kurtuluş kelimesi yerine vaftiz
kelimesini kullanır. Bu ayetlerden sonra ‘Yeni Antlaşma dönemindeki
vaftiz sakramenti tek başına kişiyi kurtarıyor mu?’ sorusu akıllara
gelebilir. Bunun cevabı ise ‘HAYIR’dır. Vaftiz bir olayın simgesidir ve
simgelediği şeyi kendiliğinden gerçekleştirmez, simgelediği şeyi kendiliğinden
var etmez. Efesliler Mektubu lütuf ile kutulduğumuzu öğretmektedir:
Efesliler 2: 8 İman
yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır.
9 Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.
Romalılar Mektubu 4. bölüm de aynı şekilde lütuf ile
kurtulduğumuzu anlatır:
2Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı
vardır; ama Tanrı'nın önünde değil. 3Kutsal Yazı ne diyor? «İbrahim
Tanrı'ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı.» ... 9 ...«İbrahim,
imanı sayesinde aklanmış sayıldı.» 10Hangi durumda aklanmış sayıldı?
Sünnetliyken mi, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken. 11İbrahim
daha sünnetsizken imanla aklandığının kanıtı olarak sünnet işaretini aldı. Öyle
ki, sünnetsiz oldukları halde iman edenlerin hepsinin manevi babası olsun ve
böylece onlar da aklanmış sayılsın... 23‑24«Aklanmış sayıldı»
sözü, yalnız onun için değil, aklanmış sayılacak olan bizler, yani Rabbimiz
İsa'yı ölümden dirilten Tanrı'ya iman eden bizler için de yazıldı. 25İsa
suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için diriltildi.
[Lütuf ile kurtulduğumuza göre] Yani Sakrament işaret
ettiği gerçeği var edemez. Bu yüzden ciddi bir şekilde söylüyoruz ki,
günahlarımız yalnızca İsa Mesih’in çarmıhta dökülen kanı aracılığı ile
temizlenmiştir. Yaşamlarımız bu şekilde kutsal kılınmıştır.
Yeni Antlaşma döneminde görüyoruz ki, iman eden
kişilerin aileleri de vaftiz edilmekteydi. Lidya iman etti ve ev halkı vaftiz
oldu.[6][6]
Filipi’li gardiyan iman etti ve ev halkı vaftiz oldu. Pavlus aynı şekilde
İstefanas’ın ev halkını vaftiz ettiğini beyan eder.[7][7]
Tıpkı İbrahim’in iman edip ev halkının sünnet olması gibi... Ama bazılarımız bu
bölümlerdeki ev halkı içinde çocuk olup olmadığını bilmiyoruz diyebilir. Bu bir
varsayımdır. Bu, çocukların vaftiz edilmemesi gerektiğini savunan önyargının
varsayımıdır. Bir ev halkı sünnetinde olduğu gibi, bizlerde bu evlerin çocuksuz
olduğunu ve bu evlerde kalan hizmetçilerin de çocuksuz olduğunu iddia edebilir
miyiz? Kutsal Kitabın havarilerin gösterdiği yoldaki Yeni Antlaşma bölümü
Tekvin 17. bölümdeki kurtuluş mesajıyla Eski Antlaşmadan daha az zengin yada
daha az saygıdeğer değildir. Eski Antlaşma ve Yeni Antlaşma gerek anlam,
gerekse içerik olarak bir bütünlük içindedir. Yeni Antlaşmanın sadece işareti
yenidir, fakat iman eden ailelerin sorumluluğu ve katıldıkları bereket İbrahim,
İshak ve Yakup’unki ile aynıdır.
Tanrı her zaman başladığı işi tamamlar, her zaman
andını tutar ve vaatlerini yerine getirir. Bir gün Rab İsa Mesih tekrar gelecek
ve bizi kendi benzeyişine döndürecektir. O gün günahın izinden arınmış
olacağız. Tanrı kurtuluş işini tamamlayacaktır. İsa Mesih’in hayatına
baktığımızda Eski Antlaşmadaki peygamberliklerin ve vaatlerin O’nda
gerçekleştiğini görmekteyiz. İsa Mesih’in dağdaki vaazında peygamberliklerden
ve Kutsal Yasadan paylaştığını görmekteyiz. İsa Mesih sık sık Eski Antlaşmadan
alıntılar yaparak öğretişte bulunmuştur. O, kendisini Eski Antlaşma ile
ilişkilendirmektedir. Aynı şekilde Elçiler de Eski Antlaşmadan alıntılar
yaparak öğretişte bulunmuşlardır. Bu yüzden Matta 5.17-18 ayetlerinde şöyle
der:
Kutsal Yasa'yı ya da
peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz
kılmaya değil, tamamlamaya geldim. Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer
ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan ufacık bir harf ya
da bir nokta bile eksilmeyecek.
İsa Mesih bu sözlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere
Kutsal Yasa ile ters düşmüyor ya da Yasayı inkar etmiyor. Tersine Yasayı yerine
getiriyor ve tamamlıyor. İsa Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişi Yasa’nın
tamamlanması işidir.
Eski Antlaşma boyunca gördüğümüz kurbanlar İsa
Mesih’in çarmıhta kanını dökmesiyle tamamlanmıştır. Kurbanların işaret
ettikleri kişi olan Mesih gelince kan dökme işi sona ermiştir. İsa Mesih geldi
ve bizim günahlarımız için öldü; artık hayvan kanına daha fazla ihtiyaç yoktur.
Fısıh akşamı Yahudiler Fısıh kuzunu yerken Tanrı’nın
kendilerini ölüm meleğinden nasıl kurtardığını hatırlarlar. Böylelikle Mısır
diyarından ayrılabilmişlerdir.
Ele verildiği akşam İsa Mesih havarilerle birlikte
sembolik olarak Fısıh kuzusunu yedi. O akşam yemeğinde kutsadığı ekmeği ‘bu
sizin uğrunuza feda edilen benim bedenimdir’ diyerek havarilere verdi. Aynı
şekilde şükrettiği kaseyi ‘bu kase, sizin uğrunuza akıtılan kanımla
gerçekleşen yeni antlaşmadır’ diyerek havarilere verdi.[8][8]
Böylelikle Fısıh yemeğinin işaret ettiği şey İsa Mesih’te açıklanmış ve
tamamlanmış oldu. Fısıh Yemeği Rab’bin Sofrası ile yer değiştirdi. Aynı şekilde
antlaşmasal bir düzen içinde sünnetin yerini de vaftiz almıştır.
Gerek sünnet gerekse vaftiz sakramentindeki
benzerliklere dikkat edelim. Eski Antlaşmada Kurtuluş işareti sünnet
iken, Yeni Antlaşmada Vaftiz olmuştur. Aşağıdaki sorular ışığında bu
gerçekleri biraz daha düşünelim.
1. Eski
Antlaşma döneminde İbrahim’in Tanrı’sına iman edenler ne yaptı?
Sünnet oldu.
2. Eski Antlaşmada
içsel temizliğin dışsal işareti neydi?
Sünnet.
3. Eski
Antlaşmada imanlılar topluluğuna bir kişinin girişinin işareti neydi?
Sünnet.
Aynı soruları Eski Antlaşma yerine Yeni Antlaşma ile
soralım:
1. Yeni
Antlaşma döneminde İbrahim’in Tanrı’sına iman edenler ne yaptı?
Vaftiz oldu.
2. Yeni
Antlaşmada içsel temizliğin dışsal işareti neydi?
Vaftiz.
3. Yeni
Antlaşmada imanlılar topluluğuna bir kişinin girişinin işareti neydi?
Vaftiz.
Bu sebepten Hristiyan ailelerin çocukları sünnet
olduğunda Pastörler ya da kilise görevlileri özel bir ziyaret ya da ayin
düzenlemezler. Çünkü sünnet artık Kurtuluş işareti değildir. Bu yüzden
çocukları doktora teslim etmek yeterlidir. Aynı şekilde yetişkin yaşta Rab’be
iman edenlerden Kilise bugün sünnet olmasını talep etmiyor, çünkü sünnetin
yerini vaftiz almıştır.
Yahudilikten gelen bazı Hristiyanlar sünnet işaretini
taşımayan ve başka uluslardan gelen Hristiyanlara sünnet olmaları gerektiğini
söylediğinde aralarında büyük bir tartışma başladı. Elçi Pavlus bu durumda
hassas olan Hristiyanlara şöyle dedi:
Koloseliler 2: 11-12 Ayrıca
Mesih'in gerçekleştirdiği sünnet sayesinde günahlı benliğinizden soyunarak elle
yapılmayan sünnetle O'nda sünnet edildiniz. Vaftizde O'nunla birlikte
gömüldünüz ve O'nu ölümden dirilten Tanrı'nın gücüne iman ederek O'nunla
birlikte dirildiniz.
Pavlus ‘elle
yapılmayan sünnet’ ifadesini kullandığında onların aslında vaftiz
olduklarında sembolik olarak sünnet olmuş olduklarını ifade etti. Yeni Antlaşma
inancının kökleri Eski Antlaşmadadır. Bizler çocuklarımızı vaftize
götürdüğümüzde, İbrahim’in oğlu İshak’ı sünnet etmesi örneğini izlemiş
oluyoruz.
Tekvin 6. bölümde Nuh’un hikayesini okumaktayız. 8.
ayet oldukca açık: “Fakat Nuh Rab’bin gözünde inayet buldu”. Aynı
şekilde 9. ayet ise Nuh için “sadık bir adamdı, kamildi ve Allah
ile yürüdü” ifadelerini kullanır. Nuh gemi yapıp içine bindiğinde yalnız
başına mıdır? Hayır! Çünkü Nuh inayet bulmuş, kamil bir adamdır;
bu yüzden Tanrı Nuh ile birlikte Nuh’un karısı ve çocuklarıyla birlikte
çocukların eşlerinin de gemide olmasını istemiştir. Neden? Çünkü Nuh Allah
ile yürüyen birisidir. Tanrı Nuh’un ailesini ayrı tutabilirdi ama Tanrı
kendi halkının ailesine daima özel bir önem vermiştir. I.Petrus Mektubu Nuh’un
ailesiyle birlikte gemiyle sudan geçmesini vaftizle ilişkilendirmektedir. Çünkü
vaftiz inanan büyükler ve onların ev halkıyla birlikte yapılan bir şeydir.
İbrahim’in çocukları ve torunları yokken, onlar daha
doğup büyüyüp imanlarını açıklamamışken Allah İbrahim’le yaptığı kurtuluş
antlaşmasının İbrahim’in çocuklarını da kapsadığını söylemiştir.[9][9]
İbrahim’in soyu Mısır diyarında çoğaldıklarında kölelik sebebiyle inleyip
feryat ettiklerinde Allah İbrahim ile yaptığı antlaşmadan dolayı İsrail halkına
yardım etti.
Çıkış
2: 24 Tanrı iniltilerini duydu. İbrahim, İshak ve Yakup'la yaptığı
antlaşmayı anımsadı. 25 İsrailoğulları'na baktı ve onlara ilgi gösterdi.
Sayıları bir milyondan fazla olan bu köle insanlara
Allah neden ilgi gösterdi? Çok namuslu ve dürüst köleler oldukları için mi?
Kendileri diğer insanlardan daha fazla mı iyiydiler? Diğer insanlardan daha
fazla mı özgürlüğü hak ediyorlardı? Hayır! Hayır! Hayır! Tam tersine Tanrı,
İsrail halkını seçilmeyecek bir nedenle seçti:
Tesniye 7: 6 "Siz Tanrınız RAB için kutsal
bir halksınız. Tanrınız RAB, öz halkı olmanız için, yeryüzündeki bütün
halkların arasından sizi seçti. 7 RAB'bin sizi sevmesinin ve seçmesinin nedeni
öbür halklardan daha kalabalık olduğunuzdan değil. Siz sayıca öbür halklardan
azdınız. 8 RAB size sevgisini göstermek ve atalarınıza ant içerek verdiği sözü
yerine getirmek için güçlü eliyle sizi Mısır'dan çıkardı; köle olduğunuz
ülkeden, Mısır Firavunu'nun elinden sizi kurtardı. 9 Tanrınız RAB'bin Tanrı
olduğunu bilin. O güvenilir Tanrı'dır. Kendisini sevenlerin, buyruklarına
uyanların bininci kuşağına kadar antlaşmasına bağlı kalır, sevgisini gösterir.
Tanrı bu halkı önemsedi çünkü onlar İbrahim’in
(antlaşmanın) çocuklarıydı, bir vaadin çocukları olarak yeryüzündeki halkların
arasından seçilmişlerdi.[10][10]
Yeni Antlaşma dönemindeki halk da aynı şekilde İbrahim’le yapılan antlaşmanın
sonucu olarak seçilen İsrail halkı ile benzer bir şekilde seçilmiştir.
I.Korintliler 1:
26Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz insan ölçülerine göre
bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz. 27Ama Tanrı, bilgeleri utandırmak
için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf
saydıklarını seçti. 28Tanrı, dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için,
dünyanın önemsiz, soysuz ve değersiz gördüklerini seçti. 29Öyle ki, Tanrı'nın
önünde hiçbir insan övünmesin.
Süleyman ciddi şekilde hatalar
yaptığında Allah ona şöyle konuştu:
I.Krallar
11: 11 Seninle yaptığım antlaşmaya ve kurallarıma bilerek uymadığın için
krallığı elinden alacağım ve görevlilerinden birine vereceğim" dedi,
12Ancak baban Davut'un hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun
kral olduktan sonra yapacağım.
Süleyman’ın günahı yüzünden krallık bölünecekti ama
Rab, Süleyman yaşarken bunu yapmadı, çünkü o Davud’un oğluydu. Tanrı,
Süleyman’a babasından dolayı ilgi gösterdi.
Bu durum bize açıkca gösteriyor ki, Tanrı’nın
antlaşması çocukları da kapsıyor ve bu yüzden antlaşma işareti çocuklara
verilmelidir. Çünkü antlaşma çocukları Rab’be ayrılmıştır, onlar Rab’bin
gözünde özeldir.
Tanrı’nın antlaşması bizler için o derece bağlayıcı
ki, babaların günahını da Tanrı çocuklardan sormaktadır:
Çıkış
20. 5 ... Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım. Benden nefret edenin
babasının işlediği günahın hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan
sorarım.
Çıkış 34: 7 Binlercesine sevgi gösterir,
suçlarını, başkaldırılarını, günahlarını bağışlarım. Hiçbir suçu cezasız
bırakmam. Babaların işlediği günahın hesabını oğullarından, torunlarından,
üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.
Tanrı, Süleyman’a babası Davud’dan
dolayı lütuf gösterdi. Rehoboam Süleyman’ın oğluydu ve babasından sonra kral
oldu. Bu krallık döneminde ise ülke bölündü. Rehoboam babası Süleyman’ın işlediği
günahın yargısına uğradı. Çünkü Allah zaten Süleyman’a krallığın oğlunun
döneminde bölüneceğini söylemişti. Eğer bu dünyada işlediğimiz günahların kendi
çocuklarımızı etkileyeceğini iyi anlamış olsaydık; bu gün Hristiyan anne
babalar daha dikkatli bir yaşayış içinde olacaklardı. İbrahim’in, Tanrı’nın
onun soyunu bereketleyeceğini bilerek ölmesi aslında ölümünde bile ona büyük
destek ve esenlik olmuştur. Tanrı kendi çocuklarını daima özel bir ilgi ile
koruyacaktır. Tanrı’nın İsrail ailelerine olan ilgisini bilen Davut bu yüzden
şöyle diyor:
Mezmur 103.17 Fakat Rab’bin inayeti ezelden ebede
kadar
kendisinden korkanlar üzerindedir;
Ve adaleti oğulların oğullarınadır
Tanrı’nın, antlaşmasına olan bakış açısını ve
antlaşmasına olan sadakatini çok iyi bilen Zekeriya, bu gerçeği itiraf ettiği
şükran ilahisinde Tanrı’nın Yeni Antlaşma döneminde de antlaşma için olan
düşüncesinin aynı olduğunu öğretmektdir:
Luka 1.68, 72 İsrail’in Tanrı’sı olan Rab’be
övgüler olsun!
Çünkü halkının yardımına gelip onları fidyeyle
kurtardı.
… Böylece atalarımıza merhamet ederek
kutsal antlaşmasını anmış oldu..
Tanrı atalarımızla yapmış olduğu antlaşmaya sadık
kalıp halkına (kuşaklar sonraki halkına) merhamet göstermiştir. Aynı gerçek
Meryem’in şükran ilahisinde de zikredilir:
Luka 1.50, 54-55 Kuşaktan kuşağa kendisinden
korkanlara merhamet eder
… Atalarımıza söz verdiği gibi,
İbrahim’e ve onun soyuna sonsuza dek
merhamet etmeyi unutmayarak
kulu İsrail’in yardımına yetişti.
Babaların imanından dolayı
çocukların kutsanması örneğini Yeni Antlaşmada da görmekteyiz:
Matta 9.18-19, 23, 26: Havra yöneticisi İsa Mesih’in
önünde secde edip ölmüş olan kızını diriltmesini istemiştir. İsa kızı diriltir.
Bu, kızın imanından dolayı mıdır yoksa İsa’ya secde kılıp onun üzerine elini
koyarsan, dirilecek diyen babanın imanından dolayı mıdır? Bir ölünün iman
açıklaması yapması beklenemeyeceği üzere babanın imanından dolayı Rab kızı
diriltmiştir. Açıkça görülüyor ki, Eski Antlaşma dönemindeki Tanrı’nın antlaşmaya
ve antlaşma ailesine olan ilgisi Yeni Antlaşma döneminde de aynıdır.
Matta 17.14-18: İsa Mesih’in önünde diz çöken babanın
saralı çocuğunun iyileştirilmesi yine aynı gerçeği vurgulamaktadır.
Luka 7.11-17: İsa tek oğlu ölmüş olan acılar içindeki
dul bir kadına merhamet gösterir. Bunu ölmüş olan oğul için için değil,
yaşamakta olan annenin hatırına yapar.
Luka 19.1-9: İsa vergi görevlisi Zakay’ın evine
geldiği zaman “Bu ev bugün kurtuluşa kavuştu” diye bir ifade kullanır.
İsa “Zakay kurtuluşa kavuştu” ifadesini neden kullanmaz? Çünkü Zakay
evin başıdır ve Rab’be iman etmiştir. Eski Antlaşma kültürüne uygun bir ifade
ile İsa tek bir kişi için değil bütün bir ev halkı için konuşur.
Bu sebepten Pentikost günü Petrus’un …bu vaat
size, çocuklarınıza… diyerekten Eski Antlaşmadan bu güne kadar bilinen,
Tanrı’nın devam eden işinin Yeni Antlaşma döneminde de geçerli olduğunu
bildirmiştir.
I.Korintliler 7.14: Çünkü iman etmemiş koca, karısının aracılığıyla, iman etmemiş kadın da
imanlı kocasının aracılığıyla kutsanır. Aksi halde çocuklarınız kutsanmamış
olurdu. Şimdiyse kutsaldırlar.
Korint kilisesi putperest
dünyadan Rab’be dönenlerin çoğunlukta olduğu bir topluluk olarak İsa Mesih’e
iman etmeden önceki yaşantılarıyla bağlantılı bir problemle karşılaşmıştı.
Eşlerden biri putperest diğerinin Hristiyan olduğu bir durumda Hristiyan olan
eşin hayatı güçlü bir biçimde değişmişti. Bu durumda kişi putperest eş ile
yaşamaya devam mı edecekti? Pavlus Hristiyan olmayan taraf yaşamaya razı ise
Hristiyan tarafın ayrılmayı düşünmemesini söylemektedir. Pavlus’un bunu
söylemesinde ki amaç ise iman eden eş aracılığı ile diğer eşin kutsandığı, iman
eden eş aracılığı ile çocukların kutsandığı gerçeğidir. Burada gördüğümüz
öğretiş yine bir kişinin imanı aracılığı ile kutsanan ev halkıdır.
Bu gerçekler ışığında bazıları, imanlı ailelerin
çocukları vaftiz olmalıdır, gerisi kolaydır, diye düşünebilir. Hatta bazıları
sanki yangın sigortası yaptırırmış gibi sadece vaftiz yaptırırlar. Böyle bir
durumda bu ev ile Hristiyan olmayan komşu ev arasında fark görünmeyecektir.
Eğer karı koca birbirini İncil’de emredilen şekilde
sevmiyorsa, eğer çocuklara Kutsal Yazıları öğretmiyorlarsa, eğer çocukları
Tanrı Sözünde yazıldığı şekilde yetiştirmiyorlarsa, eğer aileler çocuklarıyla
birlikte dua etmiyorsa, eğer çocukları için dua etmiyorlarsa, eğer ev halkının
düzenli bir kiliseye katılımı ve bir kilise üyeliği söz konusu değilse, eğer ev
halkı diğer Hristiyan ailelerle paydaşlık içinde değilse, eğer çocuklara
düzenli olarak kiliseye katılmak aşılanmamışsa, eğer çocuklar kilisenin
öğretisi ve disiplini altına girmemişse vaftiz olmuş çocuklar büyüdüklerinde
başka çocuklardan bir fark görmeyebilirsiniz. Bizleri Tanrı’nın ev halkı yapan
antlaşma, bizlere bir sorumluluk yüklemektedir. Tanrı bir kurtuluş işareti olan
sünneti İbrahim’e verdiği gibi çocuklarını sünnet etme emrini de vermiştir. Ama
aynı zamanda sünnet kişiye bir sorumluluk da vermiştir:
Tekvin
18: 19 İbrahim'i, doğru ve adil olanı yaparak yolumda yürümeyi oğullarına ve
soyuna buyursun diye seçtim. Öyle ki, ona verdiğim sözü yerine getireyim.
Bu ayetler bize İbrahim’in
sorumluğunu açıkca göstermektedir. İbrahim’in sorumluluğu Tanrı hakkındaki her
konuyu çocuğuna anlatmasıdır. İbrahim’in çocuğunu sünnet etmesi Tanrı’nın
otamatik olarak o çocuğu kurtarması anlamına gelmemektedir. Bu İbrahim’in
çocuğunu Rab’be kaldırdığı ve O’nun özel ilgisine bıraktığı antlaşmanın
işaretidir.
Çocuklara matematik, bilim, sanat, yüzme, iş, futbol
v.s. öğretmek için harcadığımız zaman ve çabayı onları tanrısallık yolunda
yürütmek için de harcıyor muyuz? Çocuklarımıza kurtuluş işareti vermek onları
Tanrı’nın yönetimine kaldırmak demektir. Çünkü çocuklarımız bizim değil, önce
Tanrı’nındırlar; sahip olduğumuz her şeyi bize O vermiştir. Bizler
hizmetçileriz, O ise efendidir. Aksi takdirde Tanrı’nın efendimiz olduğu
gerçeğini göz ardı etmiş oluruz.
Kurtuluş isareti olan vaftiz bir çocuğa verildiğinde
o çocuk Tanrı’nın emirlerini tutmaya çağrılmıştır, tövbe edip İsa’yı izlemeye
çağrılmıştır. Eğer imanlı bir ailenin çocuğu olarak vaftiz işaretini aldıysanız
dünya çocuklarının bilmediği bir Tanrısal bereketide almışsınızdır. Size iman
ailesinin bir üyesi olarak kilisede dua edilmiştir, sizler kilise ile birlikte
dua etme ayrıcalığını yaşarsınız, Tanrı’nın yasası ve merhameti iman ailenizde
size açıklanmıştır, iman ailesiyle birlikte her durumda çok özel bir paydaşlık
imkanına sahipsinizidir, dinlemek veya öğrenmek istediğiniz her zaman size
vaftizi yapan Kiliseniz ve bu kilisedeki iman aileniz Tanrı’nın mucizelerini ve
sözlerini size açıklayacaklardır. Bütün bereketleri ihmal edip eğer Rab’bin
sözüne göre yaşamıyorsanız sizi dünya çocuklarından daha büyük bir yargı
bekliyor demektir. Vaftiz, Tanrı tarafından İsa Mesih’e çağrılmanızdır.
Çocuğunu vaftiz yaptırmak isteyen aileler bunu bir
sosyal olay olarak yaptırmamalıdır. Bir anne babanın çocuğunu vaftiz ettirmesi
onlara çocuğun hayatı üzerinde çok büyük ruhani sorumluluklar verecektir. Eğer
çocuğunuzu vaftiz ettirmenize rağmen Tanrısal bir ortam ve öğretiş içinde
yetiştirip, disiplin etmezseniz onların kanı sizin başınıza olur. Çocuk da
işaretini aldığı bu antlaşmayı tutmak ve yaşamakla yükümlüdür. Bu yüzden İsa
Mesih Kefernahum’a geldiği zaman yargı gününde oranın hailinin Sodom’dan daha
kötü olacağını öğretir.[11][11]
Çünkü orada birçok mucizeler yapılmıştır. Yani Müjde ilan edilmiştir. Bu
durumda o kent daha fazla sorumludur.
Vaftizin Bizler İçin Anlamı
1- Mesih’le Birleşmenin İlanı:
Galatyalılar 3: 27 Vaftizde Mesih'le birleşenlerinizin hepsi Mesih'i giyindi.
Evlilik ile iki insan tanıklar önünde Tanrısal bir
onay ve bereket alarak birleşirler. Böylece iki insan bir olurlar. İki kişi,
kadın ve erkek yaptıkları bu antlaşmanın neticesinde birbirlerine yüzük verirler.
Bu yüzükler Baba, Oğlul ve Kutsal Ruh’ta yaptıkları antlaşmanın simgesidir. Bu
yüzükler, çiftlere birbirleriyle yaptıkları antlaşmayı hatırlatır. Bu anlamda
yüzükler bir süs eşyası olmaktan öte, bir insanın diğer bir insana verdiği bir
antlaşma sözünün sembolüdür. Vaftiz ise; insan ile Tanrı’nın diri Sözü olan
Mesih arasındaki birleşmeyi ifade eder. Giydiğimiz giysiler bazen zevkimizi ve
karakterimizi, bazen işimizi, bazen sosyal konumumuzu doğrudan veya dolaylı
olarak yansıtır. Vaftizde, Mesih ile olan bu birleşme sonucunda kişi, hayatında
Mesih’i yansıtacaktır (yansıtmaya çağrılmıştır). Tanrı ile olan birliktelik
geliştikçe Mesih’in kendisi de o kişide parlayacaktır. Vaftiz üzerimizdeki
elbise gibi Mesih’i dışarı yansıtmaya başladığımız bir yaşam değişikliğinin
işaretidir (öyle olmasına çalışmalıyız).
2- Tövbe:
Luka 3: 7 Yahya,
vaftiz olmak için kendisine akın eden kalabalıklara şöyle seslendi: «Ey
engerekler soyu! Gelecek olan gazaptan kaçmanız için sizi kim uyardı? 8Bundan
böyle tövbeye yaraşır meyveler verin! Kendi kendinize, `Biz İbrahim'in
soyundanız' demeye kalkmayın. Ben size şunu söyleyeyim: Tanrı, İbrahim'e şu
taşlardan çocuk yaratacak güçtedir. 9Balta daha şimdiden ağaçların köküne
dayanmıştır. İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılacak.» 10Halk ona,
«Öyleyse biz ne yapalım?» diye sordu. 11Yahya onlara, «İki mintanı olan, birini
hiç mintanı olmayana versin; yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla
paylaşsın» cevabını verdi. 12Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek
ona, «Öğretmenimiz, biz ne yapalım?» dediler.13Yahya onlara, «Size buyrulandan
daha çok vergi almayın» dedi. 14Bazı askerler de ona, «Ya biz ne yapalım?» diye
sordular.O da onlara şöyle dedi: «Kaba kuvvetle ya da yalan suçlamalarla
kimseden para koparmayın, ücretinizle yetinin.».
Mesih ile olan bu birleşme sonucunda kişi bundan
böyle Mesih’e ait olduğunu ifade eden bir yaşama çağrılmış olur. Vaftizci
Yahya’nın hizmetinde vaftiz çağrısı kadar etkin olan diğer bir şey ise tövbe
çağrısıydı. Bu anlamda vaftiz tövbekar bir yaşam için Mesihsel bir kutsama
almak demektir. Tövbekar bir yaşamı yaşayacak gücü ve desteği Mesih’te aramak
demektir. Vaftiz olan kişi artık yaşantısını değiştirmiştir.[12][12]
Evlilik andının işareti yüzükler olduğu gibi, tövbe dolu bir yaşam andının da
işareti ve mührü vaftizdir. Yahya vaftiz için tövbe çağrısında bulunduğunda şu
konulara dikkatimizi çeker :
a-) tövbeye yaraşır
meyveler verin:
İnsanlar gelecek olan bir yargıdan kaçmak
istemektedir. Diğer yandan vaftizin temsil ettiği bereketlerin getirdiği
sorumlulukları yerine getirmek istemezler. Yahya “tövbe edin” dediği
zaman anlatmak istediği şey hayatımızı değiştirmemiz gerektiğidir. Burada tövbe
olarak çevrilen kelime (Metanoeo) orjinal metinde ‘Aklını ve amacını
değiştirmek, yönünü değiştirmek’ anlamını içermektedir. Görülüyor ki,
ruhsal meyve üzülüp ağlamakla çıkmıyor. Bütün aklımızla ve bütün yüreğimizle
dönmek, kendimizi Tanrıya vermekle oluyor.
b) Biz İbrahim’in
soyundanız’ demeye kalkmayın
Bu ayette tövbe eden kişinin gururdan uzak kalması
gerektiğine dikkat çekilir. O devirde Yahudiler kendilerini diğer uluslardan
üstün görürlerdi. İbrahim soyundan oldukları için diğer ulusları aşağı bir
millet olarak görürlerdi. Oysa Tanrı kişileri İbrahim’in adından dolayı değil,
kendi lütfundan dolayı bağışlayacaktır. Kişiler kurtuluş güvencesini başka
kişilerin adından değil Tanrı’nın kutsal merhametinden almalıdırlar.
Dolayısıyla Yahya Peygamber tövbeden bahsederken Tanrı’dan başka şeylere
güvenmekten dönmeyi, kendisini başka ırk ve milletlerden üstün görmekten
dönmeyi bahsetmekteydi. Kişi gururdan dönerek, kendisini insanlık ailesinin bir
ferdi olarak görmeli ve alçakgönüllülüğü giyinmelidir. Kurtuluş kalıtsal olarak
aileden çocuklara geçen bir şey olmadığı için, İbrahim’in soyundan olmanın
yeterli olacağını düşünenlere Yahya’nın cevabı Şeria nehrinin taşlarını
göstermek olur. “Tanrı İbrahim’e şu taşlardan çocuk yaratacak güçtedir.”
Eğer cennette İbrahim’e çocuk gerekseydi, bu gururlu bir kimse olmasın diye
Tanrı taşlardan çocuk yaratarak İbrahim’e vermeyi tercih ederdi. Kendini başka
milletlerden üstün gören gururlu kişileri Tanrı İbrahim’e çocuk olarak
yakıştıramayacaktır.
c) İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılacak
Ayet bize tövbe etmenin aynı zamanda meyve vermek
olduğunu gösterir. Meyve ise Rab ile yürümenin sonucunda oluşur. Kişi Rab’bin
lütfunu tadar, tövbe eder. Rab ile girdiği bu ilişki onun hayatını değiştirir.
Çünkü kişi benliğin işleri olan Ahlaksızlık, pislik, sefahat, putperestlik,
büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke bencil tutkular, ayrılıklar,
bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgınca eğlencelerden[13][13]
arınmıştır. Kutsal Ruh’un kişi üzerinde çalışması neticesinde kişi meyve verir.
Bunun anlamı şudur: Sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık,
yumuşak huyluluk, özdenetim[14][14]
tövbe eden kişinin hayatında gittikçe artan bir şekilde ortaya çıkmaya başlar.
Kişinin yüreğindeki bu değişiklikler onun toplumsal hayatında da değişiklikler
yapar.
d) İki mintanı olan, birini hiç olmayana versin;
yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın
Yahya’nın öğretişinde tövbe edip meyve vermek; aynı
zamanda kendinde olanı başkalarıyla paylaşmak demektir. Kişi kendinde olan
meyveler sonucunda artık kötü olanı yapamayacağı gibi, iyi işlerle[15][15]
Kurtarıcı Tanrı’ya teşekkür etmektedir. Kendisine bağışlandığı gibi, kendisi de
başkalarına bağışlamak istemektedir. Artık kişi başka insanlar ve insanlık için
kaygı duymaktadır.
e) “Size buyrulandan daha çok vergi almayın… Kaba
kuvvetle ya da yalan suçlamalarla kimseden para koparmayın, ücretinizle yetinin
O devirde sistem yanlış kullanılmaya müsaitti. Yetki
ve güç sahibi insanların haksız kazanç edinmeleri zor değildi. “Komşunu
kendin gibi sev, komşunun malına göz dikme”[16][16]
diyen ayette olduğu gibi Tövbe eden kişi artık haksızlıktan kaçınan biri
olmalıdır. Artık kimsenin malına gözdikmemelidir. Zorbalık, haksızlık, iftira,
haksız kazanç kişinin hayatından çıkmalıdır. Kişi sahip olduklarıyla yetinmeli
yani açgözlü olmamalıdır.
Yahya günahların bağışlanması için halkı tövbe
vaftizine çağırıyordu.[17][17]
Pentikost günü Elçi Petrus aynı çağrıyı yineliyordu: …Tövbe edin, ... vaftiz
olun...[18][18].
I.Korintliler 6.9-10 Günahkârların, Tanrı'nın Egemenliğini miras almayacağını bilmez misiniz?
Aldanmayın! Ne cinsel ahlaksızlık yapanlar, ne puta tapanlar, ne zina edenler,
ne cinsel sapıklar, ne eşcinseller, ne hırsızlar, ne açgözlüler, ne ayyaşlar,
ne sövücüler, ne de soyguncular Tanrı'nın Egemenliğini miras alacaklardır. 11Bazılarınız
böyleydiniz; ama yıkandınız,
kutsal kılındınız, Rab İsa Mesih'in adıyla ve Tanrımızın Ruhu aracılığıyla
aklandınız.
Bu ayet vaftizdeki temizlemeye (tövbe etmek ve meyve
vermek) işaret ederek “ yıkandınız, kutsal kılındınız” ifadelerini
kullanır. Bazı kişiler bu ayetleri önce tövbe, sonra vaftiz tezi için
kullanırlar. Onlara göre küçük çocuklar tövbe edecek yaşa gelene kadar,
bağışlamanın ne olduğunu anlayana kadar vaftiz için beklemelidirler. Ancak
böyle bir tez bize bağışlanma için tövbe etmenin yeterli olduğu öğretisini
getirir ki, bu yanlıştır.[19][19]
Bağışlama Tanrı’nın işidir. Bağışlanma satınalınabilen bir mal değildir.
Bağışlama Tanrı’nın doğasında olan bir şeydir. Tanrımız bağışlayan bir
Tanrı’dır. Tövbe ile Tanrı’nın zaten bizim için yapmış olduğu bağışlamayı
alıyoruz. Bu anlamda vaftiz bir tövbe sakramenti değil, bir bağışlama
sakramentidir. Vaftiz için tövbe edecek yaşa gelmeyi beklemek, vaftizi kişisel
bir tanıklık olayı haline dönüştürür. Ancak Kutsal Kitap’ta vaftiz
kişinin tanıklığından daha fazla TANRI’NIN TANIKLIĞINA DAİR BİR İŞARETTİR.
Tövbe, günahların bağışlanması için tek başına yeterli değildir; bağış
yanlızca Tanrı’nın Mesih’te sunduğu karşılıksız lütufla gerçekleşir.[20][20]
3- Günahların Bağışlanması:
Markos 1: 4 Böylece
Vaftizci Yahya çölde ortaya çıktı. İnsanları, günahlarının bağışlanması için
tövbe edip vaftiz olmaya çağırıyordu.
Tövbe eden kişinin günahları İsa Mesih’te sunulan
karşılıksız lütuf ile bağışlanmıştır. Bu anlamda Vaftiz; günahların affını
simgelemektedir. Kişinin günahlarını yalnızca İsa Mesih’in kutsal kanının
temizlemeye yeterli olduğunun bir işaretidir. Vaftiz günahlarının affı için
yalnızca İsa Mesih’in çarmıhta akan kanının yeterli olduğunu, O’nun günahı
kaldıran bir kurban sunusu olarak sunulduğuna işaret eder.
4- Yeniden Doğmak:
Titus 3: 4-6 Ama
Kurtarıcımız Tanrı, iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi
kurtardı. Bunu, doğrulukla yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi
merhametiyle, yeniden doğuş yıkamasıyla ve Kurtarıcımız İsa Mesih
aracılığıyla üzerimize bol bol döktüğü Kutsal Ruh'un yenilemesiyle yaptı.
Bizleri İsa Mesih’te bağışlayan merhametli Tanrımız,
Kutsal Ruh aracılığıyla yeniden doğmamızı sağlamaktadır. Vaftiz; bizlerin yeni
bir hayat için yenilenmeye olan ihtiyacımızın yalnızca Kutsal Ruh’ta
karşılandığını gösteren bir mühürdür. Mesih’le birleşen ve günahı bağışlanan
kişi Kutsal Ruh aracılığı ile yeniden doğarak artık yeni bir yaratık olmuştur.
İsa Mesih bizleri günaha köle ve nefret dolu bir yaşamdan kurtardığı gibi
bizlerin doğruluğu olmuştur. Yeniden doğuş yıkamasıyla bizlere yeni bir yaşam
vermiştir.
Ancak kişiler vaftiz oldukları için
yeniden doğmazlar. Yeniden Doğuş Kutsal Ruh’un bir işidir. Yeniden doğuşu bize
veren iman değildir. Bize imanı veren Yeniden Doğuşumuzdur. Yani Yeniden
doğmadıkca inanıp iman edemeyiz.[21][21]
5- Tanrı’nın Çocuğu Olmak:
Galatyalılar 3: 26 Çünkü Mesih İsa'ya iman ettiğiniz için hepiniz Tanrı'nın oğullarısınız. 27Vaftizde Mesih'le birleşenlerinizin hepsi Mesih'i giyindi.
Tanrı akladığı günahkarı Mesih’te kutsayıp
neticesinde evlat edinmiştir. İsa Mesih’in beden alarak yeryüzüne gelip,
aramızda yaşadığına ve bizim günahımız için haça gerildiğine olan iman bizleri
Tanrı’nın evlatları yapmıştır. Tanrı’nın çocuğu olarak artık Tanrı’nın lütuf
tahtına cesaretle yaklaşabiliriz. Artık göksel krallığın sahibiyiz,
mirasçılarız. Tanrı’nın çocuğu olmak, Tanrı ile aramızdaki bozuk olan ilişkiyi
düzelttiği gibi insanlık ailesi olan ilişkimizi de yeniden düzenleyecektir.
Kişi İsa Mesih’te yeni bir aileye ve kardeşlere sahiptir. Bu da yeryüzünde
sahip olabileceğimiz en büyük zenginliktir.
6- Sonsuz Yaşama Kavuşmak:
Romalılar 6: 4Baba'nın
yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek
üzere vaftiz yoluyla O'nunla birlikte ölüme gömüldük. 5Eğer O'nunkine benzer
bir ölümde O'nunla birleşmişsek, O'nunkine benzer bir dirilişte de O'nunla
birleşeceğiz.
Vaftizinde günaha ölerek Mesih ile birleşen kişi,
Mesih ile devam eden birlikteliğinin sonucunda sonsuz yaşama kavuşacaktır. Bu
anlamda vaftiz bizlere Mesih’in ölümünü ve dirilişini de hatırlatır. Ölümü
yenmiş olan Mesih kilisenin diriliş ve çürümezlik umududur. Vaftiz; günaha
ölmeyi, ölüm aracılığı ile Mesih’le birleşmeyi temsil etmektedir. Mesih’e ait olarak
bir ölümde birleşenler, Mesih’te gerçekleşmiş olan dirilişte de O’nunla
birleşeceklerdir. Yani imanlı kişi sonsuz yaşamı alacaktır. Ve vaftiz bunu
kişiye hayatı boyunca hatırlatan bir işarettir.
7- Görünen Kiliseye Katılmak:
I.Korintliler 12.13 İster Yahudi ister Grek, ister köle ister özgür olalım, hepimiz bir
beden olmak üzere aynı Ruh'ta vaftiz olduk ve hepimizin aynı Ruh'tan içmesi
sağlandı.
Vaftiz ve tövbe, tüm yeryüzündeki ırkları bir görmeyi
gerektirir. İster Yahudi, ister Grek, İsa Mesih’te birleşmiş her kişi Göksel
Baba aracılığı ile kardeştir. Vaftiz, bu kişilerin ait olduğu Kutsal Evrensel
ve Elçisel Kilisenin bir işaretidir. İsa Mesih’in Ruhani bedenini yeryüzünde
teşkil eden topluluk farklı dillerden, farklı uluslardan, farklı kültürlerden
oluşur. Vaftiz; gözle görünen kilise[22][22]
dediğimiz, farklılıklarımızın BİR olduğu, Tanrı’nın bu dünyadaki kilisesine
üyeliğimizi gösteren bir işarettir. Kişi, vaftiz olduğu kiliseyi ve üyelerini
kendi ailesi olarak görür. Bu sebepten vaftiz; Mesih ile birleşme ve halkıyla
olan beraberliğimizin simgesi ve mührüdür.
Özet olarak; Mesih ile birleşmiş, tövbe etmiş ve
bağışlanmış, Kutsal Ruh aracılığı ile yeniden doğan, Tanrı’nın çocuğu olma
ayrıcalığına hak kazanmış ve sonsuz yaşama kavuşmuş kişi artık RAB İSA MESİH’E
AİTTİR. Böylece vaftiz göksel kimliğimizi hayatımızın her anında bize hatırlan
bir işarettir. Ölüm zamanı dahil, hayatın bütün zorluk ve denenmelerinde vaftiz
bizlere Mesih’te sahip olduğumuz kimliğimizi, Mesih’te vaat edilen bereketleri
hatırlatır ve bunları sıkı tutmak için teşvik eder.
[Mesih’in kanının üzerimize serpilmesiyle] İsa
Mesih’in ölümünün ve dirilişinin gücü Kutsal Ruh’un yenilemesiyle günahın
pisliğinden ve her suçtan arınma aracılığı ile (İbraniler 9.11-22) Mesih’le
olan beraberliğimizin ve birleşmemizin simgesi ‘Vaftiz’dir.
Vaftiz insanın işi değil, Tanrı’nın işi olarak
görülmelidir. Çünkü vaftizi insan icat etmemiştir, tersine vaftiz yüce
Tanrı’nın bir emridir. Rabbimiz vaftizi kilisenin hizmetinin ve tapınışının bir
parçası olarak teşkil etmiştir. Vaftiz, Tanrı’nın ilanı ve merhamet
antlaşmasının bir mührüdür. Çocuklar Tanrı sözünü anlamasa bile Tanrı’nın
kendisini bu şekilde ifade etmeye hakkı vardır. Bazen Hristiyanlar önce
iman, sonra vaftiz tezini ileri sürerek vaftizin Tanrı Sözünü anlayabilen
yetişkin imanlılar için olduğu tezini kabul ettirmeye çalışırlar. Ancak
bu tez vaftizi bir insan işi olarak gören, vaftizi kişiye bağlı bir karar gibi
gören anlayışın sonucudur. Bu durumda insan [ve insanın kararı] vaftizin (yani
Tanrı emrinin) önünde ve merkezinde yer alır. Oysa vaftizin merkezinde
Tanrı vardır.
Vaftizde Tanrı işler, Tanrı konuşur. Çünkü vaftizi
icat eden ve onu bize emreden yüce Tanrı’nın kendisidir. Bu yüzden çocukların
vaftiz olması gerektiğini düşünen Hristiyanlar vaftizde önceliğin Tanrı’nın
olduğunun bilincindedir. Vaftizde biz Tanrı’ya değil, Tanrı bize sesleniyor.
Ayrıca bu noktada, “Tanrı kendi kutsal vaadini neden çocuklara konuşmasın?”
sorusunu sormak ve düşünmek durumundayız. Bizler yeni doğmuş bir bebeğin
annesi, babası, kardeşleri ya da akrabası olarak onunla sürekli konuşmuyor
muyuz? Çocuk anlamadığı halde ona konuşmakta ısrarcı değil miyiz? Anlamasa bile
çocuğa, onu sevdiğimizi söylemiyor muyuz? Acıktığını sormuyor muyuz? Bebekler
bizleri anlamadığı halde onlara konuşmayı, bizlere cevap veremeyeceklerini
bildiğimiz halde onlara sorular sormayı hiç kimse garip ya da tuhaf bulmaz.
Öyleyse Tanrı’nın kendi sevgisini, kendi vaatlerini, kendi lütfunu bebeklere
konuşmasını niçin garip bulalım ki?
İlk iki yüzyıl boyunca kilise tarihinde çocuk ya da
yetişkin vaftizi konusunda herhangi bir tartışma olmamıştır. Kilise tarihinde
kilise babalarından Tertullian bu konuyu tartışmaya açana kadar çocuk vaftizinin
tuhaf karşılanmadığını görüyoruz. Çocuk vaftizi Havarilerden beri devam eden
kilisenin hayatının ve tapınışının bir parçasıydı. Kutsal yazılarda “İmanlı
ailenin her bebeği vaftiz edilmelidir” şeklinde bir ifade olmasa da
kilisenin bir önceki kuşaktan (elçilerden beri) gördüğü ve aklında kalan
mantıklı bir yönlendirme vardı. Onlar kendilerinden önceki kuşaklarda
bebeklerin vaftizine tanık olmuşlardı. Kutsal Kitapta bebek vaftizine yönelik
çok kesin bir emir ve yasak olmadığı gibi, Tanrı’nın vaftiz konusundaki isteği
ile ilgili çok geniş İncilsel bir düzen olduğunu görüyoruz.
Sünnet ve Vaftiz
Eski Antlaşmadaki sünnet sakramenti Yeni Antlaşmadaki
vaftiz sakramentinin bir ön görüntüsüdür:
Tekvin
12: 1 RAB Avram'a, "Ülkeni, halkını, babanın evini bırak, sana
göstereceğim topraklara git" dedi, 2 "Seni büyük bir ulus yapacağım,
Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım. Bereket kaynağı olacaksın. 3 Seni
kutsayanları kutsayacağım. Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki
halkların hepsi Senin aracılığınla kutsanacak.
Tekvin
15: 5 RAB Avram'ı dışarı çıkararak, "Göklere bak" dedi,
"Yıldızları sayabilir misin? İşte, soyun onlar kadar çok olacak." 6
Avram RAB'be inandı. RAB bunu ona doğruluk saydı.
Tekvin
17: 9 Tanrı İbrahim'e, "Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı
kalmalısınız" dedi, 10 "Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın
koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. 11 Sünnet
olmalısınız, sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. 12 Evinizde doğmuş
ya da soyunuzdan olmayan herhangi bir yabancıdan satın alınmış köleler de
içinde olmak üzere sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek
kuşaklarınız boyunca sürecek bu.
Tanrı İbrahim’i seçerek bir Lütuf Antlaşması yaptı.
İbrahim’i büyük millet yapacak ve çok bereketleyecekti. İbrahim’in soyu
sayılamayacak kadar büyük olacaktı. İbrahim ile yapılan bu antlaşma aynı
zamanda ebedi bir antlaşma idi. Tanrı, İbrahim’e verdiği bu vaat ile tüm
uluslardan seçtiklerini İbrahim’in soyu olarak kabul edip bereketleyecektir.
İbrahim Tanrı’nın bu vaadine iman etti böylece aklandı. Aynı zamanda Tanrı’nın
Mesih İsa’daki kurtarışı bu vaat doğrultusundadır. Bu Antlaşmayı görünür kılmak
isteyen Tanrı, Antlaşmanın işareti olarak bu vaat altındakilerin sünnet ile
dünyadaki diğer soy ve halklardan görünür bir şekilde ayrılmasını istedi.
İbrahim iman edip, vaadi anlayarak sünnet olmasına karşın, Tanrı sekiz günlük
bebekler dahil bu Antlaşmanın altında olan her erkeğin sünnet olmasını istedi.
Yeni Antlaşmaya baktığımızda Eski Antlaşma dönemindeki sünnet uygulamasının
yerini vaftizin altığını görüyoruz. Yani sünnetin ifade ettiği anlam, Yeni
Antlaşmada vaftiz ile ifade edilmektedir:
Koloseliler 2. 11Ayrıca
Mesih'in gerçekleştirdiği sünnet sayesinde günahlı benliğinizden soyunarak elle
yapılmayan sünnetle O'nda sünnet edildiniz. 12Vaftizde O'nunla birlikte
gömüldünüz ve O'nu ölümden dirilten Tanrı'nın gücüne iman ederek O'nunla
birlikte dirildiniz.
Ayet Mesih’in vaftizini sünnetin bir devamı olarak
bahsetmektedir. Mesih İsa’nın ölümüne ve dirilişine olan iman ile vaadin
çocukları, Tanrı’nın mirasına sahip olarak vaftiz olmaktadırlar.
Aynı şekilde aklı başında olarak iman ederek kurtulan
anne ve babalar, kendi çocuklarını bu kutsal vaat altında korumak ve tutmak
için vaftiz ile mühürlemektedirler. Bu, sünnette olduğu gibi kurtuluşu değil,
dünyadaki değişik inanç ve kültürlerin getirdiği diğer yaşam biçimlerinden
ayrılışı, Tanrı’nın halkının bu dünyadaki diğer halklardan ayrılışını
simgelemektedir. Yani bebekken vaftiz olan kişi büyüyüp, Mesih İsa’yı Rab ve
Kurtarıcı olarak kabul ettiği zaman kurtuluşu almış olmaktadır. Aynı sekiz
günlük bebeklerin sünnet olup, Kutsal Yasanın buyruklarına büyüyünce iman
etmesi gibi...
1- Vaftize bu açıdan baktığımız zaman görüyoruz ki; bizi
kurtaran vaftiz değil, imanımızdır. Kutsal Yazı “İbrahim Tanrı’ya iman
etti ve bu ona doğruluk sayıldı” demektedir. Yani İbrahim’e sünnet,
Tanrı’ya olan imanının işareti olarak verilmiştir. Tanrı’nın Lütuf Antlaşması
Eski Antlaşmada sünnet ile, Yeni Antlaşmada vaftiz ile mühürlenmiştir. Vaftiz,
Tanrı’nın Antlaşmasını hatırlatan bir işaret olmuştur.
2- Su vaftizi değil, esas olan Kutsal Ruh
vaftizidir. “…vaftizde O’nunla birlikte gömüldünüz Mesih’i ölüler
arasından dirilten Tanrı’nın etkin gücüne iman ederek yine vaftizde Mesih’le
birlikte dirildiniz” diyen Koloseliler 2:12 ayetinde görüldüğü üzere
Vaftizde, Mesih ile ölümdeki birleşmemiz bize Kutsal Ruh’un gücünde diriliş
getirmektedir. Neticede Kutsal Ruh vaftizini insan değil, Kutsal Ruh’un bizzat
kendisi yapmaktadır. “Çünkü tek Ruh’ta hepimiz -ister Yahudi, ister
Yunanlı, ister köle, ister özgür olalım-bir tek bedene vaftiz edildik. Ve
hepimiz tek Ruh’la doldurulduk” diyen I.Korintliler 12:13 ayetinde her
Mesih imanlısının Ruh’la vaftiz olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Yani
Kutsal Ruh bir kişinin tekelinde ya da bir yere bağlı olarak çalışmayıp iman
eden kişiyi Kutsal Ruh’un kendisi bağımsız doldurmaktadır. “Tanrı’nın Ruh’u
içinizde yaşıyorsa, siz benliğin değil, Ruh’un denetimindesiniz. Ama bir kişide
Mesih’in Ruh’u yoksa o kişi Mesih’in değildir” diyen Romalılar 8:9 ayetinde
de açıkça görüldüğü üzere Mesih’e ait olmak ve Kutsal Ruh’la dolmak aynı
şeydir. Birbirinden farklı şeyler değildir.
3- İbrahim’in Tanrı’sına iman edenler Antlaşmanın
mührüne sahiptir. Bu özel mühür İbrahim’e bir buyruk olarak verilmiştir.
İbrahim’in imanı kişisel bir imandı ancak tam anlamıyla kişiye özel değildi.
İbrahim’in imanı daha İshak doğmadan önce onu etkilemiştir. İshak daha sekiz
günlükken ve bilinçli bir imanı yokken sünnet olmuştur. Tanrı İshak’ın da,
babası İbrahim gibi önce iman edip sonra antlaşma altına girmesini talep
etmemiştir. Tanrı katında İshak için bile İbrahim’in imanı önem arzediyordu. Bu
yüzden İbrahim’in çocukları antlaşma işaretini aldılar. İbrahim Tanrı’ya iman
ettiğinde Tanrı’nın Antlaşması altına girdi. Antlaşma hayatının getirdiği
sevinç, esenlik, bereket ve sorumlulukları o zaman aldı. İshak ise antlaşma
altında doğmasına karşın büyüyüp iman ettikten sonra antlaşma hayatının sevinç,
esenlik, bereket ve sorumluluklarına katıldı. Bu açıdan vaftiz sünnet gibidir.
Vaftiz, Tanrı halkının iman ve antlaşma hayatından hoşlanıp hoşlanmayacağı
konusunda bir garanti vermez. Vaftiz sadece hatırlayabileceğimiz en erken
yaştan itibaren bizi Tanrı’yı sevmeye ve izlemeye çağıran bir işarettir. Vaftiz
Tanrı’nın bereket ve kutsamasını bize vaat eder. Bu yüzden imanlı aileler
çocuklarını vaftiz ettirmelidirler.
Sünnet konusundaki bu buyruk İsa Mesih zamanına kadar
etkili bir şekilde gelmiştir. Sünnet Eski Antlaşmanın çocukları için ne ifade
ediyordu? Her halde yetişkinler için ne ifade ediyorsa onu ifade ediyordu.
Bebekler ya da yetişkinler sünnet mührü ile Tanrı’nın halkına dahil
edilmekteydi. İki insan arasında yapılan Evlilik antlaşmasının sembolü yüzükler
olduğu gibi, İbrahim ve Tanrı arasındaki antlaşmayı sünnet simgelemekteydi.
Tanrı böyle ilginç bir işareti neden seçti? Neden başka bir işaret seçmedi?
Buna tam bir cevap vermek mümkün değil. Ama İşaya 52:1 ayeti bu konuda bize bir
fikir vermektedir:
1 Uyan, ey
Siyon, uyan, kudretini kuşan. Ey Yeruşalim, kutsal kent, güzel giysilerini giy.
Çünkü sünnetsizlerle murdarlar Kapılarından asla içeri girmeyecek artık.
Bu ayet Tanrı’nın, kendi halkı ile diğer halkları (murdar adam) birbir