VAFTİZ VE VAFTİZLİ YAŞAM

 

Rev. İlhan Keskinöz

 

 

ÖNSÖZ

 

Kutsal Vaftiz tacı hayatımızın bütün günleri boyunca şerefle taşımız için İsa Mesih tarafından teşkil edilip kuşaklar boyunca uygulaması için Kiliseye verilmiştir.

 

Vaftiz; Hristiyanların yerine getirmesi gereken sadece bir gelenek değildir. Vaftiz; hayatımızın her döneminde daima hatırlayıp; koruyup geliştirmemiz gereken bir ruhsal gerçekliği temsil eder. “Vaftiz Olmuş Olmak” tüm sıkıntı ve denenmelerde İsa Mesih’te tamamlanan antlaşmanın vaatlerine ve bereketlerine paydaş olduğumuzu; Mesih’te galip tarafta olduğumuzu, bu hayatta ve bundan sonrakinde canımız ve bedenimiz İsa Mesih’e ait olmak üzere bu dünyada Kutsal bir yaşama çağrıldığımızı; evimizde, işimizde, sokakta, kilisede, hayatın her alanında İsa Mesih’e hak ettiği yüceliği vermeye çalışarak “seçilmişler” olarak yaşamaya çağrıldığımızı; Tanrı’ya “ayrılmışlar” olarak bu dünyada ölüme kadar uzanan hac yolculuğumuz boyunca Kutsal Kitap’a tanıklık eden bir hayata Tanrı tarafından çağrılmış olduğumuzu hatırlatır.

 

Öyleyse yetişkin bir yaşta vaftiz olmuş kimselerin ya da çocuklarını vaftiz ettirmek için kiliseye getiren ailelerin vaftiz hakkında yeterli bir bilgiye sahip olmaları gerekir. Vaftizin Kutsal Kitap’taki yeri, simgelediği ruhsal gerçeklerin önemi hakkında bilinmesi gereken şeyleri bilmek de Kutsal Kitap’ı sürekli etüt etmeyi, düzenli bir şekilde kiliseye katılarak “Kutsalların Birliğini” [ya da Azizlerin Paydaşlığını] yaşayıp, yetişmekte olan kuşağı Kutsal Kitap öğretisi ve Tanrı korkusunda geliştirmeyi gerekli kılar.

 

Bu kitap ile inananları Vaftiz hakkında öğrenemeye; bu sebepten de Kutsal Kitap’ı sürekli araştırarak düzenli bir şekilde devam eden dua hayatı içinde iman, ümit ve sevgi dolu bir yaşam için Kutsal Kitap’ın tüm gerçeklerini araştırmaya ve düşünmeye, Kutsal Kitap’ın tüm vaatlerine sarılmaya davet ediyorum.

 

Saygılarımla,

 

Rev. İlhan Keskinöz

 

Vaftiz Övgüsü:

- Adem'de düşen canlar Mesih'te kurtuluş buldu

Ey merhameti bol Olan, Sana tapınır, Seni överiz.

- Kutsallıktan uzak ölmüş canlara Mesih diriliş oldu

Ey kendisinde bol yaşam Olan, Sana tapınır, Seni överiz.

- Dünya günahlıyken, insanlık günahlıyken, Tanrı bizleri sevdi

Ey kurtarış dolu Olan, Sana tapınır, Seni överiz.

- Bozulmuş, günahlı canlar Mesih'te aklandı, Mesih'le yenilendi,

Ey lütfu sonsuz Olan, Sana tapınır, Seni överiz.

- Kötülüğe tutsak insanlık için beden alıp aramızda yaşadın

Ey kiliseyi evlat Edinen, Sana tapınır, Seni överiz.

- İyi olandan uzak, bozulmuş doğamıza lütfunu layık gördün

Ey insan bedenine bürünen Rab, Sana tapınır, Seni överiz.

- Ölümü hakeden bize sonsuz yaşamı verdin

Ey adalet ve sevgi Pınarı, Sana tapınır, Seni överiz.

 

Rev. İlhan Keskinöz

 

I. BÖLÜM

 

Sakrament[1][1]

 

Heildelberg İlmihali:

65. Yalnızca imanla Mesih’e ve O’nun bereketlerine paydaş olduğumuzdan öyleyse bu iman nereden gelir?

Kutsal Müjdenin vaaz edilmesiyle1 yüreklerde iman var eden Kutsal Ruh,2 kullandığımız sakramentler aracılığı ile imanı tasdik eder.3

1 Romalılar 10:17; I.Petrus 1:23-25

2 Yuhanna 3:5; I.Korintliler 2:10-14; Efesliler 2:8; (Filipililer 1:29)

3 Matta 28:19, 20; I.Korintliler 10:16

 

66. Sakramentler nedir?

Sakramentler görmemiz için kutsal işaret ve mühürlerdir. Bizlerin bunları kullanmasıyla Müjde’nin vaadini daha iyi anlamamızı sağlasın ve bu vaade mührünü koysun diye Tanrı bunları teşkil etmiştir.4

 

Ve Tanrı’nın Müjde’sinin vaadi budur:

Yalnızca lütuf ile Mesih’in çarmıhta tamamladığı eşsiz kurban sebebiyle günahlarımızın affı ve bize sonsuz yaşam vermesidir.5

4 Tekvin 17:11; Tesniye 30:6; Romalılar 4:11

5 Matta 26:27, 28; Elçilerin İşleri 2:38; İbraniler 10:10

 

67. Söz ve Sakramentler imanımızı kurtuluşumuzun tek temeli olarak İsa Mesih’in çarmıh üzerinde kurban oluşuna odaklama amacında mıdır?

Doğru! Kurtuluşumuzun tamamının Mesih’in çarmıhtaki tek kurban olmasına dayandığını Müjde’de Kutsal Ruh bize öğretir ve kutsal sakramentler aracılığı ile bizi bundan emin kılar.6

6 Romalılar 6:3; I.Korintliler 11:26; Galatyalılar 3:27

 

68. Yeni Antlaşmada Mesih’in teşkil etmiş olduğu kaç sakrament vardır?

İki: Vaftiz ve Rabbin Sofrası.7

7 Matta 28:19, 20; I.Korintliler 11:23-26

 

Vaftiz Sakramentine Giriş

Eski Antlaşma döneminde Tanrı halkına iki ana ruhsal tören (Sakrament) verilmişti. Bunlardan birincisi İbrahim zamanında verilen ‘Sünnet’, diğeri ise Musa zamanında verilen ‘Fısıh’ idi. Bunların her ikiside İsa Mesih’in yapacağı kurbana işaret ettikleri için kan ile gerçekleşmekteydi.

 

Yeni Antlaşma döneminde Kiliseye yine iki ruhsal tören ‘sakrament’ verilmiştir. Bunlardan biri Vaftiz, diğeri ise Rab’bin Sofrası’dır. Bunlar İsa Mesih’in tamamlamış olduğu kurbana işaret ettikleri için kansız gerçekleşirler.

 

Bu Ruhsal Törenler ruhsal lütufların görülebilir sembolleridir. Bu semboller vaftizde su, Rab’bin Sofrasında ise ekmek ve şaraptır. Sembollerin amacı, sembolize ettiği şeye dikkat çekmektir. Bu Ruhsal Törenler Tanrı’nın İsa Mesih aracılığı ile insanlarla yaptığı Yeni Antlaşma’nın mühürleridir. Mühür; Tanrı’nın, olduğunu ve olacağını söylediği şeylerin gerçekliliğini ve geçerliliğini onaylar. İşaret ettiği lütfu pekiştirip güçlendirir -Ama lütuf ve kurtuluşu kişiye kazandıran Sakramentler değildir- Ancak mühürler Tanrı’nın vaatlerini simgeler. Kişiler kendilerini vaatlere itaat etme yükümlülüğünden ayrı tutmayıp bu mührün kendi hayatlarında etkili olması için Tanrı’nın Antlaşmasnı tutmalıdır. Eğer ortada ruhsal bir gerçek yoksa bu mührün de bir etkisi de yoktur. Yani bu mühür işaret ettiği gerçeği var etmez.

 

Sakrametler (ruhsal törenler) Lütuf Antlaşmasının kutsal işaretleri ve mühürleridir. İsa Mesih’i ve O’nun yararlarını temsil etmek amacıyla Tanrı tarafından oluşturulmuştur. Bu törenlerin başka bir amacı da, kiliseye ait olanlarla olmayanlar arasındaki ayrımı görebilmektir.

 

Antlaşma

Her ne kadar Antlaşma çok geniş bir konu ise de Kutsal Kitabı özetleyen tek sözcük antlaşmadır. Antlaşma Tanrı’nın günahlı insan için yaptığı işi açıklar. Tanrı’yla aramızdaki bu antlaşma tamamıyla eşit bir antlaşma değildir. Çünkü insiyatifi ele alıp antlaşma şartlarını belirleyen Tanrı’dır. Tanrı imanlıları ve onların çocuklarını antlaşmaya dahil etmeyi uygun görmüştür. “Seninle yaptığım antlaşma şudur: Birçok ulusun babası olacaksın” diyen Tekvin 17.4 ayetinde açıkça görüldüğü üzere Tanrı, İbrahim’i antlaşmasına bir baba olarak katmıştır.

 

Tekvin 17. 11 Sünnet olmalısınız, sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. 12 Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan herhangi bir yabancıdan satın alınmış köleler de içinde olmak üzere sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu.

Bu ayetler İbrahim’in Tanrı’sına iman eden ailelerin sekiz günlük her bebeğe antlaşmayı simgeleyen sünnet mührü vererek Tanrı’nın topluluğuna dahil etmeleri emredilmektedir. Bir anlamda sünnet; Tanrı’nın kendi halkı ile yaptığı antlaşma ilişkisinin kutlanmasının seremonisidir. Tanrı İbrahim ile yaptığı antlaşmayı iptal etmedi. Antlaşmayı halkın imansızlığı bile bozamadı. İsa Mesih’in gelişi de antlaşmayı iptal etmedi.[2][2] Antlaşmanın merkezindeki çehre hala aynıdır. Bunlar :

- Tanrı’nın antlaşmasına sadık kalma vaadi

- Tanrı’nın bizleri iman ve itaate çağırması

- Tanrı’nın imanlılar ve onların çocuklarına olan ilgisi

- Tanrı’nın Antlaşmasal bir kurban konusundaki ısrarı

 

Eğer Tanrı Yeni Antlaşmada Eski Antlaşma boyunca sergilediği modeli değiştirecek olsaydı bunu önceden söylerdi. Bu yüzden Eski Antlaşmadaki model Yeni Antlaşmada da aynıdır. Bu yüzden imanlı ailelerin çocukları Tanrı’nın Halkına dahildir. Eski Antlaşma ile büyüyen Yeni Antlaşma yetişkinleri Rab İsa Mesih’e iman ve itaat ettikleri zaman kendileri ve aileleri Yeni Antlaşmanın vaftiz işaretini aldılar. Çünkü Yeni Antlaşma onlara sünnetin yerini vaftizin aldığını öğretmiştir:

Koloseliler 2. 11Ayrıca Mesih'in gerçekleştirdiği sünnet sayesinde günahlı benliğinizden soyunarak elle yapılmayan sünnetle O'nda sünnet edildiniz. 12Vaftizde O'nunla birlikte gömüldünüz ve O'nu ölümden dirilten Tanrı'nın gücüne iman ederek O'nunla birlikte dirildiniz. 13Siz suçlarınız ve benliğinizin sünnetsizliği yüzünden ölüyken, Tanrı sizi Mesih'le birlikte yaşama kavuşturdu. Bütün suçlarımızı O bağışladı. 14Kurallarıyla bize karşı ve aleyhimizde olan yazılı antlaşmayı sildi, onu çarmıha mıhlayıp ortadan kaldırdı.

 

Gerek sünnette gerekse vaftizde sergilenen resim İsa Mesih aracılığı ile günahların kaldırılmasıdır. Sünnet imanlı ailelerin çocukları içindi. İsa Mesih aracılığı ile sünnetin yerini alan vaftiz de aynı şekilde imanlı ailelerin çocukları içindir. Sünnetin Vaftiz ile yer değiştirdiğini öğreten Koloseliler ayeti olmamış olsaydı bile, Antlaşmadaki bu bütünlük bebeklerin vaftiz edilmesi gerekliliğini anlamamız için yeterlidir.

 

Eski Antlaşmanın Mührü: Sünnet

a-) Tanrı ile olan beraberliğin bir işaretiydi[3][3].

b-) Günahtan arınmayı ve günahın getirdiği kirliğin kalkmasının bir işaretidir.[4][4]

c-) İmanla gelen aklanmanın işaretidir.[5][5]

 

İbrahim iman etti ve imanının işareti olarak sünnet mührünü aldı. Görülüyor ki, sünnet ve iman arasında bir bağ vardır. Sünnet imanı simgelemekle birlikte, imanın sebebi değildir. Tanrı’nın Antlaşmasında bir birlik ve süreklilik olduğu için, Yeni Antlaşma bu noktada bizlere aksini belirten bir öğretişte bulunmadığı için kilise bu ilkenin geçerliliğinin devam ettiğini kabul etmek durumundadır.

 

Kutsal Kitapta Antlaşma Halkı

Galatyalılar 3.27 Vaftizde Mesih'le birleşenlerinizin hepsi Mesih'i giyindi.

Elçilerin İşleri 22.16 Haydi, ne bekliyorsun? Kalk, O'nun adını anarak vaftiz ol ve günahlarından arın!

Bu ayetler Kurtuluş kelimesi yerine vaftiz kelimesini kullanır. Bu ayetlerden sonra ‘Yeni Antlaşma dönemindeki vaftiz sakramenti tek başına kişiyi kurtarıyor mu?’ sorusu akıllara gelebilir. Bunun cevabı ise ‘HAYIR’dır. Vaftiz bir olayın simgesidir ve simgelediği şeyi kendiliğinden gerçekleştirmez, simgelediği şeyi kendiliğinden var etmez. Efesliler Mektubu lütuf ile kutulduğumuzu öğretmektedir:

Efesliler 2: 8 İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır. 9 Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.

Romalılar Mektubu 4. bölüm de aynı şekilde lütuf ile kurtulduğumuzu anlatır:

2Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrı'nın önünde değil. 3Kutsal Yazı ne diyor? «İbrahim Tanrı'ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı.» ... 9 ...«İbrahim, imanı sayesinde aklanmış sayıldı.» 10Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnetliyken mi, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken. 11İbrahim daha sünnetsizken imanla aklandığının kanıtı olarak sünnet işaretini aldı. Öyle ki, sünnetsiz oldukları halde iman edenlerin hepsinin manevi babası olsun ve böylece onlar da aklanmış sayılsın... 23‑24«Aklanmış sayıldı» sözü, yalnız onun için değil, aklanmış sayılacak olan bizler, yani Rabbimiz İsa'yı ölümden dirilten Tanrı'ya iman eden bizler için de yazıldı. 25İsa suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için diriltildi.

 

[Lütuf ile kurtulduğumuza göre] Yani Sakrament işaret ettiği gerçeği var edemez. Bu yüzden ciddi bir şekilde söylüyoruz ki, günahlarımız yalnızca İsa Mesih’in çarmıhta dökülen kanı aracılığı ile temizlenmiştir. Yaşamlarımız bu şekilde kutsal kılınmıştır.

 

Yeni Antlaşma döneminde görüyoruz ki, iman eden kişilerin aileleri de vaftiz edilmekteydi. Lidya iman etti ve ev halkı vaftiz oldu.[6][6] Filipi’li gardiyan iman etti ve ev halkı vaftiz oldu. Pavlus aynı şekilde İstefanas’ın ev halkını vaftiz ettiğini beyan eder.[7][7] Tıpkı İbrahim’in iman edip ev halkının sünnet olması gibi... Ama bazılarımız bu bölümlerdeki ev halkı içinde çocuk olup olmadığını bilmiyoruz diyebilir. Bu bir varsayımdır. Bu, çocukların vaftiz edilmemesi gerektiğini savunan önyargının varsayımıdır. Bir ev halkı sünnetinde olduğu gibi, bizlerde bu evlerin çocuksuz olduğunu ve bu evlerde kalan hizmetçilerin de çocuksuz olduğunu iddia edebilir miyiz? Kutsal Kitabın havarilerin gösterdiği yoldaki Yeni Antlaşma bölümü Tekvin 17. bölümdeki kurtuluş mesajıyla Eski Antlaşmadan daha az zengin yada daha az saygıdeğer değildir. Eski Antlaşma ve Yeni Antlaşma gerek anlam, gerekse içerik olarak bir bütünlük içindedir. Yeni Antlaşmanın sadece işareti yenidir, fakat iman eden ailelerin sorumluluğu ve katıldıkları bereket İbrahim, İshak ve Yakup’unki ile aynıdır.

 

Tanrı her zaman başladığı işi tamamlar, her zaman andını tutar ve vaatlerini yerine getirir. Bir gün Rab İsa Mesih tekrar gelecek ve bizi kendi benzeyişine döndürecektir. O gün günahın izinden arınmış olacağız. Tanrı kurtuluş işini tamamlayacaktır. İsa Mesih’in hayatına baktığımızda Eski Antlaşmadaki peygamberliklerin ve vaatlerin O’nda gerçekleştiğini görmekteyiz. İsa Mesih’in dağdaki vaazında peygamberliklerden ve Kutsal Yasadan paylaştığını görmekteyiz. İsa Mesih sık sık Eski Antlaşmadan alıntılar yaparak öğretişte bulunmuştur. O, kendisini Eski Antlaşma ile ilişkilendirmektedir. Aynı şekilde Elçiler de Eski Antlaşmadan alıntılar yaparak öğretişte bulunmuşlardır. Bu yüzden Matta 5.17-18 ayetlerinde şöyle der:

Kutsal Yasa'yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek.

 

İsa Mesih bu sözlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere Kutsal Yasa ile ters düşmüyor ya da Yasayı inkar etmiyor. Tersine Yasayı yerine getiriyor ve tamamlıyor. İsa Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişi Yasa’nın tamamlanması işidir.

 

Eski Antlaşma boyunca gördüğümüz kurbanlar İsa Mesih’in çarmıhta kanını dökmesiyle tamamlanmıştır. Kurbanların işaret ettikleri kişi olan Mesih gelince kan dökme işi sona ermiştir. İsa Mesih geldi ve bizim günahlarımız için öldü; artık hayvan kanına daha fazla ihtiyaç yoktur.

 

Fısıh akşamı Yahudiler Fısıh kuzunu yerken Tanrı’nın kendilerini ölüm meleğinden nasıl kurtardığını hatırlarlar. Böylelikle Mısır diyarından ayrılabilmişlerdir.

 

Ele verildiği akşam İsa Mesih havarilerle birlikte sembolik olarak Fısıh kuzusunu yedi. O akşam yemeğinde kutsadığı ekmeği ‘bu sizin uğrunuza feda edilen benim bedenimdir’ diyerek havarilere verdi. Aynı şekilde şükrettiği kaseyi ‘bu kase, sizin uğrunuza akıtılan kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır’ diyerek havarilere verdi.[8][8] Böylelikle Fısıh yemeğinin işaret ettiği şey İsa Mesih’te açıklanmış ve tamamlanmış oldu. Fısıh Yemeği Rab’bin Sofrası ile yer değiştirdi. Aynı şekilde antlaşmasal bir düzen içinde sünnetin yerini de vaftiz almıştır.

 

Gerek sünnet gerekse vaftiz sakramentindeki benzerliklere dikkat edelim. Eski Antlaşmada Kurtuluş işareti sünnet iken, Yeni Antlaşmada Vaftiz olmuştur. Aşağıdaki sorular ışığında bu gerçekleri biraz daha düşünelim.

1.         Eski Antlaşma döneminde İbrahim’in Tanrı’sına iman edenler ne yaptı?

Sünnet oldu.

 

2.         Eski Antlaşmada içsel temizliğin dışsal işareti neydi?

Sünnet.

 

3.         Eski Antlaşmada imanlılar topluluğuna bir kişinin girişinin işareti neydi?

Sünnet.

 

Aynı soruları Eski Antlaşma yerine Yeni Antlaşma ile soralım:

1.         Yeni Antlaşma döneminde İbrahim’in Tanrı’sına iman edenler ne yaptı?

Vaftiz oldu.

 

2.         Yeni Antlaşmada içsel temizliğin dışsal işareti neydi?

Vaftiz.

 

3.         Yeni Antlaşmada imanlılar topluluğuna bir kişinin girişinin işareti neydi?

Vaftiz.

 

Bu sebepten Hristiyan ailelerin çocukları sünnet olduğunda Pastörler ya da kilise görevlileri özel bir ziyaret ya da ayin düzenlemezler. Çünkü sünnet artık Kurtuluş işareti değildir. Bu yüzden çocukları doktora teslim etmek yeterlidir. Aynı şekilde yetişkin yaşta Rab’be iman edenlerden Kilise bugün sünnet olmasını talep etmiyor, çünkü sünnetin yerini vaftiz almıştır.

 

Yahudilikten gelen bazı Hristiyanlar sünnet işaretini taşımayan ve başka uluslardan gelen Hristiyanlara sünnet olmaları gerektiğini söylediğinde aralarında büyük bir tartışma başladı. Elçi Pavlus bu durumda hassas olan Hristiyanlara şöyle dedi:

Koloseliler 2: 11-12 Ayrıca Mesih'in gerçekleştirdiği sünnet sayesinde günahlı benliğinizden soyunarak elle yapılmayan sünnetle O'nda sünnet edildiniz. Vaftizde O'nunla birlikte gömüldünüz ve O'nu ölümden dirilten Tanrı'nın gücüne iman ederek O'nunla birlikte dirildiniz.

 

Pavlus ‘elle yapılmayan sünnet’ ifadesini kullandığında onların aslında vaftiz olduklarında sembolik olarak sünnet olmuş olduklarını ifade etti. Yeni Antlaşma inancının kökleri Eski Antlaşmadadır. Bizler çocuklarımızı vaftize götürdüğümüzde, İbrahim’in oğlu İshak’ı sünnet etmesi örneğini izlemiş oluyoruz.

 

Tekvin 6. bölümde Nuh’un hikayesini okumaktayız. 8. ayet oldukca açık: “Fakat Nuh Rab’bin gözünde inayet buldu”. Aynı şekilde 9. ayet ise Nuh için “sadık bir adamdı, kamildi ve Allah ile yürüdü” ifadelerini kullanır. Nuh gemi yapıp içine bindiğinde yalnız başına mıdır? Hayır! Çünkü Nuh inayet bulmuş, kamil bir adamdır; bu yüzden Tanrı Nuh ile birlikte Nuh’un karısı ve çocuklarıyla birlikte çocukların eşlerinin de gemide olmasını istemiştir. Neden? Çünkü Nuh Allah ile yürüyen birisidir. Tanrı Nuh’un ailesini ayrı tutabilirdi ama Tanrı kendi halkının ailesine daima özel bir önem vermiştir. I.Petrus Mektubu Nuh’un ailesiyle birlikte gemiyle sudan geçmesini vaftizle ilişkilendirmektedir. Çünkü vaftiz inanan büyükler ve onların ev halkıyla birlikte yapılan bir şeydir.

 

İbrahim’in çocukları ve torunları yokken, onlar daha doğup büyüyüp imanlarını açıklamamışken Allah İbrahim’le yaptığı kurtuluş antlaşmasının İbrahim’in çocuklarını da kapsadığını söylemiştir.[9][9] İbrahim’in soyu Mısır diyarında çoğaldıklarında kölelik sebebiyle inleyip feryat ettiklerinde Allah İbrahim ile yaptığı antlaşmadan dolayı İsrail halkına yardım etti.

Çıkış 2: 24 Tanrı iniltilerini duydu. İbrahim, İshak ve Yakup'la yaptığı antlaşmayı anımsadı. 25 İsrailoğulları'na baktı ve onlara ilgi gösterdi.

Sayıları bir milyondan fazla olan bu köle insanlara Allah neden ilgi gösterdi? Çok namuslu ve dürüst köleler oldukları için mi? Kendileri diğer insanlardan daha fazla mı iyiydiler? Diğer insanlardan daha fazla mı özgürlüğü hak ediyorlardı? Hayır! Hayır! Hayır! Tam tersine Tanrı, İsrail halkını seçilmeyecek bir nedenle seçti:

Tesniye 7: 6 "Siz Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. Tanrınız RAB, öz halkı olmanız için, yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti. 7 RAB'bin sizi sevmesinin ve seçmesinin nedeni öbür halklardan daha kalabalık olduğunuzdan değil. Siz sayıca öbür halklardan azdınız. 8 RAB size sevgisini göstermek ve atalarınıza ant içerek verdiği sözü yerine getirmek için güçlü eliyle sizi Mısır'dan çıkardı; köle olduğunuz ülkeden, Mısır Firavunu'nun elinden sizi kurtardı. 9 Tanrınız RAB'bin Tanrı olduğunu bilin. O güvenilir Tanrı'dır. Kendisini sevenlerin, buyruklarına uyanların bininci kuşağına kadar antlaşmasına bağlı kalır, sevgisini gösterir.

Tanrı bu halkı önemsedi çünkü onlar İbrahim’in (antlaşmanın) çocuklarıydı, bir vaadin çocukları olarak yeryüzündeki halkların arasından seçilmişlerdi.[10][10] Yeni Antlaşma dönemindeki halk da aynı şekilde İbrahim’le yapılan antlaşmanın sonucu olarak seçilen İsrail halkı ile benzer bir şekilde seçilmiştir.

I.Korintliler 1: 26Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz. 27Ama Tanrı, bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti. 28Tanrı, dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için, dünyanın önemsiz, soysuz ve değersiz gördüklerini seçti. 29Öyle ki, Tanrı'nın önünde hiçbir insan övünmesin.

 

Süleyman ciddi şekilde hatalar yaptığında Allah ona şöyle konuştu:

I.Krallar 11: 11 Seninle yaptığım antlaşmaya ve kurallarıma bilerek uymadığın için krallığı elinden alacağım ve görevlilerinden birine vereceğim" dedi, 12Ancak baban Davut'un hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.

Süleyman’ın günahı yüzünden krallık bölünecekti ama Rab, Süleyman yaşarken bunu yapmadı, çünkü o Davud’un oğluydu. Tanrı, Süleyman’a babasından dolayı ilgi gösterdi.

 

Bu durum bize açıkca gösteriyor ki, Tanrı’nın antlaşması çocukları da kapsıyor ve bu yüzden antlaşma işareti çocuklara verilmelidir. Çünkü antlaşma çocukları Rab’be ayrılmıştır, onlar Rab’bin gözünde özeldir.

 

Tanrı’nın antlaşması bizler için o derece bağlayıcı ki, babaların günahını da Tanrı çocuklardan sormaktadır:

Çıkış 20. 5 ... Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım. Benden nefret edenin babasının işlediği günahın hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.

Çıkış 34: 7 Binlercesine sevgi gösterir, suçlarını, başkaldırılarını, günahlarını bağışlarım. Hiçbir suçu cezasız bırakmam. Babaların işlediği günahın hesabını oğullarından, torunlarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.

 

Tanrı, Süleyman’a babası Davud’dan dolayı lütuf gösterdi. Rehoboam Süleyman’ın oğluydu ve babasından sonra kral oldu. Bu krallık döneminde ise ülke bölündü. Rehoboam babası Süleyman’ın işlediği günahın yargısına uğradı. Çünkü Allah zaten Süleyman’a krallığın oğlunun döneminde bölüneceğini söylemişti. Eğer bu dünyada işlediğimiz günahların kendi çocuklarımızı etkileyeceğini iyi anlamış olsaydık; bu gün Hristiyan anne babalar daha dikkatli bir yaşayış içinde olacaklardı. İbrahim’in, Tanrı’nın onun soyunu bereketleyeceğini bilerek ölmesi aslında ölümünde bile ona büyük destek ve esenlik olmuştur. Tanrı kendi çocuklarını daima özel bir ilgi ile koruyacaktır. Tanrı’nın İsrail ailelerine olan ilgisini bilen Davut bu yüzden şöyle diyor:

Mezmur 103.17 Fakat Rab’bin inayeti ezelden ebede kadar

kendisinden korkanlar üzerindedir;

Ve adaleti oğulların oğullarınadır

Tanrı’nın, antlaşmasına olan bakış açısını ve antlaşmasına olan sadakatini çok iyi bilen Zekeriya, bu gerçeği itiraf ettiği şükran ilahisinde Tanrı’nın Yeni Antlaşma döneminde de antlaşma için olan düşüncesinin aynı olduğunu öğretmektdir:

Luka 1.68, 72 İsrail’in Tanrı’sı olan Rab’be övgüler olsun!

Çünkü halkının yardımına gelip onları fidyeyle kurtardı.

… Böylece atalarımıza merhamet ederek

kutsal antlaşmasını anmış oldu..

 

Tanrı atalarımızla yapmış olduğu antlaşmaya sadık kalıp halkına (kuşaklar sonraki halkına) merhamet göstermiştir. Aynı gerçek Meryem’in şükran ilahisinde de zikredilir:

Luka 1.50, 54-55 Kuşaktan kuşağa kendisinden korkanlara merhamet eder

… Atalarımıza söz verdiği gibi,

İbrahim’e ve onun soyuna sonsuza dek

merhamet etmeyi unutmayarak

kulu İsrail’in yardımına yetişti.

 

Babaların imanından dolayı çocukların kutsanması örneğini Yeni Antlaşmada da görmekteyiz:

Matta 9.18-19, 23, 26: Havra yöneticisi İsa Mesih’in önünde secde edip ölmüş olan kızını diriltmesini istemiştir. İsa kızı diriltir. Bu, kızın imanından dolayı mıdır yoksa İsa’ya secde kılıp onun üzerine elini koyarsan, dirilecek diyen babanın imanından dolayı mıdır? Bir ölünün iman açıklaması yapması beklenemeyeceği üzere babanın imanından dolayı Rab kızı diriltmiştir. Açıkça görülüyor ki, Eski Antlaşma dönemindeki Tanrı’nın antlaşmaya ve antlaşma ailesine olan ilgisi Yeni Antlaşma döneminde de aynıdır.

 

Matta 17.14-18: İsa Mesih’in önünde diz çöken babanın saralı çocuğunun iyileştirilmesi yine aynı gerçeği vurgulamaktadır.

 

Luka 7.11-17: İsa tek oğlu ölmüş olan acılar içindeki dul bir kadına merhamet gösterir. Bunu ölmüş olan oğul için için değil, yaşamakta olan annenin hatırına yapar.

 

Luka 19.1-9: İsa vergi görevlisi Zakay’ın evine geldiği zaman “Bu ev bugün kurtuluşa kavuştu” diye bir ifade kullanır. İsa “Zakay kurtuluşa kavuştu” ifadesini neden kullanmaz? Çünkü Zakay evin başıdır ve Rab’be iman etmiştir. Eski Antlaşma kültürüne uygun bir ifade ile İsa tek bir kişi için değil bütün bir ev halkı için konuşur.

 

Bu sebepten Pentikost günü Petrus’un …bu vaat size, çocuklarınıza… diyerekten Eski Antlaşmadan bu güne kadar bilinen, Tanrı’nın devam eden işinin Yeni Antlaşma döneminde de geçerli olduğunu bildirmiştir.

 

I.Korintliler 7.14: Çünkü iman etmemiş koca, karısının aracılığıyla, iman etmemiş kadın da imanlı kocasının aracılığıyla kutsanır. Aksi halde çocuklarınız kutsanmamış olurdu. Şimdiyse kutsaldırlar.

Korint kilisesi putperest dünyadan Rab’be dönenlerin çoğunlukta olduğu bir topluluk olarak İsa Mesih’e iman etmeden önceki yaşantılarıyla bağlantılı bir problemle karşılaşmıştı. Eşlerden biri putperest diğerinin Hristiyan olduğu bir durumda Hristiyan olan eşin hayatı güçlü bir biçimde değişmişti. Bu durumda kişi putperest eş ile yaşamaya devam mı edecekti? Pavlus Hristiyan olmayan taraf yaşamaya razı ise Hristiyan tarafın ayrılmayı düşünmemesini söylemektedir. Pavlus’un bunu söylemesinde ki amaç ise iman eden eş aracılığı ile diğer eşin kutsandığı, iman eden eş aracılığı ile çocukların kutsandığı gerçeğidir. Burada gördüğümüz öğretiş yine bir kişinin imanı aracılığı ile kutsanan ev halkıdır.

 

Bu gerçekler ışığında bazıları, imanlı ailelerin çocukları vaftiz olmalıdır, gerisi kolaydır, diye düşünebilir. Hatta bazıları sanki yangın sigortası yaptırırmış gibi sadece vaftiz yaptırırlar. Böyle bir durumda bu ev ile Hristiyan olmayan komşu ev arasında fark görünmeyecektir.

 

Eğer karı koca birbirini İncil’de emredilen şekilde sevmiyorsa, eğer çocuklara Kutsal Yazıları öğretmiyorlarsa, eğer çocukları Tanrı Sözünde yazıldığı şekilde yetiştirmiyorlarsa, eğer aileler çocuklarıyla birlikte dua etmiyorsa, eğer çocukları için dua etmiyorlarsa, eğer ev halkının düzenli bir kiliseye katılımı ve bir kilise üyeliği söz konusu değilse, eğer ev halkı diğer Hristiyan ailelerle paydaşlık içinde değilse, eğer çocuklara düzenli olarak kiliseye katılmak aşılanmamışsa, eğer çocuklar kilisenin öğretisi ve disiplini altına girmemişse vaftiz olmuş çocuklar büyüdüklerinde başka çocuklardan bir fark görmeyebilirsiniz. Bizleri Tanrı’nın ev halkı yapan antlaşma, bizlere bir sorumluluk yüklemektedir. Tanrı bir kurtuluş işareti olan sünneti İbrahim’e verdiği gibi çocuklarını sünnet etme emrini de vermiştir. Ama aynı zamanda sünnet kişiye bir sorumluluk da vermiştir:

Tekvin 18: 19 İbrahim'i, doğru ve adil olanı yaparak yolumda yürümeyi oğullarına ve soyuna buyursun diye seçtim. Öyle ki, ona verdiğim sözü yerine getireyim.

Bu ayetler bize İbrahim’in sorumluğunu açıkca göstermektedir. İbrahim’in sorumluluğu Tanrı hakkındaki her konuyu çocuğuna anlatmasıdır. İbrahim’in çocuğunu sünnet etmesi Tanrı’nın otamatik olarak o çocuğu kurtarması anlamına gelmemektedir. Bu İbrahim’in çocuğunu Rab’be kaldırdığı ve O’nun özel ilgisine bıraktığı antlaşmanın işaretidir.

 

Çocuklara matematik, bilim, sanat, yüzme, iş, futbol v.s. öğretmek için harcadığımız zaman ve çabayı onları tanrısallık yolunda yürütmek için de harcıyor muyuz? Çocuklarımıza kurtuluş işareti vermek onları Tanrı’nın yönetimine kaldırmak demektir. Çünkü çocuklarımız bizim değil, önce Tanrı’nındırlar; sahip olduğumuz her şeyi bize O vermiştir. Bizler hizmetçileriz, O ise efendidir. Aksi takdirde Tanrı’nın efendimiz olduğu gerçeğini göz ardı etmiş oluruz.

 

Kurtuluş isareti olan vaftiz bir çocuğa verildiğinde o çocuk Tanrı’nın emirlerini tutmaya çağrılmıştır, tövbe edip İsa’yı izlemeye çağrılmıştır. Eğer imanlı bir ailenin çocuğu olarak vaftiz işaretini aldıysanız dünya çocuklarının bilmediği bir Tanrısal bereketide almışsınızdır. Size iman ailesinin bir üyesi olarak kilisede dua edilmiştir, sizler kilise ile birlikte dua etme ayrıcalığını yaşarsınız, Tanrı’nın yasası ve merhameti iman ailenizde size açıklanmıştır, iman ailesiyle birlikte her durumda çok özel bir paydaşlık imkanına sahipsinizidir, dinlemek veya öğrenmek istediğiniz her zaman size vaftizi yapan Kiliseniz ve bu kilisedeki iman aileniz Tanrı’nın mucizelerini ve sözlerini size açıklayacaklardır. Bütün bereketleri ihmal edip eğer Rab’bin sözüne göre yaşamıyorsanız sizi dünya çocuklarından daha büyük bir yargı bekliyor demektir. Vaftiz, Tanrı tarafından İsa Mesih’e çağrılmanızdır.

 

Çocuğunu vaftiz yaptırmak isteyen aileler bunu bir sosyal olay olarak yaptırmamalıdır. Bir anne babanın çocuğunu vaftiz ettirmesi onlara çocuğun hayatı üzerinde çok büyük ruhani sorumluluklar verecektir. Eğer çocuğunuzu vaftiz ettirmenize rağmen Tanrısal bir ortam ve öğretiş içinde yetiştirip, disiplin etmezseniz onların kanı sizin başınıza olur. Çocuk da işaretini aldığı bu antlaşmayı tutmak ve yaşamakla yükümlüdür. Bu yüzden İsa Mesih Kefernahum’a geldiği zaman yargı gününde oranın hailinin Sodom’dan daha kötü olacağını öğretir.[11][11] Çünkü orada birçok mucizeler yapılmıştır. Yani Müjde ilan edilmiştir. Bu durumda o kent daha fazla sorumludur.

 

Vaftizin Bizler İçin Anlamı

 

1- Mesih’le Birleşmenin İlanı:

Galatyalılar 3: 27 Vaftizde Mesih'le birleşenlerinizin hepsi Mesih'i giyindi.

Evlilik ile iki insan tanıklar önünde Tanrısal bir onay ve bereket alarak birleşirler. Böylece iki insan bir olurlar. İki kişi, kadın ve erkek yaptıkları bu antlaşmanın neticesinde birbirlerine yüzük verirler. Bu yüzükler Baba, Oğlul ve Kutsal Ruh’ta yaptıkları antlaşmanın simgesidir. Bu yüzükler, çiftlere birbirleriyle yaptıkları antlaşmayı hatırlatır. Bu anlamda yüzükler bir süs eşyası olmaktan öte, bir insanın diğer bir insana verdiği bir antlaşma sözünün sembolüdür. Vaftiz ise; insan ile Tanrı’nın diri Sözü olan Mesih arasındaki birleşmeyi ifade eder. Giydiğimiz giysiler bazen zevkimizi ve karakterimizi, bazen işimizi, bazen sosyal konumumuzu doğrudan veya dolaylı olarak yansıtır. Vaftizde, Mesih ile olan bu birleşme sonucunda kişi, hayatında Mesih’i yansıtacaktır (yansıtmaya çağrılmıştır). Tanrı ile olan birliktelik geliştikçe Mesih’in kendisi de o kişide parlayacaktır. Vaftiz üzerimizdeki elbise gibi Mesih’i dışarı yansıtmaya başladığımız bir yaşam değişikliğinin işaretidir (öyle olmasına çalışmalıyız).

 

2- Tövbe:

Luka 3: 7 Yahya, vaftiz olmak için kendisine akın eden kalabalıklara şöyle seslendi: «Ey engerekler soyu! Gelecek olan gazaptan kaçmanız için sizi kim uyardı? 8Bundan böyle tövbeye yaraşır meyveler verin! Kendi kendinize, `Biz İbrahim'in soyundanız' demeye kalkmayın. Ben size şunu söyleyeyim: Tanrı, İbrahim'e şu taşlardan çocuk yaratacak güçtedir. 9Balta daha şimdiden ağaçların köküne dayanmıştır. İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılacak.» 10Halk ona, «Öyleyse biz ne yapalım?» diye sordu. 11Yahya onlara, «İki mintanı olan, birini hiç mintanı olmayana versin; yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın» cevabını verdi. 12Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek ona, «Öğretmenimiz, biz ne yapalım?» dediler.13Yahya onlara, «Size buyrulandan daha çok vergi almayın» dedi. 14Bazı askerler de ona, «Ya biz ne yapalım?» diye sordular.O da onlara şöyle dedi: «Kaba kuvvetle ya da yalan suçlamalarla kimseden para koparmayın, ücretinizle yetinin.».

Mesih ile olan bu birleşme sonucunda kişi bundan böyle Mesih’e ait olduğunu ifade eden bir yaşama çağrılmış olur. Vaftizci Yahya’nın hizmetinde vaftiz çağrısı kadar etkin olan diğer bir şey ise tövbe çağrısıydı. Bu anlamda vaftiz tövbekar bir yaşam için Mesihsel bir kutsama almak demektir. Tövbekar bir yaşamı yaşayacak gücü ve desteği Mesih’te aramak demektir. Vaftiz olan kişi artık yaşantısını değiştirmiştir.[12][12] Evlilik andının işareti yüzükler olduğu gibi, tövbe dolu bir yaşam andının da işareti ve mührü vaftizdir. Yahya vaftiz için tövbe çağrısında bulunduğunda şu konulara dikkatimizi çeker :

 

a-) tövbeye yaraşır meyveler verin:

İnsanlar gelecek olan bir yargıdan kaçmak istemektedir. Diğer yandan vaftizin temsil ettiği bereketlerin getirdiği sorumlulukları yerine getirmek istemezler. Yahya “tövbe edin” dediği zaman anlatmak istediği şey hayatımızı değiştirmemiz gerektiğidir. Burada tövbe olarak çevrilen kelime (Metanoeo) orjinal metinde ‘Aklını ve amacını değiştirmek, yönünü değiştirmek’ anlamını içermektedir. Görülüyor ki, ruhsal meyve üzülüp ağlamakla çıkmıyor. Bütün aklımızla ve bütün yüreğimizle dönmek, kendimizi Tanrıya vermekle oluyor.

 

b) Biz İbrahim’in soyundanız’ demeye kalkmayın

Bu ayette tövbe eden kişinin gururdan uzak kalması gerektiğine dikkat çekilir. O devirde Yahudiler kendilerini diğer uluslardan üstün görürlerdi. İbrahim soyundan oldukları için diğer ulusları aşağı bir millet olarak görürlerdi. Oysa Tanrı kişileri İbrahim’in adından dolayı değil, kendi lütfundan dolayı bağışlayacaktır. Kişiler kurtuluş güvencesini başka kişilerin adından değil Tanrı’nın kutsal merhametinden almalıdırlar. Dolayısıyla Yahya Peygamber tövbeden bahsederken Tanrı’dan başka şeylere güvenmekten dönmeyi, kendisini başka ırk ve milletlerden üstün görmekten dönmeyi bahsetmekteydi. Kişi gururdan dönerek, kendisini insanlık ailesinin bir ferdi olarak görmeli ve alçakgönüllülüğü giyinmelidir. Kurtuluş kalıtsal olarak aileden çocuklara geçen bir şey olmadığı için, İbrahim’in soyundan olmanın yeterli olacağını düşünenlere Yahya’nın cevabı Şeria nehrinin taşlarını göstermek olur. “Tanrı İbrahim’e şu taşlardan çocuk yaratacak güçtedir.” Eğer cennette İbrahim’e çocuk gerekseydi, bu gururlu bir kimse olmasın diye Tanrı taşlardan çocuk yaratarak İbrahim’e vermeyi tercih ederdi. Kendini başka milletlerden üstün gören gururlu kişileri Tanrı İbrahim’e çocuk olarak yakıştıramayacaktır.

 

c) İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılacak

Ayet bize tövbe etmenin aynı zamanda meyve vermek olduğunu gösterir. Meyve ise Rab ile yürümenin sonucunda oluşur. Kişi Rab’bin lütfunu tadar, tövbe eder. Rab ile girdiği bu ilişki onun hayatını değiştirir. Çünkü kişi benliğin işleri olan Ahlaksızlık, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgınca eğlencelerden[13][13] arınmıştır. Kutsal Ruh’un kişi üzerinde çalışması neticesinde kişi meyve verir. Bunun anlamı şudur: Sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk, özdenetim[14][14] tövbe eden kişinin hayatında gittikçe artan bir şekilde ortaya çıkmaya başlar. Kişinin yüreğindeki bu değişiklikler onun toplumsal hayatında da değişiklikler yapar.

 

d) İki mintanı olan, birini hiç olmayana versin; yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın

Yahya’nın öğretişinde tövbe edip meyve vermek; aynı zamanda kendinde olanı başkalarıyla paylaşmak demektir. Kişi kendinde olan meyveler sonucunda artık kötü olanı yapamayacağı gibi, iyi işlerle[15][15] Kurtarıcı Tanrı’ya teşekkür etmektedir. Kendisine bağışlandığı gibi, kendisi de başkalarına bağışlamak istemektedir. Artık kişi başka insanlar ve insanlık için kaygı duymaktadır.

 

e) “Size buyrulandan daha çok vergi almayın… Kaba kuvvetle ya da yalan suçlamalarla kimseden para koparmayın, ücretinizle yetinin

O devirde sistem yanlış kullanılmaya müsaitti. Yetki ve güç sahibi insanların haksız kazanç edinmeleri zor değildi. “Komşunu kendin gibi sev, komşunun malına göz dikme”[16][16] diyen ayette olduğu gibi Tövbe eden kişi artık haksızlıktan kaçınan biri olmalıdır. Artık kimsenin malına gözdikmemelidir. Zorbalık, haksızlık, iftira, haksız kazanç kişinin hayatından çıkmalıdır. Kişi sahip olduklarıyla yetinmeli yani açgözlü olmamalıdır.

 

Yahya günahların bağışlanması için halkı tövbe vaftizine çağırıyordu.[17][17] Pentikost günü Elçi Petrus aynı çağrıyı yineliyordu: …Tövbe edin, ... vaftiz olun...[18][18].

 

I.Korintliler 6.9-10 Günahkârların, Tanrı'nın Egemenliğini miras almayacağını bilmez misiniz? Aldanmayın! Ne cinsel ahlaksızlık yapanlar, ne puta tapanlar, ne zina edenler, ne cinsel sapıklar, ne eşcinseller, ne hırsızlar, ne açgözlüler, ne ayyaşlar, ne sövücüler, ne de soyguncular Tanrı'nın Egemenliğini miras alacaklardır. 11Bazılarınız böyleydiniz; ama yıkandınız, kutsal kılındınız, Rab İsa Mesih'in adıyla ve Tanrımızın Ruhu aracılığıyla aklandınız.

Bu ayet vaftizdeki temizlemeye (tövbe etmek ve meyve vermek) işaret ederek “ yıkandınız, kutsal kılındınız” ifadelerini kullanır. Bazı kişiler bu ayetleri önce tövbe, sonra vaftiz tezi için kullanırlar. Onlara göre küçük çocuklar tövbe edecek yaşa gelene kadar, bağışlamanın ne olduğunu anlayana kadar vaftiz için beklemelidirler. Ancak böyle bir tez bize bağışlanma için tövbe etmenin yeterli olduğu öğretisini getirir ki, bu yanlıştır.[19][19] Bağışlama Tanrı’nın işidir. Bağışlanma satınalınabilen bir mal değildir. Bağışlama Tanrı’nın doğasında olan bir şeydir. Tanrımız bağışlayan bir Tanrı’dır. Tövbe ile Tanrı’nın zaten bizim için yapmış olduğu bağışlamayı alıyoruz. Bu anlamda vaftiz bir tövbe sakramenti değil, bir bağışlama sakramentidir. Vaftiz için tövbe edecek yaşa gelmeyi beklemek, vaftizi kişisel bir tanıklık olayı haline dönüştürür. Ancak Kutsal Kitap’ta vaftiz kişinin tanıklığından daha fazla TANRI’NIN TANIKLIĞINA DAİR BİR İŞARETTİR.

 

Tövbe, günahların bağışlanması için tek başına yeterli değildir; bağış yanlızca Tanrı’nın Mesih’te sunduğu karşılıksız lütufla gerçekleşir.[20][20]

 

3- Günahların Bağışlanması:

Markos 1: 4 Böylece Vaftizci Yahya çölde ortaya çıktı. İnsanları, günahlarının bağışlanması için tövbe edip vaftiz olmaya çağırıyordu.

Tövbe eden kişinin günahları İsa Mesih’te sunulan karşılıksız lütuf ile bağışlanmıştır. Bu anlamda Vaftiz; günahların affını simgelemektedir. Kişinin günahlarını yalnızca İsa Mesih’in kutsal kanının temizlemeye yeterli olduğunun bir işaretidir. Vaftiz günahlarının affı için yalnızca İsa Mesih’in çarmıhta akan kanının yeterli olduğunu, O’nun günahı kaldıran bir kurban sunusu olarak sunulduğuna işaret eder.

 

4- Yeniden Doğmak:

Titus 3: 4-6 Ama Kurtarıcımız Tanrı, iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi kurtardı. Bunu, doğrulukla yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi merhametiyle, yeniden doğuş yıkamasıyla ve Kurtarıcımız İsa Mesih aracılığıyla üzerimize bol bol döktüğü Kutsal Ruh'un yenilemesiyle yaptı.

Bizleri İsa Mesih’te bağışlayan merhametli Tanrımız, Kutsal Ruh aracılığıyla yeniden doğmamızı sağlamaktadır. Vaftiz; bizlerin yeni bir hayat için yenilenmeye olan ihtiyacımızın yalnızca Kutsal Ruh’ta karşılandığını gösteren bir mühürdür. Mesih’le birleşen ve günahı bağışlanan kişi Kutsal Ruh aracılığı ile yeniden doğarak artık yeni bir yaratık olmuştur. İsa Mesih bizleri günaha köle ve nefret dolu bir yaşamdan kurtardığı gibi bizlerin doğruluğu olmuştur. Yeniden doğuş yıkamasıyla bizlere yeni bir yaşam vermiştir.

 

Ancak kişiler vaftiz oldukları için yeniden doğmazlar. Yeniden Doğuş Kutsal Ruh’un bir işidir. Yeniden doğuşu bize veren iman değildir. Bize imanı veren Yeniden Doğuşumuzdur. Yani Yeniden doğmadıkca inanıp iman edemeyiz.[21][21]

 

5- Tanrı’nın Çocuğu Olmak:

Galatyalılar 3: 26 Çünkü Mesih İsa'ya iman ettiğiniz için hepiniz Tanrı'nın oğullarısınız. 27Vaftizde Mesih'le birleşenlerinizin hepsi Mesih'i giyindi.

Tanrı akladığı günahkarı Mesih’te kutsayıp neticesinde evlat edinmiştir. İsa Mesih’in beden alarak yeryüzüne gelip, aramızda yaşadığına ve bizim günahımız için haça gerildiğine olan iman bizleri Tanrı’nın evlatları yapmıştır. Tanrı’nın çocuğu olarak artık Tanrı’nın lütuf tahtına cesaretle yaklaşabiliriz. Artık göksel krallığın sahibiyiz, mirasçılarız. Tanrı’nın çocuğu olmak, Tanrı ile aramızdaki bozuk olan ilişkiyi düzelttiği gibi insanlık ailesi olan ilişkimizi de yeniden düzenleyecektir. Kişi İsa Mesih’te yeni bir aileye ve kardeşlere sahiptir. Bu da yeryüzünde sahip olabileceğimiz en büyük zenginliktir.

 

6- Sonsuz Yaşama Kavuşmak:

Romalılar 6: 4Baba'nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O'nunla birlikte ölüme gömüldük. 5Eğer O'nunkine benzer bir ölümde O'nunla birleşmişsek, O'nunkine benzer bir dirilişte de O'nunla birleşeceğiz.

Vaftizinde günaha ölerek Mesih ile birleşen kişi, Mesih ile devam eden birlikteliğinin sonucunda sonsuz yaşama kavuşacaktır. Bu anlamda vaftiz bizlere Mesih’in ölümünü ve dirilişini de hatırlatır. Ölümü yenmiş olan Mesih kilisenin diriliş ve çürümezlik umududur. Vaftiz; günaha ölmeyi, ölüm aracılığı ile Mesih’le birleşmeyi temsil etmektedir. Mesih’e ait olarak bir ölümde birleşenler, Mesih’te gerçekleşmiş olan dirilişte de O’nunla birleşeceklerdir. Yani imanlı kişi sonsuz yaşamı alacaktır. Ve vaftiz bunu kişiye hayatı boyunca hatırlatan bir işarettir.

 

7- Görünen Kiliseye Katılmak:

I.Korintliler 12.13 İster Yahudi ister Grek, ister köle ister özgür olalım, hepimiz bir beden olmak üzere aynı Ruh'ta vaftiz olduk ve hepimizin aynı Ruh'tan içmesi sağlandı.

Vaftiz ve tövbe, tüm yeryüzündeki ırkları bir görmeyi gerektirir. İster Yahudi, ister Grek, İsa Mesih’te birleşmiş her kişi Göksel Baba aracılığı ile kardeştir. Vaftiz, bu kişilerin ait olduğu Kutsal Evrensel ve Elçisel Kilisenin bir işaretidir. İsa Mesih’in Ruhani bedenini yeryüzünde teşkil eden topluluk farklı dillerden, farklı uluslardan, farklı kültürlerden oluşur. Vaftiz; gözle görünen kilise[22][22] dediğimiz, farklılıklarımızın BİR olduğu, Tanrı’nın bu dünyadaki kilisesine üyeliğimizi gösteren bir işarettir. Kişi, vaftiz olduğu kiliseyi ve üyelerini kendi ailesi olarak görür. Bu sebepten vaftiz; Mesih ile birleşme ve halkıyla olan beraberliğimizin simgesi ve mührüdür.

 

Özet olarak; Mesih ile birleşmiş, tövbe etmiş ve bağışlanmış, Kutsal Ruh aracılığı ile yeniden doğan, Tanrı’nın çocuğu olma ayrıcalığına hak kazanmış ve sonsuz yaşama kavuşmuş kişi artık RAB İSA MESİH’E AİTTİR. Böylece vaftiz göksel kimliğimizi hayatımızın her anında bize hatırlan bir işarettir. Ölüm zamanı dahil, hayatın bütün zorluk ve denenmelerinde vaftiz bizlere Mesih’te sahip olduğumuz kimliğimizi, Mesih’te vaat edilen bereketleri hatırlatır ve bunları sıkı tutmak için teşvik eder.

 

[Mesih’in kanının üzerimize serpilmesiyle] İsa Mesih’in ölümünün ve dirilişinin gücü Kutsal Ruh’un yenilemesiyle günahın pisliğinden ve her suçtan arınma aracılığı ile (İbraniler 9.11-22) Mesih’le olan beraberliğimizin ve birleşmemizin simgesi ‘Vaftiz’dir.

 

Vaftizde Konuşan Tanrı

Vaftiz insanın işi değil, Tanrı’nın işi olarak görülmelidir. Çünkü vaftizi insan icat etmemiştir, tersine vaftiz yüce Tanrı’nın bir emridir. Rabbimiz vaftizi kilisenin hizmetinin ve tapınışının bir parçası olarak teşkil etmiştir. Vaftiz, Tanrı’nın ilanı ve merhamet antlaşmasının bir mührüdür. Çocuklar Tanrı sözünü anlamasa bile Tanrı’nın kendisini bu şekilde ifade etmeye hakkı vardır. Bazen Hristiyanlar önce iman, sonra vaftiz tezini ileri sürerek vaftizin Tanrı Sözünü anlayabilen yetişkin imanlılar için olduğu tezini kabul ettirmeye çalışırlar. Ancak bu tez vaftizi bir insan işi olarak gören, vaftizi kişiye bağlı bir karar gibi gören anlayışın sonucudur. Bu durumda insan [ve insanın kararı] vaftizin (yani Tanrı emrinin) önünde ve merkezinde yer alır. Oysa vaftizin merkezinde Tanrı vardır.

 

Vaftizde Tanrı işler, Tanrı konuşur. Çünkü vaftizi icat eden ve onu bize emreden yüce Tanrı’nın kendisidir. Bu yüzden çocukların vaftiz olması gerektiğini düşünen Hristiyanlar vaftizde önceliğin Tanrı’nın olduğunun bilincindedir. Vaftizde biz Tanrı’ya değil, Tanrı bize sesleniyor. Ayrıca bu noktada, “Tanrı kendi kutsal vaadini neden çocuklara konuşmasın?” sorusunu sormak ve düşünmek durumundayız. Bizler yeni doğmuş bir bebeğin annesi, babası, kardeşleri ya da akrabası olarak onunla sürekli konuşmuyor muyuz? Çocuk anlamadığı halde ona konuşmakta ısrarcı değil miyiz? Anlamasa bile çocuğa, onu sevdiğimizi söylemiyor muyuz? Acıktığını sormuyor muyuz? Bebekler bizleri anlamadığı halde onlara konuşmayı, bizlere cevap veremeyeceklerini bildiğimiz halde onlara sorular sormayı hiç kimse garip ya da tuhaf bulmaz. Öyleyse Tanrı’nın kendi sevgisini, kendi vaatlerini, kendi lütfunu bebeklere konuşmasını niçin garip bulalım ki?

 

İlk iki yüzyıl boyunca kilise tarihinde çocuk ya da yetişkin vaftizi konusunda herhangi bir tartışma olmamıştır. Kilise tarihinde kilise babalarından Tertullian bu konuyu tartışmaya açana kadar çocuk vaftizinin tuhaf karşılanmadığını görüyoruz. Çocuk vaftizi Havarilerden beri devam eden kilisenin hayatının ve tapınışının bir parçasıydı. Kutsal yazılarda “İmanlı ailenin her bebeği vaftiz edilmelidir” şeklinde bir ifade olmasa da kilisenin bir önceki kuşaktan (elçilerden beri) gördüğü ve aklında kalan mantıklı bir yönlendirme vardı. Onlar kendilerinden önceki kuşaklarda bebeklerin vaftizine tanık olmuşlardı. Kutsal Kitapta bebek vaftizine yönelik çok kesin bir emir ve yasak olmadığı gibi, Tanrı’nın vaftiz konusundaki isteği ile ilgili çok geniş İncilsel bir düzen olduğunu görüyoruz.

 

Sünnet ve Vaftiz

Eski Antlaşmadaki sünnet sakramenti Yeni Antlaşmadaki vaftiz sakramentinin bir ön görüntüsüdür:

Tekvin 12: 1 RAB Avram'a, "Ülkeni, halkını, babanın evini bırak, sana göstereceğim topraklara git" dedi, 2 "Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım. Bereket kaynağı olacaksın. 3 Seni kutsayanları kutsayacağım. Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki halkların hepsi Senin aracılığınla kutsanacak.

Tekvin 15: 5 RAB Avram'ı dışarı çıkararak, "Göklere bak" dedi, "Yıldızları sayabilir misin? İşte, soyun onlar kadar çok olacak." 6 Avram RAB'be inandı. RAB bunu ona doğruluk saydı.

Tekvin 17: 9 Tanrı İbrahim'e, "Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız" dedi, 10 "Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. 11 Sünnet olmalısınız, sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. 12 Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan herhangi bir yabancıdan satın alınmış köleler de içinde olmak üzere sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu.

 

Tanrı İbrahim’i seçerek bir Lütuf Antlaşması yaptı. İbrahim’i büyük millet yapacak ve çok bereketleyecekti. İbrahim’in soyu sayılamayacak kadar büyük olacaktı. İbrahim ile yapılan bu antlaşma aynı zamanda ebedi bir antlaşma idi. Tanrı, İbrahim’e verdiği bu vaat ile tüm uluslardan seçtiklerini İbrahim’in soyu olarak kabul edip bereketleyecektir. İbrahim Tanrı’nın bu vaadine iman etti böylece aklandı. Aynı zamanda Tanrı’nın Mesih İsa’daki kurtarışı bu vaat doğrultusundadır. Bu Antlaşmayı görünür kılmak isteyen Tanrı, Antlaşmanın işareti olarak bu vaat altındakilerin sünnet ile dünyadaki diğer soy ve halklardan görünür bir şekilde ayrılmasını istedi. İbrahim iman edip, vaadi anlayarak sünnet olmasına karşın, Tanrı sekiz günlük bebekler dahil bu Antlaşmanın altında olan her erkeğin sünnet olmasını istedi. Yeni Antlaşmaya baktığımızda Eski Antlaşma dönemindeki sünnet uygulamasının yerini vaftizin altığını görüyoruz. Yani sünnetin ifade ettiği anlam, Yeni Antlaşmada vaftiz ile ifade edilmektedir:

Koloseliler 2. 11Ayrıca Mesih'in gerçekleştirdiği sünnet sayesinde günahlı benliğinizden soyunarak elle yapılmayan sünnetle O'nda sünnet edildiniz. 12Vaftizde O'nunla birlikte gömüldünüz ve O'nu ölümden dirilten Tanrı'nın gücüne iman ederek O'nunla birlikte dirildiniz.

Ayet Mesih’in vaftizini sünnetin bir devamı olarak bahsetmektedir. Mesih İsa’nın ölümüne ve dirilişine olan iman ile vaadin çocukları, Tanrı’nın mirasına sahip olarak vaftiz olmaktadırlar.

 

Aynı şekilde aklı başında olarak iman ederek kurtulan anne ve babalar, kendi çocuklarını bu kutsal vaat altında korumak ve tutmak için vaftiz ile mühürlemektedirler. Bu, sünnette olduğu gibi kurtuluşu değil, dünyadaki değişik inanç ve kültürlerin getirdiği diğer yaşam biçimlerinden ayrılışı, Tanrı’nın halkının bu dünyadaki diğer halklardan ayrılışını simgelemektedir. Yani bebekken vaftiz olan kişi büyüyüp, Mesih İsa’yı Rab ve Kurtarıcı olarak kabul ettiği zaman kurtuluşu almış olmaktadır. Aynı sekiz günlük bebeklerin sünnet olup, Kutsal Yasanın buyruklarına büyüyünce iman etmesi gibi...

 

1- Vaftize bu açıdan baktığımız zaman görüyoruz ki; bizi kurtaran vaftiz değil, imanımızdır. Kutsal Yazı “İbrahim Tanrı’ya iman etti ve bu ona doğruluk sayıldı” demektedir. Yani İbrahim’e sünnet, Tanrı’ya olan imanının işareti olarak verilmiştir. Tanrı’nın Lütuf Antlaşması Eski Antlaşmada sünnet ile, Yeni Antlaşmada vaftiz ile mühürlenmiştir. Vaftiz, Tanrı’nın Antlaşmasını hatırlatan bir işaret olmuştur.

 

2- Su vaftizi değil, esas olan Kutsal Ruh vaftizidir. “…vaftizde O’nunla birlikte gömüldünüz Mesih’i ölüler arasından dirilten Tanrı’nın etkin gücüne iman ederek yine vaftizde Mesih’le birlikte dirildiniz” diyen Koloseliler 2:12 ayetinde görüldüğü üzere Vaftizde, Mesih ile ölümdeki birleşmemiz bize Kutsal Ruh’un gücünde diriliş getirmektedir. Neticede Kutsal Ruh vaftizini insan değil, Kutsal Ruh’un bizzat kendisi yapmaktadır. “Çünkü tek Ruh’ta hepimiz -ister Yahudi, ister Yunanlı, ister köle, ister özgür olalım-bir tek bedene vaftiz edildik. Ve hepimiz tek Ruh’la doldurulduk” diyen I.Korintliler 12:13 ayetinde her Mesih imanlısının Ruh’la vaftiz olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Yani Kutsal Ruh bir kişinin tekelinde ya da bir yere bağlı olarak çalışmayıp iman eden kişiyi Kutsal Ruh’un kendisi bağımsız doldurmaktadır. “Tanrı’nın Ruh’u içinizde yaşıyorsa, siz benliğin değil, Ruh’un denetimindesiniz. Ama bir kişide Mesih’in Ruh’u yoksa o kişi Mesih’in değildir” diyen Romalılar 8:9 ayetinde de açıkça görüldüğü üzere Mesih’e ait olmak ve Kutsal Ruh’la dolmak aynı şeydir. Birbirinden farklı şeyler değildir.

 

3- İbrahim’in Tanrı’sına iman edenler Antlaşmanın mührüne sahiptir. Bu özel mühür İbrahim’e bir buyruk olarak verilmiştir. İbrahim’in imanı kişisel bir imandı ancak tam anlamıyla kişiye özel değildi. İbrahim’in imanı daha İshak doğmadan önce onu etkilemiştir. İshak daha sekiz günlükken ve bilinçli bir imanı yokken sünnet olmuştur. Tanrı İshak’ın da, babası İbrahim gibi önce iman edip sonra antlaşma altına girmesini talep etmemiştir. Tanrı katında İshak için bile İbrahim’in imanı önem arzediyordu. Bu yüzden İbrahim’in çocukları antlaşma işaretini aldılar. İbrahim Tanrı’ya iman ettiğinde Tanrı’nın Antlaşması altına girdi. Antlaşma hayatının getirdiği sevinç, esenlik, bereket ve sorumlulukları o zaman aldı. İshak ise antlaşma altında doğmasına karşın büyüyüp iman ettikten sonra antlaşma hayatının sevinç, esenlik, bereket ve sorumluluklarına katıldı. Bu açıdan vaftiz sünnet gibidir. Vaftiz, Tanrı halkının iman ve antlaşma hayatından hoşlanıp hoşlanmayacağı konusunda bir garanti vermez. Vaftiz sadece hatırlayabileceğimiz en erken yaştan itibaren bizi Tanrı’yı sevmeye ve izlemeye çağıran bir işarettir. Vaftiz Tanrı’nın bereket ve kutsamasını bize vaat eder. Bu yüzden imanlı aileler çocuklarını vaftiz ettirmelidirler.

 

Sünnet konusundaki bu buyruk İsa Mesih zamanına kadar etkili bir şekilde gelmiştir. Sünnet Eski Antlaşmanın çocukları için ne ifade ediyordu? Her halde yetişkinler için ne ifade ediyorsa onu ifade ediyordu. Bebekler ya da yetişkinler sünnet mührü ile Tanrı’nın halkına dahil edilmekteydi. İki insan arasında yapılan Evlilik antlaşmasının sembolü yüzükler olduğu gibi, İbrahim ve Tanrı arasındaki antlaşmayı sünnet simgelemekteydi. Tanrı böyle ilginç bir işareti neden seçti? Neden başka bir işaret seçmedi? Buna tam bir cevap vermek mümkün değil. Ama İşaya 52:1 ayeti bu konuda bize bir fikir vermektedir:

1 Uyan, ey Siyon, uyan, kudretini kuşan. Ey Yeruşalim, kutsal kent, güzel giysilerini giy. Çünkü sünnetsizlerle murdarlar Kapılarından asla içeri girmeyecek artık.

 

Bu ayet Tanrı’nın, kendi halkı ile diğer halkları (murdar adam) birbir