SUNUŞ
Bu çalışmamda Hristiyan cemaatince bir solukta okunabilecek ama üzerinde derin düşünmeye sevk edecek bir eser olmasına gayret ettim. Henüz Türkçe olarak ÖLÜM konusunda bir eser olmaması beni bu konuda yazmaya teşvik etti. Çünkü ÖLÜM halen gezegenimizde yaşayan büyük bir çoğunluk için bir gizem, bir sır olan kavramdır. Aynı zamanda ölüm büyük bir çoğunluk için kavranılması zor bir kavram olarak insanlığın önünde durmaktadır.
Oysa ÖLÜM, Hristiyanlar için Kutsal Kitap aracılığı ile açıklığa kavuşmuş bir sırdır.
Okuyucuların, Mesih’teki gerçek yaşamı anlama konusunda bir fikri oluşmasında yardımcı olacağı kanaati ile bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla,
Rev. İlhan Keskinöz
ÖLÜM ÖVGÜSÜ-I
- Senin kutsal öfkenden korkarım Tanrım,
günahlı canım kutsal adaletine ölüm borçludur, bilirim.
- Kutsal adaletinden korkarım Tanrım,
önünde durabilecek gücüm yoktur, bilirim.
- Canım ve kemiklerim titrer huzurunda
tek çarem Sensin, güçsüz olduğumu bilirim.
- Canımı yalnız Sen azat edebilirsin Tanrım,
merhametin ve sevgin boldur, bilirim.
- Bir ölü Sana şükredemez Tanrım,
sonsuz yaşam için Sana borçlu olduğumu bilirim.
- Bu yüzden şükran doluyum Sana Tanrım,
İsa'da kurtulmuş olduğumu bilirim.
- Büyük ağlayışla hep dursam ki huzurunda
borcumu asla ödeyemem, bilirim.
- Hayatım boyunca kötülükten hep kaçsam,
uzak dursam da kötü insandan
içimde kötü şeyler olduğunu bilirim.
- Hayatım boyunca hep iyilik yapsam,
ayrılmasam hep iyi insanlardan
görünmeyen günahımı saklayamam Senden, bilirim.
- Tüm yakarışım, tövbem Sanadır,
gizleyecek bir şeyim yoktur Senden,
bildiğim her şeyi bildiğini bilirim.
- Tüm hamt ve övgüm Sanadır,
başka ne sunabilirim Sana kurban olarak?
bilmediğim şeyleri bildiğini bilirim.
- Saklanacak yerim yoktur varlığından
son nefesimi verdiğim zaman
Sana geri döneceğimi bilirim.
- Sığınacak tek yerim Sensin,
güvenli bir yer yok ki başka
Diriliş ve Yaşam Sensin, bilirim.
- Ey ölüm, ne dikenin ne zaferin var senin
esenlik içinde karşılamaya hazırım seni
ölüm benim için bir kazançtır artık bilirim.
- Beni cennetine layık gördü Mesih'im.
Azizlerle, meleklerle birlikte
bir şölende yerim vardır bilirim.
- Ot kurur, çiçek solar, Sözün hep durur Rabbim,
unutulur sıkıntılar, biter her bir dert
gözyaşları teselliyi Sende bulur bilirim.
I. BÖLÜM
İnsanlar sadece yeryüzünde yaşadıkları için ölmezler; aynı zamanda sonraki yaşama hazırlanmak için dünyaya gelirler.
İnsanoğlu nefes aldığı sürece ölüm de hemen yanı başındadır. İnsanlık farkında olsa da olmasa da bu dünyadaki yaşam ölümden sonraki yaşamımız için bir hazırlanma süresidir. İnsanların ölüme doğru olan yürüyüşü ana rahmine düştüğü gün başlar. Yaşamın kendisi kadar gerçek bir şey vardır; o da kaçınılmaz olan ölümdür:
Mezmur 89: 48 Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen,
Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran?
İnsanlık bilim ve teknolojideki yüksekliğine rağmen ölümden kaçamamaktadır. Dünya tarihimiz savaşlar, kıtlıklar, afetler, salgın ve katliamlar dışında insanların kişisel olarak birbirlerine olan düşmanlık, öfke ve kıskançlıklarının yanında dikkatsizlik ve ihmal ile her gün değişik şekillerde ölümlere sahne olmuştur. Neticede hepimiz ister hastalık, ister kaza, ister doğal yoldan olsun, hepimiz tarihin bir noktasında ölümle yüzleşiriz. Çünkü bir kez ölmek[1] şartı ile doğmuşuzdur.
Bu yaşam boyunca daima galip olan ölümle yüzleşmeyi beklediğimiz süreç içinde pek çok defa ölümlere tanık oluruz. Her gün gazete ve televizyondan ölüm haberlerini öğreniriz. Bazen de bir düğün töreni kadar görkemli cenaze törenlerine tanık oluruz.
Aslında her akşam uykuya daldığımızda bir gün yerin altındaki karanlıkta tecrübe edeceğimiz ölümün bir provasını yapmış oluruz.
Bir oyunu sergilemeden önce tekrar ve tekrar provasını yapan aktörler gibi bizler de bu yaşam süresince tekrar ve tekrar ölümün provasını yaparız. Bu provalar boyunca yavaş yavaş saçlarımız dökülür, beyazlaşmaya başlar; enerjimiz azalır ve yavaşlamaya başlarız. Arada bir kalbimiz ezberlemiş olduğu düzeni şaşırır. Gözlerimizin kenarından başlayan kırışıklıklar yavaş yavaş bütün yüzümüzü ve derken bütün cildimizi kapsar. Bütün bunlar gündüzün geceye yaklaşması gibi ölüme doğru yavaş yavaş ilerleyişimizin birer işaretidir.
Diğer yandan kiliseye her girdiğimizde de aslında Tanrı’nın Huzur Diyarına girmeyi pratik etmiş oluruz:
Mezmur 95: Gelin, RAB'be sevinçle haykıralım,
Bizi kurtaran kayaya sevinç çığlıkları atalım,
2 Şükranla huzuruna çıkalım,
O'na sevinç ilahileri yükseltelim!
3 Çünkü RAB ulu Tanrı'dır,
Bütün ilahların üstünde ulu kraldır.
4 Yerin derinlikleri O'nun elindedir,
Dağların dorukları da O'nun.
5 Deniz O'nundur, çünkü O yarattı,
Karaya da O'nun elleri biçim verdi.
6 Gelin, tapınalım, eğilelim,
Bizi yaratan RAB'bin önünde diz çökelim.
7 Çünkü O Tanrımız'dır,
Bizse O'nun otlağının halkı,
Elinin altındaki koyunlarız.
Bugün sesini duyarsanız,
8 Meriva'da, o gün çölde, Massa'da olduğu gibi,
İnatçılık etmeyin.
9 Yaptıklarımı görmelerine karşın,
Atalarınız orada beni sınayıp denediler.
10 Kırk yıl o kuşaktan iğrendim,
"Bu vefasız bir halktır" dedim,
"Yollarımı bilmiyorlar."
11 Bu yüzden öfkeyle ant içtim:
"Huzur diyarıma asla girmeyecekler!"
"Huzur diyarıma asla girmeyecekler!" ifadesi bize ilk önce Mısır’a dönme özlemi içinde, Tanrı’ya karşı asi ve isyankar olan halkın üzerine gelen yargıyı[2] hatırlatmaktadır. Diğer yandan İyi Haberi almış, duyduğu sözü imanla ile birleştiren Hristiyanlar Şabat (Sebt) Gününde kiliseye her girdiğinde –bir gün mezardan geçerek- Mesih’in sağladığı yoldan Tanrı’nın huzur diyarına gireceklerini yeniden hatırlamış olurlar.
Çünkü geçmişte söz dinlemeyenlerin Tanrı’nın Huzur Diyarına giremediklerini bildiğimiz gibi “Bugün Tanr’nın sesini” iman ile dinleyip yüreklerini nasırlaştırmayanların Tanrı’nın Huzur Diyarına girecekleri, Tanrı’nın her huzuruna çıktımızda gözümüzde daha da kesinlik kazanır.
Çünkü Tanrı'nın halkına verdiği “sept günü dinlenmesi” –Tanrı kendi işlerinden nasıl dinlendiyse- O'nun huzur diyarına girenlerin de kendi işlerinden öylece dinleneceğinin güvencesini vermektedir (İbraniler 3:7-19; 4:1-10). Böylece bizler Şabat Günü kiliseye gelip Tanrı’ya dua ve tapınma sunduğumuzda kefenleri ya da tabutları içinde [ya da Tanrı’nın yaratılışının harika örtüsü ile; toprak veya deniz içinde] güvenle bedenlerinin çürümezliği almasını bekleyen azizler gibi, bedenlerimizin ölümde dinlenmesini, canlarımızın ise Tanrı’nın huzur diyarında sevinç ve esenlik içinde uyanmış ve Kutsal Ruh’un bağışladığı ölümsüzlüğü giyinmiş olarak Tanrı’ya tapınma sunan göksel orduların yaptığı şeyi pratik etmiş oluruz.
Yaşamın ölümle bu kadar iç içe olduğu gerçeği karşısında insanlar ölümü bazen üzüntüyle karşılar; bazen de büyük bir keyif ile başkalarının ölümünden konuşurlar; kimisi de ölümü hiç hatırlamak istemeyecek kadar ondan ciddi bir şekilde korkar ve bu konuyu bilinçaltının derinliklerine gömer.
Konu “ölüm” olduğunda aklımız genelde ‘nerede, ne zaman ve ne şekilde’ öleceğimiz konusuna yönelmeye meyillidir. Ancak gerçekte bu sorular ölüm hakkındaki küçük detaylardır. Kesin olan bir şey vardır, o da ‘tarihin bir yerinde, bir şekilde öleceğimiz’ gerçeğidir. Bu küçük detaylar bizleri daha önemli bir soru olan “öldükten sonra gideceğimiz yer” üzerinde düşünmekten alıkoyar.
İnsanın ölüme duyduğu gerek korkuya gerekse kaçışa İsa Mesih bir nokta koymuştur. Böylece ölüm artık korkulan bir bilinmezliğin olduğu ‘bir sır’ olmaktan çıkmıştır. İnsanlık, ölümü kaçınılması ya da korkulması gereken bir düşman olarak görürken İsa Mesih bu düşmanın bize batıracağı dikenini, bizim üzerimizdeki zaferini kaldırmıştır. Ölümün Adem’den bu yana insanlık üzerinde kazandığı zafer İsa Mesih’te artık son bulmuştur:
I.Korintliler 15: 55 «Ey ölüm, zaferin nerede?
Ey ölüm, dikenin nerede?»
Havari Yuhanna’nın öğrencisi olan kilise babalarından Aziz Polikarp’tan İsa’yı inkar etmesi istenmişti. Ama o bunu kabul etmediği zaman zaten bu uğurda ölmeyi kabul etmiş oldu. Yakılmadan hemen önce, bir iman açıklamasına benzeyen duasında İsa Mesih’in sonsuz yaşam olduğunu bilmenin verdiği güvenle ölüme şu şekilde meydan okumuştu:
“Rabbim, sevdiğin ve kutsadığın, bize ismini öğreten Oğlun İsa Mesih’in Babası, her şeye muktedir Tanrım, meleklerin, gökteki güçlerin, tüm yaratılışın ve huzurunda yaşayan tüm haksever kuşağın Tanrısı, Sana şükrediyorum, çünkü şehitlerin topluluğu içinde, Kutsal Ruh’un bağışladığı ölümsüzlükle, ruhumun ve bedenimin ebedi hayata uyanması için, Mesih’in cefasına paydaş olayım diye beni bu güne ve bu saate layık gördün. Gerçek ve tek Tanrım, önceden hazırlayıp gösterdiğin gibi, Seni hoşnut edecek bereketli bir kurban misali, onlarla birlikte bu gün huzuruna diliyorum Senden. Ve de Sana her şeyde şükrediyorum, Sana övgü okuyorum, aziz Oğlun, ulu ve ebedi kahin İsa Mesih aracılığı ile Sana hamt ediyorum. Sana, O’na ve Kutsal Ruh’a şimdi ve sonsuza dek şükürler olsun.”
Bu muhteşem olayın tanıkları olan kilise yazarları o gün için tarihe şu notu düştüler:
“Bu ‘Amin’i göklere yükselterek duasını bitirince, ateşçiler odun yığınını tutuşturdu. Kocaman bir alev yükseldi ve bu olayları insanlara iletmek için seçilen ve bunları görmeye nail olan bizler bir mucizeye tanık olduk. Ateş, rüzgarda şişen bir yelken gibi, bir kubbe şeklini aldı, bir siper gibi şehidin bedenini kuşattı. Aziz ise ortada duruyordu, yanan bir vücut gibi değil, pişen bir ekmek gibi ya da potada ışıldayan altın veya gümüş gibi. Ve de günnükten ya da başka pahalı bir ıtırdan yayılıyormuş gibi bir koku geliyordu burnumuza...”
Hristiyan tarihi buna benzer pek çok iman tanıklığı ile doludur.
Belki de ölümden sonraki hayat için duyulan korkudan sebep, bazen insanlar ölümü tümden bir yok oluş şeklinde düşünürler. Ancak Kutsal Kitap bunun tam tersini söyler.
II. BÖLÜM
LUKA 2: 22 Musa'nın Yasası'na göre arınma günlerinin bitiminde Yusuf'la Meryem çocuğu Rab'be adamak için Yeruşalim'e götürdüler. 23 Nitekim Rab'bin Yasası'nda, "İlk doğan her erkek çocuk Rab'be adanmış sayılacak" diye yazılmıştır. 24 Ayrıca Rab'bin Yasası'nda buyrulduğu gibi, kurban olarak "bir çift kumru ya da iki güvercin yavrusu" sunacaklardı. 25 O sırada Yeruşalim'de Şimon adında bir adam vardı. Doğru ve dindar biriydi. İsrail'in avutulmasını özlemle bekliyordu. Kutsal Ruh onun üzerindeydi. 26 Rab'bin Mesihi'ni görmeden ölmeyeceği Kutsal Ruh aracılığıyla kendisine bildirilmişti. 27-28 Böylece Şimon, Ruh'un yönlendirmesiyle tapınağa geldi. Küçük İsa'nın annesi babası, Kutsal Yasa'nın ilgili kuralını yerine getirmek üzere O'nu içeri getirdiklerinde, Şimon O'nu kucağına aldı, Tanrı'yı överek şöyle dedi:
29 "Ey Rabbim, verdiğin sözü tuttun;
Artık ben, kulun huzur içinde ölebilirim.
30-32 Çünkü senin sağladığın,
Bütün halkların gözü önünde hazırladığın kurtuluşu,
Ulusları aydınlatıp
Halkın İsrail'e yücelik kazandıracak ışığı
Gözlerimle gördüm."
İsa Mesih de Kutsal Yasanın gereğinin yapılması için Tanrı’ya sunulmak üzere tapınağa getirilir. İlk doğan erkek çocuklar Kutsal Yasaya göre Tanrı’ya adanmıştır (Çıkış 13:2). Aslında kurbanda[3] ilk şart bir yıllık sağlıklı kusursuz bir kuzu sunulmasıdır. Onların güvercin ya da kumru sunmalarına geleneksel yorum Yusuf ve Meryem’in fakir bir aile olduklarıdır. Ama bundan daha önemlisi, Meryem ve Yusuf’un bebek İsa’yı tapınağa getirmelerinden onların dindar bir aile olduklarını da anlıyoruz.
Vaftizci Yahya’nın İsa hakkındaki “İşte dünyanın günahını kaldıran Tanrı Kuzusu!” tanıklığından yola çıkarak Mesih İsa için bir kuzunun takdime olarak verilmesinden çok Kutsal Ruh’u temsilen güvercin ya da kumru sunulmasını daha mesaj verici buluyorum.
Mesih tapınağa getirildiği anda karşımıza Şimon adında bir karakter karşımıza çıkar. Onun kimliği hakkında bir bilgimiz yok. Ancak bu ayetlerin tanıklığı ile onun ruhani karakteri hakkında değerli bilgiler edinebilmekteyiz:
a-) Doğru ve dindar bir adamdır (25):
Dolayısıyla Kutsal Kitap’ı iyi bilen, bu sebepten Tanrı’nın karakterini iyi bilen ruhta ve gerçekte tapınan biridir.
b-) İsrail’in teselli edileceği zamanı özlemle beklemektedir (25).
Şimon’da bir önder karakteri görüyoruz aynı zamanda. Çünkü yalnızca kendisi için değil Tanrı’nın halkı için de kaygı duyan, Tanrı’dan gelecek teselliye yüreğinde özlem duyan birisidir.
c-) Kutsal Ruh onun üzerindeydi (25)
Buradaki diğer önemli tanıklık kuskusuz “Kutsal Ruh onun üzerindeydi” şeklindeki ifadedir. Eski Ahit zamanında Kutsal Ruh çok özel zamanlarda ya da çok özel kimselerin üzerinde bulunurdu.[4] Rab, Şimon’a Kutsal Ruh aracılığı ile Mesih’i görmeden ölmeyeceği yolunda bir söz vermişti (26). Buradan anlıyoruz ki, Şimon Tanrı’nın sesini tanıyabilen nadir insanlardandır. Tanrı’nın ona konuşmasını ve böyle önemli bir haberi ona önceden müjdelemesinden Şimon’un Tanrı ile ilişkisinin düzeyli ve tatminkar bir noktada olduğunu görebiliriz.
Şimon’un bebek İsa ile karşılaşması aslında olağan bir karşılaşma değildir. Şimon, Kutsal Ruh’un rehberliği aracılığı ile o gün tapınakta bir bebeğin bütün İsrail’deki beklerden daha ayrıcalıklı, İsrail’in Kurtarıcısı Mesih olduğunu ilan etmiştir –çünkü “Kutsal Ruh onun üzerindeydi” ve Kutsal Ruh’un rehberliğinin kişiyi götüreceği yer Mesih’in ayakları dibinde dua ve tapınma sunmaktır.
Kutsal Ruh tarafından yönlendirilen Şimon bebek İsa’yı insanların gözle gördüklerinden farklı bir şekilde görür ve bu karşılaşma onu Tanrı’yı övmeye yönlendirir. Tanrı’nın Ruhu’nun yönlendirmesi Şimon’u İsa Mesih ile buluşturmuştur; ve bu buluşmadan Kutsal Ruh’un varlığının önemli bir işareti olan ‘Rab’be övgüler sunma’ taşmıştır.
Tanrı’nın Ruh’u bugün bizim üzerimizde değil, içimizdedir. Dualar, vaaz, övgü dolu ilahiler esasında varlığını insandan değil, insanı dolduran Tanrı’nın Kutsal Ruhundan almaktadır. Bu yüzden kilise ibadetlerimizde Tanrı’ya övgü önemli bir yer tutmaktadır. Mesih adına yüzyıllardır söylenen övgüler, yazılan ilahiler, sıradan insanların varlığını dolduran Kutsal Ruh’un işaretidir. Şimon Tanrı’yı överek şöyle der (29):
“Ey Rabbim vermiş olduğun sözü tuttun kulun olan ben artık huzur içinde ölebilirim.”[5]
Burada Şimon’u İsrail’in nasıl teselli edileceğini bekleyip görmek gibi bir davranış içinde görmüyoruz. Tersine, Mesih’i görmekle ölüme hazır olduğunu tapınakta Rab’be ikrar eden bir kişi olarak karşımıza çıkar. Ölüme karşı alışık olmadığımız bir razı oluşla yaklaşır Şimon.
Şimon için Mesih’in kendisini görmek Mesih’in yapacağı işleri görmek demektir. Şimon Rab’bin işlerini görmeden önce Rab’in yapacağı işlere, yani İsrail’in kurtuluşuna iman etmiştir. Şimon Tanrısal kurtuluş ve teselliye şimdiden kavuşmuştur. Evet, Tanrı, Mesih vaadi hakkındaki sözünü tutmuştur. Böylece İsrail’in kurtuluşu için halkına verdiği sözü de tutacaktır. Bu yüzden “Ey Rabbim vermiş olduğun sözü tuttun” ifadesi sadece bir gerçeğin altını çizmek değil; aynı zamanda ahdini tutan Tanrı’nın dünyaya ilan edildiği bir övgüdür.
5. yüzyılda yasamış Ağrı’lı Movses Episkopos “Büyük Sır” adlı ilahisinde İsa Mesih’in kutlu doğuşunu “Göğe yere sığmayan güç kundak bezine girdi” sözleriyle ifade eder. İşte, bu güç şimdi Şimon’un kolları arasındadır. İsa Mesih’le olan bu buluşma onun yüreğinden övgü taşmasına sebep olmuştur.
Şimon’un artık İsrail halkının kurtuluşu için kaygı duymasına gerek yoktur. İsa Mesih’e dokunmuş olması Şimon’un gözlerini açmıştır ve bu dokunuş onun yüreğindeki kaygının silinmesine yetmiştir. Şimon gerçek yaşamın Mesih’te olduğunu fark etmiş olmalı ki, bir ölüm korkusu duymadan “huzur içinde ölebilirim” diyebilmektedir. Şimon, Rabbini bu dünyada ilk karşılayan biri olarak adeta ölüler diyarında da Rab İsa Mesih’i ilk karşılayan kişi olmak için hemen ölmeye razıdır. Ölüm artık korkulası bir kavram, bir bilinmeyen olmaktan çıkmıştır. Ölüm onu esenliğe götüren bir kapı olmuştur artık. Bu yüzden Kutsal Kitap ölüme korkusuzca meydan okumaktadır.
I.Korintliler 15:55 Ey ölüm zaferin nerede ?
Ey ölüm dikenin nerede ?
Ölüm artık İsa Mesih’e inananları kendi karanlığına alamayacaktır. Ölüm İsa Mesih’e inananları incitemeyecektir, acı veremeyecektir. İsa Mesih’ten itibaren Tanrı kurtuluş ışığını tüm halkların gözü önünde yakmıştır. Bu ışık İsa Mesih’e övgü hamt ve yücelik kazandıracaktır. Bu yüzden Şimon’u tapınakta bebek İsa’yı kucağına aldığı anda Tanrı’yı överken görüyoruz. Bu mezmurun sözlerinden Şimon’un İsa Mesih’in misyonunu çok iyi anladığını görüyoruz.
Bu çocuğun kutsanması diğer çocuklarınkinden farklıdır. İster adanma töreni olsun, ister çocuğun özel günlerinde dini önderler tarafından kutsanması olsun; çocuk için hep iyi niyetler, iyi dilek ve temenniler, umutlar sunulurdu Tanrı’ya. İsa Mesih’in mucizevi doğuşundaki farklılık O’nun tapınaktaki adanma töreninde de göze çarpar.
İsa Mesih daha doğumunda bile ölümle kutsanmaktadır. Oysa bir çocuk kutsanırken söyleyebileceğimiz şeyler; sağlıklı ve uzun ömürlü olması, dinine ve ahlaki değerlere bağlı, vatanına faydalı ve ailesine saygılı bir çocuk olması gibi dilekler sunulmaz mı?
Ama bebek İsa’nın kutsanmasında ölüm konusu pek aklımıza gelmez. Çocuk umuttur, ana babanın yapmak isteyip de yapamadıklarının gerçekleşmesi umududur. Aynı zamanda İsrail kültüründe bir bereketi temsil etmektedir. O devirde çocuklu ve zengin aileler için insanlar Tanrı’nın elinin o ev üzerinde olduğunu düşünürlerdi. Çocuk yaşam demekti. Çocuğu olmayan aileler genelde bundan utanç duyarlardı. Çünkü halk bir günah yüzünden çocukları olmadığını düşünürdü. Bu yüzden çocuk için hatırlanacak en son şey ölümdü.
Ama İsa Mesih ölümün çehresini değiştirmiştir (30-32). Ölüm; İsa Mesih’te ulusları aydınlatan bir kurtuluş meşalesi olmuştur. Şimon “İsrail’e yücelik kazandıracak ışığı gözlerimle gördüm” diyerek İsa Mesih’in “Ben dünyanın ışığıyım sözlerini” teyit eder (Yuhanna 8:12).
Şimon Kutsal Ruh’un yönlendirmesi ile peygamberlikte bulunmaktadır. İncil, Şimon’un tanıklıkta bulunduğu ışık hakkında bize çok önemli başka ayetler aracılığı ile tanıklık verir. Bu ışık başta İsrail’i sonra da tüm ulusları aydınlatıp Tanrısal kurtuluşu gözler önüne serecek ışıktır.
Matta 4:16 Karanlıkta yaşayan halk büyük bir ışık gördü . Ölümün gölgelediği diyarda yaşayanların üzerine bir ışık doğdu.
Evet, İsa Mesih ışıktır; ölümün ve karanlığın olduğu yere ışık tutarak günah gerçeğini insanların daha iyi görmelerini sağlayacaktır. Bu ışık insanların bir kurtarıcıya olan ihtiyaçlarını daha iyi görmelerini sağlayacaktır.
Yuhanna 1:4 Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı
Bu ışık yalnızca aydınlatmak ve karanlığı açığa çıkarmak için değil aynı zamanda insanlara yaşam verecek bir ışıktır.
Yuhanna 1:5 Işık karanlıkta parlar ve karanlık onu alt edememiştir.
Evet, ölümün karanlığı, ışığı yani İsa Mesih’i, O’nun Kutsal Müjdesini ve Mesih’e ait olanları alt edemeyecektir. İman ile Şimon, İsa Mesih’le ölüm karanlığının aydınlandığını ve yaşam ışığı olan İsa Mesih’in ölüm korkusunu kaldırdığına ilk tanıklıkta bulunan kişi olarak İncil’de karşımıza çıkar. Ölüm esenliğe götüren bir kapı olmuştur artık. Ölüm artık bir bilinmeyen ve korkulan bir kavram olmaktan çıkmıştır. Bu yüzden Şimon “kulunu esenlikle salıveriyorsun” diyebilmektedir.
Şimon, İsa Mesih’te gördüğü bütün ulusları kapsayan kurtarış ışığını, İsrail’e yücelik kazandıracak ışığı gözleriyle görmüştür. Bu ışık insan üzerindeki tek alt edilemeyen güç olan ölümü etkisiz kılacak bir ışıktır ve Şimon, İsa Mesih’in ölüm ve diriliş üzerindeki yargı yetkisi karşısında ölüme karşı bir yakınlık duyar. Şimon bu ışıkla aydınlanarak ölümün onu bu dünyanın kaygılarından, korkularından, endişelerinden ve günahın getireceği yargı ve azaptan kurtaracak bir şey olduğunu fark eder. Bu yüzden Tanrı’ya “kulunu esenlikle bu yaşamdan ayırabilirsin” diyebilmektedir.
Daha açık bir ifade ile bu ışıkla aydınlanan Şimon “İsa canım sana kurban olsun” demek cesaretini gösterebilmektedir. Bu yüzden de Yusuf ve Meryem söylenenlere şaşırmışlardır (33).
Mezmur 118:22-23 ayetlerinde: “yapıcıların reddettikleri taş, köşenin başı oldu ve o, gözlerimizde şaşılacak iştir” sözleriyle ifade edilen İsa Mesih hakkındaki peygamberlik gerçekleşmeye başlamıştır.
Yaratılıştan sonra gerçekleşen en büyük ve şaşırtıcı olay İsa Mesih’in beden alıp aramıza girmesidir. Bu geliş insanlık tarihine farklı bir ivme kazandırmıştır. Tanrı, İsrail halkını Mısır’dan kurtarmakla şaşılacak bir iş yapmıştır. Şimdi aynı Tanrı kutsal sözünü bir beden ile tenlendirerek yine şaşılacak bir iş yapmıştır. Kilise yüzyıllardır bu mucizevi ve şaşırtıcı doğuşu aynı heyecan içinde ilan etmektedir.
Şimon peygamberliğine şöyle devam eder (34-35) :
1-) İşte, bu çocuk İsrail’de birçoklarının düşmesine ya da yükselmesine yol açmak için belirlenmiştir: (İşaya 8:14, Matta 21:33-44)
2-) Bu çocuk ve aleyhinde konuşulacak bir belirti olmak üzere belirlenmiştir:
Bu peygamberlik en açık olanıdır. İsa Mesih yeryüzündeki hizmeti boyunca ve bugüne kadar çoğunluk tarafından aleyhinde konuşulan bir kişi olmuştur. Kabul gördüğünden daha fazla reddedilmistir. Yeryüzündeki hizmeti boyunca İsa Mesih gittiği her yerde kalabalıkları peşinden sürüklemiş, O’nun yaptıklarıyla sözleri herzaman tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmalarda kimi zaman insanlar O’na iman etmiş, kimi zaman da halkın ya da din görevlilerinin yoğun tepkisine yol açmıştır.
3-) Senin kalbine de adeta bir kılıç saplanacak:
Bu sözü en iyi çocuk sahibi olanlar anlar. Bir annenin çocuğunun düşüp bir yerini kanattığı zamanki acısını nasıl yüreğinde hissettiğini düşünün. Bir an tıbbi bir mudahale yapılırken çocuğunuzun acı ağlayış ve çığlıklarını duyduğunuz zamanki hissettiğiniz acıyı düşünün. İncil Meryem anayı İsa Mesih’in çarmıhının karşısında resmeder. Bir annenin oğlunun ölümünü seyrettiği ve hiçbirsey yapamadığı zamanki acısını düşünün. Mesih çarmıhta elleri ayakları çivilenmiş, kanlar içindedir, böğrünü bir mızrakla delmişlerdir. Böyle bir durumda Meryem’in çekeceği acıyı Şimon “kalbine kılıç saplanacak” sözleriyle ifade eder. Şimon daha yeni doğmuş bir bebek için annesine “kalbine kılıç saplanacak” kadar acılı bir ölüm müjdelemektedir.
4-) Bütün bunlar birçoklarının yüreğindeki düşüncelerin açığa çıkması için olacak:
İsrail halkının dünyasal bir kral beklentisine karşılık; İsa Mesih öncelikle yüreklerde saltanat sürmek isteyen ruhsal bir krallık kurmak istemektedir. Bu yüzden yüreklerdeki düşünceler itiraf ile açığa çıkmalı, tövbe ile bu kötü düşüncelerden vazgeçilmelidir. Böylece bizdeki eski Adem’e ait düşüncelerin açığa çıkması ve yeni Kralın insanların yüreklerinde ve yaşamlarında tahtını alması gerekmektedir.
Sakramentlerin her kutlanmasından önce yüreklerimizdekileri iyi ya da kötü düşünceleri Rab’be itiraf etmiyor muyuz?
Her imanlı yaşayış, her doğru tanıklık, Mesih’in krallığı adına iman ile yaptığımız her iş ya da söylediğimiz her ruh ve bilgelik dolu söz insanların yüreklerindeki düşünceleri açığa çıkarmayacak mı?
İsa Mesih çarmıhta dünya bilgeliğinin boş olduğunu açığa çıkarmadı mı? İsa Mesih hüzün içinde Kudüs’e girip o akşam yemeğine katılmakla Yahuda’nın yüreğindekinin yanlızca otuz gümüş için olduğunu açığa çıkarmadı mı?
Biz Hristiyanlar için ölüm; bizi Tanrı’ya, barışa, esenliğe ulaştıran bir yoldur. İsa Mesih’i Rab ve Kurtarıcı olarak kabul edenler, Kutsal Kitabın Şimon aracılığı ile bize hatırlattığı bu gerçeğe iman ederler. İşte bu yüzden Kutsal Kitapta imanlıların ölümü uyumak ya da uykuya dalmak sözleriyle ifade edilir.
Şimon’un tanık olduğu aynı ışık ile aydınlanmış İstefan bu yüzden taşlanırken “Ya Rab ruhumu al” diye dilekte bulunabiliyordu. “Ya Rab bu günahı onlara yükleme” diyebilecek gücü bulabilmesi onu aydınlatan bu ışıktandı.
İ.S.320 yılında Sivas’ta kırk Romalı askerin İsa Mesih’e iman ettikleri ortaya çıkınca, komutanları tarafından buz tutmuş bir gölcüğe atılırlar. Komutan, iman edenleri Rab İsa’yı inkara teşvik etmek için gölcüğün kıyısına sıcak su banyoları kurdurur. Kırk Hristiyan askerden yanlızca biri imanda zayıflar, ölmemek için buz tutan gölden çıkar ve sıcak su banyolarına girer. Ancak ani ısı değişikliği onun derhal arkadaşlarından önce ölmesine yol açar. Öteyandan geriye kalan otuzdokuzunun direncini ve dualarını gören, ölürken bile söyledikleri ilahileri işiten Romalı putperest askerlerden biri o anda Rab İsa Mesih’e iman eder ve Rab’bi inkar eden askerin yerine kendiliğinden buzlu göle girerek şehit olur . Böylece kırk sayısı tamamlanır. Bunu duyan Hristiyanlar imanda güçlenir ve sevinçle Tanrı’ya hamdederler.[6]
Gelin geçmişte ölüm korkusu duyduğumuz zamanlar için tövbe edelim. Sevdiklerimizi kaybedince kendimizi çok uzun süreli yasa vermek, kiliseye gelmemek gerçek bir hristiyan tanıklığı olamaz. Şimon’u esenlikle salıveren Tanrı, bizede esenlikte gidip dirilişi miras alma yolunu açacaktır. Sevdiklerimizi kaybetmenin üzüntüsünü elbette duyacağız. Sevinmek için de üzülüp yas tutmak için de ait olduğumuz yer Tanrı’nın ev halkı olan kilisedir. Esasında her ölüm iman etmiş bizlere esenlikle bir gün bu dünyadan ayrılacağımızı hatırlatan bir olaydır.
Diğer yandan bir imanlının ölümü İsa Mesih’in ölüm ve diriliş üzerindeki yetkisini, İsa Mesih’in kurtarış yetkisini bu dünyaya yeniden hatırlatmamız için bize verilen bir tanıklık fırsatıdır.
Ölüm genelde birçoklarımız için hatırlamak istemediğimiz ve kabullenme zorluğu çektiğimiz bir konu olduğu için bu konuda ciddi bir çalışma yapmak isteği de duymamaktayız. Dolayısıyla ölüm hakkındaki bilgilerimiz genelde İncili bir tanıklık vermekten çok uzaktır. Bir hristiyan kendi ilahiyatına bu denli uzak kalmamalıdır.
İncil’de İsa Mesih’in ölümle olan bağlantısını ve bunun bize etkisini inceleyelim:
Lütuf antlasması İsa Mesih göründüğü zaman sözün duyurulması (1-), vaftiz (2-) ve Rab’bin Sofrası (3) törenlerinin gerçekleşmesi yoluyla yürürlüğe girdi:
(1) Markos 16:15 İsa onlara şöyle buyurdu “Bütün dünyaya gidin Müjde’yi bütün yaradılışa duyurun”
(2) Matta 28:19-20 Bu nedenle gidin bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin.
(3) I.Korintliler 11:23-25 Ele verildigi gece Rab İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve şöyle dedi : “Bu sizin uğrunuza feda edilen benim bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın.” Aynı şekilde yemekten sonra kaseyi alıp şöyle dedi : “Bu kase benim kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır. Bunu her içtiğinizde beni anmak için böyle yapın.”
Lütuf antlaşmasının sevinçle kabul ettiğimiz sonsuz yaşam, bereketler, karşılıksız aklanma, kurtuluş, armağanlar, günahların affı gibi yönleri vardır. Ama bu antlaşmanın yerine getirmemiz için bize yüklediği sorumluluklar da (itaat, dua, adanmışlık, sevgi, sabır) vardır.
Ölüm ise, sevinçle kabul ettiğimiz bu lutuf antlaşmasının sonsuzluklar boyunca devamlılığına açılan bir kapıdır.
Zebedi oğullarının annesi iki oğlunun İsa’nın sağında ve solunda oturmasını istediği zaman İsa’nin verdiği cevap oldukça düşündürücüdür. Rab İsa Mesih onlara “Benim içeceğim kaseden siz içebilir misiniz ?” diye sorar (Matta 20:20-22).
Rab İsa Mesih bugün lütuf antlaşmasının bereketlerine ortak olmak isteyen bizlere soruyor: “Benim içeceğim kaseden siz içebilir misiniz ?”. Evet, sonsuz yaşam var, bereketler var ama bu acı kase için ne düşünüyorsunuz? İçmeye hazır mısınız bu kaseden?
Vahiy bölümü bu kasenin anlamını daha da açarak “kapılardan geçmek” ifadesini kullanır. Kente girebilmek için kapılardan içeri geçmemiz gerekmektedir (Vahiy 22:14). Sıkıntı kapısından, reddedilme kapısından, elem kapısından ve nihayetinde iman ile ölüm kapısından geçmemiz gerekmektedir. Kuşkusuz bu yolda Rabbimiz İsa Mesih’in “Bu dünyada sıkıntınız alacak. Ama cesur olun ben dünyayı yendim” sözleri bizim için hem tesvik –O’nun gibi galip gelebilmek için- hem de teselli –O’nun ölümü yenmiş olduğuna güven- olacaktır (Yuhanna 16:33).
Mesih ölümün gücünden halkını çarmıh (ölüm) yoluyla kurtardı:
Elçilerin İşleri 2:24 Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek O’nu diriltti. Çünkü O’nun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.
Romalılar 4:25 İsa suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için diriltildi.
İsa Mesih çarmıh yoluyla ölümün gücünü kaldırmıştır. Artık “Ey ölüm zaferin nerede ?” diye ölüme cesaretle meydan okuyabiliriz. Pavlus Korintliler mektubunda adeta ölümün kendisini duelloya davet eder. Ölümün artık bize batacak bir dikeni yoktur. Ölüm, İsa Mesih’in çarmıhı yoluyla bize bir korku veremez artık. Tanrı İsa Mesih’in acılarına son vererek halkının ölüm acılarına da son vermiş oldu. Tanrı aynı zamanda suçlarımızın karşılığı için olan cezaya da son vermiş oldu. Ölüm artık bizi bu dünyada hiçbir zaman bulamayacağımız bir esenliğe götüren kapı olmuştur.
Mesih günaha karşılık yaşamını sundu:
İşaya 53:10 Fakat onu ezmek Rabbe hoş göründü; onu eleme düşürdü; onun canı günah takdimesi edilince, zürriyetini görecek, ömrünün günlerini uzatacak, ve Rab’bin muradı onun elinde ileri gidecek
Mesih günaha karşılık çarmıhın acı ve utanç dolu lanetli ölümüne göğüs gerdi:
İbraniler 12:2 Gözümüzü, imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya dikelim O, kendisini bekleyen sevinç uğruna utancı hiçe sayıp çarmıhtaki ölüme katlandı ve Tanrı’nın sağında oturdu.
İsa Mesih’in bir günah takdimesi olarak çarmıha çıkmasıyla, Tanrı’nın insanı kurtarmak için başlangıçtan beri olan o harika planı gerçekleşmiştir. Kutsal Kitap’ın takip etmemiz için çizdiği yolu İsa Mesih bir öncü olarak bizim için tamamlamış oldu. O, bu yolda bizler için en güvenilir rehberdir. Tanrı’nın sağına oturmak gibi bir ayrıcalığı bizimle paylaşmak istemektedir. O’nun bu harika istemi bizim gerek elem ve sıkıntılarımızı gerekse ölüm acısı ve korkusunu yenmemizi sağlamaktadır.
Mesih gömüldü, üçüncü güne dek ölümün gücü altında yaşadı:
Mezmur 16:10 Çünkü sen canımı ölüler diyarına terketmezsin; mukaddesini çürüme görmeğe bırakmazsın.
Romalılar 6:9 Çünkü Mesih’in ölümden dirilmiş olup artık ölmeyeceğini, ölümün artık O’nun üzerinde egemenlik sürmeyeceğini biliriz.
Matta 12:40 Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacak.
İsa Mesih çarmıha gitmeye razı olmakla ölümün gücü altına girmeye de razı olmustur. Ama yüreğinde Baba’nın O’nu ölüler diyarına terketmeceğine olan bir güven ile ...
İsa Mesih’e olan iman ve itaatin bizleri de ölüler diyarında bırakmayacağı artık çok daha kesin değil midir?. Dirilmiş olan Mesih’in bize gönderdiği Kutsal Ruh’u kurtuluşumuz tamamlanana dek mirasımızın mührü ve güvencesidir (Efesliler 1:13-14).
DİRİLİŞİN ARKASINDAKI SIR: ÖLÜM
I.Selanikliler 5:9 Çünkü Tanrı bizi gazaba uğrayalım diye değil, Rabbimiz İsa Mesih aracılığı ile kurtuluşa kavuşalım diye belirledi.
Rab İsa bizler için öldü. Kendisine çarmıhta iman eden haydutlardan biri bu dünyanın gazabına uğramaktaydı. Ama Rab daha o dakikada o kişiye kurtuluş müjdeliyordu. Mesih’in ölümü bir günahkara müjde ve sevinç ifade etmekteydi. İsa Mesih yeryüzündeki hizmetinin o son dakikasında“...Sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” (Luka 23:43) diyerek iman eden günahkara kurtuluşu müjdeledi. İnanlının bu dünyada O’nunla başlayan yolculuğu ölümden sonra da devam edecektir. Çünkü Rab o son sözlerinde iman edenler “birlikte olma” vaadi vermiştir.
Mesih’in çektiği acılar, sunduğu itaat ve yalvarış ÖLÜM aracılığı ile etkili ve geçerli oldu:
İbraniler 7:25 Bu nedenle O’nun aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları tamamen kurtarmaya gücü yeter. Çünkü aracılık etmek için hep yaşamaktadır.
İbraniler 9:14 Öyleyse sonsuz Ruh aracılığıyla kendini lekesiz olarak Tanrı’ya sunmuş olan İsa Mesih’in kanının, diri Tanrı’ya kulluk edebilmemiz için vicdanımızı ölü işlerden temizleyeceği ne kadar daha kesindir.
İbraniler 7:25 ayetine aynı bölümün 20-24 ayetleri ışığında baktığımızda ÖLÜM; İsa Mesih’in kahinliğinin devamlılığı için bir gereklilik olarak karşımıza çıkar. O’nun ölüm üzerindeki yetkisi, O’nun kahinliğini sürekli kılmaktadır. Bu yüzden ayetimiz “tamamen kurtarmaya yeter” demektedir. Evet, İsa Mesih’in kurtarışı tamdır, yetkindir; ve bu kurtarışa ilave edilecek birşey yoktur. Doğrusu böyle bir güvence karşısında yapabileceğimiz tek şey: iman ile hamt etmektir.
Tanrı’nın isteği olan Yeni Antlaşmanın kanıtı, İsa Mesih’in yaşamı değil, ölümüdür. Kuşkusuz Mesih’in günahsız yaşamı günah için sunulacak mükemmel bir kurbandır. Fakat O’nun ölümü günah için gerekli olan bedeli ödemiştir. Bu yüzden Mesih’in kutsal kanı vicdanımızı ölü işlerden temizlemeye yeterlidir. Bizlerin Mesih’e sunacağımız itaat ve yalvarış O’nun ölümü sayesinde Tanrı’nın önünde makbul olmaktadır.
Paskalya ya da Diriliş Bayramını kutlarken üzerinde durulan en önemli konu kuşkusuz Rabbin şanla ve görkemle dirilmesidir. Bizler kutlama programları ve çesitli etkinler düzenleme telaşı içinde sanırım dirilişin arkasındaki gerçeğin ölüm olduğunu unutuyoruz. Oysa Mesih çarmıhta ölmesydi kutlayacağımız diriliş[imiz] de olmayacaktı.
I.Korintliler 15:22-23 Oysaki Mesih, ölmüş olanların ilk örneği olarak ölümden dirilmiştir. Ölüm bir insan aracılığı ile geldiğine göre, ölümden diriliş de bir insan aracılığıyla gelir. Herkes nasıl Adem’de ölüyorsa, herkes Mesih’te yaşama kavuşacak.
Bu ayetlerde diriliş ölümle birlikte anlatılmaktadır. Aynı bölümün 31. ayetinde Pavlus “her gün ölüyorum” der. Kuşkusuz Pavlus maruz kaldığı hayati tehlikeleri bu şekilde anlatır. Ama Pavlus için ölüm; karşılaştığı fiziksel risklerden çok, her gün yaydığı Müjde’ye ters düşen yeni bir öğretiş karşısında duyduğu acıydı aynı zamanda. Pavlus bu acıyı her gün ölmek şeklinde ifade etmektedir.
Bazen tanıklık verdiğiniz, müjdelediğiniz insanlar size İsa Mesih’in Müjdesinden farklı bir öğretişle geri dönerler. Birileri bu kişinin kafasını pek çok karmaşık şeylerle doldurmuştur. Kilise ilk yüzyılda olduğu gibi bu yüzyılda da hemen her gün farklı öğretişlerle karşılaşmaya devam etmektedir. İsa Mesih’ten bu yana, Pavlus’un deyimi ile ifade edersek, kilise ölüm acısını her gün tatmakta ve göğüslemeye devam etmektedir.
Getsamani bahçesine dikkatlice baktığımız zaman Pavlus’un duyduğu ölüm acısının ilk örneğini İsa Mesih’in dua ederken yaşadığı acılarda görmekteyiz. Rab İsa Mesih o kadar çok acı çekiyordu ki, O’nun Abba, Baba diye seslenişine Baba Tanrı bir melek gönderip O’nu güçlendirerek cevap vermişti. İncil o gece İsa Mesih’in yasadığı acıyı “Teri toprağa düşen kan damlalarına benziyordu” sözleriyle özetler (Luka 22:39-46).
Oysa gerek Pilatus’un İsa’yı kamçılatmasında gerekse haçlanış sırasında İsa Mesih çok daha sakindir. Getsemani bahçesindeki gibi ağır bir acı yaşadığı izlenimi vermemektedir. Bu noktadan hareketle Mesih için en büyük acının bedensel değil, Tanrısal öğretiye karşıt öğretişlerin O’nun topluluğuna verecegi zararların acısıdır. İsa Mesih kendisine iman etmeyen insanlar için acı duymaktadır. Aynı zamanda bu insanların Tanrı adına yaptıkları yanlış işler için de acı duymaktadır. Baba’nın önünde yaptığı dua ile İsa Mesih, çarmıh acılarını ve ölümü Getsemani bahçesinde yenmiştir. O bahçede daha haçlanmadan haçlanış acılarını yaşamıştır. Bu yüzden haçlanış sırasında acı ve ıstırap çeken bir İsa Mesih değil, “boğazlanmaya götürülen kuzu, kırkıcılar önünde sessiz duran bir koyun”(İşa53:8) olarak tasvir edilir. O’nun duyduğu tek acı o anda yüklendiği günahlardan ötürü Baba’nın O’na yüzünü dönmüş olmasıdır. Bu acı “Eli, Eli lema şevaktani” sözleriyle çığlıklanır (Matta 27: 46).
Bunu İsa Mesih’in “Buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yanlız kalır. Ama ölürse çok ürün verir. Canını seven onu yitirir. Ama bu dünyada canından nefret eden, onu sozsuz yaşam için saklayacak” sözünden daha iyi anlıyoruz (Yuhanna 12:24-25).
ÖLÜMDEN SONRAKİ DURUM VE DİRİLİŞ
Westminster İnanç Açıklaması XXXII
İnsanların bedenleri ölümden sonra toprağa döner; bozularak çürür:
Tekvin 3:19 Toprağa dönünceye kadar, alnının teriyle ekmek yiyeceksin; çünkü ondan alındın; çünkü topraksın ve toprağa döneceksin.
Elçilerin İşleri 13:36 Davut, kendi kuşağında Tanrı’nın amacı uyarınca hizmet ettikten sonra gözlerini yaşama kapadı, ataları gibi gömüldü ve bedeni çürüdü gitti.
Ancak canları ölmez ve uyumaz; ölümsüz bir öze sahiptir ve hemen kendilerini yaratan Tanrı’ya döner:
Luka 23:43 İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.
Vaiz 12:7 Ve toprak evvelki haline dönmeden, ve ruh onu veren Allah’a dönmeden, seni Yaratanı hatırla
Doğru olanların canları, kutsallıkla yetkinleşerek en yüce göklere kabul edilir. Orada ışık ve yücelik içinde Tanrı’nın yüzünü görür; bedenlerinin tümüyle kurtulmasını bekler:
İbraniler 12:23-24 Oysa sizler Sion dağına, yaşayan Tanrı’nın kenti olan göksel Kudüs’e, bir bayram şenliği içinde onbinlerce meleğe, adları göklerde yazılmış ilk doğanların topluluğuna yaklaştınız. Herkesin yargıcı olan Tanrı’ya yetkinliğe erdirilmiş doğru kişilerin ruhlarına, yeni antlaşmanın aracısı olan İsa’ya ve Habil’in kanından daha üstün bir anlam ifade eden serpmelik kanına yaklaştınız. (Kutlama için toplananlara, göklerde yazılı ilk doğanların kilise topluluğuna, yaklaştınız.)
II.Korintliler 5:1 Biliyoruz ki içinde yaşadığımız bu dünyasal çadır yıkılırsa, göklerde Tanrı’nın bize sağladığı bir konut, elle yapılmamış ve hiç son bulmayacak bir evimiz olacak.
II.Korintliler 5:6 Bu nedenle her zaman zaman cesaretimiz vardır. Şunu biliyoruz ki, bu bedende yaşadıkca Rab’den uzaktayız.
II.Korintliler 5:8 Cesaretimiz vardır diyorum, ve bedenden uzakta, Rabbin yanında olmayı yeğleriz.
Filipililer 1:23 İki seçenek arasında kaldım. Bu dünyadan ayrılmayı ve Mesih’le birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyidir.
Elçilerin İşleri 3:21 Tanrı’nın eski çağlardan beri kutsal peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi herşeyin yeniden düzenleneceği zamana dek, İsa’nın gökte kalması gerekiyor.
Efesliler 4:10 İnmiş olan ve her şeyi doldurmak üzere tüm göklerden çok yukarı çıkmış olan kişi aynıdır.
Kötü olanların canları ise cehenneme atılır. Orada işkenceye ve sonsuz karanlığa mahkum olarak büyük yargı gününü bekler:
Luka 16:23-24 Bir gün yoksul adam ölmüş, melekler onu alıp İbrahim’in yanına götürmüşler. Sonra zengin adam da ölmüş ve gömülmüş. Ölüler diyarında ıstırap çeken zengin adam başını kaldırıp uzakta İbrahim’i ve onun yanında Lazar’ı görmüş. “Ey babamız İbrahim acı bana !” diye seslenmiş. “Lazar’ı gönder de parmağının ucunu suya batırıp dilimi serinletsin. Bu alevlerin içinde azap çekiyorum”
Elçilerin İşleri 1:24-25 ....Yahuda’nın ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu iki kişiden hangisini seçtiğini göster bize (kendine yaraşan yere gitmek için Yahuda’nın boş bıraktığı hizmeti ve haberciliğe ilişkin yeri kim alacak)
Yahuda 6-7 Yetkilerinin sınırı içinde kalmayıp kendilerine ayrılan yeri terketmiş olan melekleri Rab, büyük yargı günü için çözülmez bağlarla bağlayarak karanlığa hapsetti. Sodam, Gomora ve bunların çevresindeki kentler de bunlara benzer şekilde kendilerini cinsel ahlaksızlığa ve sapıklığa teslim ettiler. Sonsuza dek ateşte yanma cezasını çekmekte olan bu kentler ders alınacak birer örnektir.
Son gün diri olanlar ölmeyecek, değiştirilecektir:
I.Selanikliler 4:17 Ondan sonra biz yaşamakta olanlar, diri kalmış olanlar, onlarla birlikte Rabbi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Rab’le birlikte olacağız.
I.Korintliler 15:51-52 İşte size bir sır açıklıyorum. Hepimiz ölmeyeceğiz; son borozan çalınınca hepimiz bir anda, bir anda, bir göz kırpmasında değiştirileceğiz. Evet borozan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek ve bizde değiştirileceğiz.
Bütün ölüler kendi bedenleriyle dirilecek (ama farklı niteliklere sahip olan) ve kendi canlarıyla sonsuza dek birleşecektir:
Eyüp 19:26-27 Ve benim derim, bu beden, yok olduktan sonra,
O zaman etim olmaksızın Allah’ı göreceğim
Ben onu kendimden yana göreceğim,
Ve gözlerim onu görecek, ve bir yabancı gibi değil
I.Korintliler 15:42-44 Ölülerin dirilişi de böyledir. Beden çürümeye mahkum olarak gömülür, çürümez olarak diriltilir. Düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. Zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir. Doğal bir beden olarak gömülür, ruhsal bir beden olarak diriltilir. Doğal beden olduğu gibi, ruhsal beden de vardır.
Doğru olmayanların bedenleri, Mesih’in gücüyle dirilerek utanca düşecektir. Doğru olanların bedenleri ise Ruh aracılığı ile yüceliğe kavuşacak ve Mesih’in kendi yüce bedenine benzer kılınacaktır:
Elçilerin İşleri 24:15 Aynı bu adamların kabul ettiği gibi, hem doğru kişilerin hem doğru olmayanların ölümden dirileceğine dair Tanrı’ya ümit bağlamışımdır.
Yuhanna 5:28-29 Buna şaşırmayın. Mezarda olanların hepsinin O’nun sesini işitecekleri saat geliyor. Ve onlar mezardan çıkacaklar. İyilik etmiş olanlar yaşamak, kötülük yapmış olanlar yargılanmak üzere dirilecekler.
I.Korintliler 15:43 Düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. Zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir.
Filipililer 3:21 O her şeyi kendine bağlı kılmaya yeterli olan gücünün etkinliğiyle bizim düşkün bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir.
SONUÇ[7]
I.Selanikliler 4: 13 Kardeşler, umudu olmayan öbür insanlar gibi kederlenmemeniz için, gözlerini yaşama kapamış olanlar konusunda bilgisiz kalmanızı istemiyoruz.
Mesih İsa’ya iman edenler öldükleri zaman cennete giderler:
Luka 23: 42 Sonra, "Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an" dedi. 43 İsa ona, "Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın" dedi.
Mesih İsa ikinci gelişinde kendisine iman eden yaşayan ve ölmüş olanları bir araya getirecektir:
*I.Selanikliler 4: 13 Kardeşler, umudu olmayan öbür insanlar gibi kederlenmemeniz için, gözlerini yaşama kapamış olanlar konusunda bilgisiz kalmanızı istemiyoruz. 14 İsa'nın ölüp dirildiğine inanıyoruz. Aynı şekilde Tanrı, İsa'ya bağlı olarak gözlerini yaşama kapamış olanları da O'nunla birlikte geri getirecektir. 15 Rab'bin sözüne dayanarak size diyoruz ki, biz yaşamakta olanlar, Rab'bin gelişinde hayatta olanlar, gözlerini yaşama kapayanların önüne asla geçmeyeceğiz. 16 Rab'bin kendisi, bir emir çağrısıyla, başmeleğin seslenmesiyle, Tanrı'nın borazanıyla gökten inecek. Önce Mesih'e ait ölüler dirilecek. 17 Sonra biz yaşamakta olanlar, hayatta olanlar, onlarla birlikte Rab'bi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Rab'le birlikte olacağız. 18 İşte birbirinizi bu sözlerle teselli edin.
Ölmüş olan imanlılar sonsuzluk boyunca Tanrı’yla yaşamak için dirilecekler:
Yuhanna 5: 25 Size doğrusunu söyleyeyim, ölülerin Tanrı Oğlu'nun sesini işitecekleri ve işitenlerin yaşayacakları saat geliyor, geldi bile. 26 Çünkü Baba, kendisinde yaşam olduğu gibi, Oğul'a da kendisinde yaşam olma özelliğini verdi. 27 O'na yargılama yetkisini de verdi. Çünkü O İnsanoğlu'dur. 28 Buna şaşmayın. Mezarda olanların hepsinin O'nun sesini işitecekleri saat geliyor. 29 Ve onlar mezarlarından çıkacaklar. İyilik yapmış olanlar yaşamak, kötülük yapmış olanlar yargılanmak üzere dirilecekler."
Mesih’in ikinci gelişi ile –o zamanda yaşayanlar ve ölümüş olar için- yargılanma başlayacaktır:
Romalılar 14: 7 Hiçbirimiz kendimiz için yaşamayız, hiçbirimiz de kendimiz için ölmeyiz. 8 Yaşarsak Rab için yaşarız; ölürsek Rab için ölürüz. Öyleyse, yaşasak da ölsek de Rab'be aitiz. 9 Mesih hem ölülerin hem yaşayanların Rabbi olmak üzere ölüp dirildi. 10 Sen neden kardeşini yargılıyorsun? Ya sen, kardeşini neden küçümsüyorsun? Tanrı'nın yargı kürsüsü önüne hepimiz çıkacağız.
11 Yazılmış olduğu gibi: "Rab şöyle diyor:
'Varlığım hakkı için her diz önümde çökecek,
Her dil Tanrı olduğumu açıkça söyleyecek.'"
12 Böylece her birimiz kendi adına Tanrı'ya hesap verecektir.
II.Timoteyus 4: 1-2 Tanrı'nın ve dirilerle ölüleri yargılayacak olan Mesih İsa'nın önünde, O'nun gelişi ve egemenliği hakkı için sana buyuruyorum:
Tanrı sözünü duyur. Zaman uygun olsun olmasın, bu görevi sürdür. İnsanları tam bir sabırla eğiterek ikna et, uyar, isteklendir.
Mesih’in gelişi ve yargının kesinliği bizleri dikkatli olmaya yönlendirmelidir. Hristiyanlar birbirlerini yargılamaktan kaçınmalıdır; çünkü hepimiz yargılanacağız.
Mesih’in dirilişi dünyanın yargılanmasının kesinliğine işarettir:
*Elçilerin İşleri 17: 30 Tanrı, geçmiş dönemlerin bilgisizliğini görmezlikten geldi; ama şimdi her yerde herkesin tövbe etmesini buyuruyor. 31 Çünkü dünyayı, atadığı Kişi aracılığıyla adaletle yargılayacağı günü saptamıştır. Bu Kişi'yi ölümden diriltmekle bunun güvencesini herkese vermiştir.
İnsanların yürekleri yargılanacak:
I.Korintliler 4: 5 Bu nedenle, belirlenen zamandan önce hiçbir şeyi yargılamayın. Rab'bin gelişini bekleyin. O, karanlığın gizlediklerini aydınlığa çıkaracak, yüreklerdeki amaçları açığa vuracaktır. O zaman herkes Tanrı'dan payına düşen övgüyü alacaktır.
Mesih’in gelişi ile yargı aniden başlayacak; insanların işleri yargılandığında da onların esas yürek düşünceleri ortaya çıkacak:
Matta 7: 15 "Sahte peygamberlerden sakının! Onlar size kuzu postuna bürünerek yaklaşırlar, ama özde yırtıcı kurtlardır. 16 Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. Dikenli bitkilerden üzüm, devedikenlerinden incir toplanabilir mi? 17 Bunun gibi, her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir. 18 İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez. 19 İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır. 20 Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız.
Matta 25: 31 "İnsanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak.
32 Ulusların hepsi O'nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, insanları birbirinden ayıracak.
33 Koyunları sağına, keçileri soluna alacak.
Yargı ansızın gelecektir; yargıya hazırlanmak için zaman şimdidir; Mesih’in ansızın gelişi ile yargı için hazırlanmaya zaman olmayacaktır:
(Matta 25: 1-13) 13 Bu nedenle uyanık kalın. Çünkü o günü ve o saati bilemezsiniz.
Matta 7: 21 "Bana, 'Ya Rab, ya Rab!' diye seslenen herkes Göklerin Egemenliği'ne girmeyecek. Ancak göklerdeki Babam'ın isteğini yerine getiren girecektir.
22 O gün birçokları bana diyecek ki, 'Ya Rab, ya Rab! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinler kovmadık mı? Senin adınla birçok mucize yapmadık mı?'
23 O zaman ben de onlara açıkça, 'Sizi hiç tanımadım, uzak durun benden, ey kötülük yapanlar!' diyeceğim."
Matta 24: 37 Nuh'un günlerinde nasıl olduysa, İnsanoğlu'nun gelişinde de öyle olacak.
38 Nuh'un gemiye bindiği güne dek, tufandan önceki günlerde insanlar yiyip içiyor, evlenip evlendiriliyorlardı. 39 Tufan gelinceye, hepsini süpürüp götürünceye dek başlarına geleceklerden habersizdiler. İnsanoğlu'nun gelişi de öyle olacak. 40 O gün tarlada bulunan iki kişiden biri alınacak, biri bırakılacak. 41 Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak. 42 "Bunun için uyanık kalın. Çünkü Rabbiniz'in geleceği günü bilemezsiniz.
Mesih’in ansızın gelişi ile bedenlerimiz değiştirlecektir:
Filipililer 3: 20 Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı'yı, Rab İsa Mesih'i bekliyoruz.
21 O her şeyi kendine bağlı kılmaya yeten gücünün etkinliğiyle zavallı bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir.
Mesih’in ikinci gelişi kesindir; Mesih’in ikinci gelişi özlemle ve dikkatle beklediğimiz kurtuluş güvencemizdir;
*Elçilerin İşleri 17: 30-31
*I.Selanikliler 4: 13-18
Mesih ölümden dirilip göğe yükselmiş ve Baba Tanrı’nın sağında oturmuştur; tekrar gelişinde kilisesi içib hazırladığı göksel yere halkını alacağı kesindir:
Yuhanna 14: 1 Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı'ya iman edin, bana da iman edin. 2 Babam'ın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. 3 Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım.
Mesih’in yargısı Tanrı halkına sonsuz yaşamı, diğerlerine sonsuz yargıyı getirecektir:
Luka 16: 22-25 Bir gün yoksul adam öldü, melekler onu alıp İbrahim'in yanına götürdüler. Sonra zengin adam da öldü ve gömüldü.
23 Ölüler diyarında ıstırap çeken zengin adam başını kaldırıp uzakta İbrahim'i ve onun yanında Lazar'ı gördü.
24 'Ey babamız İbrahim, acı bana!' diye seslendi. 'Lazar'ı gönder de parmağının ucunu suya batırıp dilimi serinletsin. Bu alevlerin içinde azap çekiyorum.'
25 "İbrahim, 'Oğlum' dedi, 'Yaşamın boyunca senin iyilik payını, Lazar'ın da kötülük payını aldığını unutma. Şimdiyse o burada teselli ediliyor, sen de azap çekiyorsun.
Yuhanna 5: 25 Size doğrusunu söyleyeyim, ölülerin Tanrı Oğlu'nun sesini işitecekleri ve işitenlerin yaşayacakları saat geliyor, geldi bile. 26 Çünkü Baba, kendisinde yaşam olduğu gibi, Oğul'a da kendisinde yaşam olma özelliğini verdi. 27 O'na yargılama yetkisini de verdi. Çünkü O İnsanoğlu'dur. 28 Buna şaşmayın. Mezarda olanların hepsinin O'nun sesini işitecekleri saat geliyor. 29 Ve onlar mezarlarından çıkacaklar. İyilik yapmış olanlar yaşamak, kötülük yapmış olanlar yargılanmak üzere dirilecekler.
Mesih’in kurtarışına iman etmeyenler yargılanacaklar:
II.Selanikliler 2: 9-10 Yasa tanımaz adam, her türlü mucizede, yanıltıcı belirtilerle harikalarda ve mahvolanları aldatan her türlü kötülükte sergilenen Şeytan'ın etkinliğiyle gelecek. Mahvolanlar, gerçeği sevmeye ve böylece kurtulmaya yanaşmadıklarından mahvoluyorlar.
Böylece Müjde’yi kabul etmeyenler Tanrının varlığından sonsuza dek atılacaklardır (Matta 25:1-13):
II.Selanikliler 1: 6-8 Tanrı adil olanı yapacak: Size sıkıntı çektirenlere sıkıntı ile karşılık verecek, sıkıntı çeken sizleriyse bizimle birlikte rahata kavuşturacaktır. Bütün bunlar Rab İsa alev alev yanan ateş içinde güçlü melekleriyle gökten gelip göründüğü zaman olacak. Rabbimiz İsa, Tanrı'yı tanımayanları ve kendisiyle ilgili Müjde'ye uymayanları cezalandıracak. 9-10 Böyleleri Rab'bin varlığından ve yüce gücünden uzak kalarak sonsuza dek mahvolma cezasına çarptırılacaklar. Bütün bunlar Rab'bin kendi kutsalları arasında yüceltilmek ve bütün imanlılarda hayranlık uyandırmak üzere geldiği gün olacak. Sizler ise iman edenlerdensiniz. Çünkü size ettiğimiz tanıklığa inandınız.
ÖLÜM ÖVGÜSÜ-II
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır Ey kutsal Rab,
Senin sevginden güç bulurum insanlığı sevmeye.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey güçlü Rab ,
Senin sevgin yumuşatır taştan kalpleri.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey bilgelik dolu Rab,
güçlü ve artan bir şekilde çoğalır kilisenin sevgisi Sende.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey en adil olan,
kilisen hizmet tutkusunu Senin sevginden alır.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey en merhametli olan,
kiliseni değerli bir taş gibi korursun, gözetirsin.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey bol bağışlayan,
bir sevgili için olan aşk ve tutkuyu kilisene duyarsın.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey en sadık olan,
kilisendir iyileştiren, bereketleyen merhametli sağ elin.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey kralların Kralı,
kilisendir uluslara yürüdüğün ayağın.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey güçlü Rab Allah,
ot kurur, çiçek solar ama Sözün her zaman kalır.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey Göklerdeki Babamız,
yaşam Seninle başlar ve Sana geri döner.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey dünyanın ışığı,
kilisendir karanlığı aydınlattığın çıra.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey gerçek Asma,
kilisendir açlık ve susuzluğumuzu dindiren meyve.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey diri yaşam kaynağı,
ölüm Sende diriliş bulur, canlar Sende dinlenir.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey beden alan Söz,
ihtiyaçlar Sende tatmin bulur yaşam ve esenlik sendedir.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey çoban,
yaramızı Sen sararsın kırık kalpler Sende merhamet bulur.
- Övgü ve yücelik yalnızca Sanadır ey koyunların Kapısı,
mahkumları özgür kılar Ruhunun etkin çağrısı.
[1] İbraniler 9: 27-28 Bir kez ölmek, sonra da yargılanmak nasıl insanların kaderiyse, Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir.
[2] Sayılar 14:1-2, 21-23, 26-35
[3] Kutsal Yasa “arınma” hakkında konuştuğunda kirliliğin olduğu bir zamanlar söz konusudur. Törensel arınma, Kutsal Yazılar aracılığı ile dua ve tapınmanın Kutsal Ruh’un gücüyle kişiyi getirdiği içsel paklığa ve her zaman kalmamız gereken ahlaki paklığa işaret eder.
[4] Luka 1:41-42 ayetinde Elisabet için, Luka 1:67 ayetinde Zekeriya için “Kutsal Ruh’la dolmak” ifadesi kullanırken Simon için “Kutsal Ruh onun üzerindeydi” ifadesini kullanması dikkat çekicidir.
[5] Grekçede: “kulunu şimdi esenlikle salıveriyorsun”
[6] Lraper Ermeni Ortodoks Kilisesi Bulteni 1996/7
[7] S. Devries, Reform Seminer Notu, Ocak 3, 1997.