MAKALELER
MİSYONERLİK ÜZERİNE FİLM
18/01/05 tarihinde show tv.de geç saatte tesadüfen gördüğüm film oldukça düşündürücüydü.
(film belki dizi film; ismini bilmiyorum)
kılerci (papaz gömleği) giymiş olan bir papaz 11 eylül olayları ile ilgili sorgulama yapıyor; ve bu yüzden de adam kaçırtıyor, işkence ediyor,
(hristiyanların, özellikle protestanların yurt dışı kaynaklı ajan olduğu görüntüsü verilmeye çalışılmış)
kaçırdığı adam da hristiyanlığa geçmiş bir türk,
o da kılerci giyerek dolaşıyor.
(çocuklarınızı hem hristiyan hem de papaz yapıyorlar gibi bir mesaj vermeye çalışmışlar)
çocuğu geri almak için ailenin yaptığı araştırmada “çansız bir kilise arıyorlar”
(ev kiliselerini birinci hedef olarak göstermeye çalışmışlar)
bu yer hakkında konuşurken “orası kilise değil, şeytanın yeri” ifadesi kullanıyorlar.
(böylece başa bela bir yer olarak protestan kiliseleri yok edilmesi gereken bir hedef olarak gösteriliyor)
kaçırılan çocuk hakkında konuşurken “o çocuk vatanseverdir, hristiyan olmaz” şeklinde bir ifade kullanıyorlar.
hristiyan olmanın vatan hainliği olduğu, vatanseverlerin hristiyan olamayacağı mesajı vermeye çalışıyorlar)
kaçırılan adamı “çansız kiliseden” kurtarmak için iyi bir şekilde silahlanmak gerekiyor.
geceleyin iki kişi kiliseye silahlarla saldırarak kiliseyi korumakta olan 10-15 silahlı genci öldürüyorlar.
(hristiyan olan bir genci kiliseden kurtarma yolu bu durumda silahlı tek mücadele yolu olarak telkin edilmeye çalışılıyor).
adamlar kiliseye silahlarla saldırmadan önce helallaşıp besmele çekiyorlar
(Bu durumda protestan kiliseler yapılan girişimi vicdani olarak yasallaştırma ya da mübah kabul etme mesajı vermeye çalışmışlar).
son günlerde hristiyanlığa yönelik saldırılarda artış olduğu açıktır,
bu konu için film yaptırıp televizyonda yayınlatacak kadar organize bir güç birliği içine girilmişse politik islamın gücünün nerelere kadar uzandığının iyi sorgulanması lazım.
türkiyedeki protestan kiliselere (çansız kilise) 11 Eylül’e benzer ses getirici bir harekatın yapılması gerektiği mesajı verildiği çok açık.
konunun bütününe baktığımızda da başka bir yorum kalmıyor:
bu da bazı aydınlarımızın “hristiyanları kuvayi milliye ruhuyla kovmak” şeklindeki ifadesini açıklıyor.
bu durumda vurup kaçması kolay güzergahlar üzerinde olan “çansız kiliseleri” öncelikle tehlike beklediğini söyleyebiliriz.
Kutsal Kitap Şöyle diyor:
Elçilerin İşleri 14:21-22 Pavlus'la Barnaba daha sonra Listra, Konya ve Antakya'ya dönerek öğrencileri ruhça pekiştirdiler, imana bağlı kalmaları için onlaracesaret verdiler. «Tanrı'nın Egemenliğine, birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerek» diyorlardı.
İsa Mesih’in göğe yükselmesinden sonra yavaş yavaş kiliseye yönelik baskılar artmıştı. Hristiyanlar tutuklanıyorlar, öldürülüyorlar, arenalarda eğlence olsun diye vahşi hayvanlara atılıyorlardı. Ahlaksızlığı, çok tanrıcılığı, zülmü ile ünlü Roma İmparatorluğu Hristiyanları işkenceye koymaya doymadı.
Bu günkü adı Avrupa Birliği olan Yeni Roma İmparatorluğunun bir parçası olma hayali içindeki Türkiye de zannederim Roma’nın dinine uygun olarak Hristiyan Kanı içmeden rahat edemeyecek.
“Dinde zorlama yoktur” naraları atanlar anne ve babamızın bize sormadan nüfus cüzdanlarımıza yazdırdığı dini kabul etmemizi istiyorlar.
bir dinin içine kendi isteğin dışında girmişsen, ama “sen ‘kendin’ olmak” için o dinden ayrıldığında öldürülmek isteniyorsan, vatan hainliği ile suçlanıyorsan, üzerinde toplumsal baskı oluşturulmaya çalışılıyorsa bu baskıların senaryolarını hazırlayanlara şunu sormak lazım: “yaptığınız bu şeylerin arkasındaki güç politik midir yoksa bütün bunlar dini inanışınızdan mı kaynaklanıyor?”
saygılarımla,
rev. ilhan keskinöz