“Kutsal Kitap’ın öğrettiği dindarlıkla dilini dizginlemek ve sözlerini Tanrı’yı hoşnut eden bir şekilde kullanabilmek”
DİLİNİ DİZGİNLEMEK-III
Yakup 1:26 Dindar olduğunu sanıp da dilini dizginlemeyen kişi kendini aldatır. Böylesinin dindarlığı boştur.
Kelâmi dindarlık “Tanrın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin; ve komşunu kendin gibi seveceksin” emrinde temel bulur. Mesih’in On Emir hakkında verdiği bu özet ile Tanrı’daki sevgimizle insana bakmayı, Tanrı’daki sevgimizle insana konuşmayı gerektirir. Çünkü Kelâmi dindarlıkla yaşayan insanlar da diğer insanlar gibi insanlara konuşur ve insanlar hakkında konuşur.
Çıkış 20:16 ayeti dilimizle işlediğimiz bir günah olan yalana hakkında “Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin” diye uyarmaktadır. Ve Yine bu emir insanın Tanrı’yı sevmesinin bir sonucu olarak insanın insanı sevmesi ile ilişkilidir (Matta 22:35-40).
Westminster Uzun İlmihal 144. soruda bu emrin gereklerinin ne olduğunu açıklarken Kelâmi bir dindarlık ile dilimizi nasıl kullanmamız gerektiğini söyler:
1-) Bu durumda “Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin” diyen dokuzuncu emre bakarak sadece alay veya hakaret sözlerinden uzakta durmak değil; insanlar arasında gerçeği korumak ve desteklemek[1] için konuşmalıyız; ya da tersinden söylemek gerekirse, konuşmalarımız yani sözlerimiz “insanlar arasında gerçeği korumak ve desteklemek” amacına hizmet etmelidir.
2-) Komşumuzun (insanın) saygınlığını kendi onurumuz gibi korumak[2] ve gerçeği desteklemek ve gerçeğin yanında olmak[3] için konuşmalıyız; yani sözlerimiz gerçekten yana olan bir tavırdan kaynaklanmalıdır.
3-) Adalet ve yargı konularında ve diğer başka konularda[4] yürekten[5] içtenlikle[6] özgürce,[7] açıkça[8] tümüyle[9] gerçeği ve her konuda yalnızca gerçeği konuşarak,[10] komşularımıza içten bir sevgiyle bakarak[11] konuşmalıyız; yani sözlerimiz adil olan bir tavır gereği ağzımızdan çıkmış olmalıdır.
4-) Komşularımızın (insanın) iyi ününü sevmek, arzulamak ve bundan sevinç duyarak[12] onların zayıflıklarıyla üzüntü duyarak[13] konuşmalıyız; yani sözlerimiz başkalarının iyiliğine hizmet etmek amacı ile söylenmiş olmalıdır.
5-) Yanlışları örtmek,[14] insanların armağanlarını ve iyi yönlerini tanıyıp[15] masum olduklarında onları savunmak[16] için konuşmalıyız; yani sözlerimiz Mesih’in merhameti ve lütfundan beslenen bir kişinin sözleri olmalıdır.
6-) Komşularımız hakkında iyi şeyler duymaya hazır [yürekle][17] ve kötü şeyleri kabul etmekte isteksiz olarak,[18] dedikoducuları,[19] yağcıları[20] ve iftiracıları[21] engellemek için konuşmalıyız; yani sözlerimiz çıkabilecek yangına önceden müdahale etmeye yaramalıdır.
7-) Kendi saygınlığımıza özen göstermek ve gerektiğinde bunu savunmak,[22] Tanrı’nın yasasına uygun sözlerimizi (vaatlerimizi) tutmak,[23] gerçek, pak ve sevgi uyandıran ne varsa, bunları çalışmak ve uygulamak[24] için konuşmalıyız; yani sözlerimiz Tanrı’ya dolayısı ile O’nun sözlerine bağlılığımıza uygun bir tavır ile söylenmiş olmalıdır.
Ve yine Çıkış 20:16 ayetinden yola çıkarak Westminster Uzun İlmihal 145. soruda “Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin” diyen emir gereği kaçınmamız gereken günahlar anlatılmaktadır. Yine bu bölüme Kelâmi bir dindarlık ile dilimizi kullanırken dikkat etmemiz gereken noktalar açısından bakalım:
1-) Gerçeği değiştirerek, kendimizin ve komşumuzun saygınlığını zedeleyerek[25] konuşmak. Yani böyle bir günahtan sakınmak için gerçekten yana bir tavırla konuşmalyız; sözlerimiz gerçeğe dayanan ifadeler olmalı.
2-) Halk önünde[26] sahte kanıtlar sunmak,[27] sahte tanıklar bulmak,[28] kötü bir neden uğruna mücadele vermek ve yalvarmak, gerçeğe küstahça direnmek ve gerçeğin karşıtı bir yolda baskı yapmak[29] için konuşmak. Yani böyle bir günahtan sakınmak için yanlış olandan, kötü olandan, gururla gerçeğe direnmekten kaçınarak konuşmuş olmalıyız; sözlerimiz Tanrı’nın karşı durduğu şeylere bizim de karşı olmamızdan kaynaklanan ifadeler olmalı.
3-) Haksız hükümler vermek,[30] kötüye “iyi”, iyiye “kötü” demek; kötü olana doğru olanın hakkını vermek, doğru olana kötü olanın hakkını vermek,[31] sahtekarlık,[32] gerçeği saklamak, adil bir davada sessiz kalmak[33] ve günahı azarlamayarak[34] yani sessiz kalarak konuşmuş olmak. Yani böyle bir günahtan sakınmak için sözlerimiz ya da suskunluğumuz Tanrı’dan yana olan tavrın kendisi olmalı.
4-) Başkalarına şikayet etmemiz[35] gerektiğinde sessiz kalmak, gerçeği uygun olmayan zamanda[36] ya da gerçeği kötü bir amaca ulaşmak için (kötü bir niyetle) söylemek[37] ya da gerçeğin anlamını değiştirmek[38] ya da şüpheli bir dille ya da iki farklı anlama gele-bilecek şekilde konuşarak gerçeğe veya adalete zarar vermek.[39] Yani böyle bir günahtan sakınmak için sözlerimiz kendimizi ya da her iki tarafı memnun etmeye değil, sadece gerçekten yana olma kararlılığından çıkmış olmalı.
5-) Doğru konuşmamak,[40] yalan söylemek,[41] iftira atmak,[42] birisinin arkasından [kötü] konuşmak,[43] dedikodu yapmak,[44] fısıldaşmak,[45] alay etmek,[46] sövmek,[47] aceleci,[48] kaba[49] ve yanlış bir şekilde kınamak[50] şeklinde konuşmak. Yani böyle bir günahtan sakınmak için sözlerimiz Tanrı’nın gözünde insana verilen değere uygun olmalı.
6-) Niyetlere, sözlere ve eylemlere yanlış anlam vermek,[51] yağ çekmek,[52] [kibirli bir şekilde] kendini övmek,[53] düşüncede ya da konuşmada kendimizi ve başkalarını çok küçük ya da çok büyük gören[54] bir şekilde konuşmak. Yani böyle bir günahtan sakınmak için sözlerimiz “Tanrı önünde sadece insan, yaratılmış kullar” olduğumuz gerçeğine uygun olmalı.
7-) Tanrı’nın lütuf ve armağanlarını inkar etmek,[55] küçük hataları büyütmek,[56] günahları açıkça itiraf etmemiz gerektiğinde saklayarak ya da mazeretler bulmaya çalışarak örtmeye çalışmak,[57] hataları gereksiz yere açığa çıkarmak,[58] masallar uydurmak,[59] kötü haberleri kabul etmek ve kulak vermek,[60] adil davaları duymazlıktan[61] gelmek,[62] kötü kuşkular,[63] başkalarının haklı kazancını kıskanmak ve bundan üzüntü duymak,[64] bunu azaltmak için çaba göstermek ya da arzu duymak,[65] aşağılandıklarında ve utanılacak duruma düşmelerinden sevinmek,[66] alay edip hor görmek[67] şeklinde konuşmak [veya davranmak]. Yani böyle bir günahtan sakınmak için sözlerimiz Tanrı’ya itaatkar bir tavırdan, sorun çıkmasını engellemek veya çıkmış bir sorunu düzeltmekten yana olmalı.
8-) Kötülüğü kendi çıkarı için kullanmak,[68] yasal sözleri çiğnemek,[69] iyi davranışların haberlerini [ve sonuçlarını] göz ardı etmek,[70] kendimizin saygınlığını zedeleyecek davranışlarda bulunmak ya da bunlardan kaçınmamak ya da başkalarının saygınlığını zedeleyecek davranışları engellememe[71] durumu içinde konuşmak [veya davranmak] yasaklanan günahlar içindedir. Yani böyle bir günahtan sakınmak için sözlerimiz kendi çıkarına odaklanmadan, bir aşağılık ya da üstünlük duygusuna kapılmadan Mesih’teki alçakgönüllülüğe uygun olmalı.
Böylece Westminster Uzun İlmihal 144-145. sorularında Kelâmi dindarlığın Tanrı’nın emir ve yasaklarına uygun bir yürek ve düşünce tutumuna sahip olmakla ilişkili olduğunu hatırlıyoruz. Ve tabii böyle bir Kelâmi tutum da sözlerimizi etkileyen, yönlendiren bir davranışı doğurmaktadır.
Benzer şekilde On Emir içindeki Tanrı’nın karakterine bakarsak ya da Kutsal Kitap içindeki olaylara veya emir ve yasaklara “dilini dindar bir şekilde kullanmak” düşüncesinden bakarsak bu konuda daha çok şey söyleyebiliriz.
Ancak bu kısa bölümde sadece “Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin” diyen emre baktığımızda insanın kendisinde düzeltmesi gereken yerler ve tövbe etmesi gereken konular çok açık bir şekilde belirgin olmaktadır.
[1] Zekeriya 8:16
[2] III.Yuhanna 12
[3] Süleyman’ın Meselleri 31:8-9
[4] Levililer 19:15, Süleyman’ın Meselleri 14:5, 25
[5] Mezmur 15:2
[6] II.Tarihliler 19:9
[7] I.Samuel 19:4-5
[8] Yeşu 7:19
[9] II.Samuel 14:18-20
[10] II.Korintliler 1:17-18, Efesliler 4:25
[11] İbraniler 6:9, I.Korintliler 13:7
[12] Romalılar 8:1, II.Yuhanna 4, III.Yuhanna 3-4
[13] II.Korintliler 2:4; 12:21
[14] Süleyman’ın Meselleri 17:9, I.Petrus 4:8
[15] I.Korintliler 1:4-5, 7, II.Timoteyus 1:4-5
[16] I.Samuel 22:14
[17] I.Korintliler 13:6-7
[18] Mezmur 15:3
[19] Süleyman’ın Meselleri 25:23
[20] Süleyman’ın Meselleri 26:24-25
[21] Mezmur 101:5
[22] Süleyman’ın Meselleri 22:1
[23] Mezmur 15:4
[24] Filipililer 4:8
[25] I.Samuel 17:28, II.Samuel 16:3; 1:9-10, 15-16
[26] Levililer 19:15, Habakuk 1:4
[27] Süleyman’ın Meselleri 19:5; 6:16, 19
[28] Elçilerin İşleri 6:13
[29] Yeremya 9:3, 5, Elçilerin İşleri 24:2, 5, Mezmur 12:3-4; 52:1-4
[30] Süleyman’ın Meselleri 17:15, I.Krallar 21:9-14
[31] İşaya 5:23
[32] Mezmur 119:69, Luka 19:8; 16:5-7
[33] Levililer 5:1, Tesniye 13:8, Elçilerin İşleri 5:3, 8-9, II.Timoteyus 4:6
[34] I.Krallar 1:6, Levililer 19:17
[35] İşaya 59:4
[36] Süleyman’ın Meselleri 29:11
[37] I.Samuel 22:9-10, Mezmur 52:1-5
[38] Mezmur 56:5, Yuhanna 2:19, Matta 26:60-61
[39] Tekvin 3:5; 26:7-9
[40] İşaya 59:13
[41] Levililer 19:11, Koloseliler 3:9
[42] Mezmur 50:20
[43] Yakup 4:11, Yeremya 38:4
[44] Levililer 19:19
[45] Romalılar 1:29-30
[46] Tekvin 21:9
[47] I.Korintliler 6:10
[48] Matta 7:1
[49] Elçilerin İşleri 28:4
[50] Tekvin 38:24
[51] Nehemya 6:6-8, Romalılar 3:8, Mezmur 69:10, I.Samuel 1:13-15, II.Samuel 10:3
[52] Mezmur 12:2-3
[53] II.Timoteyus 3:2
[54] Luka 18:9, 11, Romalılar 12:16, I.Korintliler 4:6, Elçilerin İşleri 12:22, Çıkış 4:10-14
[55] Eyüp 27:5-6; 4:6
[56] Matta 7:3-5
[57] Süleyman’ın Meselleri 28:13; 30:20, Tekvin 3:12-13, Yeremya 2:35, II.Krallar 5:25, Tekvin 4:9
[58] Tekvin 9:22, Süleyman’ın Meselleri 25:9-10
[59] Çıkış 23:1
[60] Süleyman’ın Meselleri 29:12
[61] duymazlıktan gelmek: kulaklarımızı kapatmak, gözlerimizi kapatmak
[62] Elçilerin İşleri 7:56-57, Eyüp 31:13-14
[63] I.Korintliler 13:5, I.Timoteyus 6:4
[64] Sayılar 11:29, Matta 21:15
[65] Ezra 4:12-13
[66] Yeremya 48:27
[67] Mezmur 35:15-16, 21, Matta 27:28-29
[68] Yahuda 16, Elçilerin İşleri 12:22
[69] Romalılar 1:31, II.Timoteyus 3:3
[70] I.Samuel 2:24
[71] II.Samuel 13:12-13