Yakup Mektubu-II

 

 

Amaç: Yakup Mektubunun öğretisini parçalardan bütüne doğru bir düzen içinde incelemek, sistematik ve pratik bir şekilde Mektubu öğrenmek, başkalarına Reform İnanç Açıklamaları ışığında öğretebilmek.

 

ÖNEMLİ NOT

 

Kısaltmalar:

- Westminster İnanç Açıklaması: WİA

- Westminster Uzun İlmihal: WUİ

- Westminster Kısa İlmihal: WKİ

- Heidelberg İlmihali:

- Belçika İnanç Açıklaması: BİA

 

AYETLERİN ALTINDA AÇIKLAYICI OLSUN DİYE PARENTEZ İÇİNDE VERİLEN KISALTILMIŞ REFERANSLARIN İŞARET ETTİĞİ İNANÇ AÇIKLAMALARI VE İLMİHALLER KISALTILARAK ve ÖZETLENMİŞ BİR YORUM ŞEKLİNDE ORAYA KONULMUŞTUR. ÇALIŞMALARINIZDA BU REFERANSLARA ESAS KİTABINDAN BAKINIZ.

 

 

I. Bölüm: Ayetlerin İncelenmesi

 

I/1-) Yakup 1

 

1:1 Tanrı'nın ve Rab İsa Mesih'in kulu[1] ben Yakup, dağılmış olan on iki oymağa selam ederim.

 

Tanrı'nın ve Rab İsa Mesih'in kulu: Kul ya da köle bir Efendi tarafından satın alınır. Bu ifade Yakup’un alçak gönüllülüğünü göstermekten öte bedelini ödeyip onu satın alana Rab’bine olan tanıklığı içermektedir:

I.Korintliler 15:3-4... Kutsal Yazılar uyarınca Mesih, günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi.

I.Korintliler 6:20 Bir bedel karşılığı satın alındınız; onun için Tanrı'yı bedeninizde yüceltin.

I.Korintliler 7:23 Bir bedel karşılığı satın alındınız, insanlara köle olmayın.

Vahiy 5:9 Yeni bir ezgi söylüyorlardı:

"Tomarı almaya,

Mühürlerini açmaya layıksın!

Çünkü boğazlandın

Ve kanınla her oymaktan, her dilden,

Her halktan, her ulustan

İnsanları Tanrı'ya satın aldın.

10 Onları Tanrımız'ın hizmetinde

Bir krallık haline getirdin,

Kâhinler yaptın.

Dünya üzerinde egemenlik sürecekler.

Vahiy 14:4 Kendilerini kadınlarla lekelememiş olanlar bunlardır. Pak kişilerdir. Kuzu nereye giderse ardısıra giderler. Tanrı'ya ve Kuzu'ya ait olacakların ilk bölümü olmak üzere insanlar arasından satın alınmışlardır.

 

“Kul” ifadesi ‘hizmet etme’ ile ilişkilidir:

Yuhanna 12:26 Bana hizmet etmek isteyen, ardımdan gelsin. Ben neredeysem bana hizmet eden de orada olacak. Baba, bana hizmet edeni onurlandıracaktır.

I.Korintliler 7:22 Rab'bin çağrısını aldığı zaman köle olan kimse, şimdi Rab'bin azatlısıdır. Özgürken çağrılmış olan da Mesih'in kölesidir.

Efesliler 6:6 Bunu, sırf insanları hoşnut etmek isteyenler gibi, göze hoş görünmek için yapmayın. Mesih'in kulları olarak Tanrı'nın isteğini candan yerine getirin.

Koloseliler 3:23-24 Rab'den miras ödülünü alacağınızı bilerek, her ne yaparsanız, insanlar için değil, Rab için yapar gibi candan yapın. Rab Mesih'e kulluk ediyorsunuz.

 

dağılmış olan on iki oymağa:

Bu ifade öncelikle uluslar arasına dağılmış olan Yahudilikten gelen Hristiyanlara özel bir mesaj verdiği gibi uluslardan gelen Hristiyanları da bu dağılmış olanlar ile bir tutar. Çünkü uluslar da 12 havari ile birlikte Mesih’in bedeninde Yahudilikten gelenlerle birleşmişlerdir. Bu yüzden de Yakup Mektubu boyunca Mesih’teki İnancın açıklanmasında ve Mesih’teki imanın yaşama geçirilmesinde Eski Ahit’ten ayrılmadan, Eski Ahit’i referans göstererek yeni Hristiyanlara yön verir. Buradaki “on iki oymak” ifadesi bize ulusların Mesih’te nasıl kabul edildiğini gösteren başka bir ayeti hatırlatmaktadır:

Romalılar 11:16 Eğer hamurun ilk parçası kutsalsa, hamurun tümü kutsaldır. Eğer kök kutsalsa, dallar da kutsaldır. 17-18 Ama zeytin ağacının bazı dalları kesildiyse, ve sen, yabani zeytin filizi olarak onların yerine aşılanıp öz ağacın semiz köküne ortak oldunsa, dallara karşı övünme. Eğer övünüyorsan, unutma ki, sen kökü taşımıyorsun, kök seni taşıyor. 19 O zaman, «Ben aşılanayım diye dallar kesildi» diyeceksin. 20 Doğru. Onlar imansızlıktan dolayı kesildiler. Sen ise imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork![2]

 

1:2 Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğiniz zaman, bunu büyük sevinçle karşılayın.

 

1:2-18 ayetleri Tanrı’dan bilgelik istemeyi öğretir. Böylelikle her türlü ayartı ve denenmenin olduğu bir dünyada yaşayan Hristiyanlar Mesih’te olgunlaşabilir ve günah işlemenin gerekçesini Tanrı olarak gösteremezler.

 

Denenmeleri sevinçle karşılamak:

Denemelerin sonunda kazanacağımız şeyin getireceği bir sevinçtir.

 

Denenme (1:2-3, 12)

I.Korintliler 10:13 Her insanın karşılaştığı denemelerden başka türlü denemelerle karşılaşmadınız. Tanrı güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır.

İbraniler 2:18 Çünkü kendisi sınandığında acı çektiğine göre, sınananlara yardım edebilir.

II.Petrus 2:9-10 Görülüyor ki Rab, kendi yolunda yürüyenleri, karşılaştıkları denemelerden nasıl kurtaracağını bilir. Doğru olmayanları, özellikle doğal benliğin yozlaşmış arzularının ardından giden ve yetkisini hor görenleri cezalandırarak yargı gününe dek nasıl alıkoyacağını da bilir.Bu küstah ve dikbaşlı kişiler, yüce varlıklara sövmekten korkmazlar.

Vahiy 3:10 Sözüme uyarak sabırla dayandığın için, yeryüzünde yaşayanları denemek üzere bütün dünyanın üzerine gelecek olan deneme saatinden seni esirgeyeceğim.

 

1:3 Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.

 

Sınanma:

Bahsedilen pak bir sevinçte sınanmaları karşılayabilmek, Tanrı’nın suretinde yaratılmış özel varlıklar olarak Tanrısal bir amacı yerine getirmek misyonu ile bu dünyada bulunduğumuzu bilmek ile mümkündür. Dünya ise bu amacı her zaman anlamayabilir, hoş karşılayamayabilir. İmanda olgun bir karakter gelişimi için de bu aşamalardan geçmek gerekir.

(Hİ 28) imanları sınanmasında sabırlı olabilenler diğer zamanlar da Tanrı’nın sağlayışına karşı şükran dolu olurlar. Böylece Baba Tanrı’nın sevgisinden emin olarak bütün yaratılışın tamamıyla O’nun elinde olduğunun güvencesinde yaşarlar.

 

imanın sınanması:

Tekvin 22:1 Daha sonra Tanrı İbrahim'i sınadı. "İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "Buradayım!" dedi. 2 Tanrı, "İshak'ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git" dedi, "Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun."

Tesniye 8:2 Tanrınız RAB'bin sizi kırk yıl boyunca çölde dolaştırdığı uzun yolculuğu anımsayın! Buyruklarına uyup uymayacağınızı, amacınızın ne olduğunu öğrenmek için sizi sıkıntılara sokarak sınadı.

I.Krallar 3:5 RAB Tanrı, Givon'da o gece rüyada Süleyman'a görünüp, "Sana ne vermemi istersin?" diye sordu.

Yuhanna 6:5 İsa başını kaldırıp büyük bir kalabalığın kendisine doğru geldiğini görünce Filipus'a, «Bunları doyurmak için nereden ekmek alalım?» diye sordu. 6 Bu sözü onu sınamak için söyledi, kendisi ne yapacağını biliyordu.

Elçilerin İşleri 16:23 Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular. 24 Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.

 

1:4 Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun ve yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.

 

yetkin:

Tekvin 17:1 Avram doksan dokuz yaşındayken RAB ona görünerek, "Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'yım" dedi, "Benim yolumda yürü, kusursuz ol

Matta 5:48 Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.

II.Korintliler 13:11 Son olarak hoşça kalın, kardeşlerim. Yetkin olun, çağrıma kulak verin, düşüncelerinizde birlik olun, esenlik içinde yaşayın. Sevgi ve esenlik kaynağı olan Tanrı sizinle birlikte olacaktır.

Efesliler 4:13 Sonunda hepimiz imanda ve Tanrı'nın Oğlunu tanımada birliğe, yetkinliğe ve Mesih'in doluluğundaki olgunluk düzeyine erişeceğiz.

İbraniler 6:1-2 Bunun için, ölü işlerden tövbe etmenin ve Tanrı'ya inanmanın temelini, vaftizler, elle kutsama, ölülerin dirilişi ve sonsuz yargıyla ilgili öğretinin temelini yeni baştan atmadan Mesih'le ilgili temel öğretileri aşarak yetkinliğe doğru ilerleyelim.

 

1:5 Sizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe, azarlamadan veren Tanrı'dan istesin; Tanrı ona verecektir.

 

(Hİ 117) kendisini sözünde açıklayan tek gerçek Tanrı’ya ihtiyacımızı ve sefaletimizi bilerek, Rabbimiz İsa Mesih’ten dolayı bizlerin duasını dinlediğinden emin olarak içtenlikle dua etmeliyiz ve O’nun görkemli varlığının önünde kendimizi alçaltarak bilgelik istemeliyiz.

I.Krallar 3:9 Bu yüzden bana öyle sezgi dolu bir yürek ver ki, iyi ile kötüyü ayırt edip halkını yönetebileyim. Başka türlü senin bu büyük halkını kim yönetebilir!" 10 Süleyman'ın bu isteği Rab'bi hoşnut etti. 11-12 Tanrı ona şöyle dedi: "Mademki kendin için uzun ömür, zenginlik ve düşmanlarının ölümünü istemedin, bunların yerine adil bir yönetim için bilgelik istedin; isteğini yerine getireceğim. Sana öyle bir bilgelik ve sezgi dolu bir yürek vereceğim ki, benzeri ne senden öncekilerde görülmüştür, ne de senden sonrakilerde görülecektir.

 

bilgelik:

“Bilgili olmak, iç görüş, sağduyu, akıllılık, temkinli-tedbirli olmak, öğrenebilir olmak, öğrenmeye çalışmak ve araştırıcı olmak, yetkilerini ve yeterliliğini iyi bilmek ve bunları geliştirmeye çalışmak, rehberlik edebilmek, rehberlik almaya hazır olmak, beceri kazanmaya çalışmak, planlayıcı olmak, cesaretli olmak” şeklinde bilgeliği yorumlayabiliriz. Bütün bu özellikler Tanrı’nın doğruluğuna dikkat eder ve başka insanlarla yaşamımızı etkiler. Böylece bilgelik, ilişkide bulunulan kimseleri de etkiler. Böyle bir bilgelik ise Tanrı’dan istenir, çünkü bilgeliğin kaynağı O’dur.

 

1:6 Yalnız hiç kuşku duymadan, imanla istesin. Çünkü kuşku duyan kişi rüzgârın sürükleyip savurduğu deniz dalgasına benzer.

1:7-8 Tüm yaşamında böyle değişken, kararsız olan adam Rab'den bir şey alacağını ummasın.

 

1:6-8 / (WUİ 185) Tanrı’nın görkemini, kendi değersizliğimizi, ihtiyaçlarımızı, günahlarımızı kavrayarak dua etmeli, tövbekar, minnettar ve inançlı yüreklerle yaklaşmalı, anlayış, iman, içtenlik, hararet, sevgi ve dayanma gücüyle Tanrı’ya gelmeli, O’nu bekleyerek isteğine alçakgönüllülükle boyun eğmeliyiz (WİA XXI/3, Hİ 117).

 

1:9-10 Düşkün olan kardeş kendi yüksekliğiyle, zengin olan ise kendi düşkünlüğüyle övünsün. Çünkü zengin adam bir kır çiçeği gibi solup gidecek.

 

Ayet burada bu dünyada kolayca ve sıklıkla karşılaşabileceğimiz, bir ayartı haline dönüşebilecek konuya dikkatimizi çekmektedir. Öyleyse gurura ya da kıskançlığa dönüşebilecek bir konuda bilgelik şunu öğretir: Dünyasal olarak fakir bir insan ruhsal açıdan diğerlerinden daha zengin olursa, bu, her şeye tercih edilebilecek bir şeydir, gerçek ve göksel hazinenin sahibi olmanın sevincinde dünyada dayanabiliriz:

I.Korintliler 7:29-31 Kardeşler, şunu demek istiyorum, zaman daralmıştır. Bundan böyle, karısı olanlar karıları yokmuş gibi, yas tutanlar yas tutmuyormuş gibi, sevinenler sevinmiyormuş gibi, mal alanlar malları yokmuş gibi, dünyadan yararlananlar alabildiğine yararlanmıyormuş gibi olsunlar. Çünkü dünyanın şimdiki hali geçicidir.

I.Petrus 1:24-25 Nitekim,«İnsan soyu bir ota benzer.Tüm yüceliği de kır çiçeği gibidir. Ot kurur, çiçeği düşer. Ama Rab'bin sözü sonsuza dek kalıcıdır.»İşte size müjdelenmiş olan söz budur.

 

1:11 Güneş yakıcı sıcağıyla doğar ve otu kurutur. Otun çiçeği düşer, görünüşünün güzelliği yok olur.[3] Zengin adam da aynı şekilde kendi uğraşları içinde solacaktır.

12 Ne mutlu denemeye dayanan kişiye! Denemeden başarıyla çıktığı zaman, Rab'bin kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır.

 

Ne Mutlu:

Bu kahinsel bereketleme bizlere Mesih’in bereketlemelerini hatırlatmaktadır (Matta 5:3-11).

 

yaşam tacı:

I.Korintliler 9:25 Yarışa katılanların hepsi kendilerini her yönden denetlerler. Böyleleri bunu çürüyecek bir defne tacı kazanmak için yaparlar, biz ise hiç çürümeyecek bir taç için yaparız.[4]

 

1:13 Ayartılan kişi, «Tanrı beni ayartıyor» demesin. Çünkü Tanrı kötülüklerle ayartılmadığı gibi, kendisi de kimseyi ayartmaz.

 

1:13 / (BİA 13) Tanrı her şeyi kutsal arzusuna göre yönlendirir ve yönetir. Ancak Tanrı, günahın yazarı değildir ve işlenen günahlar yüzünden suçlanamaz (WİA III/1). 

 

1:13 ayeti bizi Tanrı’nın kutsallığı hakkında düşünmeye yönlendiriyor:[5]

Çıkış 15:11 "Var mı senin gibisi ilahlar arasında, ya RAB?

Senin gibi kutsallıkta görkemli, heybetiyle övgüye değer,

Harikalar yaratan var mı?

 

1:14 Herkes, kendi arzularıyla sürüklenip aldanarak ayartılır.

 

1:14-15 / I.Petrus 2:11 Sevgili kardeşler, size yalvarırım, cana karşı savaşan bedensel tutkulardan kaçının.[6] Çünkü bu dünyada yabancılar ve konuklarsınız.

 

1:13-14 / (WİA V/4) Tanrı’nın sonsuz gücü, araştırılamayan bilgeliği ve sınırsız iyiliği, O’nun sağlayışında öylesine sergilenmiştir ki, düşüş ve bundan sonraki tüm diğer insanların ve meleklerin günahların izin verme yoluyla değil, fakat bunları kendi kutsal amaçları doğrultusunda çok yönlü bir şekilde kullanır. Tanrı günahı onaylamaz, günah yaratıklar tarafından işlenmektedir.

 

1:14 / Kötü Aruzlar:

Sayılar 11:4, Süleymanın Meselleri 21:10; 30:15, Habakuk 2:5, Markos 4:19, I.Korintliler 10:6, Efesliler 2:3 [Yakup 4:2], I.Yuhanna 2:16

 

1:15 Sonra arzu gebe kalınca günah doğurur. Günah olgunlaşınca da ölüm getirir.

 

(1:14-15 / WUİ 25) Adem’in ilk günahı yüzünden doğrululuğunu yitirmesi, doğasının bozulması, iyilik yapamaz duruma gelmesi ve kötülüğün her türüne eğilimli hale gelmesin bütün insan soyunun günahlı konumu gelmesine sebep olmuştur. Tüm suçlar bu Özgün Günahtan kaynaklanır (WİA IX/1, WUİ 151, 195).

 

1:14-15 ayetlerine baktığımızda günah hakkında düşünmemiz gereken noktalar olduğunu görürüz:

Günahın Kaynağı: Tekvin 3:6, Mezmur 51:5, Matta 15:19 (4:1 ayeti de bu konuya değinmektedir).

Günahın Meyvesi:Tesniye 32:32, İşaya 5:2, Hoşeya 10:1, 13, Matta 7:17, Galatyalılar 5:19-21.

Günahın Cezası: Tekvin 2:17, 3:19 [Tesniye 32:51], I.Tarihler 10:13, Süleymanın Meselleri 11:19, Hezekiel 18:4, Romalılar 5:12, Romalılar 6:23

Ruhsal Ölüm: Tekvin 2:17, Hezekiel 18:4, Romalılar 8:6, Yakup 5:20, Vahiy 21:8

 

1:16 Sevgili kardeşlerim, aldanmayın!

 

1:16 / Matta 24:4, I.Korintliler 6:9; 15:33, Galatyalılar 6:7, Efesliler 5:6, II.Selanikliler 2:3,

I.Yuhanna 3:7

 

1:17 Her nimet, her mükemmel armağan yukarıdan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası'ndan gelir.

 

1:17 / (WİA II/1) diri ve gerçek olan, varlıkta ve yetkinlikte sınırsız ve tümüyle pak olan Ruh, gözle görülemeyen; bedeni ya da farklı kısımları olmayan, doğasında tutkularına göre farklılık göstermeyen; sınırsız, değişmeyen, ebedi, kavranılamayan, her şeye gücü yeten; en bilge, en kutsal, en özgür, en mutlak olan; her şeyi en doğru ve değişmez olan isteğine göre kendi yüceliği için yönlendiren; en sevecen, en lütufkar, en merhametli, en sabırlı olan, iyilikte ve gerçekte bol olan, günahları, suçları ve kötülükleri bağışlayan; kendisini itinayla arayanları ödüllendiren; hükümlerinde en adil ve en korkunç olan, her türlü günahtan nefret eden ve suçluyu asla haklı çıkarmayan yalnızca tek bir Tanrı vardır (WİA III/1; V/4, WUİ 7, WKİ 4, BİA 1, Hİ 118, 125).

 

1:17 ayeti Tanrı’nın değişmezliğini çok güzel özetliyor (Sayılar 23:19, Malaki 3:6): Tanrı ışıktır, Tanrı aydınlatır, O’nda gölge olmadığı için Tanrı sadece iyi armağanlar verir. O halde bu ayet Hristiyanlara bir güvence veriyor: Tanrı, sonsuz değişmezliğinde bizlerin hayatları günahla düşürüp, esas hedefimizden ayrı bırakmayacaktır. Çünkü bizler Tanrı’nın değişmezliğinde yarattıklarının “ilk meyvesi” olmak üzere belirlendik. 1:18 ayetindeki bu ifade bizlerin yeniden doğuşuna işaret eder.

 

Öyleyse bedeli İsa Mesih tarafından ödenen yeniden doğuşu almış olanların topluluğu, yeni insanlık soyu Tanrı’nın yaratılışının en üst noktasıdır. Tek tek her bir kişi imana geldiğinde bedeli ödenmiş yeni yaratılışın başlangıcına geliyor.

Koloseliler 1:15 Görünmez Tanrı'nın görüntüsü, bütün yaratılışın ilk doğanı O'dur.

Koloseliler 1:20 O'nun çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerde ve gökte olan her şeyi O'nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu.

 

Her mükemmel armağan:

Sebt (Şabat) armağanı ve Sonsuz bir isim: İşaya 56:4-5

Ruhsal Anlayış: Yeremya 24:7

Yeni Bir Yürek: Hezekiel 11:19

Ruhsal Dinlenme: Matta 11:28 (İbraniler 4:8-9)

Kutsal Ruh: Luka 11:13

Sonsuz Yaşam: Yuhanna 10:28

Ruhsal Taç: Vahiy 2:10

 

Bu mükemmel armağanların güvencesi ise ‘Tanrı’nın Değişmeliği’dir: Mezmur 102:27, Malaki 3:6, İbraniler 1:12; 13:8,

 

1:18 O, yarattıklarının bir anlamda ilk meyveleri olmamız için bizi, kendi isteği uyarınca, gerçeğin bildirisiyle yaşama kavuşturdu.[7]

 

ilk meyve:

[Çıkış 22.29, Levililer 2.12, Tesniye 18.4; 26.2 Nehemya 10.35] “İlk Ürün” ifadesi sadece hasadın ilk kısmını değil fakat aynı zamanda “hasatın en iyi kısmını” ifade etmektedir (Çıkış 23:19; 34:26, Levililer 23:9-19, Hezekiel 44:30):

Çıkış 23:19 "Toprağınızın seçme ilk ürünlerini Tanrınız RAB'bin Tapınağı'na getireceksiniz...

 

gerçeğin bildirisiyle yaşama kavuşturdu:

Yuhanna 1:13 Onlar ne kandan, ne bedenin isteğinden, ne de insanın isteğinden doğdular; tersine, Tanrı'dan doğdular.

Koloseliler 1:20 O'nun çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerde ve gökte olan her şeyi O'nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu.

 

Bedeli İsa Mesih tarafından ödenen bizler

 Tanrı’nın İsa Mesih’teki YENİ YARATILIŞININ ilk meyveleriyiz.

 

1:19 Sevgili kardeşlerim, şunu aklınızda tutun: herkes dinlemekte çabuk, konuşmakta yavaş, öfkelenmekte de yavaş olsun.

 

1:19-27 [4:11] ayetleri “duymak ve yapmak” konusuna değiniyor. “Duymak ve Yapmak” yeniden doğuş ile ilgilidir (I.Petrus 3:4). Yeni bir Ruh (Hezekiel 36:26) ile Tanrı’dan doğmak (Yuhanna 1:13; 3:3) gerekir. Mesih’te olan yeni yaratılışımız (II.Korintliler 5:17) Tanrı Sözünü Yapmaya Güç ve İstek Verdiği Gibi kurtuluşumuzu da Mesih’te verir (Titus 3:4-6).

 

Böylece dünyaya, benlik ve şeytanın baskısı altında yaşayan Hristiyanların dünyaya vereceği tanıklık açısından ve galip bir yaşam sürmek açısından ilahi bilgeliği kazanmış olmanın önemi ortaya çıkıyor [çünkü 1:20-21...].

 

1:20 Çünkü insanın öfkesi, Tanrı'nın istediği doğruluğu sağlamaz.

21 Bunun için her türlü pisliği ve her tarafa yayılmış olan kötülüğü üstünüzden sıyırıp atarak, içinize ekilmiş ve canlarınızı kurtaracak güçte olan sözü alçakgönüllülükle kabul edin.

 

(1:21 WUİ 108) ikinci emirdeki sorumluluklarımız Tanrı’nın kendi sözünde düzenlediğine uygun olarak dinsel tapınışı yerine getirmeyi gerektirir: Mesih’in isminde dua ve şükran sunmak; sözü okumak, vaaz etmek ve dinlemek; sakramentleri uygulamak ve almak; kilise yönetimi ve disiplini; ve bunun hizmeti ve korunması; dinsel oruç; tüm sahte tapınışı reddetmek.

 

içinize ekilmiş

Tanrı, kendi Sözünün sürekli aklımızda (Tesniye 6:6) yüreklerimizde olmasını arzulamıştır (Hezekiel 36:26-27).

 

1:22 Tanrı sözünü yalnız duymakla kalarak kendinizi aldatmayın, bu sözün uygulayıcıları da olun.

 

(1:21-22 / WUİ 160) Tanrı’nın sözünü işitenler dikkatle dinlemeli, hazırlanmalı ve dua etmelidir. İşittiklerini Kutsal Yazılarda sınamalı, gerçeği iman, sevgi, uysallık ve zihin açıklığıyla Tanrı’nın sözünü işitir gibi almalıdır. Bunun üzerinde derin düşünmeli, öğüt almalı, yüreklerinde saklamalı ve meyvesini hayatlarında sergilemelidir (WUİ 108).

 

1:23 Bir kimse sözün dinleyicisi olup da uygulayıcısı olmazsa, aynada kendi doğal yüzüne bakan adama benzer.

 

aynada kendi doğal yüzüne bakan adam:

Kutsal Yazılar canlarımız için ayna gibidir. ayetin günah işlemeye karşı uyarısı Kutsal Yazılara bakma veya onları unutmaya meyilli kötü yönümüzü açığa çıkarıyor.

 

sözün dinleyicisi olup da..:

SÖZÜ duymak bizleri uygulamaya yönlendirmelidir. Yoksa “unutkan kişi” (1:24) olursunuz. Ancak “etkin uygulayıcı” olanlar (1:25) bereketlenecektir.

 

1:24 Adam kendini görür, sonra gider ve nasıl bir kişi olduğunu hemen unutur.

25 Oysa mükemmel yasaya, özgürlük yasasına yakından bakan ve ona bağlı kalan, unutkan dinleyici değil de etkin uygulayıcı olan adam, yaptıklarıyla mutlu olacaktır.

 

(1:23-25 WİA XIX/6) gerçek imanlılar işler antlaşmasındaki yasa altında olmasalar da Kutsal Yasa’da Tanrı’nın isteğini ve onların sorumluluklarını öğrenirler, Yasa aracılığıyla kirliliklerini görürler; günahlılıklarının bilincine ulaşırlar, bu nedenle alçalır ve günahtan nefret ederler, Mesih’e ve O’nun itaatinin mükemmelliğine ne kadar çok ihtiyaçları olduğunu açık bir şekilde görürler. Yasa’nın günaha karşı olan yargısında, günahın sonucu olarak bu hayatta kendilerini ne gibi güçlükler bekleyebileceğini görürler. Yasa içindeki vaatler de, Tanrı’nın itaate ne kadar değer verdiğini ve bunlara uyanların nasıl bereketlendiğinin bilincinde yaşarlar.

 

özgürlük yasası:

Tanrı bizi Mesih’te insan geleneklerinin ağırlığından, rehberi olmadan yaşamanın boşluğundan ve faydasızlığından özgür kılmıştır.

Yuhanna 8:36 Bunun için, Oğul sizi özgür kılarsa, gerçekten özgür olursunuz.

Romalılar 8:2 Çünkü yaşam veren Ruh'un yasası, Mesih İsa sayesinde beni günahın ve ölümün yasasından özgür kıldı.

Galatyalılar 5:13 Kardeşler, siz özgür olmaya çağrıldınız. Ancak özgürlüğünüz doğal benliğe fırsat olmasın. Birbirinize sevgiyle hizmet edin.

 

(1:25 / WİA XIX/2) günaha düşüşten sonra Kutsal Yasa yetkin bir doğruluk yasası olarak Tanrı tarafından on emir şeklinde verildi:

(1:25 / WUİ 160) Tanrı’nın sözünü işitenler dikkatle dinlemeli, hazırlanmalı ve dua etmelidir. İşittiklerini Kutsal Yazılarda sınamalı, gerçeği iman, sevgi, uysallık ve zihin açıklığıyla Tanrı’nın sözünü işitir gibi almalıdır. Bunun üzerinde derin düşünmeli, öğüt almalı, yüreklerinde saklamalı ve meyvesini  hayatlarında sergilemelidir.

(1:25 / WKİ 90) Söz'ün kurtuluş için etkin olması için, ona gayret, hazırlık ve duayla yaklaşmamız; onu iman ve sevgiyle kabul etmemiz, yüreklerimizde saklamamız ve yaşamlarımızda uygulamamız gerekir.

 

1:26 Kendini dindar sanıp da dilini dizginlemeyen kişi kendini aldatır. Böylesinin dindarlığı boştur.

 

Gerçek dindarlık ile dilini dizginlemek arasında bir bağlantı vardır. 1:26 ayetinin ifadesi Tanrı katında “ikiyüzlü” olan kimselere açık bir cevap niteliğindedir: Matta 6:2, 16; 12:1-2; 23:1-4, 13-14, 23, 27

 

1:27 Baba Tanrı'nın gözünde temiz ve kusursuz olan dindarlık kişinin, öksüzlerle dulları sıkıntılı durumlarında ziyaret etmesi ve kendini dünyanın lekelemesinden korumasıdır.

 

Tanrı İsrail’e böyle kimseleri gözetmek konusunda sorumluluk vermiştir (Tesniye 14:29, Hezekiel 22:7).

 


 

I/2-) Yakup 2

2:1 Kardeşlerim, yüce Rabbimiz İsa Mesih'e iman edenler olarak insanlar arasında ayrım yapmayın.

 

ayrım yapmayın:

Ayrım yapmak ikiyüzlülük anlamına gelmektedir (Luka 12:1, I.Timoteyus 4:1-3):

Matta 23:28 Dıştan insanlara doğru kişilermiş gibi görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.

Titus 1:15 Yüreği temiz olanlar için her şey temizdir, ama yüreği kirli olanlar ve imansızlar için hiçbir şey temiz değildir. Çünkü onların hem zihinleri, hem de vicdanları kirlenmiştir. 16 Tanrı'yı tanıdıklarını ileri sürer, ama eylemleriyle O'nu inkâr ederler. Söz dinlemeyen, hiçbir iyi işe yaramayan iğrenç kişilerdir.

 

Dışsal değerlere göre karar verenler veya ayrım yapanlar Tanrı’nın hoşnutluğu olan noktanın tam tersine hareket etmiş olurlar.

Romalılar 2:11 Çünkü Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz.

Efesliler 6:9 Ey efendiler, siz de kölelerinize aynı şekilde davranın. Artık onları tehdit etmeyin. Onların ve sizin Efendinizin göklerde olduğunu ve insanlar arasında ayrım yapmadığını biliyorsunuz.

Koloseliler 3:25 Haksızlık eden, ettiği haksızlığın karşılığını alacak. Hiçbir ayrım yapılmayacaktır.

 

2:2-4 Toplandığınız yere altın yüzüklü, şık giyimli bir adamla kirli giysiler içinde yoksul bir adam geldiğinde, şık giyimli adama ilgiyle, «Sen buraya, iyi yere otur», yoksula da «Sen orada dur», ya da «Ayaklarımın dibine otur» derseniz, aranızda ayrım yapmış, kötü niyetli yargıçlar olmuş olmuyor musunuz?

 

“Zengin ve Yoksul” farklılığı bu dünyada karşılaştığımız önemli bir zıtlıktır (1:9-11; 2:1-13). Tanrı Sözü ve buna bağlı olarak Tanrı’dan istediğimiz bilgelik bizlere bu konuda Kelami olan yaklaşımı kazandıracaktır.[8]

 

ayrım yapmak: Kelam bize iyi ve kötü olan, dünyasal ve Tanrısal olan arasında doğru ayrım yapmayı öğretir. Böylece “ayrım yapmak” negatif değil pozitif bir eylem olur. Böylece 2:2-4 ayetlerindeki insanlar arasında ayrım yapmak konusuna Kutsal Kitap açısından “insanların eşitliği” konusuna dikkat etmeliyiz (Galatyalılar 3:28):

Süleymanın Meselleri 22:2 Zenginle yoksulun ortak yönü şu:

Her ikisini de RAB yarattı.

Elçilerin İşleri 10:28 Onlara şöyle dedi: «Bir Yahudi'nin başka ulustan biriyle ilişki kurmasının, onu ziyaret etmesinin töremize aykırı olduğunu bilirsiniz. Oysa Tanrı bana, hiç kimseye murdar ya da kirli dememem gerektiğini göstermiştir.

Romalılar 10:12 Çünkü Yahudi ve Grek ayrımı yoktur, aynı Rab hepsinin Rabbidir. Kendisine yakaranların hepsine karşı eli açıktır.

 

2:5 Dinleyin, sevgili kardeşlerim: Tanrı, bu dünyada yoksul olanları imanda zenginleşmek ve kendisini sevenlere vaat ettiği egemenliğin mirasçıları olmak üzere seçmedi mi?

 

dünyada yoksul olanların imanda zenginleştirilmek üzere seçilmesi

Tanrı’nın krallığındaki miras dünyasal değerler ve insanların iyiliğine göre değil, Tanrı’nın her şey üzerindeki mutlak hakimiyeti üzerinde temel bulur. Tanrı bu dünyanın standartlarına göre zayıf, düşük, fakir olanlara kendi sözünde açıkladığı üzere özel ilgi gösterir. Tanrı, insanları kendi krallığına farklı yerlerden, farklı durumlardan çağırır ve bunu kendi gücünü, kendi görkemini sergilemek için yapar. Böylece gerçek din, zayıflık gibi durumları yaşayan dullar ve kimsesizlere özel ilgi gösterir, zenginlere değil (1:27).

Luka 6:20 İsa, gözlerini öğrencilerine çevirerek şöyle dedi: «Ey yoksul olanlar, ne mutlu size, Tanrı'nın Egemenliği sizindir!

I.Korintliler 1:27 Ama Tanrı, bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti. 28 Tanrı, dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için, dünyanın önemsiz, soysuz ve değersiz gördüklerini seçti. 29 Öyle ki, Tanrı'nın önünde hiçbir insan övünmesin. 

 

2:5 ayeti yoksullara yönelik vaat içermektedir. Bu vaat göksel mirastır (Mezmur 24:6; 68:10; 69:33; 109:31; 104:12, İşaya 11:4):

[koruma] Mezmur 12:5 "Şimdi kalkacağım" diyor RAB,

"Çünkü mazlumlar eziliyor,

Yoksullar inliyor,

Özledikleri kurtuluşu vereceğim onlara."

 

[sağlayış] İşaya 25:4 Çünkü onların öfkesi

Duvara çarpan sağanak gibi yükselince,

Sen yoksulun, sıkıntı içindeki düşkünün kalesi,

Sağanağa karşı sığınak,

Sıcağa karşı gölgelik oldun.

 

[dualara cevap] İşaya 41:17 Düşkünlerle yoksullar su arıyor, ama yok.

Dilleri kurumuş susuzluktan.

Ben RAB, onlara yanıt vereceğim,

Ben, İsrail'in Tanrısı, onları bırakmayacağım.

 

Böylece 2:5 ayeti ruhsal zenginlik konusuna değinir (İbraniler 11:26):

Süleymanın Meselleri 8:18 Servet ve onur,

Kalıcı değerler ve bolluk bendedir.

Süleymanın Meselleri 10:22 RAB'bin bereketidir kişiyi zengin eden,

RAB buna dert katmaz.

Süleymanın Meselleri 13:7 Kimi hiçbir şeyi yokken kendini zengin gösterir,

Kimi serveti çokken kendini yoksul gösterir.

Efesliler 1:18-20 O'nun çağrısından doğan ümidi, kutsallara verdiği mirasın yüce zenginliğini ve iman eden bizler için etkin olan kudretinin aşkın büyüklüğünü anlamanız için, yüreklerinizin gözleri aydınlansın diye dua ediyorum. Bu kudret, Tanrı'nın, Mesih'i ölümden diriltirken ve göksel yerlerde kendi sağında oturturken O'nda sergilediği üstün güçle aynı etkinliktedir.

Efesliler 3:8-9 Tüm kutsalların en değersiziydim. Yine de Mesih'in akıl ermez zenginliğini uluslara müjdeleme ve her şeyi yaratan Tanrı'da öncesizlikten beri gizli tutulan sırrın nasıl düzenlendiğini tüm insanlara açıklama ayrıcalığı bana verildi.

 

2:6 Ama siz yoksulun onurunu kırdınız. Sizi sömüren zenginler değil mi? Sizi mahkemelere sürükleyen onlar değil mi?

 

Bu ifade, okuyuculara imanlarının azlığını göstermektedir. Dünyasal değerlere bağlanan kimseler, hem inananlara hem de Mesih’e karşı kötü davranan zengin kimselerin varlığına rağmen zengin ve yoksul arasında ayrımcılık yapıyor.

 

2:7 Ait olduğunuz Kişi'nin yüce adına küfreden onlar değil mi?

 

yüce ad

İşaya 9:6 Çünkü bize bir çocuk doğacak,

Bize bir oğul verilecek.

Yönetim onun omuzlarında olacak.

Onun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı,

Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak.

Luka 1:31 Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracaksın, adını İsa koyacaksın. 

Filipililer 2:9 Bunun için de Tanrı O'nu pek çok yükseltti ve O'na her adın üstünde olan adı bağışladı. 2:10-11 Öyle ki, İsa'nın adı anıldığında göktekiler, yerdekiler ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı'nın yüceltilmesi için İsa Mesih'in Rab olduğunu açıkça söylesin.

Vahiy 19:12 Gözleri alev alev yanan ateşe benzer. Başında çok sayıda taç vardır ve üzerinde kendisinden başka kimsenin bilmediği bir ad yazılmıştır.

Vahiy 19:16 Kaftanı ve kalçası üzerinde şu ad yazılıydı: `KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ'

 

2:8 «Komşunu kendin gibi sev» diyen Kutsal Yazı'ya uyarak Kralımız Tanrı'nın Yasasını gerçekten yerine getiriyorsanız, iyi ediyorsunuz.

(2:8 / WİA XIX/2) on emir şeklinde iki levhaya yazılı olarak verildi: İlk dört emir Tanrı’ya karşı, kalan altı emir ise insana karşı olan sorumluluklarımızı içeriyordu.

(WİA XIX/5) ahlaksal yasa aklanmış olan insanlarla birlikte diğerlerini de sonsuza dek bu yasaya itaate bağlar; Mesih İsa bu yükümlülüğü Müjde’de geçersiz kılmaz, tersine tamamlar.

 

2:9 Ama insanlar arasında ayrım yaparsanız, günah işlemiş olursunuz; Yasa tarafından, Yasa'yı çiğneyenler olarak suçlu bulunursunuz.

10 Çünkü Yasa'nın her dediğini yerine getiren, ama tek bir noktada ondan sapan kişi bütün Yasa'ya karşı suçlu olur.

11 Nitekim «Zina etme» demiş olan, aynı zamanda «Adam öldürme» demiştir. Eğer sen zina etmez, ama adam öldürürsen, Yasa'yı çiğnemiş olursun.

 

Bu ayette Eski Ahit’in öğretişinin bir kenara bırakılamayacağını görmekteyiz. Yakup, Eski Ahit’ten verdiği örneklerle Tanrı’nın Kutsal Yasada verdiği hiçbir şeyin önemsiz olmadığını gösteriyor. Çünkü Kutsal Yasa bizlere Tanrı’nın karakterini gösteriyor. O halde Yasa’dan birini ihlal etmek Tanrı’ya karşı bir suç olduğu gibi, yasanın bütün kurallarını tutup biri çiğnemek Yasanın ruhuna da aykırıdır. 2:8-9 ayetine yeniden bakarak bu 2:10-11 ayetinin ne söylediğini düşündüğümüzde açığa çıkan şey şudur: Yasanın bütün kurallarını yerine getirip, sadece insanlar arasında ayrım yapmış olmak Tanrı’nın gözünde önemsiz bir konu değildir. Çünkü «Komşunu kendin gibi sev» diyen emre karşılık, [fakir] komşumuzu sevmekten kaçınmak ve zenginlerin tarafını tutmak Kutsal Yasa’yı hafife almak olur.

 

2:12 Özgürlük Yasası'yla yargılanacak olanlar gibi konuşun ve davranın.

 

(2:10-12 WİA XIX/2) Mesih’teki özgürlük On Emri çiğnemeye müsaade etmez.

(2:10-11 WİA XIX/5-6) Hristiyanlar işler antlaşmasında olduğu gibi yasa altında olmasalar da, yasa aracılığıyla aklanıp ya da mahkum edilmeseler de; Yasa’dan Tanrı’nın isteğini ve kendilerinin sorumluluklarını öğrenirler, günahın bilincine ulaşırlar, ve günahtan nefret ederler, Mesih’e ve O’nun itaatinin mükemmelliğine ne denli gereksinimleri olduğunu daha açık bir şekilde görürler.

 

2:13 Çünkü yargı, merhamet göstermemiş olana karşı merhametsizdir. Merhamet, yargıya galip gelir.

 

Merhamet yargıya galip gelir:

(Merhamet zaferlidir) Tanrı kimseye merhamet göstermek zorunda olmamasına karşın, Tanrı kendi yüce merhametini büyük bir bolluk ile vermeyi seçiyor. Tanrı dilediği kimseye ayrıcalık tanıyabilir (Romalılar 9:18), ancak bizlerin böyle bir seçim hakkı yoktur. Herkese merhametli bir şekilde adaletli davranmalıyız. Böylece yargı, merhamet göstermemiş olana karşı merhametsizdir diyerek bizi uyarıyor.

Zekeriya 7:9 “Her Şeye Egemen RAB diyor ki: ‘Gerçek adaletle yargılayın; birbirinize sevgi ve sevecenlik gösterin. 10 Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.’

 

2:14 Kardeşlerim, eğer bir kimse iyi eylemleri yokken imanı olduğunu söylerse, bu neye yarar? Öyle bir iman o kimseyi kurtarabilir mi?

 

İyi işler üretmeyen iman kurtaran inan değildir. 4:17 ayeti Tanrı’nın hoşnut olduğu iyi işi yapmayanın aynı şekilde günah işlediğini söyler.

 

2:15-16 Bir erkek ya da kız kardeş çıplak ve günlük yiyecekten yoksunken, sizden biri ona, «Esenlikle git, ısınmanı ve doymanı dilerim» derse, ama bedenin gereksindiklerini vermezse, bu neye yarar?

 

Yakup iyi işler üretmeyen imanı göstermeye çalışırken bunu yoksullara merhamet odaklı bir şekilde yapıyor (2:1-13). Diğer yandan bu ayetlerde kalpsizlik, bencillik,[9] acımazsızlık[10] cimrilik[11] yargılanmaktadır:

Luka 10:30 İsa şöyle cevap verdi: «Adamın biri Kudüs'ten Eriha'ya inerken haydutların eline düşmüş. Onu soyup dövmüşler ve yarı ölü halde bırakıp gitmişler. 31 Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyormuş. Adamı görünce yolun öbür tarafından geçip gitmiş. 32 Bir Levili de o yere varıp adamı görünce aynı şekilde geçip gitmiş.

 

2:17 Aynı şekilde, tek başına eylemsiz iman da ölüdür.

ölü iman

“Ölü iman” ifadesi içinde gerçek yaşamın asla var olmadığı bir şeyi ifade ediyor. Ölü İmana aklanma gelmez. “Sadece İman” (solo fide) dediğimiz zaman meyveleri ve itaati olmayan bir imanın yaşayan bir iman olmayacağını ifade etmiş oluyoruz:

Heidelberg İlmihali 21. Gerçek iman nedir? Tanrı’nın kendi Sözünde gerçek olarak açıkladıklarına yalnızca bilgi ya da bilinçsizce bir inanış değildir; Kutsal Kitap aracılığı ile Kutsal Ruh’un bende yarattığı (içimde var ettiği), başka bir katkı olmadan İsa Mesih aracılığı ile bizler için kazanılan, başkaları için değil fakat benim de işlediğim günahların bağışlandığı, Tanrı önünde sonsuza dek aklandığım ve kurtuluş için kabul edildiğimden, derin-köklü bir emin olmadır.

 

iman[12]

Romalılar 14:23 Ama bir yiyecekten kuşkulanan kişi o yiyeceği yerse yargılanır; çünkü imanla yemiyor. İmanla yapılmayan her şey günahtır.

 

iyi işler[13]

Matta 5:16 Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerde olan Babanızı yüceltsinler!

 

2:17-18 ayetlerine I.Petrus Mektubu ışığında bakınız:

I.Petrus 2:12 İnanmayanlar önünde olumlu bir yaşam sürün. Öyle ki, kötülük yapanlarmışsınız gibi size iftira etseler de, iyi işlerinizi görerek Tanrı'yı, kendilerine yaklaştığı gün yüceltsinler.

 

I.Petrus Mektubundaki bu ayet imanın iyi işler ile doğrulanmasına işaret etmektedir:

Luka 10:36 «Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davranmış?» 37 Yasa uzmanı, «Ona acıyıp yardım eden» dedi. İsa ona, «Git, sen de öyle yap» dedi. İsa, Marta ve Meryem'in evinde

Yuhanna 5:36 Ama benim, Yahya'nınkinden daha büyük bir tanıklığım var. Tamamlamam için Baba'nın bana verdiği işler, şu yaptığım işler, beni Baba'nın gönderdiğine tanıklık ediyor.

 

Böylece bizler “iman ve iyi işler” konusuna bakarken bunları bir arada düşünmeyi de öğrenmeliyiz:

Hİ 64: Gerçek imanla Mesih’e aşılanmışlarından şükran meyveleri çıkmaması imkansızdır.

 

Mesih’teki iman kötü işler üretemeyeceği için iyi meyvelerle kendini gösterir. Bu yüzden de biz bu imana gerçek iman diyoruz:

Hİ 21: Gerçek iman nedir? Gerçek iman Tanrı’nın kendi Sözü’nde gerçek olarak açıkladıklarına yalnızca bilgi ya da bilinçsizce bir inanış değildir; Kutsal Kitap aracılığı ile Kutsal Ruh’un4 bende yarattığı (içimde var ettiği), başka bir katkı olmadan İsa Mesih aracılığı ile bizler için kazanılan başkaları için değil, fakat benim de işlediğim günahların bağışlandığıTanrı önünde sonsuza dek aklandığım ve kurtuluş için kabul edildiğim, derin-köklü bir emin olmadır.

 

2:18 Ama biri şöyle diyecektir: «Senin imanın var, benim eylemlerim var.» Eylemlerin olmadan sen bana imanını göster, ben de imanımı sana eylemlerimle göstereyim.

 

Gerçek İmana dair insanların gözlerine tek görünür kanıt Tanrı’ya itaatimizden gelen ve şükranlarımızı ifade ettiğimiz iyi işlerimizdir.

2:18 / WİA XVI/2 iyi işler, Tanrı’nın buyruklarına itaat etmek amacıyla yapılırsa, gerçek ve yaşayan bir imanın meyvelerini ve kanıtlarını oluştururlar: İmanlılar bu işler aracılığıyla şükranlarını gösterir, güvencelerini güçlendirir, kardeşlerini bina eder, müjdenin gerçeğini çekici kılarlar, düşmanlarının ağzını kapatırlar ve Tanrı’nın önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa’da yaratılmış olan bu kişiler Tanrı’yı yüceltirler ve bu kutsallık meyvelerine sahip olarak en sonunda sonsuz yaşama kavuşurlar.

(2:18 / WUİ 32) Tanrı’nın lütfu antlaşmada, Tanrı’nın karşılıksız bir şekilde günahkarlara bir Aracı, bununla birlikte yaşam ve kurtuluş sağlamasıdır. imanın var olması için tüm seçilmişlere Kutsal Ruh’u vaat edilmiş ve verilmiştir; böylece onlar kutsal itaate yeterli kılınmıştır.

 

2:19 Sen, Tanrı'nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar!

 

(2:19 / Hİ 21) 2:17 ayetine bakınız.[14]

Tanrı’ya “inanmak” ona kişisel güveni talep eder. Bu da yaşamımızı [iyi işler dahil] Tanrı’nın yüceliğine sunmayı getirir.

 

2:20 Ey akılsız adam, eylem olmadan imanın yararsız olduğuna kanıt mı istiyorsun?

 

“akılsız adam” sözü ahlaki açıdan söylenen bir yargı sözüdür.

 

2:21 Atamız İbrahim, oğlu İshak'ı sunağın üzerinde Tanrı'ya adama eylemiyle aklanmadı mı?

 

1:21-24 ayetleri imanın eylemlerle etkin kılınışında İbrahim’i en merkez örnek gösterir (Romalılar 4:1-25, Galatyalılar 3:6-9, Tekvin 15:6, Luka 7:35).

 

2:22 Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı, eylemleriyle tamamlandı.

 

(2:22 / WİA XI/2) Mesih’i ve O’nun doğruluğunu alıp, bunlara dayanma eylemi olan iman, aklanmanın gerçekleştiği tek yoldur: ancak iman aklanan kişide tek başına değildir, diğer kurtaran lütufları (aklanma, oğulluğa alınma, kutsallaşma gibi) beraberinde bulundurur (2:18 ayetine bakınız).

 

2:23 Böylelikle, «İbrahim, Tanrı'ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı» diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu. İbrahim'e de Tanrı'nın dostu denildi.

 

İbrahim, gerçek olan imanı aracılığı ile iyi işler ürettiğinde (Tekvin 22) Onun hayatında Kutsal Yazıların amacı yerine gelmiş oldu (Tekvin 15:6).

 

2:24 Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.

 

Bir kimsenin gerçek imana sahip olduğu onun ne yaptığı ve yapmadığı ile gösteriliyor.

 

2:25 Aynı şekilde, ulakları konuk edip değişik bir yoldan geri gönderen fahişe Rahav da bu eylemiyle aklanmadı mı?

26 Ruhsuz beden nasıl ölüyse, eylemsiz iman da ölüdür.

 

2:26 ayeti için 2:22 ayetine bakınız (WİA XI/2)

 

Gerek İbrahim, gerekse Rahav örnekleri hakkında düşündüğümüzde imanın karakteri nasıl etkileyip kişiyi değiştirdiği ortaya çıkıyor. Korkak Petrus’un (Matta 26:74) daha sonra Mesih’e olan imanını nasıl sergilediğine dikkat edin:

Elçilerin İşleri 5:15 Bütün bunların sonucu, yoldan geçen Petrus'un hiç değilse gölgesi bazılarının üzerine düşsün diye halk, hasta olanları caddelere çıkartıp şilteler ve döşekler üzerine yatırır oldu.[15]

 

 


 

I/3-) Yakup 3

 

3:1 Kardeşlerim, biz öğreticilerin daha titiz bir yargılamadan geçeceğimizi biliyorsunuz; bu nedenle çoğunuz öğretici olmayın.

2 Çünkü hepimiz çok hata yaparız. Eğer bir kimse sözleriyle hiç hata yapmazsa, bütün bedenini de dizginleyebilen yetkin bir kişidir.

 

Kuşkusuz önderler de hata yapar. ancak dilini dizginlemesini bilmeyen birinin öğretmenlik veya önderlik yapması uygun görülmüyor [I.Petrus 3:10].

 

3:1 ayeti öğreticilerin daha titiz bir yargılamadan geçeceğini belirtiyor:

Hezekiel 33:6 Ne var ki, bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çalmazsa, kılıç da gelip halktan birini öldürürse, o kişi kendi günahı içinde öldürülmüştür; kanından bekçiyi sorumlu tutacağım.'[16]

İbraniler 13:17 Önderlerinizin sözünü dinleyin, onlara bağlı kalın. Çünkü onlar canlarınız için hesap verecek kişiler olarak sizi kollarlar. Onların sözünü dinleyin ki, görevlerini inleyerek değil bunun size yararı olmaz sevinçle yapsınlar.

 

[ÖZDENETİM] bütün bedenini de dizginleyebilen yetkin bir kişidir

Elçilerin İşleri 24:25 Pavlus doğruluk, özdenetim ve gelecek olan yargı gününden söz edince Feliks korkuya kapıldı. «Şimdilik gidebilirsin» dedi, «fırsat bulunca seni yine çağırtırım.»

Romalılar 6:12 Bu nedenle bedenin tutkularına uymamak için günahın ölümlü bedenlerinizde egemenlik sürmesine izin vermeyin.

 

Eğitimi, mevkisi, tecrübesi ve sorumluluğu ne olursa olsun insan mükemmel değildir (Filipililer 3:12, Vahiy 3:2):

Eyüp 9:20 Suçsuz olsam ağzım beni suçlar,

Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.

Vaiz 7:20 Çünkü yeryüzünde hep iyilik yapan,

Hiç günah işlemeyen doğru insan yoktur.

 

(3:2 / WİA VI/5) bozulmuş olan insan doğası, yeniden doğan insanlarda bu yaşam boyunca varlığını sürdürür (WUİ 149).

 

bedenini dizginleyen yetkin kişi

3:2 ayetindeki bu ifade özdenetim konusunda bizleri uyarıyor (Elçilerin İşleri 24:25):

Süleymanın Meselleri 16:32 Sabırlı kişi yiğitten üstündür,

Kendini denetleyen de kentler fethedenden üstündür.

Süleymanın Meselleri 25:28 Kendini denetleyemeyen kişi

Yıkılmış sursuz kent gibidir.

Romalılar 6:12 Bu nedenle bedenin tutkularına uymamak için günahın ölümlü bedenlerinizde egemenlik sürmesine izin vermeyin.

II.Petrus 1:5-7 İşte bu nedenle her türlü gayreti göstererek imanınıza erdemi, erdeminize bilgiyi, bilginize özdenetimi, özdenetiminize dayanma gücünü, dayanma gücünüze Tanrı yoluna bağlılığı, bu bağlılığınıza kardeşseverliği, kardeşseverliğinize sevgiyi katın.

 

3:1-12 ayetlerinde dilimizi kontrol altında tutmak konusuna değiniliyor. Öyleyse, özellikle imanımızın sınandığı zamanlarda, karışıklık içinde olduğumuz zamanlarda bilgeliği nasıl kullanmamız gerektiği konusunda bu ayetlerden bir iç görüş ediniyoruz.

3:2-13 / WUİ 149. Tanrı’nın buyruklarını mükemmel bir şekilde yerine getirebilen kimse var mıdır?  Hiç kimse, bu dünyada sahip olduğu herhangi bir lütufla Tanrı’nın buyruklarını mükemmel bir şekilde yerine getiremez, her gün düşüncelerinde, sözlerinde ve işlerinde bunlara karşı gelir.

3:2-13/ WKİ 82 Düşüşünden beri, doğal hiç bir insanın Tanrı'nın emirlerini kusursuz bir şekilde yerine getirmeye gücü yetmemekle birlikte, düşünceleri, sözleri ve davranışlarıyla her gün onlara karşı gelmektedir.

 

3:3 Bize boyun eğmeleri için atların ağızlarına gem vurursak, onların bütün bedenlerini de yönlendirebiliriz.

4 Bakın, gemiler de o kadar büyük olduğu ve güçlü rüzgârlar tarafından sürüklendiği halde, dümencinin gönlü nereye isterse, küçücük bir dümenle o yöne çevrilirler.

5 Bunun gibi, dil de bedenin küçük bir üyesidir, ama büyük işlerle övünür.Bakın, küçücük bir kıvılcım ne kadar büyük bir ormanı tutuşturabilir!

6 Dil de bir ateş, bedenimizin üyeleri arasında bir kötülük dünyasıdır. Bütün varlığımızı kirletir. Cehennemden alevlenmiş olarak yaşamımızın gidişini alevlendirir.

 

Atın ağzındaki gem ve geminin dümeni küçük olan şeyler oldukları halde büyük işler başarırlar. Eğer dil zapt edilemiyorsa kontrol altına alınamayan yangın gibidir. Kişinin kendisine ve çevresine zarar verir (dedikodu, yalan, iftira, yalan ant içmek, küfür, eksik ve hatalı düzeltmelerle bir metnin ya da söylevin değerini düşürmek).

 

Aynı şekilde dili dizginlemek konusuna 4:16 ayeti değinmektedir:

Mezmur 10:3 Kötü insan içindeki isteklerle övünür,

Açgözlü insan RAB'be lanet okur, O'nu hor görür (52:1-4).

Süleymanın Meselleri 25:14 Yağmursuz bulut ve yel nasılsa,

Vermediği armağanla övünen kişi de öyledir.

Süleymanın Meselleri 27:1 Yarınla övünme,

Çünkü ne getireceğini bilemezsin.

 

3:5 ayetindeki “büyük işlerle övünür” ifadesinden “boş konuşma”[17] hakkında düşünebiliriz:

Eyüp 15:2 "Bilge kişi boş sözlerle yanıt verir mi,

Karnını doğu yeliyle doldurur mu?

3 Boş sözlerle tartışır,

Yararsız söylevler verir mi?

Süleymanın Meselleri 10:19 Çok konuşanın günahı eksik olmaz,

Sağduyulu kişiyse dilini tutar.

Vaiz 5:3 Çok tasa kötü düş,

Çok söz akılsızlık doğurur.

Vaiz 10:12 Bilgenin ağzından çıkan sözler benimsenir,

Oysa akılsız kendi ağzıyla yıkımına yol açar.

13 Sözünün başı aptallık,

Sonu zırdeliliktir.

 

3:6 ayeti dil için “ateş ve kötülük dünyası” ifadesini kullanırken 4:11 ayeti “Yasa’yı yermek, yargılamak” ifadelerini kullandığında dilin kötü ifadelerle başkasına zarar veren bir şekilde kullanılması konusunda bir uyarı yapmaktadır:[18]

Efesliler 4:31 Her kötü niyetle birlikte her türlü kin, öfke, kızgınlık, bağrışma ve sövgü sizden uzak olsun.

Titus 3:1 İmanlılara, yöneticilerle yönetimlere bağlı olmaları, söz dinlemeleri ve iyi olan her şeyi yapmaya hazır olmaları gerektiğini hatırlat. 2 Kimseyi kötülemesinler. Kavgacı değil, uysal olsunlar. Tüm insanlara her zaman yumuşak davransınlar.

I.Petrus 2:1 Bu nedenle her kötülüğü, her hile ve ikiyüzlülüğü, kıskançlıkları ve bütün iftiraları üzerinizden sıyırıp atın.

 

bütün varlığımızı kirletir

İbraniler 12:15 Dikkat edin ki, kimse Tanrı'nın lütfundan yoksun kalmasın. İçinizde, sizi rahatsız edecek ve birçoklarını zehirleyecek acı bir kök filizlenmesin.

Markos 7:23 Bu kötülüklerin hepsi içten kaynaklanır ve insanı kirletir.»

İşaya 59:3 Çünkü elleriniz kanla,

Parmaklarınız suçla kirlendi.

Dudaklarınız yalan söyledi,

Diliniz kötülük mırıldanıyor.

 

3:6 ayeti varlığımızı kirleten dilden sonra kirlenmiş varlığımızın sonunu “Cehennemden alevlenmiş olarak yaşamımızın gidişini alevlendirir ” diyerek uyarı yapar:

Matta 5:22 Ama ben size diyorum ki, kardeşine karşı öfkelenen her kişi yargılanmayı hak edecek. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, Yüksek Kurul'un yargısını hak edecek. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecek.

Matta 5:29 Eğer sağ gözün seni günaha sokarsa, onu çıkar, at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, tüm vücudunun cehenneme atılmasından iyidir.[19]

 

Varlığımızı kirleten dili sadece kötü kelimeler, yalan, dedikodu veya iftira gibi konuların konuşulması anlamında değil de Kutsal Kitap konusundaki yanlış öğreti vermek olarak da düşünmeliyiz:

Matta 23:15 «Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Tek bir kişiyi dininize döndürmek için denizleri ve kıtaları dolaşırsınız. Dininize döneni de kendinizden iki kat daha cehennemlik yaparsınız.

 

3:7 Her tür yabani hayvan, kuş, sürüngen ve deniz yaratığı insan soyu tarafından evcilleştirilmiş ve evcilleştirilmektedir.

8 Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil, öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.

 

evcilleştirilemeyen dil

Mezmur 55:21 Ağzından bal damlar,

Ama yüreğinde savaş var.

Sözleri yağdan yumuşak,

Ama yalın birer kılıçtır.

Mezmur 57:4 Aslanların arasındayım,

Alev kusan insanlar arasında yatarım,

Mızrak gibi, ok gibi dişleri,

Keskin kılıç gibi dilleri.

 

3:9 Dilimizle Rab'bi, Baba'yı överiz. Yine dilimizle Tanrı'nın benzeyişinde yaratılmış olan insanlara söveriz.

 

Dile getirilmesi gereken disiplini insan ilişkileri üzerine olması gereken Kelami prensipler üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Tanrı’nın suretinde ve benzeyişinde yaratılmış bir kimseye yönelik sarf edilen sözler Tanrı’nın kendisine söylenmiş olur. Öyleyse bir taraftan dindar söylemler veren bir kişinin dilini kötüye kullanması ve düşünmeden sözler söylemesi kabul edilemez bir durumdur. Özellikle Yakup Mektubunun yazıldığı yerel kiliselerin zayıf ve yardıma muhtaç insanlara yönelik bazen ayrım yapma hatasına düşmüş olduklarını hatırlarsak (2:1-13) Tanrı’nın bütün zayıf ve korumasız kimseler için olan özel ilgi ve merhametini sözlerimizle de açığa koymamız gerektiğini görürüz. Böylece dilin yanlış kullanımına karşın doğru kullanımın Tanrı’yı övmek olduğu vurgulanır (I.Tarihler 29:11, İşaya 6:3):

Matta 15:31 Halk, dilsizlerin konuştuğunu, çolakların sağlam oluverdiğini, körlerin gördüğünü, kötürümlerin yürüdüğünü görünce şaştı ve İsrail'in Tanrısını yüceltti.

Elçilerin İşleri 4:21 Kurul üyeleri onları bir daha tehdit ettikten sonra serbest bıraktılar; onları cezalandırmak için hiçbir gerekçe bulamamışlardı. Çünkü bütün halk, olup bitenler için Tanrı'yı yüceltiyordu.

 

Baba’yı övmek ve Tanrı’nın benzeyişinde yaratılmış insana sövmek konusundaki zıtlığa dikkat etmemiz gerekir. Çünkü Baba herkesin yaratıcısıdır:[20]

Tesniye 32:6 RAB'be böyle mi karşılık verilir,

Ey akılsız ve bilgelikten yoksun halk?

Sizi yaratan, size biçim veren,

Babanız, yaratıcınız O değil mi?

Malaki 2:10 Hepimizin babası bir değil mi? Bizi yaratan aynı Tanrı değil mi? Öyleyse neden atalarımızın yaptığı antlaşmayı bozarak herkes kardeşine ihanet ediyor?

Romalılar 3:29 Yoksa Tanrı yalnız Yahudilerin Tanrısı mıdır? Diğer ulusların da Tanrısı değil mi? Elbette diğer ulusların da Tanrısıdır.

 

Böylece insan özel bir surette yaratılmış olarak hatırlanmalı ve onun sahibinin Tanrı olduğu unutulmamalıdır. Bu da insana sövmek konusundaki yanlışı daha güçlü bir şekilde vurgular (Mezmur 59:12-13; 109:17).

 

3:10 Övgü ve sövgü aynı ağızdan çıkar. Kardeşlerim, bu böyle olmamalı.

11 Bir pınar aynı gözden tatlı ve acı su akıtır mı?

12 Kardeşlerim, incir ağacı zeytin, ya da asma incir verebilir mi? Aynı şekilde, tuzlu su kaynağı tatlı su veremez.

13 Aranızda bilge ve anlayışlı olan kim? Olumlu yaşayışıyla, bilgelikten doğan alçakgönüllülükle iyi eylemlerini göstersin.

 

3:13-5:11 ayetleri bir bütünlük içinde Bilgelik ve Bilgeliğin Zor Zamanlarda (kavga, çekişme, ayrımcılık v.s.) Hayatımıza Etkisi üzerine bir yaklaşım verir. Çünkü Tanrı’dan gelen bilgelik bize yumuşaklık, alçakgönüllülük, barışçı olmayı (3:13, 17) kazandırır. Böylece bizler de bilgeliği yaşamın her alanında Tanrı’yı hoşnut edecek bir şekilde kullanırız.

 

Tanrı’dan gelen bilgelik (3:13-4:10),

Uygunsuz söz söylemek (4:11-12),

Övünerek haddini aşmak (4:13-17),

Zenginlerin uyarılması (5:1-6),

Sabrın önemi (5:7-11)

Bu konuları ‘bilgelik ve hayatımıza etksi’ çerçevesinde değerlendiririz.

 

bilge ve anlayışlı olan kim?

İmanın, eylemleriyle birlikte gösterilmesini isteyen ayetlerden sonra Yakup Mektubu bilgeliğin de Tanrısal bir yaşamla gösterilmesini istiyor.

 

alçakgönüllülükle iyi eylemlerini göstersin

Kendini beğenme ve aptallık elele yürüyen şeylerdir, aynı şekilde bilgelik de alçakgönüllülük ile birlikte yürür. Çünkü bilgelik açıkça yaşam kalitesini belirler ve alçakgönüllülüğü [ve diğer Mesihsel karakteri] içimizde büyütür.

 

3:14 Ama yüreğinizde kin, kıskançlık ve bencillik varsa övünmeyin, gerçeği inkâr etmeyin.

 

Kin, kıskançlık ve bencillik: kıskançlık ve bencillik, açgözlülüğü de yanında getirir. Bunlar da kişileri “ben-merkezli” yaparlar. Bu kişiler böylece sadece kendi arzularına hizmet ederler. Böyle bir kimse de “komşunu sev” diyen emri yaşayamaz. :Böylece 3:15 ayeti ışığında gökten gelen bilgelik ile “dünyanın bilgeliği” arasındaki fark güçlü bir şekilde ortaya çıkar.[21]

 

3:14, 16 / WUİ 148 onuncu buyruğun yasakladığı günahlar nelerdir? Onuncu buyruğun yasakladığı günahlar kendi mal varlığımızdan hoşnut olmamak, komşumuzun sahip olduğu şeylerden kederlenmek, ona ait olan varlığa karşı doğru olmayan duygular beslemektir (WKİ 81).

3:14, 16 / WKİ 81 onuncu emirde yasaklanan nedir? Onuncu emir, kendi durumumuz hakkında bütün hoşnutsuzluğu, komşumuza haseti ya da onların iyi halinden ötürü üzülmeyi ve ona ait olan herhangi bir şeye karşı uygun olmayan her hareket ve isteği yasaklar.

 

3:15 Böyle bir bilgelik, gökten inen değil, dünyadan, benlikten, cinlerden gelen bir bilgeliktir.

16 Çünkü nerede kıskançlık ve bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.

 

3:16 ayeti için 3:14 ayetine bakınız.

3:14 ayetindeki “kin, kıskançlık, bencillik” ifadelerine 3:15-16 ayetlerinde de rastlıyoruz. Böylece bunlarla birlikte gökten inen bilgeliği kıyaslayabiliriz (3:17).

 

17 Ama gökten inen bilgelik her şeyden önce paktır, sonra barışçıl, yumuşak ve uysaldır. Merhamet ve iyi meyvelerle doludur. Kayırıcılığı ve ikiyüzlülüğü yoktur.

 

gökten inen bilgelik

Tanrı’nın armağanı olan bilgelik aynı zamanda Tanrı’nın kendisinin paklığını[22] yansıtır. Öyleyse bilgelik, Tanrı ile ilişki içinde olmanın bir ürünü olarak meydana çıkar. Çünkü Tanrı gerçek bilgeliktir ve bilgeliğin kaynağıdır.

 

Gökten inen bilgelik barışseverdir:[23] her tartışmada ya da sorunların ortasında uzlaşmayı arar.

 

Gökten inen bilgelik yumuşaktır:[24] sertlikle cevap vermez, başkalarının duygularına karşı düşünceli ve saygılı yaklaşır.

 

Gökten inen bilgelik uysaldır:[25] saygıyla dinler anlamaya çalışır.

 

Gökten inen bilgelik merhametlidir:[26] cimri değildir, başkalarının ihtiyaçlarına duyarlıdır ve merhameti kimseden esirgemez.

 

Gökten inen bilgelikte kayırıcılık ve iki yüzlülük yoktur:[27] içten ve tarafsızdır, adildir ve aldatıcılığı yoktur.

 

Gökten inen bilgelik ruhsal meyvelerle doludur:[28] hayatın her alanında ve her döneminde Rabbin güzelliğini yansıtır.

 

3:17 / WUİ 135 altıncı buyruğun gerekleri nelerdir? Altıncı buyruğun gerekleri kendimizin ve başkalarının canını almaya yönelik tüm düşüncelere ve amaçlara direnmek tüm tutkuları yatıştırmak, tüm fırsatlardan, ayartılardan ve uygulamalardan kaçınmaktır. Ömrü tüketen şeylere karşı çıkmak, şiddete karşı kendimizi savunmak, Tanrı’nın eline sabırla katlanmak, zihnimizin sakinliğine, ruhumuzun sevincine, yiyeceklerimize, içeceklerimize, sağlığımıza, uykumuza, işlerimize, dinlencemize özen göstermek, pak düşüncelere sevgiye, merhamete, uysallığa, yumuşak huyluluğa, iyiliğe, barışçıllığa, terbiyeli konuşmalara ve davranışlara,uzlaşmaya, haksızlıklara katlanmaya, bağışlamaya, kötülüğe iyilikle karşılık vermeye, sıkıntıda olanları teselli etmeye, masum olanları korumaya ve savunmaya adanmış olmaktır.

 

3:18 Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.

 

doğruluk ürünü

Filipililer 1:10-11 Öyle ki, üstün değerleri ayırt edebilesiniz ve böylece, Tanrı'nın yüceliği ve övgüsü için, Mesih'in aracılığıyla gelen doğruluk meyvesiyle dolarak Mesih'in gününde saf ve kusursuz olasınız.

Efesliler 6:14-15 Böylece, belinizi gerçekle kuşatmış, göğsünüze doğruluk zırhını takmış ve ayaklarınıza esenlik müjdesini yayma hazırlığını giymiş olarak yerinizde durun.

Hoşeya 10:12 Doğruluk ekin kendiniz için,

Sevgi meyveleri biçin.

Nadasa bıraktığınız toprağı işleyin;

Çünkü RAB'be yönelme zamanıdır,

Gelip üzerinize doğruluk yağdırıncaya dek.

 

“Doğruluk” Tanrı’yı tanımakla ilişkidir:

I.Korintliler 15:34 Uslanıp kendinize gelin ve artık günah işlemeyin. Bazılarınız Tanrı'yı hiç tanımıyor. Utanasınız diye söylüyorum bunları.

Matta 5:20 Size şunu söyleyeyim: doğruluğunuz din bilginleriyle Ferisilerinkini kat kat aşmadıkça, Göklerin Egemenliğine asla giremezsiniz!

 

[barış içinde] doğruluk ürünü ekmek (Hoşeya 10:12):[29]

Mezmur 126:5 Gözyaşları içinde ekenler,

Sevinç ezgileriyle biçecek;

6 Ağlayarak tohum çuvalını taşıyıp dolaşan,

Sevinç ezgileri söyleyerek demetlerle dönecek.

 

(Mesih’te Eken) barış içinde eken (Galatyalılar 5:22-23):

Mezmur 4:8 Esenlik içinde yatar uyurum,

Çünkü yalnız sen, ya RAB,

Güvenlik içinde tutarsın beni.

Luka 1:78 Çünkü Tanrımızın yüreği merhamet doludur. 79 O'nun merhameti sayesinde, yücelerden doğan Güneş, karanlıkta ve ölümün gölgesinde yaşayanlara ışık saçmak ve ayaklarımızı esenlik yoluna yöneltmek üzere yardımımıza gelecektir.»

Luka 2:13-14 Birdenbire meleğin yanında, göksel ordulardan oluşan büyük bir topluluk belirdi. Tanrı'yı överek, «En yücelerde Tanrı'ya yücelik olsun, yeryüzünde O'nun hoşnut kaldığı insanlara esenlik olsun!» dediler.

Romalılar 8:6 Benliğe dayanan düşünce ölüm, Ruh'a dayanan düşünce ise yaşam ve esenliktir.

Romalılar 14:17 Çünkü Tanrı'nın Egemenliği, yiyecek ve içecek sorunu değil, doğruluk, esenlik ve Kutsal Ruh'ta sevinçtir.

 


 

I/4-) Yakup 4

 

4:1 Aranızdaki kavga ve çekişmelerin kaynağı nedir? Bedenlerinizin üyelerinde savaşan tutkularınız değil mi?

 

Kötü arzular kavgaya ve bölünmeye sebep olmaktadır. Bilgelikle kullanılmayan dil de kavga ve çekişlerin aracısı olmaktadır. Bütün bunların kaynağında olan şey ise kötü arzulardır.

 

I.Yuhanna 2:16 Çünkü dünyaya ait olan her şey, doğal benliğin tutkuları, gözün tutkuları ve maddi yaşamın verdiği gurur Baba'dan değil, dünyadandır.

Kavga ve çekişmelerin kaynağı olan tutkular DÜNYADANDIR. Böylece 4:1-4 ayetlerini I.Yuhanna 2:16 ayeti daha da açıklığa kavuşturuyor.

 

4:2 Bir şey arzu ediyorsunuz, ama elde edemeyince adam öldürüyorsunuz. Kıskanıyorsunuz, ama isteğinize erişemeyince çekişiyor ve kavga ediyorsunuz. Elde edemiyorsunuz, çünkü Tanrı'dan dilemiyorsunuz.

 

Kıskançlık Tanrı’ya karşı bir günahtır. İnsanların, ihtiyaçlarını Tanrı’ya adanmışlık içinde getirmekte eksikleri olduğu zaman kendi arzularının ve kıskançlıklarının onları yönlendirdiği şeyi Tanrı’dan isterler. İhtiyaçlar ve arzular için dua etmek ise bilgelik gerektirir. Tanrı’ya kıskançlık ve çekişmeye sebep olan duygularla yaklaşanlar dualarına cevap alamıyorlar. Böyle bir durumda böyle kişiler dünyasallığın, açgözlülüğün, çekişmenin en uygun yeri haline geliyorlar. “Bir şey arzu ediyorsunuz” ifadesinden sonra gelen öldürme, kıskanma çekime ve Tanrı’dan dilememe durumu aynı zamanda duasızlık konusuna da dikkat çekmektedir:

İşaya 43:22 "Ne var ki, ey Yakup soyu,

Yakardığın ben değildim,

Benden usandın, ey İsrail.

İşaya 64:7 Adınla sana yakaran, sana tutunmak için çaba gösteren yok;

Çünkü bizden yüz çevirdin,

Suçlarımız yüzünden bizi tükettin.

Daniel 9:13 Musa'nın Yasası'nda yazıldığı gibi, bütün bu yıkımlar başımıza geldi. Buna karşın, ey Tanrımız RAB, suçumuzdan dönüp senin gerçeklerine yönelerek lütfunu dilemedik.

 

4:3 Dilediğiniz zaman da dileğinize kavuşamıyorsunuz. Çünkü kötü amaçla, tutkularınız uğruna kullanmak için diliyorsunuz.

 

Tanrı, kötü arzulardan kaynaklanan dileklere cevap vermiyor. Yanlış motivasyon ile dua etmek iman olmadan istemek gibidir:

Romalılar 14:23Ama bir yiyecekten kuşkulanan kişi o yiyeceği yerse yargılanır; çünkü imanla yemiyor. İmanla yapılmayan her şey günahtır.

İbraniler 11:6 İman olmadan Tanrı'yı hoşnut etmek imkânsızdır.[30] Tanrı'ya yaklaşan, O'nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.

I.Yuhanna 3:21-22 Sevgili kardeşlerim, yüreğimiz bizi suçlamazsa, Tanrı'nın önünde cesaretimiz olur ve O'ndan her ne dilersek alırız. Çünkü O'nun buyruklarını yerine getiriyor ve O'nu hoşnut eden şeyleri yapıyoruz.

I.Yuhanna 5:14 Tanrı'nın önünde güvenimiz şu ki, O'nun isteğine uygun ne dilersek bizi işitir.

 

Diğer yandan itaatsizlik