TEMEL MEKTUPLAR

Romalılar, I.&II. Korintliler, Galatyalılar

 

I. Temel Mektuplara Giriş

İsa Mesih’ten sonra uluslara Müjde’yi götürme işinde Pavlus en etkin karakterdir. Bu yüzden Pavlus ‘uluslara elçi’ unvanını hak etmiştir:

Romalılar 11:13 Diğer uluslardan olan sizlere söylüyorum: uluslara elçi olarak gönderildiğim için görevimi yüce sayarım.

 

Kendisi Yahudiliğin en ileri mezhebi olan Ferisilikte oldukça ileridir.

Galatyalılar 1:13 Yahudi dinine bağlı olduğum zaman ne tür bir yaşam sürdüğümü duydunuz. Tanrı’nın topluluğuna alabildiğine zulmediyor, onu kırıp geçiriyordum.

1:14Atalarımın geleneklerini savunmakta son derece gayretli ve Yahudi dininde, yaşıtım olan soydaşlarımın birçoğundan daha ilerideydim.[1]

 

Fakat İsa Mesih ona görünüp Müjdeyi açıkladığında Pavlus’un hayatının yaklaşık son otuz yılını bu çağrıya hizmet etmek için adadı.

Galatyalılar 1:12 Ben bu müjdeyi insandan almadım, kimseden de öğrenmedim. Bunu bana İsa Mesih açıkladı.

15-16 Ama beni daha annemin rahmindeyken seçip lütfuyla çağıran Tanrı, uluslara müjdelemem için Oğlunu bana göstermeye razı oldu. Ben de hemen insanlara danışmadım.

 

Pavlus’un ilk mektuplarını yazdığında yaklaşık onbeş yıllık bir Mesih imanlısıdır. Temel Mektuplar olarak tanımlanan bu dört mektuplar Pavlus’un Filistin’e son ziyaretini yapmadan önceki mektuplarıdır. Pavlus’un öğretilerindeki temelleri de bu mektuplarda bulabiliriz. Pavlus’un mektupları özel birer durumlar için yazılmış olmalarına rağmen sistematik bir öğreti yorumu şeklinde yazılmamıştır.

 

Bu mektuplarda Mesih’in kişiliği ve hizmetini tamamlamasının sonuçları hakkında güçlü ifadeler vardır:

I.Korintliler 8:5-6 Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da – nitekim birçok `ilahlar’ ve `rabler’ vardır – bizim için tek bir Tanrı Baba vardır. O her şeyin kaynağıdır ve biz O’nun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var, O da İsa Mesih’tir. Her şey O’nun aracılığıyla yaratıldı, biz de O’nun aracılığıyla yaşıyoruz. Baba her şeyin yaratıcısı olup Mesih aracılığı evreni yaratmıştır. Bu yüzden Mesih bilgelik ve güç olarak tanıtılır: Oysa Mesih, çağrılmış olanlar için, ister Yahudi ister Grek olsunlar, Tanrı’nın gücü ve Tanrı’nın bilgeliğidir (I.Korintliler 1:24).

 

Ancak bu bilgelik gizlidedir ve Tanrı’nın gizli olan bu bilgeliği Kutsal Ruh aracılığı ile açıklanmıştır:

I.Korintliler 2: 6 Gerçi olgun olanlar arasında bilgece sözler söylüyoruz; ama bu bilgelik ne şimdiki çağın, ne de bu çağın gelip geçici önderlerinin bilgeliğidir. 7-8 Biz, Tanrı’nın gizli, saklı kalmış bilgeliğinden söz ediyoruz. Tanrı’nın, zamanın başlangıcından önce bizim yüceliğimiz için belirlediği bu bilgeliği bu çağın önderlerinden hiçbiri anlamadı. Anlasalardı, yüce Rab’bi çarmıha germezlerdi. 9 Yazılmış olduğu gibi, “Tanrı’nın, kendisini sevenler için hazırladıklarını hiçbir göz görmemiş, hiçbir kulak işitmemiş, hiçbir insan yüreği kavramamıştır.” 10 Oysa Tanrı bunları bize Ruh aracılığıyla açıkladı. Ruh her şeyi, Tanrı’nın derin düşüncelerini bile araştırır.

 

Bir gün son düşman (ölüm) ortadan kaldırılacaktır: ‘yaratılışın, yozlaşmaya olan köleliğinden kurtarılıp Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne kavuşturulması ümidi’ (Romalılar 8:21) Hristiyanlığın yaşayan bir ümididir.

 

Pavlus bu mektuplarda Kilise ve Mesih kavramlarını birlikte ele alır, beden tasvirini kiliseyi ifade etmek için kullanır:

I.Korintliler 12:27 Sizler Mesih’in bedenisiniz, ayrı ayrı da bu bedenin üyelerisiniz.

Romalılar 12:4-5 Bir bedende ayrı ayrı işlevleri olan çok sayıda üyemiz olduğu gibi, çok sayıda olan bizler de Mesih’te tek bir bedeniz ve birbirimizin üyeleriyiz.

Kilise içindeki her bir Hristiyanın birlikteliği sağlıklı bir vücudun organlarının birlikte uyumlu işleyişine benzetilir. Bu yüzden bu sağlıklı işleyişin bozulmaması için her üye gerekeni yapmalıdır. Bu gerçek sakramentlere katıldığımızda da belirgindir:

I.Korintliler 10:16 Tanrı’ya şükrettiğimiz şükran kâsesiyle Mesih’in kanına paydaş olmuyor muyuz? Bölüp yediğimiz ekmekle Mesih’in bedenine paydaş olmuyor muyuz? 17 Ekmek bir olduğu gibi, biz de çok olduğumuz halde tek bir bedeniz. Çünkü hepimiz bir ekmeği paylaşıyoruz.

I.Korintliler 11:29 Çünkü Rab’bin bedenini fark etmeden ekmeği yiyen ve kâseden içen, böyle yiyip içmekle kendi kendini mahkûm eder

 

Bu yüzden beden işleyişinde hiçbir üye bağımsız değildir. Bir kilisenin üyesi günah işlediğinde bedene (bütün kiliseye) zarar vermiş olur. Kilisenin bir üyesi günah işlediğinde Kiliseyi lekelemiş olur:

I.Korintliler 6:15 Bedenlerinizin Mesih’in üyeleri olduğunu bilmiyor musunuz? Mesih’in üyelerini alıp bir fahişenin üyeleri mi yapayım? Asla!

 

Yaygın bir yanlış inanış Mesih’in sevgi mesajı verirken Pavlus’un oldukça katı bir disiplin içinde Mesih’in öğretilerini verdiği şeklindedir. Fakat Mesih ve Pavlus arasında farklar vardır.

Mesih İsa Tanrı’nın beden almış sözüdür ama Pavlus sadece bir insandır. Her ikisi de Yahudi olmasına karşı Pavlus kendi yetişme tarzı, öğrenim ve mizaç açısından Mesih’ten farklıdır. Ama “Mesih tatlılık ve sevgi içinde öğretir, Pavlus sertlik içinde öğretir” şeklindeki düşünce yanlıştır.

II.Korintliler 10:1-2 Sizinle birlikteyken ürkek, ama aranızda değilken yiğit kesilen ben Pavlus, Mesih’teki alçakgönüllülük ve yumuşaklıkla size rica ediyor, yalvarıyorum: yanınıza geldiğim zaman, bizi doğal benliğe göre yaşayanlardan sayan bazılarına karşı takınmak niyetinde olduğum sert tavrı aynı cesaretle size karşı takınmaya zorlamayın beni.

I.Korintliler 2:1 Kardeşler, yanınıza gelip Tanrı’yla ilgili bildiriyi size duyurduğum zaman, etkileyici sözlerle ya da üstün bir bilgelikle gelmedim.

2 Aranızdayken, İsa Mesih’ten ve O’nun çarmıha gerilmiş olmasından başka bir şey bilmemeye kararlıydım.

3 Ben size zayıflık ve korku içinde geldim, nasıl da titriyordum!

Filipililer 4:1 Bu nedenle, ey sevgililer, sevincim, başımın tacı, içten özlediğim sevgili kardeşlerim, böylece Rab’de dimdik durun.

 

Bu tarz ifadeler genelde Pavlus’un özellikleri değildi, kendisi mizaç olarak sert biridir. Ama yine de kendisi mümkün olduğunca yumuşak davranmaya çalışmıştır diyebiliriz. Mesih doğrudan Müjdeyi vaaz etmiştir, Pavlus ise Mesih’in açıkladığı Müjde’yi bildirmektedir. Mesih benzetmelerle konuşmuştur, Pavlus genelde konuya doğrudan girerek mecaz kullanmadan öğretmiştir. Ama Pavlus, kendine has öğretiş ve konuşma biçimiyle Mesih’in sadık bir izleyicisidir. Pavlus öğretişlerinde Kutsal Yasayı Mesih’e benzer bir şekilde ruhsal açıdan değerlendirir. Bu yüzden hem Pavlus, hem Mesih İsa Yahudi din öğretmenleri ve otoriteleri tarafından düşmanca karşılanmıştır.

 

Mesih İsa’nın verdiği Müjde’yi Pavlus’un devam ettirdiğini görebiliriz:

Markos 1:14 Yahya’nın tutuklanmasından sonra İsa, Tanrı’nın müjdesini duyura duyura Celile’ye gitti.

15Zaman doldu” diyordu, “Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!

 

Pavlus’un Galatyalılar mektubundaki ifadesiyle Mesih’in Müjdesini nasıl devam ettirdiğinwe bakın:

Galatyalılar 4:4 Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlunu gönderdi.

5 Öyle ki, bizler oğulluk hakkını alalım.

 

Pavlus’un ve Mesih İsa’nın mesaj ve öğretilerinde farklılık yoktur. Ancak zaman farkı ve buna bağlı olarak bakış açısı farkı vardır. Mesih’in canlı olarak konuşmalarının yerini Mektuplar yazılı anlatımlara bırakmıştır. Artık araya çarmıh, yükseliş ve Pentekost girmiştir. Düzenli olarak sinagoktaki toplantılara katılan, İsrail’in kasaba ve kent sokaklarında dolaşıp vaaz eden Mesih, [çarmıhtan sonra] bir başkası tarafından hakkında vaaz edilen kişi olmuştur. Pavlus ve Mesih’in çoğu zaman bulundukları mekan ve dinleyici kitleleri farklıdır. Bunun neticesinde mesajları özde aynıdır; fakat mesajlar sunuş şekli ile farklıdır.

 

İsa Mesih vaaz ederken göklerin egemenliğinin yaklaştığını, yakın bir gelecekte bu sözleri duymuş olan bazılarının bu gerçeğe tanık olacaklarını söylemiştir:

Markos 9:1 İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim” diye devam etti, “burada bulunanlar arasında, Tanrı Egemenliğinin güçlü biçimde gerçekleştiğini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.

 

Pavlus ise Mesih’in olacağını vaat ettiği şeyin artık olmuş olduğunu vaaz etmektedir:

Romalılar 1:2-4 Tanrı, öz Oğlu Rabbimiz İsa Mesih’le ilgili olan bu müjdeyi peygamberleri aracılığıyla Kutsal Yazılarda önceden vaat etti. Bedence Davut’un soyundan doğan Rabbimiz İsa Mesih’in, kendi kutsal ruhu sayesinde ölümden dirilişiyle Tanrı’nın Oğlu olduğu kudretle ilan edildi.

 

Mesih’i ölümden dirilten güç [çarmıhtan sonra] Mesih’e iman edenlerde etkin olacaktır. Mektupların dönemi bu yüzden farklıdır:

Romalılar 8:9 Ne var ki, Tanrı’nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, siz benliğin değil, Ruh’un denetimindesiniz. Ama bir kişide Mesih’in Ruhu yoksa, o kişi Mesih’in değildir.

10 Eğer Mesih içinizde ise, bedeniniz günahtan ötürü ölü olmakla beraber, aklanmış olduğunuz için ruhunuz diridir.

11 Mesih İsa’yı ölümden dirilten Tanrı’nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, Mesih’i ölümden dirilten Tanrı, içinizde yaşayan Ruhuyla ölümlü bedenlerinize de yaşam verecektir.

 

Mesih’in ölümü ile artık Tanrı’nın sevgisi açıkça gösterilmiştir.

Romalılar 5:5 Ümit de düş kırıklığına uğratmaz. Çünkü bize verilmiş olan Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrı’nın sevgisi yüreklerimize dökülmüştür.

6 Evet, biz daha çaresizken Mesih, belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.

7 Bir kimse doğru insan için güç ölür, ama iyi insan için belki biri ölmeyi de göze alır.

8 Tanrı bize olan sevgisini şununla kanıtlıyor: biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.

 

Yani Mesih ve Pavlus arasındaki zaman farkında bir bakış açısı farkı zaten vardır. Mesih vaaz ettiği sıralarda ölümü ve dirilişinden bahsettiği ‘gelecek zaman’ Pavlus döneminde ‘geçmiş zaman’ olmuştur. Mesih’in hizmeti yeni bir ruhsal çağın açılışıydı O’nun kurtarış işinin (ölümü, dirilişi, yüceltilmesi) tamamlanması bu çağı resmen başlattı.

 

Mesih’in dönemi iblisin etkisiz hale getirilmesi dönemidir:

İbraniler 2:14 Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için İsa, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i, ölüm aracılığıyla etkisiz hale getirmek üzere onlarla aynı insan yapısını aldı.

 

Pavlus’un dönemi ise ölümün ortadan kaldırılacağı son çağ (son zaman; son gün) dönemidir; Mesih’in ikinci gelişinin beklendiği bedenin dirilişinin arifesidir:

I.Korintliler 15:25 Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını O’nun ayakları altına serinceye dek O’nun egemenlik sürmesi gerekir.

26 Ortadan kaldırılacak son düşman ölümdür.

27 “Tanrı her şeyi Mesih’in ayakları altına sererek O’na bağımlı kıldı.” Bu “her şey O’na bağımlı kılındı” sözünün, her şeyi Mesih’e bağımlı kılan Tanrı’yı içermediği açıktır.

28 Her şey Oğul’a bağımlı kılınınca, o zaman Oğul da her şeyi kendisine bağımlı kılan Tanrı’ya bağımlı olacaktır. Öyle ki, Tanrı her şeyde her şey olsun.

 

Pavlus’un öğretilerinin Mesih’in vaazlarına çok yakın olduğunu gözlemleyebiliriz:

Düşmanlar hakkında

Matta 5.43 “`Komşunu sev, düşmanından nefret et’ denildiğini duydunuz. 44 Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. 45 Öyle ki, göklerde olan Babanızın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem de iyilerin üzerine doğdurur. Yağmurunu da hem doğruların hem de eğrilerin üzerine yağdırır.

Romalılar 12:14 Size zulmedenler için iyilik dileyin. İyilik dileyin, lanet etmeyin. 17 Hiç kimseye kötülüğe karşı kötülük etmeyin. Herkesin gözünde iyi olanı yapmaya dikkat edin. 18 Mümkünse, elinizden geldiğince bütün insanlarla barış içinde yaşayın. 19 Sevgili kardeşler, kendi öcünüzü kendiniz almayın; bunu Tanrı’nın gazabına bırakın. Çünkü şöyle yazılmıştır: “Rab diyor ki, `Öç benimdir, kötülüğün karşılığını ben vereceğim.” 20 Ama,”Düşmanın acıkmışsa onu doyur,susamışsa su ver.Bunu yapmakla onu utanca boğarsın.” 21 Kötülüğe yenilme, kötülüğü iyilikle yen (Romalılar 13.10, 15.1, Galatyalılar 5.14).

 

Disiplin Konusunda

Matta 18:15 “Eğer kardeşin sana karşı günah işlerse, ona git, suçunu kendisine göster. Her şey yalnız ikinizin arasında kalsın. Kardeşin seni dinlerse, onu kazanmış olursun. 16 Ama dinlemezse, yanına bir ya da iki kişi daha al ki, söylenen her şey iki ya da üç tanığın sözüyle doğrulansın.

II.Korintliler 13:1 ... Her sav, iki ya da üç tanığın tanıklığıyla doğrulanmalıdır.

I.Timoteyus 5:19 İki ya da üç tanık olmadıkça, bir ihtiyara yöneltilen suçlamayı kabul etme.

Matta 18:17 Eğer kardeşin onları dinlemek istemezse, durumu inanlılar topluluğuna bildir. İnanlılar topluluğunu da dinlemek istemezse, onu bir putperest ya da vergi görevlisi yerine koy.

I.Korintliler 5:9 Mektubumda size ahlaksızlık yapanlarla arkadaşlık etmemenizi yazdım. 10 Kuşkusuz bu dünyanın ahlaksızlarını, açgözlülerini, soyguncularını, ya da putperestlerini demek istemedim. Öyle olsaydı, bu dünyadan ayrılmak zorunda kalırdınız! 11 Ama kardeş olarak tanınan biri ahlaksız, açgözlü, putperest, sövücü, ayyaş ya da soyguncu ise onunla arkadaşlık etmemenizi, böylesiyle yemek bile yememenizi şimdi size yazıyorum. 12 İnanlılar topluluğunun dışındakileri yargılamaya benim ne hakkım var? Sizin de yargılamanız gereken kişiler imanlılar değil mi? 13 Topluluğun dışında kalanları Tanrı yargılar. “Kötü adamı aranızdan kovun!”

 

Tanrı’yı ve insanı sevmek

Markos 12.29 İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: `Dinle, ey İsrail! Tanrımız olan Rab tek Rab’dir. 30 Tanrın olan Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle sev.’ 31 İkincisi de şudur: `Komşunu kendin gibi sev.’ Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.”

Romalılar 13. 8 Birbirinizi sevmekten başka hiç kimseye bir şey borçlu olmayın. Çünkü başkalarını seven, Kutsal Yasa’yı yerine getirmiş olur. 9 “Zina etme, adam öldürme, hırsızlık yapma, başkasının malına göz dikme” buyrukları ve bundan başka ne buyruk varsa, şu sözde özetlenir: “Komşunu kendin gibi sev.” 10 Sevgi, komşuya kötülük etmez. Bu nedenle sevgi, Kutsal Yasa’nın yerine getirilmesidir.

 

Kilisenin birliği

Yuhanna 17:11 Ben artık dünyada değilim, ama onlar dünyadalar. Ben sana geliyorum. Kutsal Baba, onları bana verdiğin kendi adınla koru ki, bizim gibi bir olsunlar.

I.Korintliler 1:10 Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih’in adıyla yalvarıyorum: hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşüncede ve aynı yargıda birleşin. 11 Kardeşlerim, Klovi’nin ev halkından aranızda çekişmeler olduğunu öğrendim. 12 Şunu demek istiyorum: her biriniz, “Ben Pavlus yanlısıyım”, “Ben Apollos yanlısıyım”, “Ben Kefas yanlısıyım” ya da “Ben Mesih yanlısıyım” diyormuş. 13 Mesih bölündü mü? Sizin için çarmıha gerilen Pavlus muydu? Pavlus’un adıyla mı vaftiz edildiniz?

 

Yiyecek konusu

Markos 7. 14 İsa, halkı yine yanına çağırıp onlara, “Hepiniz beni dinleyin ve şunu belleyin” dedi. 15-16 “İnsanın dışında olup içine giren hiçbir şey onu kirletemez. İnsanı kirleten, insanın içinden çıkandır.” 17 İsa kalabalığı bırakıp eve girince, öğrencileri O’na bu benzetmenin anlamını sordular. 18 O da onlara, “Demek siz de anlamıyorsunuz, öyle mi?” dedi. “Dışarıdan insanın içine giren hiçbir şeyin onu kirletemeyeceğini bilmiyor musunuz? 19 Dıştan giren, insanın yüreğine değil, midesine gider, oradan da ayakyoluna atılır.” İsa bu sözlerle, tüm yiyeceklerin temiz olduğunu bildirmiş oluyordu. 20 İsa şöyle devam etti: “İnsanı kirleten, insanın içinden çıkandır. 21-22 Çünkü kötü düşünceler, cinsel ahlaksızlık, hırsızlık, cinayet, zina, açgözlülük, kötülük, hile, sefahat, kıskançlık, iftira, kibir ve akılsızlık içten, insanın yüreğinden kaynaklanır. 23 Bu kötülüklerin hepsi içten kaynaklanır ve insanı kirletir.”

Romalılar 14.14 Rab İsa’ya ait biri olarak şunu kesinlikle biliyorum ki, hiçbir şey kendiliğinden murdar değildir. Ama bir şeyi murdar sayan kimse için o şey murdardır. 15 Yediğin bir şey yüzünden kardeşin incinirse, artık sevgi yolunda yürümüyorsun demektir. Mesih’in, uğruna öldüğü kardeşi yiyeceğinle mahvetme! 16 Size göre iyi olan şey kötülenmesin. 17 Çünkü Tanrı’nın Egemenliği, yiyecek ve içecek sorunu değil, doğruluk, esenlik ve Kutsal Ruh’ta sevinçtir. 18 Mesih’e bu yolda hizmet eden, Tanrı’yı hoşnut eder ve insanların beğenisini kazanır.

20 Yiyecek uğruna Tanrı’nın işini bozma! Her yiyecek temizdir, ama yedikleriyle başkasının sürçmesine yol açan kişi kötülük yapmış olur. 21 Et yememen, şarap içmemen ya da kardeşinin sürçmesine yol açacak bir şey yapmaman iyidir.22 Bu konulardaki inancını Tanrı’nın önünde kendine sakla. Onayladığı şeyden ötürü kendini yargılamayan kişi ne mutludur! 23 Ama bir yiyecekten kuşkulanan kişi o yiyeceği yerse yargılanır; çünkü imanla yemiyor. İmanla yapılmayan her şey günahtır.

 

Devlet ile ilişkiler

Markos 12.13 Daha sonra İsa’yı söyleyeceği sözlerle tuzağa düşürmek amacıyla Ferisilerden ve Hirodes yanlılarından bazılarını O’na gönderdiler. 14 Bunlar gelip İsa’ya, “Öğretmenimiz” dediler, “senin dürüst biri olduğunu, kimseyi kayırmadan, insanlar arasında ayrım yapmadan Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini biliyoruz. Sezar’a vergi vermek Kutsal Yasa’ya uygun mu, değil mi? Verelim mi, vermeyelim mi?” 15 Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: “Beni neden sınıyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.” 16 Parayı getirdiler. İsa onlara, “Bu resim, bu yazı kimin?” diye sordu. “Sezar’ın” dediler. 17 İsa da onlara, “Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrı’nın hakkını da Tanrı’ya verin” dedi. İsa’nın sözlerine şaşakaldılar.

Romalılar 13. Rom 13:1 Herkes, altında bulunduğu yönetime bağlı olsun. Çünkü Tanrı’dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur. 2 Bu nedenle, yönetime karşı direnen, Tanrı’nın düzenlediğine karşı gelmiş olur. Karşı gelenler yargılanır. 3 İyilik yapanlar değil, kötülük yapanlar yöneticilerden korkmalıdır. Yönetimden korkmamak ister misin? İyi olanı yap, yönetimin övgüsünü kazanırsın. 4 Çünkü yönetim, senin iyiliğin için Tanrı’nın hizmetindedir. Ama kötü olanı yaparsan, kork! Yönetim, kılıcı boş yere taşımıyor; kötülük yapanın üzerine Tanrı’nın gazabını salan öç alıcı olarak Tanrı’nın hizmetindedir. 5 Bunun için, yalnız Tanrı’nın gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir. 6 Vergi ödemenizin nedeni de budur. İşte yöneticiler, Tanrı’nın bu amaç için gayretle çalışan hizmetkârlarıdır. 7 Vergi hakkı olana vergiyi, gümrük hakkı olana gümrüğü, korku hakkı olana korkuyu, saygı hakkı olana saygıyı, herkese hakkını verin.

 

I.a- Romalılar Mektubuna Giriş

1-) Romalılar Mektubu Pavlus’un Müjde’yi yaymak için olan çağrısı gereği yazılmış bir mektuptur:

1:1 İsa Mesih'in kulu, Tanrı'nın müjdesini yaymak için seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlus'tan selam!

14 Greklere ve Grek olmayanlara, bilgelere ve bilgisizlere karşı sorumluluğum vardır.

 

Pavlus’un Müjde için olan çağrısı onu Müjde’yi her yerde duyurmaya yönlendirdiğinde Kutsal Ruh’un gücü de onun sözlerine ve eylemlerine mucizeler ve harikalarla destek olur; onun çağrısına onay ve tanıklık eder:

15:16 Tanrı'nın lütfuyla ben, ulusların yararına Mesih İsa'nın hizmetkârı oldum. Tanrı'nın müjdesini bir kâhin sıfatıyla yaymaktayım. Öyle ki uluslar, Kutsal Ruh'la kutsal kılınarak Tanrı'yı hoşnut eden bir adak olsun.

18-19 Ulusların söz dinlemesi için Mesih'in benim aracılığımla, sözle ve eylemle, mucizeler ve harikalar yaratan güçle, Kutsal Ruh'un gücüyle yaptıklarından başka şeyden söz etmeye cesaret edemem. Şöyle ki, Kudüs'ten başlayıp İllirya bölgesine kadar dolaşarak Mesih'in müjdesini her yerde duyurdum.

 

2-) Mektupta günah konusu önemli bir yer tutar. Günah konusu ilk insanın düşüşü ile gelen kökten bozulmuşluk öğretisi üzerinde anlatılır. Bu yüzden de sadece ahlaksız olan insanlar günahlı değildir (1:18-24); ahlaklı insanlar günahlıdır; yani bütün uluslar günahlıdır:

2:9-10 Başta Yahudi'ye, sonra Yahudi olmayana olmak üzere, kötülük yapan her insana sıkıntı ve elem verecek; yine başta Yahudi'ye, sonra Yahudi olmayana olmak üzere, iyilik yapan herkese yücelik, saygınlık ve esenlik verecektir.

2:16 Yaydığım müjdeye göre Tanrı'nın, insanları gizli suçlarından ötürü İsa Mesih aracılığıyla yargılayacağı gün böyle olacaktır.

3:9 Şimdi ne diyelim? Biz Yahudiler diğer uluslardan üstün müyüz? Elbette değiliz. Biz daha önce ister Yahudi ister Grek olsun, herkesi günahın buyruğunda olmakla suçladık.

3:10 Yazılmış olduğu gibi:«Doğru olan kimse yok, bir kişi bile yoktur.

3:11 Anlayan kimse yok,Tanrı'yı arayan kimse yok.

 

Ve günah da Tanrı’nın kutsal [adil] adaleti ile yargılanacaktır:

1:25 Onlar Tanrı'yla ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. Yaradan'ın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. Oysa Tanrı sonsuza dek övülmeye layıktır. Amin.

2:4 Tanrı'nın sınırsız iyiliğini, hoşgörüsünü ve sabrını hor mu görüyorsun? O'nun iyiliğinin seni tövbeye yönelttiğini bilmiyor musun?

2:5 İnatçılığından ve tövbesiz yüreğinden dolayı Tanrı'nın adil yargısının açıklanacağı gazap günü için kendine karşı gazap biriktiriyorsun.

WİA XXXIII/2. Tanrı’nın bu günü belirlemekteki amacı, seçilmişlerin sonsuz kurtuluşunda O’nun merhametinin görkeminin; ve reddedilmiş olanların lanetlenmesinde de Adaletinin sergilenmesidir. O andan sonra, doğru kişiler sonsuz yaşama girer, ve Rab’bin varlığında olmaktan gelen sevinç ve tazeliği tüm doluluğuyla alırlar: ancak Tanrı’yı tanımayan ve İsa Mesih’in Müjdesine itaat etmeyen kötüler, sonsuz işkencelere atılarak, Rab’bin huzurundan ve gücünün yüceliğinden mahrum kalarak sonsuza dek mahvolacaktır.

 

Günahın ortaya koyduğu tek şey Tanrı’nın gazabıdır:

2:5 İnatçılığından ve tövbesiz yüreğinden dolayı Tanrı'nın adil yargısının açıklanacağı gazap günü için kendine karşı gazap biriktiriyorsun.

2:8 Ama bencil olanların, gerçeğe uymayıp haksızlığın peşinden gidenlerin üzerine gazap ve öfke yağdıracak.

3:5 Ama bizim haksızlığımız Tanrı'nın adil olduğunu ortaya çıkarıyorsa, ne diyelim? İnsanların diliyle konuşuyorum: gazapla cezalandıran Tanrı haksız mıdır?

WUİ 28. Günahın bu dünyadaki cezaları nelerdir?

Günahın bu dünyadaki cezaları zihin körlüğü, yararsız düşünceler, derin yanılgılar, yürek katılığı, vicdan korkusu, utanç verici tutkular, gibi ya içsel; ya da bizim yüzümüzden Tanrı lanetinin diğer yaratıklar üzerine gelmesi ve ölümle birlikte bedenlerimiz, ismimiz, mallarımız, ilişkilerimiz ve işlerimiz üzerine gelen tüm diğer kötülükler gibi dışsaldır.

WUİ 29. Günahın gelecek dünyadaki cezaları nelerdir?

Günahın gelecek dünyadaki cezaları Tanrı’nın rahatlık veren varlığından ebedi ayrılık ve bedenin ve canın cehennem ateşinde sonsuza dek aralıksız en acı verici işkencelere maruz kalmasıdır.

 

Günah konusunun açıklığı ve yargının kesinliği mektubun okuyucularını kurtulma ihtiyacı içinde olduklarını düşündürme noktasına getirecektir:

1:16 Çünkü ben Müjde'den utanmıyorum. Müjde, önce Yahudilerin, sonra da Yahudi olmayanların olmak üzere, iman eden herkesin kurtuluşu için Tanrı'nın gücüdür.

3:24 İnsanlar, İsa Mesih'te olan kurtuluşla, Tanrı'nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar.

 

3-) Mektupta 3:24 ayetinden itibaren (3:25-31) iman ve lütuf ile kurtuluş konusuna değinilirken Mesih İsa’nın kurtarıcılığı da çok açıktır. Böylece “iman” konusu “Mesih’e iman” şeklinde açıklanmıştır:

3:25-26 Tanrı, Mesih'i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabrederek, daha önce işlenmiş günahları cezasız bıraktı. Bunu, adil kalmak ve İsa'ya iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacıyla yaptı.

5:8 Tanrı bize olan sevgisini şununla kanıtlıyor: biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.

9 Böylece şimdi O'nun kanıyla aklandığımıza göre, O'nun aracılığıyla Tanrı'nın gazabından kurtulacağımız çok daha kesindir.

10 Çünkü eğer biz Tanrı'nın düşmanlarıyken Oğlunun ölümü sayesinde O'nunla barıştıksa, barışmış olarak Oğlunun yaşamıyla kurtulacağımız çok daha kesindir.

11 Yalnız bu kadar da değil, bizi şimdi Tanrı'yla barıştırmış olan Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla, Tanrı'nın kendisiyle de övünürüz.

 

4-) 4. bölümde İbrahim örneğine geniş yer verilerek iman ile aklanma konusuna değinilir. Böylece iman ile gelen lütuf ile aklanma; Mesih’in doğruluğunun günahkara verilmesi ile gelen aklanma kavramı belirginleşir:

4:3 Kutsal Yazı ne diyor? «İbrahim Tanrı'ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı

4 Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.

5 Oysa çalışmayan, ama tanrısızı aklayana iman eden kişi imanı sayesinde aklanmış sayılır.

6 Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrı'nın aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:

7 «Suçları bağışlanmış, günahları örtülmüş olanlara ne mutlu!

8 Günahı Rab tarafından sayılmayana ne mutlu!»

9 Bu mutluluk yalnız sünnetliler için mi, yoksa aynı zamanda sünnetsizler için midir? Diyoruz ki, «İbrahim, imanı sayesinde aklanmış sayıldı.»

10 Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnetliyken mi, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken...

 

Böylece günahkarı aklayan bir Tanrı’nın Müjdesi Romalılar Mektubunda açıktır. Adem’de yargılanmış ve suçlu bulunmuş olan insan soyu için Mesih’te aklanma tek kurtuluş yoludur:

5:15 Ama Tanrı'nın armağanı Âdem'in suçu gibi değildir. Çünkü birinin suçuyla birçokları öldüyse, Tanrı'nın lütfu ve bir tek adamın, yani İsa Mesih'in lütfuyla verilen bağış birçokları yararına daha da çoğaldı.

19 Bir adamın sözdinlemezliği yüzünden birçoğu günahkâr kılındığı gibi, yine bir adamın söz dinlemesiyle birçoğu doğru kılınacaktır.

20 Kutsal Yasa suç çoğalsın diye araya girdi; ama günahın çoğaldığı yerde Tanrı'nın lütfu daha da çoğaldı.

21 Öyle ki, günah ölüm yoluyla egemenlik sürdüğü gibi, Tanrı'nın lütfu da Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla sonsuz yaşam vermek üzere doğrulukla egemenlik sürsün.

 

Bu aklanma öylesine mükemmeldir ki, Mesih’e olan iman ile kişiler yargı altına gitmeyeceklerdir.

8:33 Tanrı'nın seçtiklerini kim suçlayacak? Onları aklayan Tanrı'dır.

34 Kim suçlu çıkaracak? Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı'nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir.

 

Böylece aklanmış günahkara kutsallaşma verilir; kişinin, kurtulmuşluğu yaşamında tecrübe edebilmesi için günaha karşı güçlenmesi, günaha karşı direnmesi gücü olan kutsallaşma verilir:

6:6 Artık günaha kölelik etmeyelim diye, günahlı varlığımızın ortadan kaldırılması için eski yaradılışımızın Mesih'le birlikte çarmıha gerildiğini biliriz.

6:14 Günah size egemen olmayacaktır. Çünkü Kutsal Yasa'nın yönetiminde değil, Tanrı'nın lütfu altındasınız.

 

5-) Böylece günah ve kurtuluş konularını kutsallaştırma öğretileri Yasadan Özgürlük Kılınma konusu izler. Bunu anlatırken evlilik benzetmesi yapılmış olması bir tesadüf değildir. Pavlus inananların Mesih ile Birleşmesi[2] kavramını anlatırken Efesliler Mektubunda da evlilik simgesini kullanır. Yasadan özgürlüğümüz o kadar derindir ki, geriye sadece Mesih ve O’ndaki lütuf aracılığı ile O’na aşılanmışlığımız ya da bağlanmışlığımız kalır:

7:1 Bilmez misiniz ki, ey kardeşler - Kutsal Yasa'yı bilenlere söylüyorum - Yasa bir insana, yaşadığı sürece egemendir?

2 Örneğin, evli kadın, kocası yaşadıkça yasayla kocasına bağlıdır; ama kocası ölürse, kocayla ilgili yasadan özgür olur.

3 Buna göre kadın, kocası yaşarken başka bir erkekle ilişki kurarsa, zina edici diye anılır. Ama kocası ölürse, kadın yasadan özgür olur. Öyle ki, başka bir erkeğe varırsa, zina etmiş olmaz.

4 Aynı şekilde kardeşlerim, siz de bir başkasına, yani ölümden dirilmiş olan Mesih'e varmak üzere Mesih'in bedeni aracılığıyla Kutsal Yasa karşısında öldünüz. Bu da Tanrı'nın hizmetinde verimli olmamız içindir.

7:6 Şimdiyse biz, daha önce tutsağı olduğumuz Yasa karşısında ölerek o Yasa'dan özgür kılındık. Öyle ki, yazılı yasanın eski yolunda değil, Ruh'un yeni yolunda kulluk edelim.

6:14 Günah size egemen olmayacaktır. Çünkü Kutsal Yasa'nın yönetiminde değil, Tanrı'nın lütfu altındasınız.

Galatyalılar 4:4 Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlunu gönderdi.

5 Öyle ki, bizler oğulluk hakkını alalım.

 

6-) Kurtulmuş olan günahkarın yeni yaşamını belirleyen şey ölümden dirilmiş Mesih’in diri yaşamıdır; dirilmişlikte yani kurtulmuşlukta belirlenmiş olan bir yaşamdır:

8:11 Mesih İsa'yı ölümden dirilten Tanrı'nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, Mesih'i ölümden dirilten Tanrı, içinizde yaşayan Ruhuyla ölümlü bedenlerinize de yaşam verecektir.

8:17 Eğer Tanrı'nın çocuklarıysak, aynı zamanda mirasçıyız. Mesih'le birlikte yüceltilmek üzere Mesih'le birlikte acı çekiyorsak, Tanrı'nın mirasçılarıyız, Mesih'le ortak mirasçılarız.

 

Yeni yaşamı yani kutsallaşarak devam eden yaşamı belirleyen şey de inananların Tanrı’nın hoşnutluğu için yaşamalarıdır:

8:8 Benliğin denetiminde olanlar Tanrı'yı hoşnut edemezler.

9 Ne var ki, Tanrı'nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, siz benliğin değil, Ruh'un denetimindesiniz. Ama bir kişide Mesih'in Ruhu yoksa, o kişi Mesih'in değildir.

10 Eğer Mesih içinizde ise, bedeniniz günahtan ötürü ölü olmakla beraber, aklanmış olduğunuz için ruhunuz diridir.

 

Yeni Yaşamın kökleri bize her şeyi Mesih’te bağışlamış olan Tanrı’dadır. Sonsuzluktaki yaşam ölümün bile ayıramayacağı bir şekilde Mesih’te belirlenmiştir. Böylece inananlar şimdiki zamanlarını sonsuz zamana bakarak yaşamalıdırlar:

8:31 Öyleyse buna ne diyelim? Tanrı bizden yana ise, kim bize karşı olabilir?

32 Öz Oğlunu bile esirgemeyen, O'nu hepimizin uğruna ölüme teslim eden Tanrı, O'nunla birlikte bize her şeyi de bağışlamayacak mı?

8:38-39 Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka herhangi bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa'da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir.

 

7-) Tanrı’nın seçimi anlatılırken İsrail’den başlanır. İsrail’in seçilmesiyle Tanrı kendi yüceliğini göstermiştir (9:1-29). 2:12-3:30 ayetleri arasında İsrail’den bahsedilirken günah kavramına yer verilir. Tanrı’nın İsraili günahlıdır; içlerinde doğru bir kimse yoktur:

2:17 Ya sen Kendine Yahudi diyor ve Kutsal Yasa'ya dayanıp Tanrı'yla övünüyorsun.

18 Tanrı'nın isteğini biliyorsun. En üstün değerleri ayırt etmeyi Yasa'dan öğrenmişsin.

19-20 Kutsal Yasa'da bilginin ve gerçeğin özüne kavuşmuş olarak körlerin kılavuzu, karanlıkta kalanların ışığı, akılsızların eğiticisi, çocukların öğretmeni olduğuna inanmışsın.

21 O halde sen başkasına öğretirken, kendine öğretmez misin? Hırsızlık etmemeyi öğütlerken, hırsızlık eder misin?

22 «Zina etmeyin» derken, zina eder misin? Putlardan tiksinirken, tapınakları yağmalar mısın?

23 Kutsal Yasa'yla övünürken, Yasa'ya karşı gelerek Tanrı'yı aşağılar mısın?

24 Nitekim şöyle yazılmıştır: «Sizin yüzünüzden uluslar arasında Tanrı'nın adına küfrediliyor.»

2:27 Sen Kutsal Yazılara ve sünnete sahip olduğun halde Yasa'yı çiğniyorsan, bedence sünnetli olmayan, ama Yasa'ya uyan kişi seni yargılamayacak mı?

3:9 Şimdi ne diyelim? Biz Yahudiler diğer uluslardan üstün müyüz? Elbette değiliz. Biz daha önce ister Yahudi ister Grek olsun, herkesi günahın buyruğunda olmakla suçladık.

3:19 Kutsal Yasa'da söylenenlerin, her ağız kapansın ve bütün dünya Tanrı'ya hesap versin diye bu Yasa'nın yönetiminde bulunanlara söylendiğini biliyoruz.

 

8-) Böylece 9. bölüme geldiğimizde Tanrı’nın görkemi ve her şey üzerindeki egemenliği daha açık bir şekilde belli olur. Diğer yandan geçmişteki İsrail ile şimdiki İsrail arasında bir bağ kurulur:

9:3 Kardeşlerimin, soydaşlarım olan İsraillilerin uğruna, ben kendim lanetlenip Mesih'ten uzaklaştırılmayı dilerdim. Evlatlığa kabul edilenler, Tanrı'nın yüceliğini görenler onlardır. Antlaşmalar, buyrulan Kutsal Yasa, tapınma düzeni ve vaatler de onlarındır.

9:6 Tanrı'nın sözü boşa çıktı demek istemiyorum. Çünkü İsrail'den olanların hepsi İsrail değildir.

7 İbrahim'in soyundan olsalar bile, hepsi onun çocukları değildir. Ama, «Senin soyun İshak'la sürecek» diye yazılmıştır.

8 Demek ki Tanrı'nın çocukları, olağan yoldan doğan çocuklar değildir. İbrahim'in soyu sayılacak olanlar, Tanrı'nın vaadine göre doğan çocuklardır.

9:15 Çünkü Musa'ya şöyle diyor:«Merhamet ettiğime merhamet edeceğim ve acıdığıma acıyacağım.»

16 Demek ki seçilmek, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrı'nın merhametine bağlıdır.

17 Tanrı, Kutsal Yazı'da Firavun'a şöyle diyor:«Bak, kudretimi sende göstermek ve adımı bütün yeryüzünde duyurmak için seni yükselttim.»

18 Demek ki Tanrı, istediğine merhamet eder, istediğinin yüreğini nasırlaştırır.

 

9:21 Ya da çömlekçinin aynı kil yığınından bir kabı onurlu bir iş için, bir diğerini bayağı bir iş için yapmaya yetkisi yok mu?

22 Eğer Tanrı, gazabını göstermek ve gücünü tanıtmak isterken, gazabına hedef olup mahvolmaya hazırlananlara büyük sabırla katlandıysa, ne diyelim?

23 Yüceltmek üzere önceden hazırlayıp merhamet ettiği insanlara yüceliğinin zenginliklerini bildirmek için bunu yaptıysa, ne diyelim?

24 Yalnız Yahudilerden değil, diğer uluslar arasından da çağırmış olduğu bu insanlar biziz.

25 Hoşeya'nın kitabında denildiği gibi:«Halkım olmayana halkım,sevgili olmayana sevgili diyeceğim.»

 

Şimdiki İsrail:

9:30 Öyleyse ne diyelim? Aklanma peşinde olmayan uluslar aklanmaya, imandan gelen aklanmaya kavuştular.

31 Aklanmayı sağlayacak bir yasanın ardından giden İsrail ise, o yasayı yerine getiremedi.

32 Neden? Çünkü imanla değil, iyi işlerle olurmuş gibi aklanmaya çalıştılar ve `sürçme taşı'nda sürçtüler.

10:12 Çünkü Yahudi ve Grek ayrımı yoktur, aynı Rab hepsinin Rabbidir. Kendisine yakaranların hepsine karşı eli açıktır.

10:19 Yine şunu soruyorum: İsrail anlamadı mı? Önce Musa, «Ben sizi ulus olmayanla kıskandıracağım,anlayışsız bir ulusla sizi kızdıracağım» diyor.

20 Sonra Yeşaya cesaretle, «Beni aramayanlar beni buldu,beni sormayanlara kendimi gösterdim» diyor.

21 Ama İsrail'le ilgili diyor ki,«Söz dinlemeyen, asi bir halka bütün gün ellerimi uzattım.»

 

Gelecekteki İsrail:

11:1 Öyleyse şunu soruyorum: Tanrı kendi halkından yüz mü çevirdi? Kesinlikle hayır! Ben de İbrahim soyundan, Benyamin oymağından bir İsrailliyim.

 

Gelecekteki İsrail (Yeni İsrail; hem Yahudi Hem Uluslardan –Efesliler 2:11-17) lütuf ile korunan İsrail’dir:

11:2 Tanrı önceden bildiği kendi halkından yüz çevirmedi. Yoksa İlyas'la ilgili bölümde Kutsal Yazı'nın ne dediğini, İlyas'ın İsrail'e karşı Tanrı'ya nasıl yakındığını bilmez misiniz?

3 «Rab, senin peygamberlerini öldürdüler, senin sunaklarını yıktılar. Yalnız ben kaldım. Beni de öldürmeye çalışıyorlar.»

4 Tanrı'nın ona verdiği karşılık nedir? «Baal'ın önünde diz çökmemiş yedi bin kişiyi kendime alıkoydum.»

5 Aynı şekilde, şimdiki zamanda da Tanrı'nın lütfuyla seçilmiş küçük bir topluluk vardır.

6 Ama bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Aksi halde lütuf artık lütuf olmaz!

 

9-) Buraya kadar Hristiyan imanında temel olan öğretiler “iman ile aklanma, Mesih aracılığı ile kurtarılma” merkezlidir. Bundan sonra ise temel öğretilerin yaşamda pratik edilmesine geçilir. Çünkü Mesih’e iman etmek gündelik yaşamın her alanını etkiler. Tanrı’dan gelen kurtuluş sadece içsel varlığımızı değil, yaşamımızın her alanını yeniler.

 

Günah konusu ile başlayıp, kurtuluş, kutsallaşma, Tanrı’nın seçimi ve mutlak hükmedişini anlattıktan sonra ayetler okuyucuları [sevgiyle] hizmet etmeye çağırır. Çünkü hizmet için Tanrı bizleri gereken armağanlarla donatmıştır (12:3-8):

12:1 Bunun için ey kardeşler, Tanrı'nın merhameti uğruna size yalvarırım: kendinizi Tanrı'ya diri, kutsal ve O'nu hoşnut eden bir kurban olarak sunun. Ruhsal tapınmanız budur.

12:9 Sevginiz ikiyüzlü olmasın. Kötülükten tiksinin, iyiliğe bağlanın.

12:17 Hiç kimseye kötülüğe karşı kötülük etmeyin. Herkesin gözünde iyi olanı yapmaya dikkat edin.

 

Sevgiyle birbirimize hizmet, sevgiyle başkalarına yardım ve tanıklık toplumsal hayatın her yanında belli olmalıdır. Böylece Kilisenin ülke ve yönetimler konusunda düşünmesi gereken açıktır:

13:1 Herkes, altında bulunduğu yönetime bağlı olsun. Çünkü Tanrı'dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur.

2 Bu nedenle, yönetime karşı direnen, Tanrı'nın düzenlediğine karşı gelmiş olur. Karşı gelenler yargılanır.

 

Böylece Hristiyanların hizmetlerinde, tanıklıklarında ve yaşamlarında Tanrı’nın görkemi görülmelidir. Hristiyan kişinin itaatini sevgi belirlemedir:

13:10 Sevgi, komşuya kötülük etmez. Bu nedenle sevgi, Kutsal Yasa'nın yerine getirilmesidir.

13:14 Rab İsa Mesih'i kuşanın. Doğal benliğinizin tutkularına uymayı düşünmeyin.

 

İmanda zayıf olan da, güçlü olanda bu dünyadaki yaşamlarının Tanrı’ya adanmış olduğu düşüncesiyle yaşamalıdır. Güçlü olanlar güçsüzleri, bilge olanlar cahilleri kabul etmelidir:

14:1 İmanı zayıf olanı kabul edin, ama düşünceleri üzerinde onunla tartışmaya girmeyin.

14:7 Hiçbirimiz kendimiz için yaşamayız, hiçbirimiz de kendimiz için ölmeyiz.

14:8 Yaşarsak, Rab için yaşarız; ölürsek, Rab için ölürüz. Böylece yaşasak da, ölsek de Rabbin'iz.

 

Kurtulmuş kişinin hizmeti ve yaşamında başkalarının iyiliği ve esenliği için gayretli olma konusu yer tutmalıdır:

15:2 Her birimiz, komşusunu ruhça geliştirmek amacıyla, komşusunun iyiliğini gözeterek onu hoşnut etsin.

3 Nitekim Mesih bile kendini hoşnut etmeye çalışmadı. Yazılmış olduğu gibi, «Seni aşağılayanların aşağılamalarına ben uğradım.»

 

10-) Ondalık, sunu ve sadakaların nasıl toplanması gerektiği, dağıtımı gibi konularda kilise daha o günden kurumsal yapısında bunu bir yere oturtmuş gözükmektedir:

15:25 Ama şimdi kutsallara bir yardımı ulaştırmak için Kudüs'e gidiyorum.

26 Çünkü Makedonya ve Ahaya'da bulunanlar, Kudüs'teki kutsallar arasında yoksul olanlar için yardım toplamayı uygun gördüler.

27 Evet, uygun gördüler. Gerçekte onlara yardım borçludurlar. Uluslar, onların ruhsal bereketlerine ortak olduklarına göre, maddesel bereketlerle onlara hizmet etmeye borçludurlar.

 

Mektup bir övgü duası ile son bulur. Bugünkü kilisenin ayin sonunda yaptığı yüceltme ve bereketleme gibi, bu mektup da buraya kadar olan her şey Tanrı’nın yüceliğine sunulur:

16:25 Tanrı, duyurduğum müjde ve İsa Mesih'le ilgili bildiri uyarınca, sonsuz çağlardan beri gizli tutulan sırrın açıklanışına uygun olarak sizi ruhça pekiştirecek güçtedir.

26 O sır şimdi aydınlığa çıkarılmış ve öncesiz Tanrı'nın buyruğuna göre peygamberlerin yazıları aracılığıyla bütün ulusların iman ederek söz dinlemeleri için bildirilmiştir.

27 Bilge olan tek Tanrı'ya İsa Mesih aracılığıyla sonsuza dek yücelik olsun. Amin.

 

I.b- I.Korintliler Mektubuna Giriş

 

1-) Kutsallık

Mektup henüz imanda olgunlaşma güçlüğü içindeki kiliseye yazılmıştır. Bu yüzden mektup kiliseyi kutsal olmaya çağırarak başlar:

1:1-3 …Mesih İsa'da kutsal kılınmış ve kutsal olmaya çağrılmış olan sizlere

 

Bu kutsallık sadece Kutsal Ruh’tan gelmektedir:

3:16 Tanrı'nın tapınağı olduğunuzu, Tanrı'nın Ruhunun sizde yaşadığını bilmez misiniz?

 

Bu farkın görünür ve anlaşılır olması için de zıtlıklar ile karşılaştırılarak okuyucuya verilir (6:12-18 –günah; 6:19-20 –kutsallık):[3]

6:9-10 Günahkârların, Tanrı'nın Egemenliğini miras almayacağını bilmez misiniz? Aldanmayın! Ne cinsel ahlaksızlık yapanlar, ne puta tapanlar, ne zina edenler, ne cinsel sapıklar, ne eşcinseller, ne hırsızlar, ne açgözlüler, ne ayyaşlar, ne sövücüler, ne de soyguncular Tanrı'nın Egemenliğini miras alacaklardır.

11 Bazılarınız böyleydiniz; ama yıkandınız, kutsal kılındınız, Rab İsa Mesih'in adıyla ve Tanrımızın Ruhu aracılığıyla aklandınız.

 

Çünkü Hristiyanlar bütün yaşamlarıyla Tanrı’nın yüceliği için vardırlar:

3:23 Siz Mesih'insiniz, Mesih de Tanrı'nındır.

10:31 Özet olarak, her ne yer ve içerseniz, her ne yaparsanız, her şeyi Tanrı'nın yüceliği için yapın.

 

2-) Bölünmeler ve Birlik

1:10-4:21 ayetleri kilise içindeki bölünmelere karşı yazılmıştır:

1:10 Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih'in adıyla yalvarıyorum: hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşüncede ve aynı yargıda birleşin.

11 Kardeşlerim, Klovi'nin ev halkından aranızda çekişmeler olduğunu öğrendim.

 

Bölünmelere verilecek en iyi cevap ise Tanrı’nın Mesih’teki bildirisinin gücüdür. İnsanlar çarmıh bildirisinin gücünde kendi güçsüzlüklerini, insan bilgeliğinin boş olduğu ve Tanrı’nın bilgeliğinin üstünlüğünü görmelidir (1:18-31):

1:18 Çarmıhla ilgili bildiri mahvolanlar için saçmalık, ama kurtulmakta olan bizler için Tanrı'nın gücüdür.

19 Nitekim şöyle yazılmıştır:

«Bilgelerin bilgeliğini yok edeceğim,

zekilerin zekâsını boşa çıkaracağım.»

 

Böylece insanlar Pavlus’un zayıflığındaki Tanrı’nın gücüne bakmalıdır (2:1-5):

2:3 Ben size zayıflık ve korku içinde geldim, nasıl da titriyordum!

4 Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruh'un kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.

 

Bölünmeler insan bilgeliğinin kişiyi götüreceği bir sonuç olabilir. Bu yüzden bölünmelere yol açabilecek düşünceler kendilerini Tanrı’nın bilgeliği ile test etmelidir (2:6-16):

2:6 Gerçi olgun olanlar arasında bilgece sözler söylüyoruz; ama bu bilgelik ne şimdiki çağın, ne de bu çağın gelip geçici önderlerinin bilgeliğidir.

7-8 Biz, Tanrı'nın gizli, saklı kalmış bilgeliğinden söz ediyoruz

 

3-) Müjde’nin Gücü

1:18-2:16 ayetlerinde Müjde’nin gücü, Tanrı’nın bilgeliği ve insan bilgeliği konularına yer verilir. Böylece bu bölüm okunduğunda daha Mesih’in günlerin insanların Müjde’yi anlamaktaki zorluğu aklımıza gelir:

Yuhanna 2:19 İsa şu cevabı verdi: «Bu tapınağı yıkın, üç günde onu yeniden kuracağım.»

20 Yahudiler, «Bu tapınak kırk altı yılda yapıldı, sen onu üç günde mi kuracaksın?» dediler.

21 Ama İsa'nın sözünü ettiği tapınak kendi bedeniydi.[4]

 

4-) 3. bölüme geldiğimizde Bölünmeler ve kutsallık konusu yerini birlik çağrısına bırakır. Pavlus pastorel sorumluluğu gereği kilisede karışıklığa sebep olan kimseleri azarlar ve bu yolla kilisenin tamamına nasihat eder. Önce onlara içinde bulunduğu durumu gösterir. (3:1-4), sonra da bu duruma açıklık kazandırarak onların yanlışlarını düzeltmeleri yolunu gösterir (3:5-17). Bir anlamda sorunu teşhiş eder ve doğru yolu gösterir:

3:3 …Aranızda kıskançlık ve çekişme olması, benliğe uyup diğer insanlar gibi yaşadığınızı göstermiyor mu?

3:5 Apollos kim? Pavlus kim? İman etmenize aracı olmuş hizmetkârlardır. Rab her birimize bir görev vermiştir.

6 Tohumu ben ektim, Apollos suladı. Ama Tanrı büyüttü.

 

Bundan sonra bilginin, bilgeliğin ve hizmetkarların (Pavlus, Apollos, Kefas gibi) sadece Mesih’in olduğu, kiliseyi oluşturan herkesin bir bütün olarak Mesih’e ait olduğu vurgulanır. Bu da aslında Hristiyanları birliğe çağrıdır. İnsanın bilgeliği ve hizmetkarların önderliği sadece Mesih için vardır, her şey Mesih’indir (3:18-23):

3:23 Siz Mesih'insiniz, Mesih de Tanrı'nındır.

 

Kilise olarak Mesih’in gelişine bakmak önemlidir. İnsanlar Mesih’in gelişi gibi önemli bir konuya odaklandığında birbirlerini yargılamaktan, insan bilgeliğinin getirdiği bölünme ve kaostan korunacaklardır. Bu anlamda “Mesih’i beklemek” vurgusu da kiliseyi birliğe çağırmak içindir:

4:5 Bu nedenle, belirlenen zamandan önce hiçbir şeyi yargılamayın. Rab'bin gelişini bekleyin. Karanlığın gizlediklerini aydınlığa, insanların yüreklerindeki amaçları açığa çıkaracak olan O'dur. O zaman herkes Tanrı'dan payına düşen övgüyü alacaktır.

 

Kilise öncelikle Mesih’in yandaşıdır; herhangi bir hizmetkarın değil. O zaman herhangi biri daha iyi veya daha doğru olduğunu savunarak –bu diğerlerini yargılamak olacaktı– izlediği kişiyi savunmaya kalkınca bölünme ve kaos başlayacaktı. Ancak insanlar Tanrı’dan aldıklarına bakınca övünecekleri şey Tanrı olacaktı (4:1-7):

4:6 …Öyle ki, hiç kimse biriyle övünüp bir başkasını hor görmesin.

7 Seni başkasından üstün kılan kim? Tanrı'dan almadığın neyin var ki? Eğer O'ndan aldınsa, niçin O'ndan almamış gibi övünüyorsun?

 

5-) 4:8-21 ayetlerinde kilise elçisel yetki ile uyarılır. Hizmetkarlar (eğiticiler) çoktur ama sadece tek bir Tanrı [baba] vardır (4:15). Kilise sarılması gereken birliğe bakabilsin, mektuptaki uyarıları dikkate alıp, elçisel öğretiye dikkat etsin diye Müjdeci Timoteyus oraya gönderilir. 

 

Böylece 1-4. bölümlerde kilise içindeki kaos ve bölünmeler konusu ağırlık kazanırken 5-6. bölümlere geldiğimizde konu ahlak ve paklık olarak karşımıza çıkar. Bu bölümlerde ahlaksızlığın kaldırılması ve paklığın güçlenip görünmesi konusu ile karşılaşırız.

 

5:1-13 ayetlerinde günahın ve ahlaksızlığın teşhis edilmesi ve bunun disiplin edilmesi konusu göze batar. Kiliseden biri Korint’te yerleşik olan putperest geleneğe göre cinsel ahlaksızlık yapmıştır. Ancak bu konudan rahatsızlık duyup o kişiyi disiplin etmeleri gerekirken (5:2, 9-13) ortada olan yanlışı kilise görmüyorsa, kilise bu günaha rağmen küstahlaşıp tolerans göstermiş olmaktadır.

 

İLAVE BÖLÜM: Kilise bu noktada disiplin konusuna iki açıdan yaklaşır:

1-) WİA XXX/3. Kilise disiplini, suç işleyen kardeşleri yeniden kazanmak, başkalarının benzer suçları  işlemekten caydırmak, bütün bedeni etkisine alabilecek olan o kötü mayayı temizlemek, Mesih’in onurunu ve Müjde’nin kutsal tanıklığını aklamak, Tanrı’nın antlaşmasının ve mühürlerinin kötü kişiler tarafından kirletilerek zedelemesi durumunda Kilisenin üzerine haklı olarak gelebilecek olan Tanrı’nın öfkesine engel olmak için gereklidir.

 

2-) İkinci emir gereğince Putperestlikten kaçınmak, tek Tanrı inancında devam ederek Tanrı’nın yargısından kiliseyi korumak konusu kilisenin doğal yaşamı içinde olan bir şeydir. Böylece Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta düzenlediği şekle uygun olan tapınış ve Tanrı’ya ayrılmış olan yaşamın devamı ve korunması mümkün olacaktır. Buna gölge düşüren şeylere karşı çıkmak kilisenin sorumluluğu içindedir (WUİ 107-108).

 

6-) 6:1-8 ayetlerinde kilise içindeki bölünmenin sonucu olarak ortaya çıkan bir konuya, Hristiyanların Mesih’teki birliği yansıtmak yerine toplum içinde birbirlerini dava etme konusuna değiniyor. Kilise içindeki insanların bu şekildeki davranışı Tanrı’nın adını anan kişilere yakışmamaktadır. Bu tür davranışlar kilise içinde içindeki bölünme ve çekişmeleri derinleştirmektedir.

 

Bu durumda ortada Tanrı’nın adını boş yere ağza almak günahı da söz konusudur. Çünkü kişiler haksızlık yaptıklarında Tanrı’nın adını yasal olmayan bir şeye karıştırmış, Tanrı’nın adaletine ters düşmüş olacaklardır. Ayrıca “çalmayacaksın” diyen emir de bu bölümdeki ifadelere göre ihlal edilmiş olmaktadır; çünkü kişiler gerçeğe bağımlı olmadıkları için başkalarının yasal ve adil olan haklarına karşı olması gereken Hristiyan davranış ve tutumunu sergileyememektedirler. Pavlus’un ifadesi böyle kimselerin hırsızlık ve sahtekarlık yaptıklarını düşündürmektedir:

6:6 Kardeş kardeşe karşı dava açıyor, üstelik imansızlar önünde!

7 Aslında birbirinize karşı davanız olması bile sizin için düpedüz bir yenilgidir. Haksızlığa uğrasanız daha iyi olmaz mı? Dolandırılsanız daha iyi olmaz mı?

8 Bunun yerine, siz kendiniz haksızlık edip başkasını dolandırıyorsunuz. Üstelik bunu kardeşlerinize yapıyorsunuz.

 

7-) 6:9-10 ayetleri önceki ayetlerdeki günah sorununa genel bir şekilde bakıyor ve Hristiyan kişiyi Tanrı’nın egemenliği merkezli yaşamaya teşvik ediyor. 6:11 ayetinde de doğru yaşam için, kurtulmuşlukta ve kutsallıkta yaşam için Hristiyan kişiyi sahip olduğu ayrıcalığa sarılmaya davet etmektedir:

6:11 Bazılarınız böyleydiniz; ama yıkandınız, kutsal kılındınız, Rab İsa Mesih'in adıyla ve Tanrımızın Ruhu aracılığıyla aklandınız.

5:7Yeni bir hamur olabilmek için eski mayadan arınıp temizlenin. Nitekim mayasızsınız. Çünkü Fısıh kuzumuz olan Mesih kurban edilmiştir.

 

8-) 6:11 ayeti Kutsallaşma (WİA XIII, WUİ 75, 77), vaftiz (BİA 34) ve günahların bağışlanması (Hİ 70) konusuna değinmektedir. Böylece gerçekte “kim olduğumuz” hatırlatılmakta ve mektup içindeki uyarılara dikkat ederek Hristiyan kişinin yeni kimliğinde yaşaması için teşvik verilmektedir. Çünkü kilisenin içinde bulunduğu günah ve karmaşa durumu Mesih’teki kimliğine uygun düşmemektedir.

 

6:12-14 ayetlerinde günaha mazeret göstererek kimsenin suçluluktan kurtulmayacağını görmekteyiz:

6:12 «Bana her şey serbest», ama her şey yararlı değildir. «Bana her şey serbest», ama hiçbir şeyin tutsağı olmam.

13 Yemek mide için, mide de yemek içindir. Ama Tanrı hem mideyi, hem de yemeği ortadan kaldıracaktır. Beden cinsel ahlaksızlık için değil, Rab içindir. Rab de beden içindir.

14 Rab'bi dirilten Tanrı, kendi kudretiyle bizi de diriltecek.

Romalılar 12:1 Bunun için ey kardeşler, Tanrı'nın merhameti uğruna size yalvarırım: kendinizi Tanrı'ya diri, kutsal ve O'nu hoşnut eden bir kurban olarak sunun. Ruhsal tapınmanız budur.[5]

Koloseliler 3: 23-24 Rab'den miras ödülünü alacağınızı bilerek, her ne yaparsanız, insanlar için değil, Rab için yapar gibi candan yapın. Rab Mesih'e kulluk ediyorsunuz.

Hİ 86. Günahlarımızın ıstıraplarından Tanrı’nın lütfuyla yalnızca Mesih aracılığı ile kurtulup bunları kendimiz kazanmadığımız halde neden hala iyi işler yapmak zorundayız?

Tabi ki, Mesih bizlerin kefaretini kanıyla ödedi.

Biz iyi işler yapıyoruz çünkü

bizim için yaptığı her şey için

bütün yaşamımızla Tanrı’ya olan şükranımızı gösterebilelim diye

ve bizim aracılığımızla övülsün diye

Mesih Ruh’uyla bizleri kendi benzerliğine dönüştürmek üzere yeniliyor.

İmanın meyveleriyle imanımızdan emin olabilelim

ve bizlerin Tanrısal yaşayışı ile komşularımız Mesih’e kazanılabilsin diye

bizler iyi işler yapıyoruz

Hİ 109. Tanrı bu emirde (öldürmeyeceksin) zina etmek gibi yalnızca skandal yaratan günahları mı yasaklıyor?

Beden ve can olarak bizler Kutsal Ruh’un tapınağıyız

ve Tanrı her ikisini de pak ve kutsal tutmamızı ister.

Bu yüzden Tanrı iffetsizliği kışkırtan her şeyi

eylemleri, bakışları, konuşmaları, düşünceleri yada arzuları yasaklar.

 

Ahlaksızlık yargılanırken Hristiyan kişinin Mesih ile olan birleşmişliğe dikkat çekilmektedir:

6:15 Bedenlerinizin Mesih'in üyeleri olduğunu bilmiyor musunuz? Mesih'in üyelerini alıp bir fahişenin üyeleri mi yapayım? Asla!

WUİ 66. Seçilmişlerin Mesih ile sahip oldukları birleşmişlik nedir?

Seçilmişlerin Mesih ile birleşmişliği[6] Tanrı lütfunun bir işlevidir,[7] bu işlev aracılığıyla ruhsal ve mistik ancak gerçekten ve ayrılamaz bir şekilde başı ve kocası olan Mesih’le birleştirilirler;[8] bu da onların etkin bir şekilde çağrılmalarında gerçekleşir.[9]

1. Yaşamda ve ölümde tek teselliniz nedir?

Ben kendime ait değilim1

Beden ve can olarak

Yaşamda ve ölümde2

Sadık kurtarıcım İsa Mesih’e aitim.3

O değerli (paha biçilmez) kanıyla bütün günahlarımın bedelini ödedi,4

Şeytanın hükümdarlığından beni, özgür kıldı. 5

O beni aynı yolda gözetir6

Göklerdeki Babamın isteği olmadan başımdan bir tel saç bile eksilmez7

Her şey benim kurtuluşum için çalışır. 8

Ona ait olduğum için9

kendi Kutsal Ruh’u ile

beni sonsuz yaşamdan emin kılar.

Ve beni şimdiden itibaren kendisi için yaşamaya hazır ve

tüm kalbimle buna istekli olmaya yönlendirir.10

Hİ 34. Neden İsa’yı ‘Rabbimiz’ olarak çağırıyoruz?

Çünkü altın yada gümüşle değil,

Fakat O’nun değerli kanıyla bizi şeytanın zulmünden ve günahtan3 özgür kıldı4

Beden ve can olarak kendisinin olmak üzere bizi satın aldı.5

 

Bundan sonraki 7-15. bölümlerde kilisenin sorularına hem cevap verilir hem de bu cevaplar pastorel birer danışmanlık niteliğindedir.

 

9-) 7. bölüm evlilik ve bekarlık hakkında öğretiyor. Evlilik ve bekarlık ile Tanrı’ya hizmet sunarız. Ancak 7:17-24 ayetlerinde –sadece evlilik ya da bekarlıkta değil- her durumda kendi isteğimiz için değil, Rab’bin isteği yolunda yaşamak için bir uyarı verilmektedir.

Hİ 124. Üçüncü istek ne demek istiyor?

Gökte olduğu gibi yeryüzünde de

Senin isteğin olsun:

Bütün insanlara ve bize yardım et ki,

kendi isteklerimizi reddedelim

ve küstahça karşılık vermeksizin Senin isteğine itaat edelim.

Yalnızca tek iyi Sensin.1

Gökteki melekler gibi istekle ve sadakatle

yapmaya çağrıldığımız bütün işleri tamamlamamıza yardım et.3

 

7:2 ayeti kilisenin paklığı ile kadın ve erkek olarak tek tek her bir kişinin kişisel paklığı arasında bir bağ olduğunu gösteriyor. Evlilik yoluyla da kilise dünyanın lekelemesinden kendini korumalıdır; evlilik yoluyla da kilise dünyaya ayrılmış bir yaşam örneği göstermelidir. Bu yüzden tek eşlilik ve herkesin kendi eşine sadakati önemle vurgulanır (7:2-5).

 

10-) 8. bölüm o dönemde kilise için gündelik hayatta Hristiyanların karşılaştığı olağan bir soruyu cevaplamaya çalışıyor. Putperest bir kültürde yaşayan ve sayıca az olan Hristiyanların ailelerinde, akraba ve sosyal çevrelerinde putperest kimseler vardır. Bu durumda putlara kurban edilen etlerden kendilerine sunulduğunda Hristiyanlar ne yapacaklarını bilmemektedirler.

 

Pavlus bu konuda “biz O’nun için, O’nun aracılığı ile yaşıyoruz” diyerek yerde ve gökte tek bir Tanrı olduğunu vurgular. Böylece kişilerin hayatlarının kendi kişisel vicdanlarına uygun bir şekilde devam ettirmesi gerektiğine değinir (8:5-6, Romalılar 14:7-8). Ancak vicdan da bilgi ve sevgi ile güçlenecektir (8:1-3).

 

8:7 ayetinde bazı kişilerin eski “alışkanlıklarının etki altında kalarak” yedikleri etin puta sunulmuş olması düşüncesiyle vicdanlarında rahatsızlık duyduğu yazılmaktadır. O dönemde kasapta satılan etler de çoğunlukla putlara sunulmuş kurbanlarından gelen etlerdi. 8:8 ayeti bir şey yiyerek ya da yemeyerek Tanrı’ya yaklaşmamızın ya da Tanrı’dan uzaklaşmamızın söz konusu olmadığı vurgulanmaktadır. 8:9-13 ayetleri vicdan rahatlığımızın başkalarının vicdanlarını yaralamasına sebep olmaması gerektiğinden bahsedilmektedir (Romalılar 14:14-17, 20). Burada Hristiyanlara kendi özgürlüklerini (yeme veya yememe) kullanırken Mesih’in bedeninin zayıf olan üyelerini dikkate almaları konusunda bir bakış açısı verilmektedir (Romalılar 14:1-6).

 

11-) 9. bölüm Pavlus’un Elçiliğini anlatmaktadır. Muhtemelen bazı kişiler Pavlsu’un elçiliği üzerine spekülasyonlar yapmaktaydılar. Pavlus’un öğretisinin yeterli olmadığı, zayıf olduğu yönünde söylentiler yaymaktaydılar (2:1-4; 3:1-2). Korint kentinde dönemin yaygın felsefe okullarında konuşan öğretmenlerden halkın duydukları ile kilisede Pavlus’tan duydukları arasında söylem ve içerik açısından bir fark vardı. “Tanrı'nın isteğiyle Mesih İsa'nın elçisi olmaya çağrılan ben Pavlus” ifadesi bu yüzden hem Pavlus’un elçiliğinin[10] savunması olup, hem de yapılan uyarıları ve verilen öğretileri okuyucuların dikkate almasının gerektiğini vurgular.

 

Kilise boş konuşmalara kulak vermemeli, Mesih’i nasıl tanıdığını iyi hatırlamalıdır. Ayrıca Pavlus’un Korint’te iken gördüğü görüm üzerine orada kalması ve şimdi mektup yazdığı kilisenin doğmuş olması başka bir tanıklıktır (Elçilerin İşleri 18:9-11):

9:1 Özgür değil miyim? Elçi değil miyim? Rabbimiz İsa'yı görmedim mi? Siz Rab yolunda verdiğim emeğin ürünü değil misiniz?

2 Başkaları için elçi olmasam bile, sizler için elçiyim ya! Sizler Rab'bin yolunda elçiliğimin kanıtısınız.

 

9:24-27 ayetleri aynı zamanda elçiyi “koşudan da üstün” bir amaç; “koşuculardan da üstün” bir disiplin ile yürüyen kimse olarak hatırlatır. Onlar amaçsızca değil; bir amaç için çalışmakta, emek vermekte, acı çekmekte, özgürlerinden ve rahatlıklarından fedakarlık etmektedirler.

 

9. bölüm ayrıca kilise cemaatinin ondalık ve sunular konusundaki sorumluluklarını öğretmektedir.

 

12-) Hizmetkarın hizmet için desteklenmesi:

9:14 Bunun gibi, Müjde'yi yayanların da geçimlerini Müjde'den sağlamasını Rab buyurdu.

Matta 10:10 Yolculuk için ne torba, ne yedek mintan, ne çarık, ne de değnek alın. Çünkü işçi kendi yiyeceğini hak eder.

Galatyalılar 6:6 Tanrı sözünde eğitilen, kendisini eğitenle bütün nimetleri paylaşsın.

 

Pavlus 9:6-15 ayetleri arasında ondalık ve sunular konusunda öğretirken Korint kilisesine emek veren biri olaraktan yasal haklarını ve bunları kendi elçisel yetkisiyle neden kullanmadığını açıklar. 9:16-27 ayetlerinde Müjdeyi yayma sorumluluğundan bahsederken aynı zamanda Elçi olarak kendini savunmuş olur. 

 

9:7-11 ayetlerinde verilen örnekler kilise işçilerinin ondalık ve sunu ile geçinmesinin yasallığını gösterdiği gibi, yerel kilisenin bütün üyelerinin ondalık ve sunu konusunda sorumluluğun yasal bir gerekçeye dayandığını öğretmesi açısından önemlidir. Çünkü bunlar kişilerin kendi insani iyiliklerinin sonucu doğmuş bir şey olmadığı gibi; sadece sosyal yardımlaşma adına yapılan bir girişim olarak da görülmemelidir; kelam bu konuda açık bir şekilde Hristiyan kişiyi sorumluluklarına sahip çıkmaya davet etmektedir. Bu yüzden bu ayetlerde verilen örnekler çok dikkat çekicidir: “bağ dikmekle uğraşmış bir kişinin daha sonra o bağdan üzüm yemesi” ne kadar normal ise “bağ dikmekle uğraşmış bir kişinin daha sonra o bağdan üzüm yememesini” düşünmenin normal olmadığı açıktır; “sürü gütmekle uğraşan bir kişinin sürünün sütünden içmesi” ne kadar normal ise “sürü gütmekle uğraşan bir kişinin sürünün sütünden içmemesini” düşünmenin normal olmadığı açıktır; Yasa’nın “harman döven öküzler için koyduğu kural insanlar için çok daha açık bir örnek değil midir?

 

13-) Hizmetkarın tanıklığı (9:19-23):

WUİ 159. Tanrı’nın Sözü çağrılanlar tarafından nasıl vaaz edilmelidir?

Söz’e hizmet için görevli olarak çağrılanlar sağlam doktrini[11] gayretli bir şekilde,[12] zaman uygun olsun ya da olmasın,[13] açıkça[14] insanların bilgece [kandırıcı] sözlerine değil, fakat Ruh’un kanıtlayıcılığına ve gücüne dayalı olarak[15] vaaz etmelidir. Tanrı’nın öğüdünü[16] sadık bir şekilde[17] bildirmeli, hikmetli olarak[18] dinleyenlerin ihtiyaçlarına ve anlayışlarına göre vaazı düzenlenmeli,[19] istekli bir şekilde,[20] Tanrı’ya karşı[21] ve halkın canlarına karşı[22] ateşli bir sevgi ile, içtenlikle,[23] Tanrı’nın yüceliğini,[24] dinleyenlerin [Tanrı’ya] dönmesini,[25] kendilerini buna göre düzeltmelerini[26] ve kurtuluşlarını[27] amaçlamalıdır.

 

9:19-23 ayetlerinde Müjde’ye emek veren bir hizmetkarın Ruh’un bilgeliği ve nezaket içinde olarak[28] hizmet etmesi gerektiğini okuyoruz. Böylece kişisel özgürlük ve haklarından gerektiğinde fedakarlık yaparak insanlarla doğru ilişkiler kurmayı aradığını öğreniyoruz. Kişiler inançlarını anlatırken bunu sevgi temeli üzerinde yapmalıdırlar; Efesliler 2:14-16 ayetlerinde Mesih’in “iki topluluğu” (Yahudi olanlar ve olmayanlar) birleştirmek üzere “aradaki engel duvarını, yani düşmanlığı” kaldırdığını okuyoruz. Bu durumda bilgimizi kullanırken sevgimiz olmazsa, nasıl vaaz edeceğimizi bilmezsek kişilerle bizim aramıza ve kişilerle inancımızın arasına tekrar bir engel duvarı koyma riskimiz olabilir. Müjde birleştirmek içindir; ayırmak için değildir.[29]

 

14-) 10. bölüme geldiğimizde Pavlus eski İsrail ile yeni İsrail (kilise) arasında bir bağ kurar. 10:1-4 ayetleri Eski Ahit sakramentleri ile Yeni Ahit sakramentleri arasındaki birliği ve devamlılığı vurguladıktan sonra; Kutsal sakramentlerle gerçek imana katılmış kişilerin etraflarındaki ulusların putperestliklerine katılmaları durumunda başlarına gelmiş olan yargıdan örnek vererek aynı şekilde Korint kilisesini uyarır. Bu bölümdeki Rabbin Sofrası konusundaki uyarılar 11. bölümde de devam eder. Sakramentlere katılmış olmak, Tanrı halkı içinde olma bereketi Tanrı’nın yargısına karşı bir sigorta değildir. Böylece kişilere bereketlere bakarak değil, Tanrı’ya bakarak yürümelidir; geçmişte İsrail’in günahlarına sessiz kalmayan Tanrı bu gün de kilisenin günahlarına sessiz kalmayacaktır (10:5-12, 22). Böylece kişilere putperestlikten uzak durma uyarısı verilir (10:14).

 

Hristiyan özgürlüğünün Tanrı’nın görkemi için kullanılması esastır (10:23-33). Bu yüzden serbest olan şeyleri yapma hakkını kişiler başkalarının yararı için kullanmaya öncelik vermelidir (10:24):

Filipililer 2: 21 Herkes kendi işini düşünüyor, Mesih İsa'nınkini değil.

 

15-) 11. bölümde tapınma düzeni açısından Korint kilisesinde tartışmaya sebep olan iki konu görmekteyiz: Kadınların örtünmesi ve Rabbin Sofrası.

 

Ancak bu konulara dönemin Korint kilisesi açısından bakarsak sorunları ve cevaplarını “yerel bir kilise için önemi olan konular” şeklinde görme hatasına düşebiliriz. Korint kilisesinin o dönem ve o kültür içindeki yerel sorunlarına bakarken bugünkü kilise kendi bütünlüğüne ve toplu tapınmasına engel teşkil edecek konular olmasın diye bu örneklere bakarak bunlardaki temel prensipleri dikkate almalıdır.

 

Giyim kuşam konusunda her ülkenin kültürel anlayışları birbirlerinde farklıdır. Bazen bir ülkedeki değişik yörelerde örtünme konusuna bakış birbirinden farklılık gösterebilir. Bu durumda “kendi kültürümüz Müjde’nin öğretisinin önüne geçiyor mu; kendi kültürümüz Rab’bin yetkisini onurlandırıyor mu, onurlandırmıyor mu?” sorusuna dikkat etmeliyiz. Kültürler ve gelenekler ne kadar farklı olursa olsun Tanrı’nın bütün dünya üzerindeki RAB’liği tektir; Tanrı hem bütün dünya üzerinde hem de bütün kiliseler üzerinde tek Kraldır; kilisenin iman ve itaatinde takip edeceği tek bir Müjde vardır.

 

Böylece örtünme dahil her konuda olduğu gibi Rabbin Sofrası konusunda da kişiler Rab’bin yüceliğini aramayı kişisel bir öncelik olarak görmelidir. Bunu unutan Korint kilisesinde ise “Şükran Yemeği” Rab ile paydaşlık için olmaktan öte (11:20); bazı kişilerin diğerlerini hor gördüğü şeklinde bir görüntü veren uygulamaya (11:22); fakir kişilerin utandırıldığı bir uygulamaya dönüşmüştü; bu da topluluk üzerine yargı getirmektedir (11:30-31).

 

“Kişiler öncelikle kendilerini sınamalı” prensibi aslında sadece Rab’bin Sofrası için değil; genel bir Hristiyan sorumluluğu için kişinin bütün hayatı için bir prensiptir. Kendilerini sınamayan kişilerin başkalarını yargılamaya gitme hatasına düşmesi kaçınılmazdır. Rab’bin Sofrasında sarhoş olan kişiler her uygulamada kendi hoşnutluğunu arayan kişilerin en pak uygulamaları nasıl kişilerin yozlaştırabileceğini gösteren çarpıcı bir örnektir.

 

Kendisini sınayan kişiler Mesih’in bedenini fark edecek; bunun sonunda da kiliseyi oluşturmak üzere tek tek her bir Hristiyan için Mesih’in bedenin sunulduğu gerçeğinde bedeni oluşturan diğer üyelerin esenliği, yararı için olan şeyleri daha iyi göreceklerdir. Böylece kendisini sınayan kişiler kiliseyi oluşturan bütün üyelerle aynı sofraya katıldıklarını göz önüne alarak hareket etmelidirler. Rab’bin Sofrası kilisenin birliğini güçlendirmek ve geliştirmek üzere devam etmesi gerekirken, kendisini sınamayan kişiler tarafından bencil uygulamalara dönüştürülürse kilisenin birliğine ve tanıklığına zarar gelecektir (Efesliler 4:4-6).

 

16-) 12. bölüm birlik konusuna dikkatimizi çeker; tek Tanrı’nın birliğindeki birliğimiz:

12: 4 Çeşitli ruhsal armağanlar vardır, ama Ruh birdir.

5 Çeşitli görevler vardır, ama Rab birdir.

6 Çeşitli etkinlikler vardır, ama herkeste hepsini etkin kılan aynı Tanrı'dır.

11 Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruh'tur. Ruh bunları herkese

dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.

 

Böylece Tanrı’nın kiliseye bağışladığı her şey Tanrı’nın görkemine hizmet etmek ve kilisenin ortak yararı için vardır. Ancak Korin