YÜCE GÖREV

(Müjde’yi Duyurma ve Öğrenci Yetiştirme)

( Misyolojiye Giriş )

 

İÇİNDEKİLER

Önsöz

I.Genel Bakış

II. Müjdeleme ve Öğrenci Yetiştirmeye Bakış

III. Mesih’in Öğrencisi Olma Ayrıcalığı

IV. Mesih’i Taklit Etmek

V. Kutsal Ruh

VI. Mesih ve Müjde Uğruna

 

Kısaltmalar:

BİA: Belçika İnanç Açıklaması

WİA: Westminster İnanç Açıklaması

WUİ: Westminster Uzun İlmihal

Hİ: Heidelberg İlmihali

 


III. MESİH’İN ÖĞRENCİSİ OLMA AYRICALIĞI

 

III.1-) Adanmışlık

III.2-) Mesih’i İzlemenin Bedeli

III.3-) Mesih’e Sevgi ile Bağlı Olmak

III.4-) Mesih’i İzlemek; Mesih’e Benzemek

III.5-) Öğrenmek-Öğretmek

III.6-) Mesih’in İtaatkarlığından Öğrenmek

III.7-) Tanrı Halkı ve Dünya

III.8-) Dua ve Vizyon

III.9-) Tanrı Halkı ve Ruhsal Savaş

 

III.1-) Adanmışlık:

Matta 11:29 Ben yumuşak huylu ve alçakgönüllüyüm. Boyunduruğuma girin ve benden öğrenin, böylece canlarınız huzur bulur.

30 Boyunduruğum kolay taşınır, vereceğim yük de hafiftir.»

 

“Elçi –Havari” ya da “Resul” olmak çağrılmış ve ayrılmış olmak ile ilişkilidir. Mesih’in “yumuşak huylu ve alçakgönüllü olan boyunduruğu” altına girmeden O’ndan öğrenemeyiz. Mesih’in boyunduruğu altına girmeden O’na benzeyemeyiz. Canlarımız Mesih’in hafif olan boyunduruğunda esenlik bulmadan “ayaklarımızda esenlik Müjdesi yayma hazırlığı” olamaz (Efesliler 6:14-15).

 

Böylece Mesih’in öğrencisi olma ayrıcalığımız Mesih’e tam bir itaat sorumluluğumuzdan ayrı düşünülemez. Mesih İsa kendi öğrencilerinden yüksek başarı, söz kabiliyeti gibi vasıflar beklemiyor; hatta Mesih’in öğrencilerinin çok zeki kimseler olması bile gerekmiyor.[1] Mesih’in boyunduruğuna teslim olmak bir şeyi getirecektir; Mesih’e benzer olmayı. Yarışı tamamlayacak ya da savaşı kazanacak olan biz değiliz, Mesih’in kendisidir.

 

Hristiyan ismi “Mesih’e benzeyen” demek olduğundan Mesih’in öğrencileri dünyanın standartlarını değil, Mesih’in yolunu takip ederek O’na benzer olacaklardır –Müjde’nin uluslara yayılması sırasında uluslar bir şeyi fark ettiler; Mesih’e inanalar da aynen O’na benzemektedir (Elçilerin İşleri 11:25-26).

 

Mesih’in kimliğini doğru bilmek (Matta 16:16, Yuhanna 1:45, 49), O’nun Rab, bizim ise günahkar bir insan olduğumuzu bilmek (Luka 5:8) Mesih’in öğrencisi olmanın başlangıcıdır. Bundan sonra izlememiz gereken tek yol Mesih’e bakarak yürüyeceğimiz çarmıh yoludur (Matta 10:38-39).

 

III.2-) Mesih’i İzlemenin Bedeli:

Matta 10: 34 "Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.

35 Çünkü ben babayla oğulun, anneyle kızın, gelinle kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim.

36 'İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacak.'

37 Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir.

38 Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen bana layık değildir.

Mesih’in bu sözleri Mesih’e ve Müjde’ye adanmışlığı gerektirmektedir. Aileniz ve akrabalarınız tarafından reddedilseniz bile yüklenmiş olduğunuz çarmıhı bırakamazsınız. Çarmıhı taşımak, Mesih’in ve Müjde’nin uğruna hayatını bile gözden çıkarmayı gerektirir. Yüce Görev böyle bir ‘teslim oluş’ içindeki kimseleri beklemektedir.

 

Mesih’in hafif olan boyunduruğu altına girmek, hayatını Mesih’e teslim etmek anlamına gelir:[2]

Matta 11: 29 Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.

 

Bu ayetin anlamı açıktır; Mesih’e teslim olmak, teslim olma yoksa, öğrenme de yoktur; öğrenme yoksa Yüce Görev yapılamaz. Ancak Önderlik ve Müjdeleme konusundaki kötü hatıralar dikkate alınırsa insanların genelde diğerlerini kendi boyunduruğu altına almaya çalıştıkları gözlemlenebilir –bu durumda ortada olan boyunduruk, içinde Mesih’in olmadığı bir boyunduruk olacaktır.

 

Ya, Mesih’in boyunduruğu altına girer O’nun yönlendirmesiyle Tanrı’nın Krallığına doğru ilerlersiniz ya da insanları kendi krallığınıza doğru sürüklersiniz.[3]

 

Mesih’in Kefarnahum’daki havrada öğretişinden sonra (Yuhanna 6:26-59), o güne kadar O’nu izleyen büyük bir çoğunluğun Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir? diye kendileri ve Mesih’in öğretişi ile bir yüzleşme durumuna gelmişlerdi (Yuhanna 6:60). Mesih, Krallığın Müjdesini açtıkça bir çoğu buna dayanamadı ve ayrıldılar:

Yuhanna 6: 66 Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık O'nunla dolaşmaz oldular.

67 İsa o zaman Onikiler'e, "Siz de mi ayrılmak istiyorsunuz?" diye sordu.

 

İşte, Mesih’i kabul ettiğine tanık olduğumuz kişilerin çoğunun zaman içinde ayrılması kişilerin genelde zaman içinde Mesih’in hayatı ve kendi hayatlarıyla, Mesih’in yolları ve kendi yollarıyla, Mesih’in öğretisi ve kendilerinin kabul etmek istediği öğreti arasındaki farkı keşfetmeleri ile açığa çıkar –Dünyasal krallıkla Mesih’in Krallığını birbirine karıştırmamak gerekir.

 

İnsanlar genel de Mesih’in Kurtarıcılığını ve kendilerine gösterdiği sevgiyi kabul ederler. Ancak zaman içinde Mesih’i kabul ettiğini düşünen bazı kimseler Mesih’in Rab’liğini kabul etmeyi istemezler. Kurtuluşu, sonsuz yaşamı, bereketleri hepimiz isteriz; burada bir sorun yok. Sorunumuz şudur; Mesih’in boyunduruğu altına girmeyi istemememiz, eski yaşantımızdan ve eski yollarımızdan dönmeyi istemememiz, sevgiyle, yumuşak huylulukla kiliseye hizmet istemememizdir.

 

Ancak Mesih kendisine koşulsuz itaat etmemizi bekler. Sonsuz yaşam için ne yapılmasını soran birine Mesih söyle demiştir (Markos 10:17-27):[4]

Markos 10: 21 Ona sevgiyle bakan İsa, "Bir eksiğin var" dedi. "Git neyin varsa sat, parasını yoksullara ver; böylece gökte hazinen olur. Sonra gel, beni izle."

 

Çünkü ya Mesih’in yanındayızdır ya da değilizdir. İkisi birden mümkün değildir:

I.Korintliler 10: 21 Hem Rab'bin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rab'bin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.

 

Yüreklerimizde dünya ve benlik mi, Mesih mi hüküm sürüyor? Hayatımızı kendi planlarımız, kendi öncelik ve arzularımız mı, Kelamın öğretisi mi yönlendiriyor?

 

Mesih’in getirdiği Müjde sadece koşulsuz bir itaat değil; yeni yaşamın meyvelerinin de görülmesini gerekli kılmaktadır. O halde “Hristiyan oldum” demek hayatını Tanrı’nın Krallığının yasasına yönlendirmek demektir. Dağdaki vaaz bu konuda yeterince açıktır:

Matta 5: 16 Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!

20 Size şunu söyleyeyim: Doğruluğunuz din bilginleriyle Ferisiler'inkini aşmadıkça, Göklerin Egemenliği'ne asla giremezsiniz!

22 Ama ben size diyorum ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanacaktır. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, Yüksek Kurul'da yargılanacaktır. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecektir.

29 Eğer sağ gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme atılmasından iyidir.

44 Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.

 

III.3-) Mesih’e Sevgi İle Bağlı Omak:

Kişiler Mesih sevgisi ile olmaksızın çarmıhı günlük olarak taşıyamazlar:

Markos 8: 34 … Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.

 

Mesih’e sevgi ile bağlı olmak da O’na itaat etmeyi gerekli kılar:

Yuhanna14: 21 Kim buyruklarımı bilir ve yerine getirirse, işte beni seven odur. Beni seveni Babam da sevecektir. Ben de onu seveceğim ve kendimi ona göstereceğim."

23 İsa ona şu karşılığı verdi: "Beni seven sözüme uyar, Babam da onu sever. Biz de ona gelir, onunla birlikte yaşarız.

 

Mesih’e sevgi ile bağlı olmak aynı zamanda Mesih’in bedeni olan kilise topluluğuna da Mesih’e hizmet eder gibi hizmet etmeyi gerekli kılar (Matta 25:31-36):[5]

Markos 10: 44 Aranızda birinci olmak isteyen, hepinizin kulu olsun.

45 Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.

 

Tek tek her bir Hristiyanın Mesih ile olan birlik ve paydaşlığı onları aynı zamanda birbirleri ile paydaşlığa getirir:

I.Yuhanna 4:20 Eğer bir kimse, «Tanrı'yı seviyorum» der ve kardeşinden nefret ederse, yalancıdır. Çünkü görmüş olduğu kardeşini sevmeyen, görmemiş olduğu Tanrı'yı sevemez. 21«Tanrı'yı seven, kardeşini de sevsin» diyen buyruğu Mesih'ten aldık.

 

Hristiyanların birlik ve paydaşlık içindeki yaşamları Mesih’in kurtarıcılığının bir başka şekilde dünyaya ilan edilmesidir:

Yuhanna 17:20-21 «Yalnız onlar için değil, onların sözüyle bana iman edenler için de istekte bulunuyorum, hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin.

 

Mesih’in Öğretisini sevgi ve bağlılık olmaksızın taşıyabilmek zordur. Bu yüzden de O’nu takip eden kalabalıklar aslında gerçek öğrencilerin sayısını göstermez. Çarmıhtan sonra Petrus’un yaklaşık yüz yirmi kişilik bir toplulukta önderlik yaptığını görüyoruz (Elçilerin İşleri 1:15-16).

 

Mesih İsa hastaları iyileştirirken O’nu izleyen kalabalıklar çarmıhtan sonra neredeydi?

Matta 4: 25 Celile, Dekapolis, Yeruşalim, Yahudiye ve Şeria Irmağı'nın karşı yakasından gelen büyük kalabalıklar O'nun ardından gidiyordu.

 

İsa’nın kalabalıklara yönelik konuştuğu büyük vaazını dinleyenler çarmıhtan sonra neredeydi?

Matta 5: 1 İsa kalabalıkları görünce dağa çıktı. Oturunca öğrencileri yanına geldi.

Matta 8: 1 İsa dağdan inince büyük bir kalabalık O'nun ardından gitti.

 

İsa’nın havralarda öğrettiği kalabalıklar, şifa verdiği insanlar ve bütün bu öğretiş ve mucizelerine tanık olan kalabalıklar çarmıhtan sonra neredeydi?

Matta 9: 35 İsa bütün kent ve köyleri dolaşarak havralarda öğretiyor, göksel

egemenliğin Müjdesi'ni duyuruyor, her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu.

36 Kalabalıkları görünce onlara acıdı. Çünkü çobansız koyunlar gibi şaşkın ve perişandılar.

 

İsa’nın balık ve ekmeği çoğaltarak doyurduğu kalabalıklar (Matta 15:32-38), İsa Mesih Yeruşalim’e girerken O’na övgü sunan kalabalıklar çarmıhtan sonra neredeydi?

Matta 21: 9 Önden giden ve arkadan gelen kalabalıklar şöyle bağırıyorlardı:

"Davut Oğlu'na hozana!

Rab'bin adıyla gelene övgüler olsun,

En yücelerde hozana!"

 

Bütün bu kalabalıklar Göklerin Egemenliğinin bereketlerini kabul ediyorlardı; ancak Mesih’i izlemenin gerektirdiği sorumlulukları taşımak istemiyorlardı; Mesih’in kurtarıcılığını, bereketlerini, mucizelerini, armağanlarını istiyorlardı ancak Mesih’in RAB olarak hayatlarına hükmetmesini istemiyorlardı; onlar hem Mesih ile hem dünya ile dost olmak ve kendi hayatlarını kendileri yönetmek istiyorlardı:[6]

Yakup 1: 7-8 Her bakımdan değişken, kararsız olan kişi Rab'den bir şey alacağını ummasın.

Yakup 4: 8 Tanrı'ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır. Ey günahkârlar, ellerinizi günahtan temizleyin. Ey kararsızlar, yüreklerinizi paklayın.

 

Böylece İsa Mesih kendisine “Rab” diyerek ardından gelmek istediğini belirten ama önce evindekilerle vedalaşmayı arayan kişilere Sabanı tutup da geriye bakan, Tanrı'nın Egemenliği'ne layık değildir” demiştir (Luka 9:61-62).

 

Böylece Mesih İsa ve Müjde uğruna fedakarlık yapmak istemeyenler bir gerçek ile karşı karşıya kaldılar. Göklerin Egemenliği Müjdesinin “çok çetin” olduğu gerçeğine dayamadılar ve “bunu kim kabul edebilir dediler (Yuhanna 6:60):

Yuhanna 6: 66 Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık O'nunla dolaşmaz oldular.

 

Burada dikkat çeken diğer bir unsur da Mesih’in, öğrencilerin sayıca çokluğu için gitmek isteyen kimseleri kendisine geri dönmesi için bir şeyler yapmadığıdır. Eğer Tanrı’nın Egemenliği için hizmetçi olmak isteyenler varsa acı, sıkıntı ve ölüm dahil olmak üzere her şeyi göze almaları gerekiyordu:

Matta 10: 22 Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek. Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır.

Matta 24: 9 "O zaman sizi sıkıntıya sokacak, öldürecekler. Benim adımdan ötürü bütün uluslar sizden nefret edecek.

 

Yüce Görev öyle önemli bir şeydi ki, Mesih adından dolayı yargılanma ve mahkum edilme durumda bile bir öğrencinin görevi Mesih’e tanıklık etmekti:

Luka 21:12 Ama bütün bu olaylardan önce sizi yakalayıp zulmedecekler. Sizi havralara teslim edecek, zindanlara atacaklar. Benim adımdan ötürü kralların, valilerin önüne çıkarılacaksınız.

13 Bu size tanıklık etme fırsatı olacak.

14 Buna göre kendinizi nasıl savunacağınızı önceden düşünmemekte kararlı olun.

15 Çünkü ben size öyle bir konuşma yeteneği, öyle bir bilgelik vereceğim ki, size karşı çıkanların hiçbiri buna karşı direnemeyecek, bir şey diyemeyecek.

16 Anne babanız, kardeşleriniz, akraba ve dostlarınız bile sizi ele verecek ve bazılarınızı öldürtecekler.

17 Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek.

 

Bu yüzden de kendisini izlemek isteyenlere Mesih İsa dünyasal bir onurları olmayacağını açıkça söylemişti:

Luka 9: 57 Yolda giderlerken bir adam İsa'ya, "Nereye gidersen, senin ardından geleceğim" dedi.

58 İsa ona, "Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu'nun başını yaslayacak bir yeri yok" dedi.

 

Böylece Mesih kendisini izlemek isteyenlerin dünyasal bir onurları bir yana bütün varlıklarını da gözden çıkartmaya hazır olmalarını istedi (Luka 14:33). Aksi bir durum dadını yitirmiş tuz olmak anlamına geldiği için, Mesih’in işine yaramayacaktı:

Luka 14: 33 Aynı şekilde sizden kim varını yoğunu gözden çıkarmazsa, öğrencim olamaz.[7]

34 "Tuz yararlıdır. Ama tuz tadını yitirirse, bir daha nasıl o tadı kazanabilir?

35 Ne toprağa, ne de gübreye yarar; onu çöpe atarlar. İşitecek kulağı olan işitsin.

 

Açıkça görülüyor ki, Mesih’e sevgi ile bağlanmadan kimse çarmıhı taşıyamazdı. Mesih’in öğrencileri olmak demek, çarmıhı sadece Mesih’in istediği şekilde taşımak demekti; öğrenciler çarmıhı kendi yaşam şekillerine ya da kültürlerine göre değil, Mesih’in öğretisine teslim olarak taşımak durumundaydı. Bu da koşulsuz bir itaati, yani “kul” itaatini gerekli kılmaktaydı; “Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez” diyen Mesih (Matta 6: 24), öğrencilerinin dünyayı bırakarak kendisine kulluk edebileceklerini bildirmiş, sadece ve sadece Mesih’e kulluk etmekle yükümlü olmayı arzulamalarını istemişti.[8] 

 

III.4-) Mesih’i İzlemek; Mesih’e Benzemek:

II.Korintliler 3: 17 Rab Ruh'tur, Rab'bin Ruhu neredeyse orada özgürlük vardır.

18 Ve biz hepimiz peçesiz yüzle Rab'bin yüceliğini görerek yücelik üstüne yücelikle O'na benzer olmak üzere değiştiriliyoruz. Bu da Ruh olan Rab sayesinde oluyor.

 

Yüce Görev ancak Mesih’e bezediğimiz oranda başarılı olabilir. Bu yüzden ilk imanlılar ile Mesih arasındaki benzerliği görenler onlara “Mesih’e benzeyen” anlamında Hristiyan demişlerdi (Elçilerin İşleri 11:25-26).

 

Mesih’in boyunduruğu altına girmiş kişiler Mesih’ten öğrendikçe Mesih’e benzeyeceklerdir. Mesih benzerliğinde ilerleyen kişiler gittikçe artan bir şekilde Mesih’in Krallığının yollarında ilerleyecek ve O’nun krallığını dünyaya doğru bir şekilde taşıyacaktır.

 

Bizler Müjde aracılığı ile sunulan vaatlere baktığımızda Mesih’in yüceliğini gördüğümüz gibi, dünyasallıktan da korunaraktan Tanrısal özyapıya ortak edilmekteyiz (II.Petrus 1:4).

 

Koloseliler 3: 10 eksiksiz bilgiye erişmek için Yaratıcısı'na benzer olmak üzere yenilenen yeni yaradılışı giyindiniz.

O halde Mesih’in öğrencileri olarak Yüce Görev için yola çıktığımızda sonsuzlukta giyineceğimiz [9] Mesih benzerliğindeki yeni yaratılışımızı şimdiden pratik etmekteyiz. Bu da demektir ki, Yüce Görevi yerine getirmek için gerekli donanımı Mesih bizlere bağışlamıştır.

 

 

 

III.5-) Öğrenmek-Öğretmek:

Mesih’e adanmışlıkla ve sevgi ile bağlı olmak, öğrenci olmanın sorumluluklarını, zorluklarını iyi anlayarak Öğrenme-Öğretme [vaaz, Müjdeleme, öğrenci yetiştirme] sorumluluklarımıza başlayabiliriz. Öğrenme ve öğretme görevine başlarken Mesih’te olduğumuz, artık yeni yaratık olduğumuz bilinciyle başlamalıyız (II.Korintliler 5:17). Bu yüzden de öğretme adımının ilk basamağı olan öğrenme dünyasal yollara değil; Mesih’in yollarına bağlı olarak yapılır.

 

Mesih’in Müjdesini öğretebilmek için öğrenmenin yolu da sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetim” meyvelerini gerektirir (Galatyalılar 5: 22-23). 

 

Kutsal Ruh’un meyveleri de Mesih ile birlikte yürüyen kimselerde kendisini gösterir. Bu durumda Müjdecilik iman olgunluğunda yürüyen kimselerin tanıklığı ve öğretisi ile amacına uğraşır.

 

Mesih İsa pek çok defa acı çekerek öleceğini Elçilere bildirmesine rağmen (Matta 17:9, 22, Markos 8:31, Yuhanna 10:11) onlar durumun ciddiyetini henüz kavramamışlardı. Sahip oldukları dünya görüşü “Mesih” ve “çarmıh” ilişkisini görmelerini engelliyordu.[10] Ancak Mesih’in, Elçilerin gözü önünde çarmıha gerilmesi onlar için öğrenmenin başlangıcı olmuştu.

 

Çarmıhtan önce Elçiler kendileri için en önemli makamları elde etmeyi bile düşünmüşlerdi. Ancak Mesih’in Krallığı ile dünyasal kralıkların yolu birbirinden ayrıydı. Mesih’in Krallığında birinciler alçak gönüllülükle bir hizmetçi gibi hizmet eden kimseler olacaktı:

Markos 9: 33 Kefarnahum'a vardılar. Eve girdikten sonra İsa onlara, "Yolda neyi tartışıyordunuz?" diye sordu.

34 Hiç birinden ses çıkmadı. Çünkü yolda aralarında kimin en büyük olduğunu tartışmışlardı.

35 İsa oturup Onikiler'i yanına çağırdı. Onlara şöyle dedi: "Birinci olmak isteyen en sonuncu olsun, herkesin hizmetkârı olsun."

 

Mesih’in öğrencileri canını gözden çıkarmış bir şekilde bu işe başlamaları gerekecekti. Öyle ki, onlar öldüklerinde çok ürün versinler:

Yuhanna 12: 24 "Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.

25 Canını seven onu yitirir. Ama bu dünyada canını gözden çıkaran onu sonsuz yaşam için koruyacaktır.

26 Bana hizmet etmek isteyen, ardımdan gelsin. Ben neredeysem bana hizmet eden de orada olacak. Baba, bana hizmet edeni onurlandıracaktır

 

Böylece öğrenciler çarmıha baktıklarında günaha, benliğe, dünyaya ölü olmaları gerektiğini öğrendiler –zaten ölmeden Ruh’un meyveleri çıkmazdı (Galatyalılar 5:22-23).

 

Yuhanna 8:31- 32 İsa kendisine iman etmiş olan Yahudiler'e, "Eğer benim sözüme bağlı kalırsanız, gerçekten öğrencilerim olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak" dedi.

Bu ayet öğrenci olmanın bağlılık gerektirdiğini açıkça vurguluyor. Mesih’e olan bağlılık aynı zamanda Mesih’in uğruna çarmıha gittiği kilise topluluğuna yönelik sevgiyi gerekli kılar (Beni seviyorsanız buyruklarımı yerine getirirsiniz –Yuhanna 14:15; Benim buyruğum şudur: sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin –Yuhanna 15:12)

 

III.5-) Mesih’in İtaatkarlığından Öğrenmek

Mesih’in itaatkarlığı Baba’ya o kadar sevgi ile bağlı ki, henüz on iki yaşındayken bile ailesini [dünyasal anne ve babasını] bırakabiliyor:

Luka 2:49 O da onlara, «Beni niçin arayıp durdunuz?» dedi. «Babamın evinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydunuz[11]

İşaya 59: 17 Doğruluğu göğüslük gibi kuşandı,

Kurtuluş miğferini başına taktı,

Öç giysisini giydi,

Gayreti kaftan gibi sarındı.

Yuhanna 9:4 Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.

Matta 26:39 Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. «Baba» dedi, «mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun.»

 

Mesih’in itaatkarlığı çarmıhta doruk noktasındadır. Baba’nın isteğine itaat için çarmıha çıkmıştır.

 

Mesih’in öğrencilerine örnek olarak bıraktığı yol da budur; Mesih benzerliğinde itaatkar birer hizmetçi olmak:

Yuhanna 13:15 Size yaptığımın aynısını yapmanız için bir örnek verdim.

16 Size doğrusunu söyleyeyim, köle efendisinden üstün değildir. Elçi de kendisini gönderenden üstün değildir.

17 Bildiğiniz bu şeyleri yaparsanız, size ne mutlu!

 

Böylece Mesih’in öğrencilerine düşen pay da Baba’nın isteğini tamamlamak olacaktır. Mesih kendi rahatlığını aramadığı gibi, aynı şekilde Mesih’in öğrencileri de Yüce Görevi yerine getirirken bunu bir “iş” ya da “görev” sorumluluğu ile değil; bir esenlik ve mutluluk yolu olarak yapmaları gerekecektir. Mesih’in ailesinin bir üyesi olmak Mesih’in yolu ve çağrısını paylaşmaktır:

Yuhanna 4:34 İsa, «Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve O'nun işini tamamlamaktır» dedi.

Matta 12:50 «Göklerdeki Babamın isteğini kim yerine getirirse, kardeşim, kızkardeşim ve annem odur

 

Mesih’e “kul” olarak bağlı olanların dünyadan Tanrı’ya ayrılmış bir hayat yaşamaları gerekecektir. Ayrıcalık beklemeden, kendisine sofra kurulmasını beklemeden, sofranın hizmetçisi olmaları gerekecektir:

Luka 17: 7 «Hanginizin çift süren ya da çobanlık eden bir kölesi olur da, tarladan dönüşünde ona, `Çabuk gel, sofraya otur' der?

8 Tersine ona, `Yemeğimi hazırla, kuşağını bağla ve ben yiyip içerken bana hizmet et. Ondan sonra da sen yiyip içersin' demez mi?

9 Verdiği buyrukları yerine getirdi diye köleye teşekkür eder mi hiç?

10 Siz de böylece, size verilen buyrukların hepsini yerine getirdikten sonra, `Biz değersiz kullarız; sadece yapmamız gerekeni yaptık' deyin

 

Böylece öğrencilik ve önderlikte kişinin yaşamını belirleyen en önemli unsur Kutsal Kitap’ta yazılana bağlılık olarak karşımıza çıkar.

 

Buraya kadar baktığımız konular ve ayetler ışığında düşündüğümüz zaman açık olan bir şey var ki, o da Tanrı Sözü bir öğrencinin bütün yaşamını belirleyici bir unsur olmalıdır. Genel olarak özetlersek aşağıdaki unsurlar karşımıza çıkıyor:

- Tanrı’yı ve insanlık ailesini seven,

- Evrensel bir görevi üstlenmiş olmanın gerektirdiği tüm donanımlara sahip,

- Sıradan bir kul olarak kendisine lütuf gösterildiğinin bilincinde,

- Adanmışlıkla hizmet eden,

- Çarmıhın zayıflığının zaferinin farkında,

- Hristiyan paydaşlığına önem veren,

- Kutsal Ruh’un meyvelerinde büyüme gayretinde,

- Hizmet etmeye adanmış,

- Mesih’in itaatkarlığını benimsemiş.

 

III.7-) Tanrı Halkı ve Dünya

İsrail’e verilen emir de aynı şekilde onların bütün yaşamları için Tanrı Sözü’nün en üst standart olmasını gerektiriyordu. Öyle ki, İsrail dünyadaki tüm uluslardan ayrılmış bir şekilde yaşasın, uluslar da İsrail’e baktıklarında “Tek Tanrı” için yaşayan halkın kendilerinden farkını görsün; uluslar İsrail halkına baktıklarında sadece inanış açısından değil, yaşamları ve kültürleriyle onların diğer uluslardan ayırt edici özellikleri olduğu görülsün:[12]

Tesniye 6: "Tanrınız RAB'bin size öğretmek için bana verdiği buyruklar, kurallar, ilkeler bunlardır. Mülk edinmek için gideceğiniz ülkede onlara uyun.

2 Yaşamınız boyunca siz, çocuklarınız ve torunlarınız, size verdiğim bütün kurallara, buyruklara uyarak Tanrınız RAB'den korkun ki, ömrünüz uzun olsun.

3 Kulak ver, ey İsrail! Söz dinleyin ki, üzerinize iyilik gelsin, atalarınızın Tanrısı RAB'bin size verdiği söz uyarınca süt ve bal akan ülkede bol bol çoğalasınız.

4 "Kulak ver, ey İsrail! Yahve Tanrımız'dır, O tektir.

5 Tanrınız Yahve'yi bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz.

6 Bugün size verdiğim bu buyrukları aklınızda tutun.

7 Onları çocuklarınıza benimsetin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.

8 Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın,

alnınıza takın.

9 Evlerinizin kapı sövelerine, kentlerinizin kapılarına yazın."

 

Aynı şekilde Yeni Ahit’in de Tanrı’ya bağlanma (Mesih İsa'da olan lütufla güçlen), ve kuşaklar yetiştirme konusunda Tesniye 6. bölümdeki ayetlerle benzer paralellik içerdiğine dikkat ediniz:

II.Timoteyus 2:1 Oğlum, Mesih İsa'da olan lütufla güçlen.

2 Birçok tanık önünde benden işittiğin sözleri, başkalarına da öğretmeye yeterli olacak güvenilir kişilere emanet et.

3 Mesih İsa'nın iyi bir askeri olarak benimle birlikte sıkıntıya göğüs ger.

4 Askerlik yapan kişi günlük yaşamın işlerine karışmaz; kendisini askerliğe çağıranı hoşnut etmeye çalışır.

 

Mesih İsa’nın Yahudilerle tartışırken onlara ne dediğine bakın:

Yuhanna 8:23 İsa onlara, «Siz aşağıdansınız, ben yukarıdanım» dedi. «Siz bu dünyadansınız, ben bu dünyadan değilim.

 

O halde Mesih’e ait olanlar “yukarıdan” yani “gökten tarafta” olduklarını unutmamalılar. Bu gerçek Hristiyan kişinin sözlerini, düşüncelerini, yaşamını belirlemeli; Hristiyan kişinin ruhsal ve dünyasal hayatının temeli olmalıdır. Çünkü Yüce Görev için sadece ilahiyatımızı iyi bilmekle değil, bunu yaşamakla yerine gelecek bir şeydir. Bunun farkında olmadan yaşayan Hristiyanlar Yüce Görevi sadece bir tartışma ve propaganda düzeyine indirmiş olurlar. Oysa Yüce Görev Kutsal Ruh’un yardımıyla yürüyebilecek bir şeydir. İnsan zekasının veya insan çabasının sonucu bir takım işlerle tek başına amacına ulaşamaz.

 

Yuhanna 17:14 Ben onlara senin sözünü ilettim, dünya ise onlardan nefret etti. Çünkü ben dünyadan olmadığım gibi, onlar da dünyadan değiller.

15 Onları dünyadan uzaklaştırmanı değil, kötü olandan korumanı