YÜCE GÖREV
(Müjde’yi Duyurma ve Öğrenci Yetiştirme)
( Misyolojiye Giriş )
İÇİNDEKİLER
Önsöz
I.Genel Bakış
II. Müjdeleme ve Öğrenci
Yetiştirmeye Bakış
III. Mesih’in Öğrencisi Olma Ayrıcalığı
IV. Mesih’i Taklit Etmek
V. Kutsal Ruh
VI. Mesih ve Müjde Uğruna
Kısaltmalar:
BİA: Belçika İnanç Açıklaması
WİA: Westminster İnanç Açıklaması
WUİ: Westminster Uzun İlmihal
Hİ: Heidelberg İlmihali
III.
MESİH’İN ÖĞRENCİSİ OLMA AYRICALIĞI
III.1-) Adanmışlık
III.2-) Mesih’i İzlemenin Bedeli
III.3-) Mesih’e Sevgi ile Bağlı Olmak
III.4-) Mesih’i İzlemek; Mesih’e Benzemek
III.5-) Öğrenmek-Öğretmek
III.6-) Mesih’in İtaatkarlığından Öğrenmek
III.7-) Tanrı Halkı ve Dünya
III.8-) Dua ve Vizyon
III.9-) Tanrı Halkı ve Ruhsal Savaş
III.1-) Adanmışlık:
Matta 11:29 Ben yumuşak huylu ve alçakgönüllüyüm. Boyunduruğuma girin ve benden öğrenin,
böylece canlarınız huzur bulur.
30 Boyunduruğum kolay taşınır,
vereceğim yük de hafiftir.»
“Elçi –Havari” ya da “Resul” olmak çağrılmış ve ayrılmış
olmak ile ilişkilidir. Mesih’in “yumuşak
huylu ve alçakgönüllü olan boyunduruğu” altına girmeden O’ndan öğrenemeyiz.
Mesih’in boyunduruğu altına girmeden O’na benzeyemeyiz. Canlarımız Mesih’in
hafif olan boyunduruğunda esenlik bulmadan “ayaklarımızda
esenlik Müjdesi yayma hazırlığı” olamaz (Efesliler 6:14-15).
Böylece Mesih’in öğrencisi olma
ayrıcalığımız Mesih’e tam bir itaat sorumluluğumuzdan ayrı düşünülemez. Mesih
İsa kendi öğrencilerinden yüksek başarı, söz kabiliyeti gibi vasıflar
beklemiyor; hatta Mesih’in öğrencilerinin çok zeki kimseler olması bile
gerekmiyor.[1]
Mesih’in boyunduruğuna teslim olmak bir şeyi getirecektir; Mesih’e benzer
olmayı. Yarışı tamamlayacak ya da savaşı kazanacak olan biz değiliz, Mesih’in
kendisidir.
Hristiyan ismi “Mesih’e benzeyen” demek olduğundan
Mesih’in öğrencileri dünyanın standartlarını değil, Mesih’in yolunu takip
ederek O’na benzer olacaklardır –Müjde’nin uluslara yayılması sırasında uluslar
bir şeyi fark ettiler; Mesih’e inanalar da aynen O’na benzemektedir (Elçilerin
İşleri 11:25-26).
Mesih’in kimliğini doğru bilmek
(Matta 16:16, Yuhanna 1:45, 49), O’nun Rab, bizim ise günahkar bir insan
olduğumuzu bilmek (Luka 5:8) Mesih’in öğrencisi olmanın başlangıcıdır. Bundan
sonra izlememiz gereken tek yol Mesih’e bakarak yürüyeceğimiz çarmıh yoludur
(Matta 10:38-39).
III.2-) Mesih’i
İzlemenin Bedeli:
Matta 10: 34 "Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi
sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.
35 Çünkü ben babayla oğulun, anneyle kızın,
gelinle kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim.
36 'İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacak.'
37 Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok
seven bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven bana
layık değildir.
38 Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen bana
layık değildir.
Mesih’in bu sözleri Mesih’e ve Müjde’ye adanmışlığı
gerektirmektedir. Aileniz ve akrabalarınız tarafından reddedilseniz bile
yüklenmiş olduğunuz çarmıhı bırakamazsınız. Çarmıhı taşımak, Mesih’in ve Müjde’nin
uğruna hayatını bile gözden çıkarmayı gerektirir. Yüce Görev böyle bir ‘teslim oluş’ içindeki kimseleri beklemektedir.
Mesih’in hafif olan boyunduruğu altına girmek,
hayatını Mesih’e teslim etmek anlamına gelir:[2]
Matta 11: 29 Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin.
Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.
Bu ayetin anlamı açıktır; Mesih’e teslim olmak,
teslim olma yoksa, öğrenme de yoktur; öğrenme yoksa Yüce Görev yapılamaz. Ancak
Önderlik ve Müjdeleme konusundaki kötü hatıralar dikkate alınırsa insanların
genelde diğerlerini kendi boyunduruğu altına almaya çalıştıkları
gözlemlenebilir –bu durumda ortada olan boyunduruk, içinde Mesih’in olmadığı
bir boyunduruk olacaktır.
Ya, Mesih’in boyunduruğu altına girer O’nun
yönlendirmesiyle Tanrı’nın Krallığına doğru ilerlersiniz ya da insanları kendi
krallığınıza doğru sürüklersiniz.[3]
Mesih’in Kefarnahum’daki havrada öğretişinden sonra
(Yuhanna 6:26-59), o güne kadar O’nu izleyen büyük bir çoğunluğun “Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?” diye
kendileri ve Mesih’in öğretişi ile bir yüzleşme durumuna gelmişlerdi (Yuhanna
6:60). Mesih, Krallığın Müjdesini açtıkça bir çoğu buna dayanamadı ve
ayrıldılar:
Yuhanna 6: 66
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık O'nunla dolaşmaz
oldular.
67 İsa o zaman Onikiler'e, "Siz de mi
ayrılmak istiyorsunuz?" diye sordu.
İşte, Mesih’i kabul ettiğine tanık olduğumuz
kişilerin çoğunun zaman içinde ayrılması kişilerin genelde zaman içinde
Mesih’in hayatı ve kendi hayatlarıyla, Mesih’in yolları ve kendi yollarıyla,
Mesih’in öğretisi ve kendilerinin kabul etmek istediği öğreti arasındaki farkı
keşfetmeleri ile açığa çıkar –Dünyasal
krallıkla Mesih’in Krallığını birbirine karıştırmamak gerekir.
İnsanlar genel de Mesih’in Kurtarıcılığını ve
kendilerine gösterdiği sevgiyi kabul ederler. Ancak zaman içinde Mesih’i kabul
ettiğini düşünen bazı kimseler Mesih’in Rab’liğini kabul etmeyi istemezler. Kurtuluşu,
sonsuz yaşamı, bereketleri hepimiz isteriz; burada bir sorun yok. Sorunumuz
şudur; Mesih’in boyunduruğu altına girmeyi istemememiz, eski yaşantımızdan ve eski
yollarımızdan dönmeyi istemememiz, sevgiyle, yumuşak huylulukla kiliseye hizmet
istemememizdir.
Ancak Mesih kendisine koşulsuz itaat etmemizi
bekler. Sonsuz yaşam için ne yapılmasını soran birine Mesih söyle demiştir
(Markos 10:17-27):[4]
Markos 10: 21 Ona sevgiyle bakan İsa, "Bir eksiğin
var" dedi. "Git neyin varsa sat, parasını yoksullara ver; böylece
gökte hazinen olur. Sonra gel, beni izle."
Çünkü ya Mesih’in yanındayızdır ya da değilizdir.
İkisi birden mümkün değildir:
I.Korintliler 10: 21 Hem Rab'bin, hem
cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rab'bin, hem cinlerin sofrasına ortak
olamazsınız.
Yüreklerimizde dünya ve benlik mi, Mesih mi hüküm
sürüyor? Hayatımızı kendi planlarımız, kendi öncelik ve arzularımız mı, Kelamın
öğretisi mi yönlendiriyor?
Mesih’in getirdiği Müjde sadece koşulsuz bir itaat değil; yeni yaşamın
meyvelerinin de görülmesini gerekli kılmaktadır. O halde “Hristiyan oldum” demek hayatını Tanrı’nın Krallığının yasasına yönlendirmek
demektir. Dağdaki vaaz bu konuda yeterince açıktır:
Matta 5: 16 Sizin ışığınız insanların önünde öyle
parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!
20 Size şunu söyleyeyim: Doğruluğunuz din
bilginleriyle Ferisiler'inkini aşmadıkça, Göklerin Egemenliği'ne asla
giremezsiniz!
22 Ama ben size diyorum ki, kardeşine öfkelenen
herkes yargılanacaktır. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, Yüksek
Kurul'da yargılanacaktır. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak
edecektir.
29 Eğer sağ gözün günah işlemene neden olursa,
onu çıkar at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun
cehenneme atılmasından iyidir.
44 Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı
sevin, size zulmedenler için dua edin.
III.3-) Mesih’e
Sevgi İle Bağlı Omak:
Kişiler Mesih sevgisi ile olmaksızın çarmıhı günlük olarak taşıyamazlar:
Markos 8: 34 …
Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.
Mesih’e sevgi ile bağlı olmak da O’na itaat etmeyi gerekli kılar:
Yuhanna14: 21 Kim buyruklarımı bilir ve yerine
getirirse, işte beni seven odur. Beni seveni Babam da sevecektir.
Ben de onu seveceğim ve kendimi ona göstereceğim."
23 İsa ona şu karşılığı verdi: "Beni
seven sözüme uyar, Babam da onu sever. Biz de ona gelir, onunla birlikte
yaşarız.
Mesih’e sevgi ile bağlı olmak aynı zamanda Mesih’in bedeni olan kilise
topluluğuna da Mesih’e hizmet eder gibi hizmet etmeyi gerekli kılar (Matta
25:31-36):[5]
Markos 10: 44 Aranızda birinci olmak isteyen, hepinizin
kulu olsun.
45 Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil,
hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.
Tek tek her bir Hristiyanın Mesih ile olan birlik
ve paydaşlığı onları aynı zamanda birbirleri ile paydaşlığa getirir:
I.Yuhanna 4:20 Eğer bir kimse,
«Tanrı'yı seviyorum» der ve kardeşinden nefret ederse, yalancıdır. Çünkü
görmüş olduğu kardeşini sevmeyen, görmemiş olduğu Tanrı'yı sevemez. 21«Tanrı'yı
seven, kardeşini de sevsin» diyen buyruğu Mesih'ten aldık.
Hristiyanların birlik ve paydaşlık içindeki
yaşamları Mesih’in kurtarıcılığının bir başka şekilde dünyaya ilan edilmesidir:
Yuhanna 17:20-21 «Yalnız onlar için değil, onların sözüyle
bana iman edenler için de istekte bulunuyorum, hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende olduğun ve benim sende
olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine
iman etsin.
Mesih’in Öğretisini sevgi ve
bağlılık olmaksızın taşıyabilmek zordur. Bu yüzden de O’nu takip eden
kalabalıklar aslında gerçek öğrencilerin sayısını göstermez. Çarmıhtan sonra
Petrus’un yaklaşık yüz yirmi kişilik bir toplulukta önderlik yaptığını
görüyoruz (Elçilerin İşleri 1:15-16).
Mesih İsa hastaları
iyileştirirken O’nu izleyen kalabalıklar çarmıhtan sonra neredeydi?
Matta 4: 25 Celile,
Dekapolis, Yeruşalim, Yahudiye ve Şeria Irmağı'nın karşı yakasından gelen büyük kalabalıklar O'nun ardından
gidiyordu.
İsa’nın kalabalıklara yönelik konuştuğu büyük
vaazını dinleyenler çarmıhtan sonra neredeydi?
Matta 5: 1 İsa kalabalıkları görünce dağa çıktı.
Oturunca öğrencileri yanına geldi.
Matta 8: 1 İsa
dağdan inince büyük bir kalabalık O'nun ardından gitti.
İsa’nın havralarda öğrettiği kalabalıklar, şifa
verdiği insanlar ve bütün bu öğretiş ve mucizelerine tanık olan kalabalıklar
çarmıhtan sonra neredeydi?
Matta 9: 35 İsa bütün
kent ve köyleri dolaşarak havralarda öğretiyor, göksel
egemenliğin Müjdesi'ni duyuruyor, her
hastalığı, her illeti iyileştiriyordu.
36 Kalabalıkları
görünce onlara acıdı. Çünkü çobansız koyunlar
gibi şaşkın ve perişandılar.
İsa’nın balık ve ekmeği çoğaltarak doyurduğu
kalabalıklar (Matta 15:32-38), İsa Mesih Yeruşalim’e girerken O’na övgü sunan
kalabalıklar çarmıhtan sonra neredeydi?
Matta 21: 9 Önden
giden ve arkadan gelen kalabalıklar
şöyle bağırıyorlardı:
"Davut Oğlu'na hozana!
Rab'bin adıyla gelene övgüler olsun,
En yücelerde hozana!"
Bütün bu kalabalıklar Göklerin Egemenliğinin
bereketlerini kabul ediyorlardı; ancak Mesih’i izlemenin gerektirdiği
sorumlulukları taşımak istemiyorlardı; Mesih’in kurtarıcılığını, bereketlerini,
mucizelerini, armağanlarını istiyorlardı ancak Mesih’in RAB olarak hayatlarına
hükmetmesini istemiyorlardı; onlar hem Mesih ile hem dünya ile dost olmak ve
kendi hayatlarını kendileri yönetmek istiyorlardı:[6]
Yakup 1: 7-8 Her
bakımdan değişken, kararsız olan kişi
Rab'den bir şey alacağını ummasın.
Yakup 4: 8
Tanrı'ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır. Ey günahkârlar, ellerinizi günahtan
temizleyin. Ey kararsızlar,
yüreklerinizi paklayın.
Böylece İsa Mesih kendisine “Rab” diyerek ardından gelmek istediğini belirten
ama önce evindekilerle vedalaşmayı arayan kişilere “Sabanı tutup da geriye bakan, Tanrı'nın Egemenliği'ne layık değildir” demiştir (Luka 9:61-62).
Böylece Mesih İsa ve Müjde uğruna fedakarlık yapmak
istemeyenler bir gerçek ile karşı karşıya kaldılar. Göklerin Egemenliği
Müjdesinin “çok çetin” olduğu gerçeğine dayamadılar ve “bunu kim kabul edebilir” dediler (Yuhanna 6:60):
Yuhanna 6: 66
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık O'nunla dolaşmaz
oldular.
Burada dikkat çeken diğer bir unsur da Mesih’in,
öğrencilerin sayıca çokluğu için gitmek isteyen kimseleri kendisine geri
dönmesi için bir şeyler yapmadığıdır. Eğer Tanrı’nın Egemenliği için hizmetçi
olmak isteyenler varsa acı, sıkıntı ve ölüm dahil olmak üzere her şeyi göze
almaları gerekiyordu:
Matta 10: 22 Benim
adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek. Ama sonuna kadar dayanan
kurtulacaktır.
Matta 24: 9
"O zaman sizi sıkıntıya sokacak, öldürecekler. Benim adımdan ötürü
bütün uluslar sizden nefret edecek.
Yüce Görev öyle önemli bir şeydi ki, Mesih adından
dolayı yargılanma ve mahkum edilme durumda bile bir öğrencinin görevi Mesih’e
tanıklık etmekti:
Luka 21:12 Ama
bütün bu olaylardan önce sizi yakalayıp zulmedecekler. Sizi havralara teslim
edecek, zindanlara atacaklar. Benim adımdan ötürü kralların, valilerin önüne
çıkarılacaksınız.
13 Bu
size tanıklık etme fırsatı olacak.
14 Buna göre
kendinizi nasıl savunacağınızı önceden düşünmemekte kararlı olun.
15 Çünkü ben
size öyle bir konuşma yeteneği, öyle bir bilgelik vereceğim ki, size karşı
çıkanların hiçbiri buna karşı direnemeyecek, bir şey diyemeyecek.
16 Anne babanız, kardeşleriniz, akraba ve
dostlarınız bile sizi ele verecek ve bazılarınızı öldürtecekler.
17 Benim
adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek.
Bu yüzden de kendisini izlemek isteyenlere Mesih
İsa dünyasal bir onurları olmayacağını açıkça söylemişti:
Luka 9: 57
Yolda giderlerken bir adam İsa'ya, "Nereye gidersen, senin ardından
geleceğim" dedi.
58 İsa ona, "Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu'nun başını yaslayacak bir yeri yok" dedi.
Böylece Mesih kendisini izlemek isteyenlerin
dünyasal bir onurları bir yana bütün varlıklarını da gözden çıkartmaya hazır
olmalarını istedi (Luka 14:33). Aksi bir durum dadını yitirmiş tuz olmak
anlamına geldiği için, Mesih’in işine yaramayacaktı:
Luka 14: 33 Aynı
şekilde sizden kim varını yoğunu gözden
çıkarmazsa, öğrencim olamaz.[7]
34 "Tuz yararlıdır. Ama tuz tadını
yitirirse, bir daha nasıl o tadı kazanabilir?
35 Ne toprağa, ne de gübreye yarar; onu çöpe
atarlar. İşitecek kulağı olan işitsin.
Açıkça görülüyor ki, Mesih’e sevgi ile bağlanmadan
kimse çarmıhı taşıyamazdı. Mesih’in öğrencileri olmak demek, çarmıhı sadece
Mesih’in istediği şekilde taşımak demekti; öğrenciler çarmıhı kendi yaşam
şekillerine ya da kültürlerine göre değil, Mesih’in öğretisine teslim olarak
taşımak durumundaydı. Bu da koşulsuz bir itaati, yani “kul” itaatini gerekli kılmaktaydı; “Hiç kimse iki efendiye
kulluk edemez” diyen
Mesih (Matta 6: 24), öğrencilerinin dünyayı bırakarak kendisine kulluk edebileceklerini
bildirmiş, sadece ve sadece Mesih’e kulluk etmekle yükümlü olmayı arzulamalarını
istemişti.[8]
III.4-) Mesih’i
İzlemek; Mesih’e Benzemek:
II.Korintliler 3: 17 Rab Ruh'tur, Rab'bin Ruhu neredeyse orada özgürlük vardır.
18 Ve biz hepimiz peçesiz yüzle Rab'bin yüceliğini görerek yücelik üstüne yücelikle O'na benzer olmak üzere değiştiriliyoruz. Bu da
Ruh olan Rab sayesinde oluyor.
Yüce Görev ancak Mesih’e bezediğimiz oranda
başarılı olabilir. Bu yüzden ilk imanlılar ile Mesih arasındaki benzerliği
görenler onlara “Mesih’e benzeyen”
anlamında Hristiyan demişlerdi (Elçilerin İşleri 11:25-26).
Mesih’in boyunduruğu altına girmiş kişiler
Mesih’ten öğrendikçe Mesih’e benzeyeceklerdir. Mesih benzerliğinde ilerleyen
kişiler gittikçe artan bir şekilde Mesih’in Krallığının yollarında ilerleyecek
ve O’nun krallığını dünyaya doğru bir şekilde taşıyacaktır.
Bizler Müjde aracılığı ile sunulan vaatlere
baktığımızda Mesih’in yüceliğini gördüğümüz gibi, dünyasallıktan da
korunaraktan Tanrısal özyapıya ortak edilmekteyiz (II.Petrus 1:4).
Koloseliler 3: 10
eksiksiz bilgiye erişmek için Yaratıcısı'na
benzer olmak üzere yenilenen yeni yaradılışı giyindiniz.
O halde Mesih’in öğrencileri olarak Yüce Görev için
yola çıktığımızda sonsuzlukta giyineceğimiz [9]
Mesih benzerliğindeki yeni yaratılışımızı şimdiden pratik etmekteyiz. Bu da
demektir ki, Yüce Görevi yerine getirmek için gerekli donanımı Mesih bizlere
bağışlamıştır.
III.5-) Öğrenmek-Öğretmek:
Mesih’e adanmışlıkla ve sevgi ile bağlı olmak,
öğrenci olmanın sorumluluklarını, zorluklarını iyi anlayarak Öğrenme-Öğretme [vaaz, Müjdeleme, öğrenci yetiştirme]
sorumluluklarımıza başlayabiliriz. Öğrenme ve öğretme görevine başlarken
Mesih’te olduğumuz, artık yeni yaratık olduğumuz bilinciyle başlamalıyız
(II.Korintliler 5:17). Bu yüzden de öğretme
adımının ilk basamağı olan öğrenme
dünyasal yollara değil; Mesih’in yollarına bağlı olarak yapılır.
Mesih’in Müjdesini öğretebilmek için öğrenmenin
yolu da “sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik,
bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetim” meyvelerini gerektirir (Galatyalılar 5: 22-23).
Kutsal Ruh’un meyveleri de Mesih ile birlikte
yürüyen kimselerde kendisini gösterir. Bu durumda Müjdecilik iman olgunluğunda
yürüyen kimselerin tanıklığı ve öğretisi ile amacına uğraşır.
Mesih İsa pek çok defa acı çekerek öleceğini Elçilere
bildirmesine rağmen (Matta 17:9, 22, Markos 8:31, Yuhanna 10:11) onlar durumun
ciddiyetini henüz kavramamışlardı. Sahip oldukları dünya görüşü “Mesih” ve “çarmıh” ilişkisini görmelerini engelliyordu.[10]
Ancak Mesih’in, Elçilerin gözü önünde çarmıha gerilmesi onlar için öğrenmenin
başlangıcı olmuştu.
Çarmıhtan önce Elçiler kendileri için en önemli
makamları elde etmeyi bile düşünmüşlerdi. Ancak Mesih’in Krallığı ile dünyasal
kralıkların yolu birbirinden ayrıydı. Mesih’in Krallığında birinciler alçak
gönüllülükle bir hizmetçi gibi hizmet eden kimseler olacaktı:
Markos 9: 33
Kefarnahum'a vardılar. Eve girdikten sonra İsa onlara, "Yolda neyi
tartışıyordunuz?" diye sordu.
34 Hiç birinden ses çıkmadı. Çünkü yolda aralarında kimin en büyük olduğunu
tartışmışlardı.
35 İsa oturup Onikiler'i yanına çağırdı. Onlara
şöyle dedi: "Birinci olmak isteyen en sonuncu olsun, herkesin
hizmetkârı olsun."
Mesih’in öğrencileri canını gözden çıkarmış bir
şekilde bu işe başlamaları gerekecekti. Öyle ki, onlar öldüklerinde çok ürün
versinler:
Yuhanna 12: 24
"Size doğrusunu söyleyeyim, buğday
tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.
25 Canını
seven onu yitirir. Ama bu dünyada
canını gözden çıkaran onu sonsuz yaşam için koruyacaktır.
26 Bana hizmet etmek isteyen, ardımdan
gelsin. Ben neredeysem bana hizmet eden de orada olacak. Baba, bana hizmet
edeni onurlandıracaktır
Böylece öğrenciler çarmıha baktıklarında günaha,
benliğe, dünyaya ölü olmaları gerektiğini öğrendiler –zaten ölmeden Ruh’un
meyveleri çıkmazdı (Galatyalılar 5:22-23).
Yuhanna 8:31- 32
İsa kendisine iman etmiş olan Yahudiler'e, "Eğer
benim sözüme bağlı kalırsanız,
gerçekten öğrencilerim
olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak" dedi.
Bu ayet öğrenci olmanın bağlılık gerektirdiğini
açıkça vurguluyor. Mesih’e olan bağlılık aynı zamanda Mesih’in uğruna çarmıha
gittiği kilise topluluğuna yönelik sevgiyi gerekli kılar (Beni seviyorsanız
buyruklarımı yerine getirirsiniz –Yuhanna
14:15; Benim buyruğum şudur:
sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin
–Yuhanna 15:12)
III.5-)
Mesih’in İtaatkarlığından Öğrenmek
Mesih’in itaatkarlığı Baba’ya o kadar sevgi ile
bağlı ki, henüz on iki yaşındayken bile ailesini [dünyasal anne ve babasını]
bırakabiliyor:
Luka 2:49 O da onlara, «Beni niçin arayıp durdunuz?»
dedi. «Babamın evinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?»[11]
İşaya 59:
17 Doğruluğu göğüslük gibi kuşandı,
Kurtuluş miğferini başına taktı,
Öç giysisini giydi,
Gayreti kaftan gibi sarındı.
Yuhanna 9:4 Beni
gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman
kimse çalışamaz.
Matta 26:39 Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye
başladı. «Baba» dedi, «mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun.»
Mesih’in itaatkarlığı çarmıhta doruk noktasındadır.
Baba’nın isteğine itaat için çarmıha çıkmıştır.
Mesih’in öğrencilerine örnek olarak bıraktığı yol
da budur; Mesih benzerliğinde itaatkar birer hizmetçi olmak:
Yuhanna 13:15 Size yaptığımın aynısını yapmanız için bir
örnek verdim.
16 Size doğrusunu söyleyeyim,
köle efendisinden üstün değildir. Elçi
de kendisini gönderenden üstün değildir.
17 Bildiğiniz bu şeyleri
yaparsanız, size ne mutlu!
Böylece Mesih’in öğrencilerine düşen pay da
Baba’nın isteğini tamamlamak olacaktır. Mesih kendi rahatlığını aramadığı gibi,
aynı şekilde Mesih’in öğrencileri de Yüce Görevi yerine getirirken bunu bir “iş” ya da “görev” sorumluluğu ile değil; bir esenlik ve mutluluk yolu olarak
yapmaları gerekecektir. Mesih’in ailesinin bir üyesi olmak Mesih’in yolu ve
çağrısını paylaşmaktır:
Yuhanna 4:34 İsa, «Benim yemeğim, beni gönderenin
isteğini yerine getirmek ve O'nun işini tamamlamaktır» dedi.
Matta 12:50 «Göklerdeki
Babamın isteğini kim yerine getirirse, kardeşim, kızkardeşim ve annem odur.»
Mesih’e “kul”
olarak bağlı olanların dünyadan Tanrı’ya ayrılmış bir hayat yaşamaları
gerekecektir. Ayrıcalık beklemeden, kendisine sofra kurulmasını beklemeden,
sofranın hizmetçisi olmaları gerekecektir:
Luka 17: 7 «Hanginizin çift süren ya da çobanlık eden bir
kölesi olur da, tarladan dönüşünde ona, `Çabuk gel, sofraya otur' der?
8 Tersine ona, `Yemeğimi hazırla,
kuşağını bağla ve ben yiyip içerken bana hizmet et. Ondan sonra da sen yiyip
içersin' demez mi?
9 Verdiği buyrukları yerine
getirdi diye köleye teşekkür eder mi hiç?
10 Siz de böylece, size
verilen buyrukların hepsini yerine getirdikten sonra, `Biz değersiz kullarız;
sadece yapmamız gerekeni yaptık' deyin.»
Böylece öğrencilik ve önderlikte kişinin yaşamını
belirleyen en önemli unsur Kutsal Kitap’ta yazılana bağlılık olarak karşımıza
çıkar.
Buraya kadar baktığımız konular ve ayetler ışığında
düşündüğümüz zaman açık olan bir şey var ki, o da Tanrı Sözü bir öğrencinin
bütün yaşamını belirleyici bir unsur olmalıdır. Genel olarak özetlersek
aşağıdaki unsurlar karşımıza çıkıyor:
- Tanrı’yı ve insanlık ailesini seven,
- Evrensel bir görevi üstlenmiş
olmanın gerektirdiği tüm donanımlara sahip,
- Sıradan bir kul olarak
kendisine lütuf gösterildiğinin bilincinde,
- Adanmışlıkla hizmet eden,
- Çarmıhın zayıflığının zaferinin
farkında,
- Hristiyan paydaşlığına önem
veren,
- Kutsal Ruh’un meyvelerinde
büyüme gayretinde,
- Hizmet etmeye adanmış,
- Mesih’in itaatkarlığını
benimsemiş.
III.7-) Tanrı
Halkı ve Dünya
İsrail’e verilen emir de aynı şekilde onların bütün
yaşamları için Tanrı Sözü’nün en üst standart olmasını gerektiriyordu. Öyle ki,
İsrail dünyadaki tüm uluslardan ayrılmış bir şekilde yaşasın, uluslar da
İsrail’e baktıklarında “Tek Tanrı”
için yaşayan halkın kendilerinden farkını görsün; uluslar İsrail halkına
baktıklarında sadece inanış açısından değil, yaşamları ve kültürleriyle onların
diğer uluslardan ayırt edici özellikleri olduğu görülsün:[12]
Tesniye 6:
"Tanrınız RAB'bin size öğretmek için bana verdiği buyruklar, kurallar,
ilkeler bunlardır. Mülk edinmek için gideceğiniz ülkede onlara uyun.
2 Yaşamınız boyunca siz,
çocuklarınız ve torunlarınız, size verdiğim bütün kurallara, buyruklara
uyarak Tanrınız RAB'den korkun ki, ömrünüz uzun olsun.
3 Kulak ver, ey İsrail! Söz dinleyin ki, üzerinize iyilik gelsin,
atalarınızın Tanrısı RAB'bin size verdiği söz uyarınca süt ve bal akan ülkede bol bol çoğalasınız.
4 "Kulak ver, ey İsrail! Yahve Tanrımız'dır, O tektir.
5 Tanrınız Yahve'yi bütün
yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz.
6 Bugün size verdiğim bu buyrukları aklınızda tutun.
7 Onları çocuklarınıza benimsetin. Evinizde
otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.
8 Bir belirti olarak onları
ellerinize bağlayın,
alnınıza takın.
9 Evlerinizin kapı
sövelerine, kentlerinizin kapılarına yazın."
Aynı şekilde Yeni Ahit’in de Tanrı’ya bağlanma (Mesih İsa'da olan lütufla güçlen), ve
kuşaklar yetiştirme konusunda Tesniye 6. bölümdeki ayetlerle benzer paralellik
içerdiğine dikkat ediniz:
II.Timoteyus 2:1 Oğlum, Mesih
İsa'da olan lütufla güçlen.
2 Birçok tanık
önünde benden işittiğin sözleri, başkalarına da öğretmeye yeterli olacak
güvenilir kişilere emanet et.
3 Mesih İsa'nın iyi bir askeri olarak benimle
birlikte sıkıntıya göğüs ger.
4 Askerlik
yapan kişi günlük yaşamın işlerine karışmaz; kendisini askerliğe çağıranı hoşnut etmeye çalışır.
Mesih İsa’nın Yahudilerle tartışırken onlara ne
dediğine bakın:
Yuhanna 8:23 İsa onlara, «Siz aşağıdansınız, ben yukarıdanım» dedi. «Siz bu dünyadansınız,
ben bu dünyadan değilim.
O halde Mesih’e ait olanlar “yukarıdan” yani “gökten
tarafta” olduklarını unutmamalılar. Bu gerçek Hristiyan kişinin sözlerini,
düşüncelerini, yaşamını belirlemeli; Hristiyan kişinin ruhsal ve dünyasal
hayatının temeli olmalıdır. Çünkü Yüce
Görev için sadece ilahiyatımızı iyi bilmekle değil, bunu yaşamakla yerine
gelecek bir şeydir. Bunun farkında olmadan yaşayan Hristiyanlar Yüce Görevi
sadece bir tartışma ve propaganda düzeyine indirmiş olurlar. Oysa Yüce Görev
Kutsal Ruh’un yardımıyla yürüyebilecek bir şeydir. İnsan zekasının veya insan çabasının
sonucu bir takım işlerle tek başına amacına ulaşamaz.
Yuhanna 17:14 Ben
onlara senin sözünü ilettim, dünya ise onlardan nefret etti. Çünkü
ben dünyadan olmadığım gibi, onlar da
dünyadan değiller.
15 Onları dünyadan uzaklaştırmanı değil, kötü olandan korumanı