YÜCE GÖREV
(Müjde’yi Duyurma ve Öğrenci Yetiştirme)
( Misyolojiye Giriş )
İÇİNDEKİLER
Önsöz
I.Genel Bakış
II. Müjdeleme ve Öğrenci
Yetiştirmeye Bakış
III. Mesih’in Öğrencisi Olma Ayrıcalığı
IV. Mesih’i Taklit Etmek
V. Kutsal Ruh
VI. Mesih ve Müjde Uğruna
Kısaltmalar:
BİA: Belçika İnanç Açıklaması
WİA: Westminster İnanç Açıklaması
WUİ: Westminster Uzun İlmihal
Hİ: Heidelberg İlmihali
II. MÜJDELEME VE ÖĞRENCİ YETİŞTİRMEYE BAKIŞ
II.1. Öğrencilik: Mesih ile Birlikte
Olma Farkı
II.2. Öğrenci Yetiştirmede Mesih’in
Yolu
II.1. Öğrencilik: Mesih ile Birlikte Olma Farkı
İsa Mesih büyük bir amaç için
yeryüzüne gelmişti. Ancak bu amacını yerine getirirken büyük kitlelere ulaşmak
birincil hedefi olmadı. Bunun yerine kendisine Elçiler (elçiler) ve bazı
öğrenciler seçti. Sayıca çok kimseyi etrafına toplama girişimi yerine çoğunluğu etkileyip kendisine ve öğretisine
tabi kılacak sayıca daha az kimseleri yetiştirmek birincil hedefi oldu.
Bu da II.Timoteyus Mektubunda bahsedilen artarak çoğalma yoludur:
2:2 Birçok tanık önünde benden
işittiğin sözleri, başkalarına da öğretmeye yeterli olacak güvenilir kişilere
emanet et.
Yani İsa Mesih “bütün ulusları
kendi öğrencileri olarak yetiştirilmesi” vizyonu için yaptığı iş Elçileri yetiştirmek
oldu (Matta 28:18-20). Böylece İsa Mesih Yüce Görevi emanet edeceği Elçileri
seçti. Ancak Elçiler tapınakta çalışan bilgili, iyi eğitimli kimseler değildi;
tersine sıradan kimselerdi. Hayatın içinde gündelik yaşamda dikkatimizi
çekmeyecek kimselerdendi.
Bu haliyle İsa Mesih’in bu insanları (Elçileri) böyle büyük bir amaç
için nasıl kullanacağı soru işareti olarak karşımıza çıkar. Çünkü bu kimseler
çok özel eğitimli, kültürlü kimseler değildir. Bu insanların Mesih’in etrafında
“Elçiler” olarak toplandığını
görenler böyle yüksek bir vizyonu –Mesih’in vizyonunu yerine getirme vizyonunu-
yerine getirebilecek kimseler olduğunu düşünmemişlerdi.
Ancak Tanrı’nın Krallığı için gereken böyle sıradan insanlardı:
I.Korintliler 1: 18 Çarmıhla ilgili
bildiri mahva gidenler için saçmalık, biz kurtulmakta olanlar içinse Tanrı
gücüdür.
19 Nitekim şöyle yazılmıştır: «Bilgelerin
bilgeliğini yok edeceğim, Akıllıların aklını boşa çıkaracağım.»
20 Hani nerede bilge kişi? Din bilgini nerede?
Nerede bu çağın hünerli tartışmacısı? Tanrı dünya bilgeliğinin saçma olduğunu
göstermedi mi?
21 Mademki dünya Tanrı'nın bilgeliği uyarınca
Tanrı'yı kendi bilgeliğiyle tanımadı, Tanrı iman edenleri saçma sayılan
bildiriyle kurtarmaya razı oldu.
22 Yahudiler doğaüstü belirtiler ister,
Grekler'se bilgelik arar.
23 Ama biz çarmıha gerilmiş Mesih'i
duyuruyoruz. Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar.
24 Oysa Mesih, çağrılmış olanlar için -ister
Yahudi ister Grek olsun- Tanrı'nın gücü ve Tanrı'nın bilgeliğidir.
25 Çünkü Tanrı'nın «saçmalığı» insan
bilgeliğinden daha üstün, Tanrı'nın «zayıflığı» insan gücünden daha güçlüdür.
26 Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz
insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya
da soylu kişiler değildiniz.
27 Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de
dünyanın zayıf saydıklarını
seçti.
28 Dünyanın önemli gördüklerini hiçe
indirmek için dünyanın önemsiz,
soysuz, değersiz gördüklerini seçti.
29 Öyle ki, Tanrı'nın önünde hiç kimse övünemesin.
Elçiler dünyanın anladığı anlamda bir kariyer ve
eğitim sahibi kimseler değillerdi. Ama Mesih’in bilgeliğinden, doğruluğundan ve
kutsallığından beslenerek öğrenmiş kimselerdi:
I.Korintliler 1: 30 Ama siz Tanrı
sayesinde Mesih İsa'dasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk,
kutsallık ve kurtuluş oldu.
Petrus ile Yuhanna’nın sakat dilenciyi
iyileştirmesine bakalım (Elçilerin İşleri 3:1-4:22):
Petrus ve Yuhanna tapınağın kapısına dilenmek üzere
bırakılan sakat bir dilenciyi iyileştiriyorlar (3:1-11). Bu mucizeyi gören halk
şaşkınlık ve hayret içinde (3:10) her zaman dilenmekte olan bu sakat adamı
sağlam bir halde görünce onların etrafında toplanıyor. Bu etrafa toplanan
kalabalığa bir açıklama yapma fırsatını değerlendiren Petrus verdiği vaazda
İsa’nın kimliğinin doğru anlaşılması için O’nun Antlaşmasal yönünü vurgulayarak
başlıyorlar:
Elçilerin İşleri 3: 13 İbrahim'in,
İshak'ın ve Yakup'un Tanrısı, atalarımızın Tanrısı, Kulu İsa'yı yüceltti.
Siz O'nu ele verdiniz. Pilatus O'nu serbest bırakmaya karar verdiği halde, siz
O'nu Pilatus'un önünde reddettiniz.
Sonra O’nun ölümünü ve dirilişini vurguluyorlar
(3:14-15). Ölülerin dirilişi mesajını taşıyan bu vaaz bazı kimseleri kızdırıyor
(4:1-2).
Elçilerin bu şekildeki vaazı toplumlun ileri
gelenlerinde rahatsızlık yaratmıştı. Ancak bu vaazdan sonra iman edenlerin
sayısı beş bine ulaşmıştı. Bu toplumsal değişiklik ve heyecan Başkahin
tarafından yüksek kurulun toplanmasına ve Elçileri sorgulamasına sebep oldu:
Elçilerin İşleri 4: 5 Ertesi gün
Yahudiler'in yöneticileri, ileri gelenleri ve din bilginleri Yeruşalim'de
toplandılar. 6 Başkâhin Hanan'ın yanısıra, Kayafa, Yuhanna, İskender ve
başkâhin soyundan gelen herkes oradaydı. 7 Petrus'la Yuhanna'yı huzurlarına
getirtip onlara, "Siz bunu hangi
güçle ya da kimin adına dayanarak yaptınız?" diye sordular.
Elçilerin yüksek kurulun sorgusuna verdiği cevap
onların İsa tarafından yetiştirilip atandığını göstermekteydi:
Elçilerin İşleri 4: 9-10 Eğer bugün bir
hastaya yapılan iyilik nedeniyle bizden hesap soruluyor ve bu adamın nasıl
iyileştiği soruşturuluyorsa, hepiniz ve bütün İsrail halkı şunu bilin: Bu adam, sizin çarmıha gerdiğiniz, ama
Tanrı'nın ölümden dirilttiği Nasıralı İsa Mesih'in adı sayesinde önünüzde
sapasağlam duruyor.
Onların elçilikleri Mesih tarafından onaylanmıştı. Elçilerin
de bu onaylanmaya verdikleri cevaplar İsa’nın Mesih olduğuna ve dirilişine
tanıklık etmekten ibaretti.[1]
Çünkü İsa’dan ölülerin dirilişi üzerine eğitim almışlardı. Kurul üyelerinin Elçileri
sorgulamasından ortaya çıkarttıkları sonuç şuydu:
Elçilerin İşleri 4: 13 Kurul üyeleri,
Petrus'la Yuhanna'nın yürekliliğini görüp de bunların eğitim
görmemiş, sıradan kişiler olduklarını anlayınca şaştılar ve onların İsa'yla birlikte bulunduklarını
fark ettiler.
Onlar cesur ve eğitim görmemiş kimselerdi; ancak o
toplumda çok görülebilecek bu sıradan özelliklerden onları ayıran bir şey
vardı: “onlar İsa'yla birlikte
bulunmuş kimselerdi”.
Diğer yandan Mesih’in öğretilerinde pek çok kez
Eski Ahit’in tanıklığına dayanarak konuşmasından dolayı Elçiler Kutsal Kitaba
Mesih’in gözü ile bakmayı öğrenmişlerdi. Yeni Ahit’in tamamına baktığımızda
Mesih’in doğrudan konuştuğu bölümlerin dışında kalan ayetlerin Eski Ahit ile
ilişkilendirilmesi bunun en çarpıcı örneğidir:[2]
Luka 24:44 Sonra onlara, «Ben daha sizlerle
birlikteyken size şu sözleri söylemiştim: `Musa'nın Yasasında,
peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlarda benimle ilgili yazılmış olanların
tümünün gerçekleşmesi gerektir'» dedi.
İleri
Çalışma İçin:
(Efesliler
6:17 Kurtuluş miğferini ve Tanrı sözü olan Ruh'un kılıcını alın)
- Mesih’in ve Elçilerin
vaazlarında Eski Ahit’in ayetlerine dayalı konuşmalar yapabilmesi üzerine ayet
ezberleme konusunda düşününüz.
Bu fark da onların vaazından bir çok kimsenin iman
etmesini açıklıyordu:
Elçilerin İşleri 4: 4 Ne var ki, konuşmayı dinlemiş
olanların birçoğu iman etti. Böylece imanlı erkeklerin sayısı aşağı yukarı beş
bine ulaştı.
Kurul üyeleri eğitimli, kültürlü, Kutsal Kitap
konusunda oldukça bilgili kimselerdi. Onların açısından baktığımızda elçiler “insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu” kimseler değillerdi (I.Korintliler 1:26).
Ancak bu kimselere Rab yeni bir kimlik, yeni bir bakış açısı vermişti.
I.Korintliler 2: 1 Kardeşler, Tanrı'yla
ilgili bildiriyi duyurmak için size geldiğimde, söz ustalığıyla ya da üstün
bilgelikle gelmedim. 2 Aranızdayken, İsa Mesih'ten ve O'nun çarmıha
gerilişinden başka hiçbir şey bilmemeye kararlıydım. 3 Size zayıflık ve korku
içinde geldim, tir tir titriyordum! 4 Sözüm ve bildirim, insan
bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruh'un kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.
5 Öyle ki, imanınız insan
bilgeliğine değil, Tanrı gücüne
dayansın.
Elçilerden başka Mesih’in etrafında değişik görevler
üstlenen başka öğrenciler de
vardı. Ancak O’nun öğrencileri [sadık olanlar] göründüğünden daha azdı. Çünkü
insanlar Tanrısal Krallığın öğretilerini duydukça, Mesih’in kimliğine dair olan
gerçekler açıldıkça bazı kimseler korkup geri döndüler:
[3]Yuhanna 6:60 Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, "Bu söz çok çetin, kim
kabul edebilir?" dediler.
61 Öğrencilerinin buna karşı söylendiğini
anlayan İsa, "Bu sizi şaşırtıyor mu?" dedi.
62 "Ya İnsanoğlu'nun önceden bulunduğu
yere yükseldiğini görürseniz...?[4]
63 Yaşam veren Ruh'tur. Beden bir yarar
sağlamaz. Sizlere söylediğim sözler ruhtur, yaşamdır.
64 Yine de aranızda iman etmeyenler var."
İsa iman etmeyenlerin ve kendisine ihanet edecek kişinin kim olduğunu baştan
beri biliyordu.[5]
65 "Sizlere, 'Baba'nın bana yöneltmediği
hiç kimse bana gelemez' dememin nedeni budur" dedi.
66 Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri
döndüler, artık O'nunla dolaşmaz oldular.
Fakat Mesih’in etrafında “öğrenci” olarak bulunan kimselerin toplu bir şekilde ayrılmasına
rağmen, Mesih odaklandığı hedefinden vazgeçmedi.[6]
Elçiler Mesih’in başkahin olarak yaptığı dua ile
kutsanmış[7]
ve böylece Mesih’in hizmet vizyonu için ayrılmışlardı. Elçiler de Mesih’in
dünyadaki hizmetini bıraktığı yerden devam ettireceklerdi.[8]
Diğer yandan Mesih İsa öğrenci yetiştirirken
kendisini halktan hiç ayırmadı. Onlarla bir araya gelme fırsatlarını iyi
kullanmaya çalıştı. Hem tek tek (Yuhanna 3:1; 4:7, Luka 19:7)[9]
hem de kalabalıklara (Matta 5:1-2) konuştu. Ancak Mesih İsa kendi dönemindeki
dini önderlerden farklı bir şekilde, “yetkili
biri olarak” öğretiyordu (Matta 7:29):
Markos 1:22Halk O'nun
öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara din bilginleri gibi değil, yetkili biri
gibi öğretiyordu.
Böylece bütün bunların yanında halk ile ilişkisi de
farklıydı. Bu yüzden halk O’nu [Matta 2:1-2, Markos 15:2] kendi Kralı yapmak
bile istedi:
Luka 19: 36 İsa ilerlerken halk, giysilerini yola
seriyordu. 37 İsa Zeytin Dağı'ndan aşağı inen yola yaklaştığı sırada,
öğrencilerinden oluşan kalabalığın tümü, görmüş oldukları bütün mucizelerden
ötürü, sevinç içinde yüksek sesle Tanrı'yı övmeye başladılar. 38 "Rab'bin
adıyla gelen Kral'a övgüler olsun! Gökte esenlik, en yücelerde yücelik
olsun!" diyorlardı.
Çünkü Mesih’in öğretisi, insanlarla ilişkisi,
farklı kişiliği kalabalıkların dikkatini çekmekteydi:
Yuhanna 12: 17 Lazar'ı mezardan çağırıp ölümden
dirilttiği sırada İsa'yla birlikte bulunan kalabalık buna tanıklık etti. 18
İsa'nın bu doğaüstü belirtiyi gerçekleştirdiğini duyan halk O'nu karşılamaya
çıktı. 19 Ferisiler ise birbirlerine, "Görüyorsunuz, elinizden hiçbir
şey gelmiyor. Bütün dünya O'nun peşine takıldı" dediler.
Ancak Mesih İsa etrafına toplanmış olan kalabalığı
hiçbir zaman bu dünyanın kendisine yönelttiği tepkilere karşı bir güç unsuru
veya savunma silahı olarak kullanmayı düşünmedi.[10]
Çünkü O dünyasal bir Kral ya da en büyük askeri bir komutan olarak gelmemişti.
Bu yüzden de dünyasal krallıkların güç kullanma yöntemleri O’nun ilgisini
çekmedi. Mesih güç kullanarak dünyanın güçlerini yenmek için değil, çarmıh
ölümüyle dünyayı yenmek ve halkını kurtarmak için gelmişti:
Matta 17: 9 Dağdan inerlerken İsa onlara,
"İnsanoğlu ölümden dirilmeden, gördüklerinizi kimseye söylemeyin"
diye buyurdu.
Böylece İsa Mesih “Yüce Görev” vizyonu için kalabalıkları peşinden sürükleyecek
önderleri yetiştirmeyi amaçladı. Kendisi tek başına kalabalıkları peşinden
sürükleyen biri olmak istemedi. Böylece “Yüce
Görev” vizyonu için Elçilere özel bir ilgi gösterdi:
Luka 22: 32 Ama ben,
imanını yitirmeyesin diye senin için dua ettim. Geri döndüğün zaman kardeşlerini güçlendir.
Çünkü iyi yetişmiş önderler olmaksızın halk
acınacak bir durumda olacaktı:
Markos 6: 34 İsa tekneden inince büyük bir kalabalıkla
karşılaştı. Çobansız koyunlara benzeyen bu insanlara acıdı ve onlara birçok
konuda öğretmeye başladı.
Çünkü ancak iyi donanımlı önderler öderlik
ettikleri sürüyü dünyaya ve şeytana karşı koruyup onlara doğru yön
verebilecektir.
Böylece Mesih İsa Tanrısal Krallığa ve Müjde’yi
yayma hizmetinde büyük kalabalıklardan çok, tek tek kişilerle olan yakın
ilişkiye dayalı bir öğrenci yetiştirme
ve Müjdeleme yolu izlemiştir. Yüce görev için kilisenin takip etmesi
gereken yol da budur.[11]
Böylece Mesih “Yüce
Görev” vizyonunu yerine getirmek için en başında tek tek kişisel ilişkiye
dayalı bir Müjdeleme/Öğrenci Yetiştirme modeli uygulamıştır. Böyle bir yolla
kişilerin bu vizyon için gerekli donanımı edinmesine çalışmıştır. Çünkü
yaşamlar radikal bir şekilde değişmedikçe kişiler başkalarının yaşamlarını
yenilemek üzere hizmet edemezlerdi.
İsa Mesih’in yeryüzündeki hizmeti böyle bir
çalışmaya dayanmaktadır: bütün bir sürü için sevgi ile, bilgi ile, dua ile
hizmet edecek, adanmışlıkla dolu önderler yetiştirmek… Mesih’in kiliseye model
olarak gösterdiği yoldur.
Mesih’in Elçilere yönelik yaklaşık üç yıllık
verdiği özel eğitim onların denenmelerde galip bir tanıklık, çarmıh yolunda
adanmışlıkla Müjde’ye hizmet etmesi için gereken donanıma sahip olmaları
içindi. Böylece Elçilerin eğitilmesi, “Yeruşalim’de,
Yahudiye’de, Samiriye’de ve yerin bütün uçlarında” yaşayan insanlara
tanıklık ve onların eğitilmesi için gerekliydi.
Elçilerin İşleri 1: 8 Ama Kutsal Ruh
üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim'de, bütün Yahudiye ve
Samiriye'de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.
Ancak Elçiler Mesih ile birlikteyken onları
Müjdeleme konusunda çok fazla aktif olarak görmüyoruz. Ancak Mesih İsa, Elçileri
çağırırken onları Göklerin Egemenliği için “insan
tutan balıkçılar” olmak üzere çağırmıştı (Matta 4:19). Elçilerin etkin bir
topluluk olması Mesih’in Pentekost gününden itibaren başlıyor. O zamana kadar
yaklaşık yüz yirmi kişilik küçük bir topluluk idiler. Bu durumda Elçilerin
Mesih’in çarmıh ve yükselişine tanık olana kadar Mesih’in yaptıklarına ve
vaazlarına dayalı olarak bir eğitim döneminden geçtikleri gerçeği ile
karşılaşıyoruz.
Bu yüzden Efesliler Mektubu (4:12) “kutsalların hizmet görevini yapmak ve Mesih'in
bedenini geliştirmek üzere donatılmasından” bahsediyor. Çünkü kalabalıklar iyi donanıma
sahip önderleri izlerler.
Öyleyse imanda henüz yeni kimseler, Rab ile
birlikte yürüme birikimleri olmayan, henüz denenmelerle karşılaşmamış
kimselerin Müjdeleme konusunda ciddi bir faaliyet içine girmeleri erken bir
karar olacaktır –ancak kişilerin yakın çevreleri ile olan diyaloglarında Rab’bi
paylaşma için olan isteklerini de bir ölçüde makul karşılamak gerekir.[12]
Hristiyan hayatında henüz yeni olan kimselerin
eskatolojik bir Müjdenin evrenselliğini kavramaları çok zordur. Yeterli bir
eğitim alma süreci yaşamamış kimseler –dolayısı
ile belirli bir süre boyunca da henüz hizmet için gereken tecrübelerden
geçmemiş kimseler- birden hizmet etme konumuna getirildiklerinde o
kişilerin iyi bir eğitim ile geliştirecekleri yetenek ve armağanlarının önüne
engel konulmuş olur –kendilerini yeterince geliştiremezler. Bu kişiler bir
ruhsal savaşta olduğunun henüz tam anlamıyla bilincinde değilken, henüz sabır,
özdenetim, yumuşak huyluluk gibi meyvelerde büyümeleri gereken bir çağda hizmet
sorumluluğu aldıklarında cesaretlerini çok çabuk kaybedebilir, bazen de korku
ile bu hizmetlerini bırakabilirler; diğer yandan dünyasal kaygılar veya
hevesler kişiyi yoldan çıkarabilir. Unutmamak gerekir, kalabalıklar iyi donanıma sahip önderleri izlerler; kalabalıklar
kendisini vaftiz edecek kimseleri aramıyor; iyi donanıma sahip önderler
Mesih’in öğrencisi olarak insanları yetiştirmek üzere vaftiz ederler.
İleri
Çalışma İçin:
- Mesih on ikileri göreve
gönderirken onlara karşılaşacakları sıkıntılar ve baskılar konusunda da
öğretmiştir. Matta 10. bölümün tamamına bakarak Matta 10:16, 22, 25, 28, 32
ayetlerini değerlendiriniz.
II.2. Öğrenci Yetiştirmede Mesih’in Yolu
II.2.a-) Tek bir kişi ya da topluluk
Mesih İsa kalabalıklara ve tek tek kişilere
konuştuğunda Elçiler bütün bu öğretişlere tanık oldular. Böylece Mesih bütün
zamanını sadece Elçilerle baş başa kalarak değil, onlara hayatın içindeki her
durumda bir şeyler göstererek öğretti.
Ancak kalabalıklara, tek tek kişilere ve Elçilere
ayırdığı zamanın yanında Mesih’in kendisi için ayırdığı özel zamanlar da vardı:
Markos 6: 46 Onları uğurladıktan sonra, dua etmek için
dağa çıktı.[13]
Öyleyse Yüce Göreve hizmet eden kişiler kendilerini
ve hizmetlerini gözden geçirmek; toplu dua ve tapınma pratiğinden farklı olarak
Rab ile ilişkilerini yenilemek ve derinleştirmek için kendilerine özel zaman
ayırmalıdır. Kilisede Kelam, dua, sakramentler ve Tanrı halkı ile devam eden
paydaşlık için hizmetkarlar kişisel olarak Kelam ve dua ile Rab’be bakmayı ve
O’nun ile paydaşlıkta derinleşmeyi aramalıdırlar.[14]
Mesih ve Elçiler arasındaki yakınlık bazen Mesih’in
yalnız kalmasına müsaade etmeyecek kadar derindi.
Matta 10: 24 Öğrenci öğretmeninden, köle
efendisinden üstün değildir.
Luka 11: 1 İsa bir yerde dua ediyordu. Duasını bitirince öğrencilerinden biri,
"Ya Rab"dedi, "Yahya'nın kendi öğrencilerine öğrettiği gibi sen
de bize dua etmesini öğret."
Yuhanna 13: 33 Çocuklar!
Kısa bir süre daha sizinleyim. Beni arayacaksınız, ama Yahudiler'e söylediğim
gibi, şimdi size de söylüyorum, benim gideceğim yere siz gelemezsiniz (21:5).
Ancak Müjde’ye hizmet eden görevlilerin ‘zamanı doğru kullanma’ konusunda denge
sağlamaya gayret etmeleri gerekir. Bir kişiye ya da bir yere verilen Müjdeleme
hizmetini, ev-iş-aile-kilise sorumluluğuna engel teşkil etmemelidir.
Bu
yakınlıkla onları tanıkları olarak yetiştirdi:
Yuhanna 15: 27 Siz de tanıklık edeceksiniz. Çünkü
başlangıçtan beri benimle birliktesiniz.
Markos 3: 14-19 İsa bunlardan on iki kişiyi yanında bulundurmak, Tanrı sözünü
duyurmaya göndermek ve cinleri kovmaya yetkili kılmak üzere seçti…
II.2.b-) Her yerde Mesih’le birlikte
olmak
- Kör bir adamımın gözlerinin açılması (Luka
18:35-43) örneğine baktığımızda iyileşen adam Mesih’in ardından gidiyor;
Mesih’in öğrencileri arasına katılıyor.
- İyileşen kör adamın kendisine katılmasına izin
veren Mesih, Geresa bölgesindeki cinli adamın iyileştirilmesi (Markos 5:1-20)
örneğine baktığımızda ise kendi öğrencileri arasına katılmak isteyen bu adama
izin vermediğini görmekteyiz:
Markos 5: 18 İsa tekneye binerken, önceleri cinli olan adam
O'na, "Seninle geleyim" diye yalvardı.
19 Ama İsa adama izin vermedi. Ona, "Evine, yakınlarının yanına dön"
dedi. "Rab'bin senin için neler yaptığını, sana nasıl merhamet ettiğini
onlara anlat."
20 Adam da gitti, İsa'nın kendisi
için neler yaptığını Dekapolis'te duyurmaya başladı. Anlattıklarına herkes
şaşıp kalıyordu.
Bu örneklerde iki farklı olay, iki farklı kişi
görüyoruz. Ancak her ikisinde de ortak bir yön var –değişen, yenilenen bir
yaşam; her ikisi de Mesih’e tanıklık hizmetinin birer [farklı] örneği… Böylece
bizler Müjdelediğimiz kişinin bizim yanımızda kalmasını, bizim topluluğumuzda devam
etmesini belirlemeye kalkmadan önce onların en verimli olacağı alana
gönderilmesini gözetmeliyiz.[15]
II.2.c-) İsa'yı
izlemenin bedeli ve öncelikler
Matta 8: 18 İsa, çevresindeki kalabalığı görünce gölün
karşı yakasına geçilmesini buyurdu. 19 O sırada din bilginlerinden biri
O'na yaklaşıp, "Öğretmenim" dedi, "Nereye gidersen,
senin ardından geleceğim." 20 İsa ona, "Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu'nun başını
yaslayacak bir yeri yok" dedi.
21 Başka bir öğrencisi İsa'ya, "Ya
Rab, izin ver, önce gidip babamı gömeyim" dedi. 22 İsa ona, "Ardımdan gel" dedi. “Bırak ölüleri, kendi ölülerini kendileri
gömsün”.
Bu ayetlerde Mesih’in öğrencilerini kişisel
istekleri, ihtiyaçları ve görevleri açısından Tanrı’nın çağrısını nasıl
cevaplamaları gerektiğini görüyoruz:
- a.18) Bazen kişilerde bir istek
görüyoruz – senin ardından geleceğim.
- a.20) Ancak Mesih onlara
yaşamsal rahatlığa ve kişisel ihtiyaçlara dair bir söz vermiyor (–yeme,
içme, barınma…).
- a.21) Kişilerin dünyasal
öncelikleri uygun bir sıraya koyamamasından dolayı bazen “Mesih’in ardından gitme istekleri” kişinin kendine öncelik
edindiği işlerin listesi içinde en alt sırada kalıyor –gidip babamı gömeyim.
- a.21) Hristiyan olarak
sorumluluklarımız ve görevlerimiz bazen dünyanın önceliklerinden faklı olmak
durumundadır –Bırak ölüleri, kendi ölülerini
kendileri gömsün.
II.2.d-) Tanrı’nın çağrısına öncelik verilmeli:
Tesniye 26: 2
Tanrınız RAB'bin size vereceği ülkenin topraklarından topladığınız bütün ürünlerin ilk yetişenlerini alıp
bir sepete koyacaksınız. Sonra Tanrınız RAB'bin adını yerleştirmek için
seçeceği yere gideceksiniz.
I.Krallar 17:13
İlyas kadına, "Korkma, git yiyeceğini hazırla" dedi, "Yalnız önce bana küçük bir pide yapıp getir. Sonra
oğlunla kendin için yaparsın.
Matta 6: 33 Siz öncelikle
O'nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün
bunlar da verilecektir.
Sayılar 3:13 Çünkü bütün ilk doğanlar benimdir. Mısır'da ilk doğanların hepsini yok ettiğim
gün, İsrail'de insan olsun hayvan olsun bütün ilk doğanları kendime ayırdım.
Onlar benim olacak. Ben RAB'bim.
Bu ayetlerden hayatın her alanında Tanrı’ya öncelik
verilmesinin gerekliliğini öğreniyoruz. Tarlada çalışmak da, birisi ile
paydaşlıkta bulunmak da, evdeki yaşam da Rab’bin yüceliğine ve görkemine
adanmış olmalıdır.
Yüce Görev kişisel performans ve aktiviteler ile
ilişkili olmaktan Hristiyan yaşamının tamamı boyunca vardır; Yüce Görev,
Hristiyan yaşamının devamı boyunca, yaşamın kendisi olarak vardır. Hristiyan
yaşamı bütün nefes aldığımız zamanın gizlilik ve açıklıkları ile Rab’be
adanmasıdır.
Öyleyse tarlada çalışan Hristiyan bir işçi ile aynı
tarlada çalışan Hristiyan olmayan bir işçi arasında bir fark olmalıdır. Yani
Hristiyan kişi bu dünyadaki yaşamını ruhsal yaşam ve dünyasal yaşam diye ikiye
bölemez; Hristiyan kişiler bekarlıklarıyla, evlilikleriyle, geçimlerini
sağladıkları işleriyle; komşuları, arkadaşları, akrabaları ve içinde
yaşadıklarıkları sosyal çevre ile olan bütün zamanlarında Rab’bin görkemine
öncelik vererek yaşamalıdırlar:
Matta 25 [32-39]: 40 "Kral da onları
şöyle yanıtlayacak: 'Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış
oldunuz.'
I.Korintliler 10: 31 Sonuç olarak, ne yer ne içerseniz, ne yaparsanız, her
şeyi Tanrı'nın yüceliği için yapın.
Koloseliler 3: 18 Ey kadınlar, Rab'be ait olanlara yaraşır
biçimde kocalarınıza bağımlı olun.
19 Ey kocalar, karılarınızı sevin. Onlara sert
davranmayın.
20 Ey çocuklar, her konuda anne babalarınızın
sözünü dinleyin. Çünkü bu Rab'bi hoşnut eder.
21 Ey babalar, çocuklarınızı incitmeyin, yoksa
cesaretleri kırılır.
22 Ey köleler, dünyadaki efendilerinizin her
sözünü dinleyin. Bunu, yalnız insanları hoşnut etmek isteyenler gibi göze hoş
görünen hizmetle değil, saf yürekle, Rab
korkusuyla yapın.
23-24 Rab'den
miras ödülünü alacağınızı bilerek, her ne yaparsanız, insanlar için değil, Rab
için yapar gibi candan yapın. Rab Mesih'e kulluk ediyorsunuz.
Kutsal Kitap bizleri önceliğin Tanrı’ya verildiği
bir yaşama çağrımaktadır.[16]
Çünkü bizler Tanrı’ya ayrılmış yaşamlarla
‘ışık’ olarak dünya yol ve örnek göstermek için varız. “Öyle ki, Oğul birçok kardeş arasında ilk doğan olsun” (Romalılar 8:29):
Matta 5: 14 "Dünyanın ışığı sizsiniz.
Tepeye kurulan kent gizlenemez.
15 Kimse kandil yakıp tahıl ölçeğinin altına
koymaz. Tersine, kandilliğe koyar; evdekilerin hepsine ışık sağlar.
16 Sizin
ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki
Babanız'ı yüceltsinler!"
I.Petrus 2: 12 İnanmayanlar arasında olumlu bir yaşam
sürün. Öyle ki, kötülük yapanlarmışsınız gibi size iftira etseler de, iyi işlerinizi görerek Tanrı'yı,
kendilerine yaklaştığı gün yüceltsinler.
Hayatımız “bütün yaratılışın ilk
doğanı” olan Mesih’e, O’nun ölümü ve dirilişine tanıklık
etmelidir (Koloseliler 1:15):
Kololseliler 1: 18 Bedenin, yani kilisenin başı O'dur. Her
şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç
olan ve ölüler arasından ilk doğan O'dur.
Çünkü Tanrı’nın ev halkı olan bizler kişisel olarak
ve kilise topluluğu olarak bütün yaratılışın önünde “ilk meyve” yani turfan olarak varız.
Yakup 1: 18 O, yarattıklarının bir anlamda ilk
meyveleri olmamız için bizleri kendi isteği uyarınca, gerçeğin bildirisiyle
yaşama kavuşturdu.
Yaşamda ve ölümde Rab’be ilk önceliği vermeye
çağrılmışız:
Romalılar 14: 7
Hiçbirimiz kendimiz için yaşamayız, hiçbirimiz de
kendimiz için ölmeyiz. 8 Yaşarsak Rab için yaşarız; ölürsek Rab için
ölürüz. Öyleyse, yaşasak da ölsek de Rab'be aitiz.
II.2.e-)
Yetiştirme ve gönderme
Luka 10: 1 Bu olaylardan sonra Rab yetmiş kişi daha
görevlendirdi. Bunları ikişer ikişer, kendisinin gideceği her kente, her yere kendi
önünden gönderdi.
Mesih’in tek tek ya da kalabalıklara yaptığı hizmet
neticesinde etrafında öğrenciler çoğaldı. Bunları hizmet için, öğrendiklerini
kullansınlar diye gönderdi. Elçiler bütün bu aşamalara tanık oldular. Böylece
Mesih’in öğrencileri Mesih’in onlara ya da başkalarına olan öğretilerine,
davranışlarına tanık olarak yetiştiler.
Mesih’in ikişer ikişer öğrenci gönderme modeli için
söyleyeceğimiz şey öncelikle şudur: öğrenci yetiştirme ve paydaşlık birlikte
devam eden bir şey olarak karşımıza çıkmaktadır –yani Mesih’le birlikteliğimiz
olduğu için birbirimizle paydaşlığımız vardır. Luka 10:17 ayetinde “Yetmişler’in sevinç içinde döndüğünü” okuyoruz.
Birlikte öğrenme, birlikte hizmet –“ben
yaptım” değil; “Rab yaptı”
diyebilmeyi de getirecektir.
Matta 8:20 ayetinde “Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu'nun başını yaslayacak
bir yeri yok” diyen ayet Mesih’in alçakgönüllülüğünü
vurgulaması açısından ayrı bir örnektir.[17]
Yetişen öğrenciler “Rab yaptı” diye
tanıklık verirken O’nun alçakgönüllülüğünü de örnek almalıdır.
II.2.f-) Mesih’in yaşam değiştiren Müjde’sini yayıp
uluslara öğretecek öğrenciler nasıl yetişmelidir?
Müjde’yi yayacak önderlerin yetişme modeline
baktığımızda Elçilerin Mesih’in dizi dibinde öğrendiklerini görüyoruz. Burada
da yine karşımıza çıkan model öğretmen-öğrenci birlikteliğine [paydaşlığına]
dayalı bir yetiştirme modelidir.
İnsanların hayatlarında kökten bir değişim
getirecek önderlerin öncelikle kendilerinin hayatlarının değişmesi
gerekecektir. Mesih’in Elçilerle gece gündüz haftanın bütün günleri bir arada
olmasına baktığımızda bugünün öğrenci yetiştirme modelinin neden aksak
adımlarla devam ettiği anlaşılabilir. Pazar ibadetleri ve hafta içi Kelam
çalışmalarıyla bir öğrenci yetiştirme modeli ile Mesih’in Elçilerle sürekli
birliktelik içinde olma modeli arasında fark vardır: öğrenci yetiştirmeyi
haftanın birkaç günü ile başarmak zordur.
Kiliseye yeni katılan kimselerin üyelik ve vaftiz
öncesi hazırlığı için gerekli materyallerin hazırlanması yanında, bu iş için
uygun kimselerin Kiliseye yeni katılan kişilere ayırdığı özel zamanlar olmaldır:
birlikte Kelam okuma ve çalışma, birlikte dua yanında kişinin Kelama ve
gündelik hayata dair bakışını doğru bir şekilde yönlendirmek, kişinin sorunları
ile ilgilenmek; onların hayata olan bakışına Kelami bir açı kazandırmak,
Müjde’yi yaşamlarının her alanında bir temel ve öncelik yapabilmek…
[1] Elçilerin
İşleri 1: 21-22 "Buna göre, Yahya'nın vaftiz döneminden başlayarak Rab
İsa'nın aramızdan yukarı alındığı güne değin bizimle birlikte geçirdiği bütün
süre boyunca yanımızda bulunan adamlardan birinin, İsa'nın dirilişine tanıklık
etmek üzere bize katılması gerekir."
[2] –önder
karakteri: Kutsal Kitabı iyi bilmek.
[3] Yuhanna 6:26-29 ayetlerine bakınız
[4] Mesih’in dirilişi ve yükselişinden sonra
Müjde, Mesih’in yeryüzündeki hizmetinden daha fazla görkem ile parlayacaktı (Yuhanna 12:24 Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa
düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir).
[5] Mesih’in öğrencisi olmak Mesih ile sürekli
birlikteliği gerekli kılacaktır (Elçilerin İşleri 4:12). Hristiyan İmanı,
Mesih’in ölümünde ve dirilişinde O’nun ile birleşmişliği gerekli kılar
(Romalılar 6:4-5). Çünkü dünyanın sonuna kadar bizimle birlikte olma vaadini
veren O’dur (Matta 28:20).
[6] –önder
karakteri: amaca adanmışlık, yalnızlık ve teşviksiz durumda bile amaca
adanmışlık, kararlılıkla öğrenci yetiştirmeye devam etmek, bereketlemek,
atamak, göndermek...
[7] Yuhanna 17. bölümdeki duaya bakınız.