YÜCE GÖREV

(Müjde’yi Duyurma ve Öğrenci Yetiştirme)

( Misyolojiye Giriş )

 

İÇİNDEKİLER

Önsöz

I.Genel Bakış

II. Müjdeleme ve Öğrenci Yetiştirmeye Bakış

III. Mesih’in Öğrencisi Olma Ayrıcalığı

IV. Mesih’i Taklit Etmek

V. Kutsal Ruh

VI. Mesih ve Müjde Uğruna

 

Kısaltmalar:

BİA: Belçika İnanç Açıklaması

WİA: Westminster İnanç Açıklaması

WUİ: Westminster Uzun İlmihal

Hİ: Heidelberg İlmihali

 


II. MÜJDELEME VE ÖĞRENCİ YETİŞTİRMEYE BAKIŞ

 

II.1. Öğrencilik: Mesih ile Birlikte Olma Farkı

II.2. Öğrenci Yetiştirmede Mesih’in Yolu

 

II.1. Öğrencilik: Mesih ile Birlikte Olma Farkı

 

İsa Mesih büyük bir amaç için yeryüzüne gelmişti. Ancak bu amacını yerine getirirken büyük kitlelere ulaşmak birincil hedefi olmadı. Bunun yerine kendisine Elçiler (elçiler) ve bazı öğrenciler seçti. Sayıca çok kimseyi etrafına toplama girişimi yerine çoğunluğu etkileyip kendisine ve öğretisine tabi kılacak sayıca daha az kimseleri yetiştirmek birincil hedefi oldu. Bu da II.Timoteyus Mektubunda bahsedilen artarak çoğalma yoludur:

2:2 Birçok tanık önünde benden işittiğin sözleri, başkalarına da öğretmeye yeterli olacak güvenilir kişilere emanet et.

 

Yani İsa Mesih “bütün ulusları kendi öğrencileri olarak yetiştirilmesi” vizyonu için yaptığı iş Elçileri yetiştirmek oldu (Matta 28:18-20). Böylece İsa Mesih Yüce Görevi emanet edeceği Elçileri seçti. Ancak Elçiler tapınakta çalışan bilgili, iyi eğitimli kimseler değildi; tersine sıradan kimselerdi. Hayatın içinde gündelik yaşamda dikkatimizi çekmeyecek kimselerdendi.

 

Bu haliyle İsa Mesih’in bu insanları (Elçileri) böyle büyük bir amaç için nasıl kullanacağı soru işareti olarak karşımıza çıkar. Çünkü bu kimseler çok özel eğitimli, kültürlü kimseler değildir. Bu insanların Mesih’in etrafında “Elçiler” olarak toplandığını görenler böyle yüksek bir vizyonu –Mesih’in vizyonunu yerine getirme vizyonunu- yerine getirebilecek kimseler olduğunu düşünmemişlerdi.

 

Ancak Tanrı’nın Krallığı için gereken böyle sıradan insanlardı:

I.Korintliler 1: 18 Çarmıhla ilgili bildiri mahva gidenler için saçmalık, biz kurtulmakta olanlar içinse Tanrı gücüdür.

19 Nitekim şöyle yazılmıştır: «Bilgelerin bilgeliğini yok edeceğim, Akıllıların aklını boşa çıkaracağım.»

20 Hani nerede bilge kişi? Din bilgini nerede? Nerede bu çağın hünerli tartışmacısı? Tanrı dünya bilgeliğinin saçma olduğunu göstermedi mi?

21 Mademki dünya Tanrı'nın bilgeliği uyarınca Tanrı'yı kendi bilgeliğiyle tanımadı, Tanrı iman edenleri saçma sayılan bildiriyle kurtarmaya razı oldu.

22 Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Grekler'se bilgelik arar.

23 Ama biz çarmıha gerilmiş Mesih'i duyuruyoruz. Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar.

24 Oysa Mesih, çağrılmış olanlar için -ister Yahudi ister Grek olsun- Tanrı'nın gücü ve Tanrı'nın bilgeliğidir.

25 Çünkü Tanrı'nın «saçmalığı» insan bilgeliğinden daha üstün, Tanrı'nın «zayıflığı» insan gücünden daha güçlüdür.

26 Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz.

27 Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti.

28 Dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için dünyanın önemsiz, soysuz, değersiz gördüklerini seçti.

29 Öyle ki, Tanrı'nın önünde hiç kimse övünemesin.

 

Elçiler dünyanın anladığı anlamda bir kariyer ve eğitim sahibi kimseler değillerdi. Ama Mesih’in bilgeliğinden, doğruluğundan ve kutsallığından beslenerek öğrenmiş kimselerdi:

I.Korintliler 1: 30 Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa'dasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu.

 

Petrus ile Yuhanna’nın sakat dilenciyi iyileştirmesine bakalım (Elçilerin İşleri 3:1-4:22):

Petrus ve Yuhanna tapınağın kapısına dilenmek üzere bırakılan sakat bir dilenciyi iyileştiriyorlar (3:1-11). Bu mucizeyi gören halk şaşkınlık ve hayret içinde (3:10) her zaman dilenmekte olan bu sakat adamı sağlam bir halde görünce onların etrafında toplanıyor. Bu etrafa toplanan kalabalığa bir açıklama yapma fırsatını değerlendiren Petrus verdiği vaazda İsa’nın kimliğinin doğru anlaşılması için O’nun Antlaşmasal yönünü vurgulayarak başlıyorlar:

Elçilerin İşleri 3: 13 İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un Tanrısı, atalarımızın Tanrısı, Kulu İsa'yı yüceltti. Siz O'nu ele verdiniz. Pilatus O'nu serbest bırakmaya karar verdiği halde, siz O'nu Pilatus'un önünde reddettiniz.

 

Sonra O’nun ölümünü ve dirilişini vurguluyorlar (3:14-15). Ölülerin dirilişi mesajını taşıyan bu vaaz bazı kimseleri kızdırıyor (4:1-2).

 

Elçilerin bu şekildeki vaazı toplumlun ileri gelenlerinde rahatsızlık yaratmıştı. Ancak bu vaazdan sonra iman edenlerin sayısı beş bine ulaşmıştı. Bu toplumsal değişiklik ve heyecan Başkahin tarafından yüksek kurulun toplanmasına ve Elçileri sorgulamasına sebep oldu:

Elçilerin İşleri 4: 5 Ertesi gün Yahudiler'in yöneticileri, ileri gelenleri ve din bilginleri Yeruşalim'de toplandılar. 6 Başkâhin Hanan'ın yanısıra, Kayafa, Yuhanna, İskender ve başkâhin soyundan gelen herkes oradaydı. 7 Petrus'la Yuhanna'yı huzurlarına getirtip onlara, "Siz bunu hangi güçle ya da kimin adına dayanarak yaptınız?" diye sordular.

 

Elçilerin yüksek kurulun sorgusuna verdiği cevap onların İsa tarafından yetiştirilip atandığını göstermekteydi:

Elçilerin İşleri 4: 9-10 Eğer bugün bir hastaya yapılan iyilik nedeniyle bizden hesap soruluyor ve bu adamın nasıl iyileştiği soruşturuluyorsa, hepiniz ve bütün İsrail halkı şunu bilin: Bu adam, sizin çarmıha gerdiğiniz, ama Tanrı'nın ölümden dirilttiği Nasıralı İsa Mesih'in adı sayesinde önünüzde sapasağlam duruyor.

 

Onların elçilikleri Mesih tarafından onaylanmıştı. Elçilerin de bu onaylanmaya verdikleri cevaplar İsa’nın Mesih olduğuna ve dirilişine tanıklık etmekten ibaretti.[1] Çünkü İsa’dan ölülerin dirilişi üzerine eğitim almışlardı. Kurul üyelerinin Elçileri sorgulamasından ortaya çıkarttıkları sonuç şuydu:

Elçilerin İşleri 4: 13 Kurul üyeleri, Petrus'la Yuhanna'nın yürekliliğini görüp de bunların eğitim görmemiş, sıradan kişiler olduklarını anlayınca şaştılar ve onların İsa'yla birlikte bulunduklarını fark ettiler.

 

Onlar cesur ve eğitim görmemiş kimselerdi; ancak o toplumda çok görülebilecek bu sıradan özelliklerden onları ayıran bir şey vardı: onlar İsa'yla birlikte bulunmuş kimselerdi”.

 

Diğer yandan Mesih’in öğretilerinde pek çok kez Eski Ahit’in tanıklığına dayanarak konuşmasından dolayı Elçiler Kutsal Kitaba Mesih’in gözü ile bakmayı öğrenmişlerdi. Yeni Ahit’in tamamına baktığımızda Mesih’in doğrudan konuştuğu bölümlerin dışında kalan ayetlerin Eski Ahit ile ilişkilendirilmesi bunun en çarpıcı örneğidir:[2]

Luka 24:44 Sonra onlara, «Ben daha sizlerle birlikteyken size şu sözleri söylemiştim: `Musa'nın Yasasında, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlarda benimle ilgili yazılmış olanların tümünün gerçekleşmesi gerektir'» dedi.

 

İleri Çalışma İçin:

(Efesliler 6:17 Kurtuluş miğferini ve Tanrı sözü olan Ruh'un kılıcını alın)

- Mesih’in ve Elçilerin vaazlarında Eski Ahit’in ayetlerine dayalı konuşmalar yapabilmesi üzerine ayet ezberleme konusunda düşününüz. 

 

Bu fark da onların vaazından bir çok kimsenin iman etmesini açıklıyordu:

Elçilerin İşleri 4: 4 Ne var ki, konuşmayı dinlemiş olanların birçoğu iman etti. Böylece imanlı erkeklerin sayısı aşağı yukarı beş bine ulaştı.

 

Kurul üyeleri eğitimli, kültürlü, Kutsal Kitap konusunda oldukça bilgili kimselerdi. Onların açısından baktığımızda elçiler insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu” kimseler değillerdi (I.Korintliler 1:26).

 

Ancak bu kimselere Rab yeni bir kimlik, yeni bir bakış açısı vermişti.

I.Korintliler 2: 1 Kardeşler, Tanrı'yla ilgili bildiriyi duyurmak için size geldiğimde, söz ustalığıyla ya da üstün bilgelikle gelmedim. 2 Aranızdayken, İsa Mesih'ten ve O'nun çarmıha gerilişinden başka hiçbir şey bilmemeye kararlıydım. 3 Size zayıflık ve korku içinde geldim, tir tir titriyordum! 4 Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruh'un kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu. 5 Öyle ki, imanınız insan bilgeliğine değil, Tanrı gücüne dayansın.

 

Elçilerden başka Mesih’in etrafında değişik görevler üstlenen başka öğrenciler de vardı. Ancak O’nun öğrencileri [sadık olanlar] göründüğünden daha azdı. Çünkü insanlar Tanrısal Krallığın öğretilerini duydukça, Mesih’in kimliğine dair olan gerçekler açıldıkça bazı kimseler korkup geri döndüler: 

[3]Yuhanna 6:60 Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, "Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?" dediler.

61 Öğrencilerinin buna karşı söylendiğini anlayan İsa, "Bu sizi şaşırtıyor mu?" dedi.

62 "Ya İnsanoğlu'nun önceden bulunduğu yere yükseldiğini görürseniz...?[4]

63 Yaşam veren Ruh'tur. Beden bir yarar sağlamaz. Sizlere söylediğim sözler ruhtur, yaşamdır.

64 Yine de aranızda iman etmeyenler var." İsa iman etmeyenlerin ve kendisine ihanet edecek kişinin kim olduğunu baştan beri biliyordu.[5]

65 "Sizlere, 'Baba'nın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez' dememin nedeni budur" dedi.

66 Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık O'nunla dolaşmaz oldular.

 

Fakat Mesih’in etrafında “öğrenci” olarak bulunan kimselerin toplu bir şekilde ayrılmasına rağmen, Mesih odaklandığı hedefinden vazgeçmedi.[6]

Elçiler Mesih’in başkahin olarak yaptığı dua ile kutsanmış[7] ve böylece Mesih’in hizmet vizyonu için ayrılmışlardı. Elçiler de Mesih’in dünyadaki hizmetini bıraktığı yerden devam ettireceklerdi.[8]

 

Diğer yandan Mesih İsa öğrenci yetiştirirken kendisini halktan hiç ayırmadı. Onlarla bir araya gelme fırsatlarını iyi kullanmaya çalıştı. Hem tek tek (Yuhanna 3:1; 4:7, Luka 19:7)[9] hem de kalabalıklara (Matta 5:1-2) konuştu. Ancak Mesih İsa kendi dönemindeki dini önderlerden farklı bir şekilde, “yetkili biri olarak” öğretiyordu (Matta 7:29):

Markos 1:22Halk O'nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu.

 

Böylece bütün bunların yanında halk ile ilişkisi de farklıydı. Bu yüzden halk O’nu [Matta 2:1-2, Markos 15:2] kendi Kralı yapmak bile istedi:

Luka 19: 36 İsa ilerlerken halk, giysilerini yola seriyordu. 37 İsa Zeytin Dağı'ndan aşağı inen yola yaklaştığı sırada, öğrencilerinden oluşan kalabalığın tümü, görmüş oldukları bütün mucizelerden ötürü, sevinç içinde yüksek sesle Tanrı'yı övmeye başladılar. 38 "Rab'bin adıyla gelen Kral'a övgüler olsun! Gökte esenlik, en yücelerde yücelik olsun!" diyorlardı.

 

Çünkü Mesih’in öğretisi, insanlarla ilişkisi, farklı kişiliği kalabalıkların dikkatini çekmekteydi:

Yuhanna 12: 17 Lazar'ı mezardan çağırıp ölümden dirilttiği sırada İsa'yla birlikte bulunan kalabalık buna tanıklık etti. 18 İsa'nın bu doğaüstü belirtiyi gerçekleştirdiğini duyan halk O'nu karşılamaya çıktı. 19 Ferisiler ise birbirlerine, "Görüyorsunuz, elinizden hiçbir şey gelmiyor. Bütün dünya O'nun peşine takıldı" dediler.

 

Ancak Mesih İsa etrafına toplanmış olan kalabalığı hiçbir zaman bu dünyanın kendisine yönelttiği tepkilere karşı bir güç unsuru veya savunma silahı olarak kullanmayı düşünmedi.[10] Çünkü O dünyasal bir Kral ya da en büyük askeri bir komutan olarak gelmemişti. Bu yüzden de dünyasal krallıkların güç kullanma yöntemleri O’nun ilgisini çekmedi. Mesih güç kullanarak dünyanın güçlerini yenmek için değil, çarmıh ölümüyle dünyayı yenmek ve halkını kurtarmak için gelmişti:

Matta 17: 9 Dağdan inerlerken İsa onlara, "İnsanoğlu ölümden dirilmeden, gördüklerinizi kimseye söylemeyin" diye buyurdu.

 

Böylece İsa Mesih “Yüce Görev” vizyonu için kalabalıkları peşinden sürükleyecek önderleri yetiştirmeyi amaçladı. Kendisi tek başına kalabalıkları peşinden sürükleyen biri olmak istemedi. Böylece “Yüce Görev” vizyonu için Elçilere özel bir ilgi gösterdi:

Luka 22: 32 Ama ben, imanını yitirmeyesin diye senin için dua ettim. Geri döndüğün zaman kardeşlerini güçlendir.

 

Çünkü iyi yetişmiş önderler olmaksızın halk acınacak bir durumda olacaktı: 

Markos 6: 34 İsa tekneden inince büyük bir kalabalıkla karşılaştı. Çobansız koyunlara benzeyen bu insanlara acıdı ve onlara birçok konuda öğretmeye başladı.

 

Çünkü ancak iyi donanımlı önderler öderlik ettikleri sürüyü dünyaya ve şeytana karşı koruyup onlara doğru yön verebilecektir.

 

Böylece Mesih İsa Tanrısal Krallığa ve Müjde’yi yayma hizmetinde büyük kalabalıklardan çok, tek tek kişilerle olan yakın ilişkiye dayalı bir öğrenci yetiştirme  ve Müjdeleme yolu izlemiştir. Yüce görev için kilisenin takip etmesi gereken yol da budur.[11] 

 

Böylece Mesih “Yüce Görev” vizyonunu yerine getirmek için en başında tek tek kişisel ilişkiye dayalı bir Müjdeleme/Öğrenci Yetiştirme modeli uygulamıştır. Böyle bir yolla kişilerin bu vizyon için gerekli donanımı edinmesine çalışmıştır. Çünkü yaşamlar radikal bir şekilde değişmedikçe kişiler başkalarının yaşamlarını yenilemek üzere hizmet edemezlerdi. 

 

İsa Mesih’in yeryüzündeki hizmeti böyle bir çalışmaya dayanmaktadır: bütün bir sürü için sevgi ile, bilgi ile, dua ile hizmet edecek, adanmışlıkla dolu önderler yetiştirmek… Mesih’in kiliseye model olarak gösterdiği yoldur. 

 

Mesih’in Elçilere yönelik yaklaşık üç yıllık verdiği özel eğitim onların denenmelerde galip bir tanıklık, çarmıh yolunda adanmışlıkla Müjde’ye hizmet etmesi için gereken donanıma sahip olmaları içindi. Böylece Elçilerin eğitilmesi, “Yeruşalim’de, Yahudiye’de, Samiriye’de ve yerin bütün uçlarında” yaşayan insanlara tanıklık ve onların eğitilmesi için gerekliydi.

Elçilerin İşleri 1: 8 Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim'de, bütün Yahudiye ve Samiriye'de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.

 

Ancak Elçiler Mesih ile birlikteyken onları Müjdeleme konusunda çok fazla aktif olarak görmüyoruz. Ancak Mesih İsa, Elçileri çağırırken onları Göklerin Egemenliği için “insan tutan balıkçılar” olmak üzere çağırmıştı (Matta 4:19). Elçilerin etkin bir topluluk olması Mesih’in Pentekost gününden itibaren başlıyor. O zamana kadar yaklaşık yüz yirmi kişilik küçük bir topluluk idiler. Bu durumda Elçilerin Mesih’in çarmıh ve yükselişine tanık olana kadar Mesih’in yaptıklarına ve vaazlarına dayalı olarak bir eğitim döneminden geçtikleri gerçeği ile karşılaşıyoruz.

 

Bu yüzden Efesliler Mektubu (4:12) kutsalların hizmet görevini yapmak ve Mesih'in bedenini geliştirmek üzere donatılmasından” bahsediyor. Çünkü kalabalıklar iyi donanıma sahip önderleri izlerler.

 

Öyleyse imanda henüz yeni kimseler, Rab ile birlikte yürüme birikimleri olmayan, henüz denenmelerle karşılaşmamış kimselerin Müjdeleme konusunda ciddi bir faaliyet içine girmeleri erken bir karar olacaktır –ancak kişilerin yakın çevreleri ile olan diyaloglarında Rab’bi paylaşma için olan isteklerini de bir ölçüde makul karşılamak gerekir.[12]

 

Hristiyan hayatında henüz yeni olan kimselerin eskatolojik bir Müjdenin evrenselliğini kavramaları çok zordur. Yeterli bir eğitim alma süreci yaşamamış kimseler –dolayısı ile belirli bir süre boyunca da henüz hizmet için gereken tecrübelerden geçmemiş kimseler- birden hizmet etme konumuna getirildiklerinde o kişilerin iyi bir eğitim ile geliştirecekleri yetenek ve armağanlarının önüne engel konulmuş olur –kendilerini yeterince geliştiremezler. Bu kişiler bir ruhsal savaşta olduğunun henüz tam anlamıyla bilincinde değilken, henüz sabır, özdenetim, yumuşak huyluluk gibi meyvelerde büyümeleri gereken bir çağda hizmet sorumluluğu aldıklarında cesaretlerini çok çabuk kaybedebilir, bazen de korku ile bu hizmetlerini bırakabilirler; diğer yandan dünyasal kaygılar veya hevesler kişiyi yoldan çıkarabilir. Unutmamak gerekir, kalabalıklar iyi donanıma sahip önderleri izlerler; kalabalıklar kendisini vaftiz edecek kimseleri aramıyor; iyi donanıma sahip önderler Mesih’in öğrencisi olarak insanları yetiştirmek üzere vaftiz ederler.

 

İleri Çalışma İçin:

- Mesih on ikileri göreve gönderirken onlara karşılaşacakları sıkıntılar ve baskılar konusunda da öğretmiştir. Matta 10. bölümün tamamına bakarak Matta 10:16, 22, 25, 28, 32 ayetlerini değerlendiriniz.

 

 

II.2. Öğrenci Yetiştirmede Mesih’in Yolu

 

II.2.a-) Tek bir kişi ya da topluluk

Mesih İsa kalabalıklara ve tek tek kişilere konuştuğunda Elçiler bütün bu öğretişlere tanık oldular. Böylece Mesih bütün zamanını sadece Elçilerle baş başa kalarak değil, onlara hayatın içindeki her durumda bir şeyler göstererek öğretti.

 

Ancak kalabalıklara, tek tek kişilere ve Elçilere ayırdığı zamanın yanında Mesih’in kendisi için ayırdığı özel zamanlar da vardı:

Markos 6: 46 Onları uğurladıktan sonra, dua etmek için dağa çıktı.[13]

 

Öyleyse Yüce Göreve hizmet eden kişiler kendilerini ve hizmetlerini gözden geçirmek; toplu dua ve tapınma pratiğinden farklı olarak Rab ile ilişkilerini yenilemek ve derinleştirmek için kendilerine özel zaman ayırmalıdır. Kilisede Kelam, dua, sakramentler ve Tanrı halkı ile devam eden paydaşlık için hizmetkarlar kişisel olarak Kelam ve dua ile Rab’be bakmayı ve O’nun ile paydaşlıkta derinleşmeyi aramalıdırlar.[14]

 

Mesih ve Elçiler arasındaki yakınlık bazen Mesih’in yalnız kalmasına müsaade etmeyecek kadar derindi.

Matta 10: 24 Öğrenci öğretmeninden, köle efendisinden üstün değildir.

Luka 11: 1 İsa bir yerde dua ediyordu. Duasını bitirince öğrencilerinden biri, "Ya Rab"dedi, "Yahya'nın kendi öğrencilerine öğrettiği gibi sen de bize dua etmesini öğret."

Yuhanna 13: 33 Çocuklar! Kısa bir süre daha sizinleyim. Beni arayacaksınız, ama Yahudiler'e söylediğim gibi, şimdi size de söylüyorum, benim gideceğim yere siz gelemezsiniz (21:5).

 

Ancak Müjde’ye hizmet eden görevlilerin ‘zamanı doğru kullanma’ konusunda denge sağlamaya gayret etmeleri gerekir. Bir kişiye ya da bir yere verilen Müjdeleme hizmetini, ev-iş-aile-kilise sorumluluğuna engel teşkil etmemelidir.

 

Bu yakınlıkla onları tanıkları olarak yetiştirdi:

Yuhanna 15: 27 Siz de tanıklık edeceksiniz. Çünkü başlangıçtan beri benimle birliktesiniz.

Markos 3: 14-19 İsa bunlardan on iki kişiyi yanında bulundurmak, Tanrı sözünü duyurmaya göndermek ve cinleri kovmaya yetkili kılmak üzere seçti…

 

II.2.b-) Her yerde Mesih’le birlikte olmak

- Kör bir adamımın gözlerinin açılması (Luka 18:35-43) örneğine baktığımızda iyileşen adam Mesih’in ardından gidiyor; Mesih’in öğrencileri arasına katılıyor.

 

- İyileşen kör adamın kendisine katılmasına izin veren Mesih, Geresa bölgesindeki cinli adamın iyileştirilmesi (Markos 5:1-20) örneğine baktığımızda ise kendi öğrencileri arasına katılmak isteyen bu adama izin vermediğini görmekteyiz:

Markos 5: 18 İsa tekneye binerken, önceleri cinli olan adam O'na, "Seninle geleyim" diye yalvardı.

19 Ama İsa adama izin vermedi. Ona, "Evine, yakınlarının yanına dön" dedi. "Rab'bin senin için neler yaptığını, sana nasıl merhamet ettiğini onlara  anlat."

20 Adam da gitti, İsa'nın kendisi için neler yaptığını Dekapolis'te duyurmaya başladı. Anlattıklarına herkes şaşıp kalıyordu.

 

Bu örneklerde iki farklı olay, iki farklı kişi görüyoruz. Ancak her ikisinde de ortak bir yön var –değişen, yenilenen bir yaşam; her ikisi de Mesih’e tanıklık hizmetinin birer [farklı] örneği… Böylece bizler Müjdelediğimiz kişinin bizim yanımızda kalmasını, bizim topluluğumuzda devam etmesini belirlemeye kalkmadan önce onların en verimli olacağı alana gönderilmesini gözetmeliyiz.[15]

 

II.2.c-) İsa'yı izlemenin bedeli ve öncelikler

Matta 8: 18 İsa, çevresindeki kalabalığı görünce gölün karşı yakasına geçilmesini buyurdu. 19 O sırada din bilginlerinden biri O'na yaklaşıp, "Öğretmenim" dedi, "Nereye gidersen, senin ardından geleceğim." 20 İsa ona, "Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu'nun başını yaslayacak bir yeri yok" dedi.

21 Başka bir öğrencisi İsa'ya, "Ya Rab, izin ver, önce gidip babamı gömeyim" dedi. 22 İsa ona, "Ardımdan gel" dedi. “Bırak ölüleri, kendi ölülerini kendileri gömsün”.

 

Bu ayetlerde Mesih’in öğrencilerini kişisel istekleri, ihtiyaçları ve görevleri açısından Tanrı’nın çağrısını nasıl cevaplamaları gerektiğini görüyoruz:

- a.18) Bazen kişilerde bir istek görüyoruz  senin ardından geleceğim.

- a.20) Ancak Mesih onlara yaşamsal rahatlığa ve kişisel ihtiyaçlara dair bir söz vermiyor (–yeme, içme, barınma…).

- a.21) Kişilerin dünyasal öncelikleri uygun bir sıraya koyamamasından dolayı bazen “Mesih’in ardından gitme istekleri” kişinin kendine öncelik edindiği işlerin listesi içinde en alt sırada kalıyor gidip babamı gömeyim.

- a.21) Hristiyan olarak sorumluluklarımız ve görevlerimiz bazen dünyanın önceliklerinden faklı olmak durumundadırBırak ölüleri, kendi ölülerini kendileri gömsün.

 

II.2.d-) Tanrı’nın çağrısına öncelik verilmeli:

Tesniye 26: 2 Tanrınız RAB'bin size vereceği ülkenin topraklarından topladığınız bütün ürünlerin ilk yetişenlerini alıp bir sepete koyacaksınız. Sonra Tanrınız RAB'bin adını yerleştirmek için seçeceği yere gideceksiniz.

I.Krallar 17:13 İlyas kadına, "Korkma, git yiyeceğini hazırla" dedi, "Yalnız önce bana küçük bir pide yapıp getir. Sonra oğlunla kendin için yaparsın.

Matta 6: 33 Siz öncelikle O'nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir.

Sayılar 3:13 Çünkü bütün ilk doğanlar benimdir. Mısır'da ilk doğanların hepsini yok ettiğim gün, İsrail'de insan olsun hayvan olsun bütün ilk doğanları kendime ayırdım. Onlar benim olacak. Ben RAB'bim.

 

Bu ayetlerden hayatın her alanında Tanrı’ya öncelik verilmesinin gerekliliğini öğreniyoruz. Tarlada çalışmak da, birisi ile paydaşlıkta bulunmak da, evdeki yaşam da Rab’bin yüceliğine ve görkemine adanmış olmalıdır.

 

Yüce Görev kişisel performans ve aktiviteler ile ilişkili olmaktan Hristiyan yaşamının tamamı boyunca vardır; Yüce Görev, Hristiyan yaşamının devamı boyunca, yaşamın kendisi olarak vardır. Hristiyan yaşamı bütün nefes aldığımız zamanın gizlilik ve açıklıkları ile Rab’be adanmasıdır.

 

Öyleyse tarlada çalışan Hristiyan bir işçi ile aynı tarlada çalışan Hristiyan olmayan bir işçi arasında bir fark olmalıdır. Yani Hristiyan kişi bu dünyadaki yaşamını ruhsal yaşam ve dünyasal yaşam diye ikiye bölemez; Hristiyan kişiler bekarlıklarıyla, evlilikleriyle, geçimlerini sağladıkları işleriyle; komşuları, arkadaşları, akrabaları ve içinde yaşadıklarıkları sosyal çevre ile olan bütün zamanlarında Rab’bin görkemine öncelik vererek yaşamalıdırlar:

Matta 25 [32-39]: 40 "Kral da onları şöyle yanıtlayacak: 'Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz.'

I.Korintliler 10: 31 Sonuç olarak, ne yer ne içerseniz, ne yaparsanız, her şeyi Tanrı'nın yüceliği için yapın.

Koloseliler 3: 18 Ey kadınlar, Rab'be ait olanlara yaraşır biçimde kocalarınıza bağımlı olun.

19 Ey kocalar, karılarınızı sevin. Onlara sert davranmayın.

20 Ey çocuklar, her konuda anne babalarınızın sözünü dinleyin. Çünkü bu Rab'bi hoşnut eder.

21 Ey babalar, çocuklarınızı incitmeyin, yoksa cesaretleri kırılır.

22 Ey köleler, dünyadaki efendilerinizin her sözünü dinleyin. Bunu, yalnız insanları hoşnut etmek isteyenler gibi göze hoş görünen hizmetle değil, saf yürekle, Rab korkusuyla yapın.

23-24 Rab'den miras ödülünü alacağınızı bilerek, her ne yaparsanız, insanlar için değil, Rab için yapar gibi candan yapın. Rab Mesih'e kulluk ediyorsunuz.

 

Kutsal Kitap bizleri önceliğin Tanrı’ya verildiği bir yaşama çağrımaktadır.[16] Çünkü bizler Tanrı’ya ayrılmış yaşamlarla ‘ışık’ olarak dünya yol ve örnek göstermek için varız. Öyle ki, Oğul birçok kardeş arasında ilk doğan olsun” (Romalılar 8:29):

Matta 5: 14 "Dünyanın ışığı sizsiniz. Tepeye kurulan kent gizlenemez.

15 Kimse kandil yakıp tahıl ölçeğinin altına koymaz. Tersine, kandilliğe koyar; evdekilerin hepsine ışık sağlar.

16 Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!"

I.Petrus 2: 12 İnanmayanlar arasında olumlu bir yaşam sürün. Öyle ki, kötülük yapanlarmışsınız gibi size iftira etseler de, iyi işlerinizi görerek Tanrı'yı, kendilerine yaklaştığı gün yüceltsinler.

 

Hayatımız bütün yaratılışın ilk doğanı olan Mesih’e, O’nun ölümü ve dirilişine tanıklık etmelidir (Koloseliler 1:15):

Kololseliler 1: 18 Bedenin, yani kilisenin başı O'dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç olan ve ölüler arasından ilk doğan O'dur.

 

Çünkü Tanrı’nın ev halkı olan bizler kişisel olarak ve kilise topluluğu olarak bütün yaratılışın önünde “ilk meyve” yani turfan olarak varız.

Yakup 1: 18 O, yarattıklarının bir anlamda ilk meyveleri olmamız için bizleri kendi isteği uyarınca, gerçeğin bildirisiyle yaşama kavuşturdu.

 

Yaşamda ve ölümde Rab’be ilk önceliği vermeye çağrılmışız:

Romalılar 14: 7 Hiçbirimiz kendimiz için yaşamayız, hiçbirimiz de kendimiz için ölmeyiz. 8 Yaşarsak Rab için yaşarız; ölürsek Rab için ölürüz. Öyleyse, yaşasak da ölsek de Rab'be aitiz.

 

II.2.e-) Yetiştirme ve gönderme

Luka 10: 1 Bu olaylardan sonra Rab yetmiş kişi daha görevlendirdi. Bunları ikişer ikişer, kendisinin gideceği her kente, her yere kendi önünden gönderdi.

 

Mesih’in tek tek ya da kalabalıklara yaptığı hizmet neticesinde etrafında öğrenciler çoğaldı. Bunları hizmet için, öğrendiklerini kullansınlar diye gönderdi. Elçiler bütün bu aşamalara tanık oldular. Böylece Mesih’in öğrencileri Mesih’in onlara ya da başkalarına olan öğretilerine, davranışlarına tanık olarak yetiştiler.

 

Mesih’in ikişer ikişer öğrenci gönderme modeli için söyleyeceğimiz şey öncelikle şudur: öğrenci yetiştirme ve paydaşlık birlikte devam eden bir şey olarak karşımıza çıkmaktadır –yani Mesih’le birlikteliğimiz olduğu için birbirimizle paydaşlığımız vardır. Luka 10:17 ayetinde Yetmişler’in sevinç içinde döndüğünü okuyoruz. Birlikte öğrenme, birlikte hizmet –“ben yaptım” değil; “Rab yaptı” diyebilmeyi de getirecektir.

 

Matta 8:20 ayetinde Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu'nun başını yaslayacak bir yeri yok diyen ayet Mesih’in alçakgönüllülüğünü vurgulaması açısından ayrı bir örnektir.[17] Yetişen öğrenciler “Rab yaptı” diye tanıklık verirken O’nun alçakgönüllülüğünü de örnek almalıdır.

 

II.2.f-) Mesih’in yaşam değiştiren Müjde’sini yayıp uluslara öğretecek öğrenciler nasıl yetişmelidir?

Müjde’yi yayacak önderlerin yetişme modeline baktığımızda Elçilerin Mesih’in dizi dibinde öğrendiklerini görüyoruz. Burada da yine karşımıza çıkan model öğretmen-öğrenci birlikteliğine [paydaşlığına] dayalı bir yetiştirme modelidir.

 

İnsanların hayatlarında kökten bir değişim getirecek önderlerin öncelikle kendilerinin hayatlarının değişmesi gerekecektir. Mesih’in Elçilerle gece gündüz haftanın bütün günleri bir arada olmasına baktığımızda bugünün öğrenci yetiştirme modelinin neden aksak adımlarla devam ettiği anlaşılabilir. Pazar ibadetleri ve hafta içi Kelam çalışmalarıyla bir öğrenci yetiştirme modeli ile Mesih’in Elçilerle sürekli birliktelik içinde olma modeli arasında fark vardır: öğrenci yetiştirmeyi haftanın birkaç günü ile başarmak zordur.

 

Kiliseye yeni katılan kimselerin üyelik ve vaftiz öncesi hazırlığı için gerekli materyallerin hazırlanması yanında, bu iş için uygun kimselerin Kiliseye yeni katılan kişilere ayırdığı özel zamanlar olmaldır: birlikte Kelam okuma ve çalışma, birlikte dua yanında kişinin Kelama ve gündelik hayata dair bakışını doğru bir şekilde yönlendirmek, kişinin sorunları ile ilgilenmek; onların hayata olan bakışına Kelami bir açı kazandırmak, Müjde’yi yaşamlarının her alanında bir temel ve öncelik yapabilmek…

 



[1] Elçilerin İşleri 1: 21-22 "Buna göre, Yahya'nın vaftiz döneminden başlayarak Rab İsa'nın aramızdan yukarı alındığı güne değin bizimle birlikte geçirdiği bütün süre boyunca yanımızda bulunan adamlardan birinin, İsa'nın dirilişine tanıklık etmek üzere bize katılması gerekir."

[2] –önder karakteri: Kutsal Kitabı iyi bilmek.

[3] Yuhanna 6:26-29 ayetlerine bakınız

[4] Mesih’in dirilişi ve yükselişinden sonra Müjde, Mesih’in yeryüzündeki hizmetinden daha fazla görkem ile parlayacaktı (Yuhanna 12:24 Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir).

[5] Mesih’in öğrencisi olmak Mesih ile sürekli birlikteliği gerekli kılacaktır (Elçilerin İşleri 4:12). Hristiyan İmanı, Mesih’in ölümünde ve dirilişinde O’nun ile birleşmişliği gerekli kılar (Romalılar 6:4-5). Çünkü dünyanın sonuna kadar bizimle birlikte olma vaadini veren O’dur (Matta 28:20).

[6] –önder karakteri: amaca adanmışlık, yalnızlık ve teşviksiz durumda bile amaca adanmışlık, kararlılıkla öğrenci yetiştirmeye devam etmek, bereketlemek, atamak, göndermek...

[7] Yuhanna 17. bölümdeki duaya bakınız.