KÜTÜPHANE

 

İMAN YOLU

 

İÇİNDEKİLER

 

SUNUŞ

YAZARIN NOTU

İMAN AÇIKLAMASI

I. BÖLÜM: TANRI’YA İMAN

1. “İnanıyorum”

2. “Tek Tanrı’ya”

II. BÖLÜM: BABA OLAN TANRI

3. “Göğün ve yerin yaratanı”

4. “Her şeye gücü yeten Baba”

III. BÖLÜM: OĞUL TANRI

5. “Ve O’nun biricik Oğlu Rabbimiz”

6. “Mesih İsa’ya”

7. “Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu”

8. “Pontiyus Pilatus zamanında acı çekerek”

9. “çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü, ölüler diyarına indi”

10. “üçüncü gün ölüler arasından dirildi”

11. “Göğe çıktı”

12. “her şeye gücü yeten Baba Tanrı’nın sağında oturdu”

13. “Oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için tekrar gelecektir”

IV. BÖLÜM: KUTSAL RUH TANRI

14. “Kutsal Ruh’a”

15. “Kutsal Evrensel Kilise’ye”

16. “Kutsalların birliğine”

17. “Günahların affına”

18. “Ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanıyorum. Amin

İLAVE BÖLÜM: “Mesih’le Birleşme”

İZNİK İNANÇ AÇIKLAMASI

ATANASIAN İNAÇ AÇIKLAMASI


SUNUŞ

 

 

Biri bize “Neye inanıyorsunuz?” sorusunu sorduğu zaman bu kimseye verdiğimiz cevap aslında bizim kendi İman Açıklamamız olur. Bu durumda “İman Açıklamasına Gerek Yok” diyemeyiz. Çünkü yaşadığımız süre boyunca pek çok defa imanımızı başkalarına açıklarız. Yani bir şekilde İman Açıklaması kullanırız. Kilisenin kendi tecrübeleriyle oluşmuş, Elçisel İman [veya İnanç] Açıklaması ya da Elçilerin İman [veya İnanç] Bildirgesi olarak adlandırılan bu açıklamayı kullandığımız zaman ise Hristiyan İmanını oluşturan esasları tam ve doğru bir şekilde sıralamış oluyoruz. Böylelikle bir Hristiyanın Tanrı’ya iman ve güveninde “olmazsa olmaz” esasları Müjdeci bir yaklaşımla ilan etmiş oluruz. Öyleyse şunu söyleyebiliriz: üzerinde çalıştığımız bu İman Açıklaması Müjdeci bir eserdir ve Müjdeci bir yaklaşımla Elçilerin İman Açıklaması Gerçek İmanın içinde olması gereken esasların özetlenerek bir araya getirilmesinden ortaya çıkmış bir eserdir.

 

Rev. Donald Cobb’un hazırladığı seminer notlarının düzenlenmesi ile uğraştığım uzun zaman boyunca İman Yolu esaslarını incelerken, uygun dipnot ve referans ayetleri üzerinde düşünürken aldığım bereketi bu zaman boyunca vaazlarımda da cemaatim ile paylaştım. Sizlere de bereket olacağı düşüncesiyle bu değerli çalışmayı takdirlerinize sunuyorum.

 

Saygılarımla,

Rev. İlhan Keskinöz


YAZARIN NOTU

 

“ELÇİLERİN İMAN AÇIKAMASI” adlı bu çalışmanın amacı kilisenin bu eski iman açıklamasının Kutsal Yazılardaki temellerini ve bu açıklamada bulunan ifadelerin anlamlarını göstermektir.

 

Her bölüm başlığının hemen altına yazılan ayetler o bölüme ışık tutmak amacıyla konulmuştur.

 

Şimdiki haliyle İman Açıklaması, sekizinci yüzyıldan geliyor; ama esas sureti çok daha öncede kalıyor. Kilise Önderi Rufinus 404 yılına doğru bu Açıklama konusunda bir eser yazdı; ve açıklamanın kaynağının İsa’nın öğrencileri olduğuna iddia etti. Kilise Babalarından Tertullien (MS 200) yazdığı bir eserin birinde, bir “iman yolu’nu” tekrar çıkarıp gösteriyor; bu İman Yolu, bugünkü iman açıklamasının genel suretini ve içeriğini izliyor ve Tertullien’in yazılarından tüm Kilisenin bu İman Yolunu kabul ettiğini öğreniyoruz. Bu da, bu İman Yolu içindeki açıklamayı hangi anlamla “elçisel” olarak kavramamızın gereğini güzel bir şekilde özetliyor. Sıklıkla bu İman Yolu “Elçilerin İman Açıklaması” olarak adlandırılır. Bunun sebebi de, Kilisenin en başlangıcından beri tüm Hristiyanlar tarafından kabul edilmesidir. İman Yolu ya Elçilerin sözlerinden ya da onların yazılarından güvenilir bir şekilde özetlenerek bu haline getirilmiştir.

 

İmanımızın evrenselliği, birliği ve tarihselliğini belirten bu açıklama önemini şu niteliğinde buluyor: Kutsal Yazıların temel öğretişlerini güvenilir, az ve öz bir biçimde ortaya çıkarıp özetliyor.

 

Rev. Donald Cobb

İstanbul; Mart, 2000


ELÇİLERİN İMAN AÇIKLAMASI

 

Göğün ve yerin yaradanı, her şeye gücü yeten Baba, Tek Tanrı’ya ve

O’nun biricik Oğlu Rabbimiz Mesih İsa’ya inanıyorum.

 

O Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu. Pontiyus Pilatus zamanında acı çekerek çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü, ölüler diyarına indi. Üçüncü gün ölüler arasından dirildi, göğe çıktı her şeye gücü yeten Baba Tanrı’nın sağında oturdu. Oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için

tekrar gelecektir.

 

Kutsal Ruh’a, Kutsal Evrensel Kilise’ye, Kutsalların birliğine, günahların affına, ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanıyorum.

 

AMİN.


I. BÖLÜM: TANRI’YA İMAN

 

1. “İnanıyorum”

(İbraniler 11, Romalılar 3:21-28)

 

İman, Hristiyan hayatın tümü için esas olan, Tanrı’ya bağlanan bir güvendir. imanın özel nesnesi, üçlübir Tanrı’nın tarihte yaptığı satın alma işidir.

 

Heidelberg İlmihali: 21. Gerçek iman nedir?

Tanrı’nın kendi Sözünde gerçek olarak açıkladıklarına yalnızca bilgi ya da bilinçsizce bir inanış değildir;2 Kutsal Kitap3 aracılığı ile Kutsal Ruh’un4 bende yarattığı (içimde var ettiği), başka bir katkı olmadan İsa Mesih aracılığı ile bizler için kazanılan,5 başkaları için değil fakat benim de6 işlediğim günahların bağışlandığı, Tanrı önünde sonsuza dek aklandığım ve kurtuluş için kabul edildiğimden,7 derin-köklü bir emin olmadır.8

 

2 Yuhanna 17.3, 17, İbraniler 11.1-3, Yakup 2.19

3 Romalılar 1.16; 10.17, I.Korintliler 1.21

4 Matta 16.15-17, Yuhanna 3.5, Elçilerin İşleri 16.14

5 Romalılar 3.21-26, Galatyalılar 2.16, Efesliler 2.8-10

6 Galatyalılar 2.20

7 Romalılar 1.17, İbraniler 10.10

8 Romalılar 4.18-21; 5.1; 10.10, İbraniler 4.14-16

 

Heidelberg İlmihali: 22. O halde bir Hristiyan neye inanmalı?

Tanrı’nın Kutsal Kitapta bizlere vaat ettiği her şeye.9 Dünyanın her yerinde açıklanan, şüphenin ötesinde bir inançla Hristiyan imanımızın her maddesini Kutsal Kitap bizim için özetler.

 

9 Matta 1.18-20, Yuhanna 20.30-31

 

A-) İMAN’IN DOĞASI

İman Açıklamasının ilk Latince çevirisi, Credo (“inanıyorum”) sözüyle başlıyor. Bu şekilde başlıyarak İman Açıklaması, ‘İmanın’ sonra gelen şeylerin tümü için önemli olduğunu vurguluyor. Bu başlangıcın kısalığına rağmen iman, Hristiyanlıkla ilgili bu eski öğretişin merkezinde olan bir kuraldır. İlk yüzyıllardaki Kilise bu iman açıklamasına ‘Credo’ ünvanını vererek imanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. Mesihçi olduğumuzu söylemekte ve Mesihçi olarak yaşamakta iman en önemli bir unsurdur. Hristiyan hayatındaki her şey imanla başlıyor. Onsuz Hristiyanlık (yani Hristiyan İmanı) anlaşılamaz bir şey olur. Ve iman açıklaması için geçerli olan bu prensip, tüm Kutsal Yazılar için de geçerlidir. Bu nedenle, imanın esaslarını ele aldığımız zaman, ilk önce iman hakkında konuşmamız gerekir.

 

İbraniler Mektubu (11:1-3) imanın belkide en mükemmel tanımını veriyor: İman, sadece belirli bir şeyin gerçek olmasının akli olarak bir kabulü değildir:

İman, ümit edilen şeylere güvenmektir, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır. 2Atalarımız bununla Tanrı'nın beğenisini kazandılar. 3İman sayesinde anlıyoruz ki, evren Tanrı'nın buyruğuyla yaratıldı. Şöyle ki, görülen şeyler görünmeyenlerden oluştu.

 

İman yaşamımızı değiştiren bir inançla, Tanrı’ya güvenen bir tutumdur (İbraniler 11:4, 7-10, 17-19, Galalatyalılar 5:6).

İbraniler 11: 7İman sayesinde Nuh, henüz olmamış olaylarla ilgili olarak Tanrı tarafından uyarıldığında, Tanrı korkusuyla ev halkının kurtuluşu için bir gemi yaptı. Bununla dünyayı yargıladı ve imana dayanan doğruluğun mirasçısı oldu. 8İman sayesinde İbrahim, miras olarak alacağı ülkeye gitmek üzere çağrıldığı zaman Tanrı'nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı. 9İman sayesinde, bir yabancı olarak vaat edilen ülkeye yerleşti. Aynı vaadin ortak mirasçıları olan İshak ve Yakup'la beraber çadırlarda yaşadı. 10Çünkü mimarı ve yapıcısı Tanrı olan sağlam temelli kenti bekliyordu.

... 17İbrahim sınandığı zaman, imanla İshak'ı kurban olarak sundu. Vaatleri almış olan İbrahim, biricik oğlunu kurban etmek üzereydi. 18Oysa Tanrı ona, «Senin soyun İshak'la sürecektir» demişti. 19İbrahim, Tanrı'nın, ölüleri bile diriltebileceğini düşündü; nitekim İshak'ı simgesel bir şekilde ölümden geri aldı.

 

Görüldüğü üzere İMAN yaşantıyı değiştiryor, gündelik yaşamın adımlarını etkiliyor, yönlendiriyor.

 

İmanın tanımı kendimize değil Tanrı’ya olan bir güvenme[1] içerir:

Mezmur 37: 5 Her şeyi RAB'be bırak,

O'na güven, O gerekeni yapar.

Mezmur 40:5 Ya RAB, Tanrım,

Harikaların, düşüncelerin ne çoktur bizim için;

Sana eş koşulmaz!

Duyurmak, anlatmak istesem yaptıklarını,

Saymakla bitmez.

 

Bu sebepten de iman Tanrı’yı hoşnut eder.

İbraniler 11: 6 İman olmadan Tanrı'yı hoşnut etmek imkânsızdır. Tanrı'ya yaklaşan, O'nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.

 

Bu nedenle iman sadece akli olarak bir ‘bilme’ ya da alıştırmadan sınırsızca daha büyüktür; aslında Kutsal Yazılara göre, iman Tanrı’nın vaatlerini ve lütfunu ve bunun işaret ettiği şeyleri sıkıca tutmaktır. İmanı eylemlerimizden ayırsak (çünkü iman yaptıklarımızla teşhis edilemez) yinede onlardan ayrılmaz çünkü gerçek iman her zaman kendini yaşam tarzımızda ve hayatımızla somut bir şekilde açığa vurur.[2] Bu nedenle Yakup, imanın niteliği konusunda derin bir yanılmaya karşı gelerek gerçek imanın kendini “eylemlerimizde” gösterdiğini vurgular. İman, Tanrı’ya itaat etmemizle “etkin” olur, yani itaat etmemizle iman kendisini somut bir şekilde gösterir:

Yakup 2: 21Atamız İbrahim, oğlu İshak'ı sunağın üzerinde Tanrı'ya adama eylemiyle aklanmadı mı? 22Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı, eylemleriyle tamamlandı.

 

İbraniler Mektubunun 11. bölümü imanın sadece kurtuluşumuz için değil, gündelik yaşamımız için de ne kadar esas olduğunu öğretir: tıpkı o ‘iman kahramanları’ gibi, bizler de devamlı Tanrı’ya inanan bir tutumla, O’na güvenerek yürümeli ve yaşamalıyız. Yani iman geçici bir duygu veya imanlı hayatın sadece başlangıcında bulunan bir devre olamaz. Tam aksine iman, sevgimizin ve hareketimizin daimi ve en üst güdüsü olmalıdır. İman aracılığıyla Tanrı’nın doğruluğunun tam ve kesin olarak bize armağan edildiği umuduna dayanarak yaşıyoruz. İman, Tanrı’ya olan itaatımız, O’na ve komşumuza olan sevgimizin en derin kaynağıdır:

Galatyalılar 5: 5-6Mesih İsa’da ne sünnetlik ne de sünnetsizlik bir işe yarar; yalnız sevgiyle etkin olan imanın değeri vardır[3].

 

B-) İMANIN KAYNAKLANDIĞI VARLIK[4]

İmanın her zaman belirli bir nesnesi vardır; İman bizi bir varlığa yönlendirir. İmanın etkin olması; imanın gayretine ve gücüne veya büyüklüğüne bağlı değildir. Çünkü iman her zaman kendinden öteye bakarak güvenini başka bir şey üzerine koyar. İmanın kendisinin gücü yoktur. İmanın gücü neye veya kime inanıldığına bağlıdır.[5] Bu nedenle Pavlus iman hakkındaki öğretisinde (Romalılar 3:21-31) ‘İsa Mesih’e olan iman’dan veya ‘kanına olan iman’dan (3:22, 25-26) söz ediyor. Aslında imanın kendiliğinden değeri de yoktur. Ama bu eşsiz değeri ve sarsılmaz gücü eliyle tuttuğu Kişiden alıyor.

 

Koloseliler 2: 6O halde Rab Mesih İsa'yı nasıl kabul ettinizse, öylece O'nda yaşayın. 7Şükranla dolup taşarak O'nda köklenin ve gelişin, size öğretildiği gibi imanda güçlenin. Mesih’i nasıl kabul ediyoruz? Tövbe ve iman ile... Öyleyse ruhani hayatımız tövbe ve iman ile başlıyor ve böylece devam ediyor.

İki şey –yani sıkı bir güvenme ve imanın belirli nesnesi (İsa Mesih’te verilen Tanrı’nın lütfu)– birbirinden ayırılamaz. İmanın kaynağı ve bağlandığı varlık (öz nesnesi) Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta açıklanan tek Tanrı değilse bu iman gerçek değildir. Ve bu Kutsal Yazılar açısından iman olarak değerlendirilemez. Aynı şekilde, Mesih’e ve O’nun bereketlerine imandan başka bir yolla sahip olmak mümkün değildir. Heidelberg İlmihali, bu elemanların ikisine de güzel bir şekilde dikkati çekiyor:

21. Gerçek iman nedir? Tanrı’nın kendi Sözünde gerçek olarak açıkladıklarına yalnızca bilgi ya da bilinçsizce bir inanış değildir; Kutsal Kitap aracılığı ile Kutsal Ruh’un bende yarattığı (içimde var ettiği), başka bir katkı olmadan İsa Mesih aracılığı ile bizler için kazanılan, başkaları için değil fakat benim de işlediğim günahların bağışlandığı, Tanrı önünde sonsuza dek aklandığım ve kurtuluş için kabul edildiğimden derin-köklü bir emin olmadır.

 

Gerçek iman dikkatimizi tamamıyla Kutsal Ruh’un aracılığıyla, Baba’nın lütfunu ve adaletini gösteren Mesih’e çekiyor. Yani iman, her şeyden ziyade kendimizden (kendimize olan güven ya da kişisel niteliklerimiz ve yeteneklerimiz güvenden) vazgeçerek Tanrı’ya dönmek hareketi olarak açıklanabilir. İman, kendimize olan güveni reddedip; kurtuluşumuzu, yeterliliğimizi ve kimliğimizi Tanrı’da ve O’nun Mesih aracılığıyla bizim için yaptığı şeylerde aramak demektir:

Romalılar 3:27 Öyleyse neyle övünebiliriz? Hiçbir şeyle! Hangi ilkeye dayanarak? Yasa'yı yerine getirme ilkesine mi? Hayır, iman ilkesine. 28Çünkü insanın, Yasa'nın gereklerini yapmakla değil, imanla aklandığı kanısındayız.

 

Şuna dikkat etmeliyiz: hayatta her zaman kendini düşünme doğal eğilimimizden farklı olarak, bencil olmayan bir şekilde imanın kaynağı Tanrı’dır ve böyle olması gerekir. Tekrar söyleyelim: iman, sadece bir şeyin gerçek olduğunu kabul etmek değildir, kendi varlığımızın arzularının peşinden gitmek yerine, kendimizi merkez almak yerine, güvenen ve boyun eğen bir tutumla İsa Mesih’te sunulan lütfu ele alarak diri Tanrı’ya doğru gitmektir. Ama biz kendi kuvvetimizle Tanrı’ya dayanan bir güven asla yaratamayız, kendi kendimize yeterli olduğumuz düşüncesinden vaz geçmeliyiz. Bu nedenle Kutsal Yazılar, imanı hep “Tanrı’nın armağanı” olarak değerlendirir:[6]

Efesliler 2: 8İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır. 9 Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.

 

İman aracılığıyla özü ve en derin anlamı Mesih olan bu yaşamda kendimizi yerleştirilmiş olarak buluyoruz! İman, Tanrı’nın lütfuyla Oğlunda bize verdiği yeni yaşamdan önce gelmiyor, onun bir parçasıdır!

 

C-) İMAN İKRARININ ÖNEMİ

İman Açıklamasının önemi, bu iki temel öğeden ortaya çıkıyor: bu açıklama, imanımız için önemli olan şeyleri özetliyor. Bu şeyler olmadan imanın değeri olmayacaktı, çünkü imanın nesnesi, Tanrı, ve onun hareketleri olmayacaktı. Şöyle diyebiliriz: bu sembol, tarihte bizim kurtuluşumuz için etkin olan üçlübir Tanrı’yı açığa vuruyor.

 

İman Açıklaması, dikkatimizi ancak aklımızla bilmemiz gereken gerçeklere çekmi­yor; yaşayan, bizi seven ve tarihi bizi O’nun sonsuz egemenliğine getirmek için yönelten Tanrı’ya çekiyor. İman Açıklaması, bize Kutsal Yazıların Tanrı’sını gösteriyor.[7] Son olarak, iman açıklaması, Müjde’yi yayma görevimizde bize yardım eden bir araçtır; çünkü bize birkaç kısa, fakat temel ifadelerle çevremizde yaşayanların inanıp kabul etmeleri gereken şeyleri özünden hatırlatıyor. İman Açıklaması, imanımızın içeriğini daha iyi anlamamızı sağladığı için, imanımızı başkalarına anlatmamıza yardım ediyor (I.Petrus 3:15). [8]

 

İman Açıklamasını incelediğimiz zaman (veya her hafta ezberden okuduğumuz zaman) sadece soyut ve kişilik dışı belirli bir kaç gerçek saymıyoruz; bu açıklamada tasvir edilen ve bu şeyleri “bizim için ve kurtuluşumuz için”[9] yapan Tanrı’ya olan imanımızı ve güvenimizi ilan etmiş oluyoruz. Ve bu iman açıklamasını ilan ederek, imanın gerçeklerinin ve ima ettiği şeylerin gün geçtikçe hayatımızın daha büyük bir parçası olup sözlerimiz ve hareketlerimiz aracılığıyla başkaların bu aynı kurtuluşu bulma arzumuzu ilan ediyoruz. Tanrı, bize bu imanı ve isteği versin!


2. “Tek Tanrı’ya”

(Yeremya 9:23-24, Galatyalılar 4:4-5)

 

Tanrı, bizi O’nunla beraber olmamız için yarattı; Mesih aracılığıyla Tanrı’yla barışmış oluyoruz. Tarihte etkin olan Tanrı kendini üçlübir Tanrı olarak açıklıyor.

 

Heidelberg İlmihali: 24. Bu iman esasları kaça ayrılır?

Üçe ayrılır.

Baba Tanrı ve yaratılışımız;

Oğul Tanrı ve kurtarılışımız;

Kutsal Ruh Tanrı ve kutsallaşmamız.

 

Heidelberg İlmihali: 25. Tek bir Tanrı1 olduğu halde neden Baba, Oğul ve Kutsal Ruh

üçlüğünden söz ediyoruz?

Çünkü Tanrı kendi Sözünde öyle açıkladı.2 Bu farklı Üç Kişi tek, gerçek ve sonsuz Tanrı’dır.

 

1 Tesniye 6.4, I.Korintliler 8.4, 6

2 Matta 3.16-17; 28.18-19, Luka 4.18 (İşaya 61.1), Yuhanna 14.26; 15.26, II.Korintliler 13.14

Galatyalılar 6.4, Titus 3.5-6

 

 

 

A-) TANRI’YI TANIMAK

Yeryüzünde ‘konuklar’ (hac yolundaki yolcular) olarak yaşayan bizler için için iman temel bir unsurdur. İman Açıklaması belirli bir anlam ifade ederek bu yaşamın başka bir temel öğesini gösteriyor: Tanrı’yı tanımak... Çünkü iman Tanrı’yı tanımayı mümkün kılıyor. İman bizi tamamen insan ve tamamen Tanrı olan Mesih İsa ile birleştiriyor. Kutsal Yazılar Tanrı’yı tanımanın en merkez bir amaç olduğunu gösteriyor.[10] Gerçek hikmetimiz, tek ‘övünme nedenimiz’ Tanrı’yı tanımaktan ortaya çıkıyor:

Yeremya 9: 23 RAB şöyle diyor:

"Bilge kişi bilgeliğiyle,

Güçlü kişi gücüyle,

Zengin kişi zenginliğiyle övünmesin.

24 Dünyada iyilik yapanın,

Adaleti, doğruluğu sağlayanın

Ben RAB olduğumu anlamakla

Ve beni tanımakla övünsün övünen.

Çünkü ben bunlardan hoşlanırım" diyor RAB.

 

Bizler böyle Tanrı’yı tanımak ve O’nunla paydaşlık içinde yaşamak için yaratılmışız; bu nedenle Mesih İsa, ‘sonsuz yaşamı’ sadece gelecek bir durum olarak tarif etmiyor. Şimdiki yaşamda bile Tanrı’yla yakın ve tamamen O’na dayanan bir bağa girmeye çağrılıyoruz:

Yuhanna 17: 3 Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih'i tanımalarıdır.

 

Westminster Kısa İlmihali (1. soru) bu engin gerçeği basit bir şekilde vurguluyor:

İnsanın varlığının en baş amacı nedir? İnsanın varlığının en baş amacı, Tanrı’yı yüceltmek ve sonsuza dek O’ndan zevk almaktır.[11]

 

Günah dünyaya girdikten sonra bile ‘Tanrı’yı tanımak’ varlığımızın en gerekli bir öğesidir. Tanrı, aralıksız olarak Kendini yarattığı kişilere ya yaratılıştaki “yaptıklarıyla”[12] ya da düşmüş insanın vicdanı aracılığıyla gösteriyor. Tanrı yaratılıştaki eserleri ile nasıl yargılıyor?

Romalılar 1:19 Çünkü Tanrı'ya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir; Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir. 20 Tanrı'nın görünmeyen nitelikleri -sonsuz gücü ve Tanrılığı- dünya yaratılalı beri O'nun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle özürleri yoktur.

 

Tanrı düşmüş insan vicdanı ile nasıl yargılıyor?

Romalılar 2: 12Kutsal Yasa'yı bilmeden günah işleyenler Yasa olmadan da mahvolacaklar. Yasa'yı bilerek günah işleyenlerse Yasa'yla yargılanacaklar. 13 Çünkü Tanrı katında aklanacak olanlar Yasa'yı işitenler değil, yerine getirenlerdir. 14 Kutsal Yasa'dan yoksun uluslar Yasa'nın gereklerini kendiliklerinden yaptıkça, Yasa'dan habersiz olsalar bile kendi yasalarını koymuş olurlar. 15 Böylelikle Kutsal Yasa'nın gerektirdiklerinin yüreklerinde yazılı olduğunu gösterirler. Vicdanları buna tanıklık eder. Düşünceleriyse onları ya suçlar ya da savunur.

 

Ama günah nedeniyle bu bilgi insanın Tanrı’yla birleşmesi için yeterli değildir. Tam aksine bu bilgi insanı özürsüz ederek yargılıyor (Romalılar 1:21-22; 2:12). Bu nedenle Tanrı, insanları Kendisine yaklaştırma işini kendisi başlatıyor: lütfu aracılığı ile halkıyla bir antlaşmaya giriyor, onları kurtarıyor, Kendi’ni onlara gösteriyor. Tanrı’yla bir olma armağanının en derin ifadesi Baba’yı tanıtmaya gelen İsa Mesih’tir:

Yuhanna 1:18 Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O'nu tanıttı.

 

Tanrı, kendini “yüceliğin parıltısı ve O’nun varlığının öz görünümü” olan Mesih aracılığıyla tamamen açıklamıştır.[13] Öyleyse yaşamlarımız hangi dereceye kadar Mesih’in geliş amacının ve bizlerin bu yaşamda var oluş amacının sebebini yansıtıyor? Yoksa hayatımızı Yeremya kitabında yazıldığı üzere ‘hikmet, güç ve zenginlik’ aramakla mı harcıyoruz? Yaşamdaki hedeflerimiz Tanrı’nın bizi yarattığı hedeflerin sırasında mı?

 

B-) TARİHİN TANRI’SI

Tanrı bizi O’nunla paydaşlıkta bulunmamız için yarattı; ama tanımamız gereken bu Tanrı kim? İlk olarak şunu diyebiliriz: Tanrı, tarihin Tanrı’sıdır.[14] Hristiyanlık, Tanrı’nın kendi vahyinde tarihsel gerçeklerin[15] peçesini zamansız bir şekilde kaldırmadığı ilan ediyor. Hristiyan imanı Tanrı’nın “kendisi” hakkında felsefi bir bilgi değildir; Hristiyan imanı yapmamız ve yapmamız gereken şeylerin listesine dayalı bir iman değildir. İman Açıklaması’nın gösterdiği gibi iman, her şeyden önce tarihtir; imanımız diri Tanrı’nın Kendini açığa vurup Kendini bize vermek amacıyla yaptığı tarihsel olaylara dayalıdır:

Galatyalılar 4: 4-5 Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlu'nu gönderdi. Öyle ki, bizler oğulluk hakkını alalım.[16]

 

İman Açıklaması yaratılıştan (“göğün ve yerin yaratanı”) başlayarak ebediyete giderek (“ölülerin dirilişi ve sonsuz yaşam”) imanın tarihsel açısını vurguluyor. Kurtuluşumuzda etkin olan tarihte belirlenen olaylara önem veriyor: “Mesih’in vücut bulması, Pontiyus Pilatus zamanında acı çekmesi, üçüncü gün ölüler arasından dirilmesi” gibi...

 

İlk günah yüzünden insan soyu ve dünya derin bir şekilde bozulmuştur. Hristiyanlığın imanına bu açıdan baktığımızda şunu söyleyebiliriz: Hristiyan imanı aslında tüm yaratılışın Tanrı ile barıştırılıp satın alınmasının tarihidir. Yani Hristiyanlığın temel ve en ortada olan öğesi şudur: Tanrı ve O’nun hareketi, Tanrı ve O’nun getirdiği kurtuluş...

 

Hristiyan imanı radikal bir şekilde, tartışmasız bir şekilde Tanrı’ya ve O’nun işlerine odaklanmıştır. Böylece tek bir seferde herkes için kazanılan kurtuluşun yaşamlarımıza uygulanması, yani kutsallaşmamızı da kapsayan bir imandır.

 

İşaya 26:12 Ya RAB, bizi esenliğe çıkaracak sensin,

Çünkü ne yaptıysak hepsi senin başarındır.[17].

Öyleyse şunu söyleyebiliriz: itaatimiz ve iyi işlerimiz Tanrı’nın bütün bu kurtuluşumuzu sağlayan hareketinin sonuçlarıdır!

 

Öyleyse bütün tutumumuz ve imanlı olarak itaatkarlığımız her şeyden önce Tanrı’ya geçmişte yaptığı, şimdi yapmakta olduğu ve gelecekte yapacağı şeyler için minnettarlık duymanın bir ifadesi olmalıdır.

 

I.Yuhanna 4: 10 Tanrı'yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu'nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur. 11 Sevgili kardeşlerim, Tanrı bizi bu kadar çok sevdiğine göre biz de birbirimizi sevmeye borçluyuz.

Öyleyse hareketlerimiz, her zaman Tanrı’nın koruyucu hareketlerine şükreden bir karşılık olmalıdır! Heidelberg İlhimali şöyle bir açıklama gertiriyor:

86. Günahlarımızın ıstıraplarından Tanrı’nın lütfuyla yalnızca Mesih aracılığı ile kurtulup bunları kendimiz kazanmadığımız halde neden hala iyi işler yapmak zorundayız?

Tabi ki, Mesih bizlerin kefaretini kanıyla ödedi. Biz iyi işler yapıyoruz çünkü bizim için yaptığı her şey için bütün yaşamımızla Tanrı’ya olan şükranımızı gösterebilelim diye ve bizim aracılığımızla övülsün diye Mesih, Ruh’uyla bizleri kendi benzerliğine dönüştürmek üzere yeniliyor.

 

Hristiyan hayatı sevinçli bir şükran hayatıdır! Açıkça kendi kendimize sormamız gereken soru şudur: benim yaşamım öyle mi? Tanrı’nın bana verdiği ve her gün beni onda koruduğu, hak etmediğim kurtuluşun ve O’nda sahip olduğum paydaşlık ayrıcalığının farkında mıyım? O’na şükrederek mi yaşıyorum? Yaşamım Tanrı’yı tanıyan biri olduğuma tanıklık ediyor mu?

 

C-) ÜÇLÜ BİR TANRI

İman Açıklamasının bize açıkladığı Tanrı, ayrıca Üçlü bir olan Tanrı’dır: “her şeye gücü yeten Baba’ya, O’nun biricik Oğlu Rabbimiz Mesih İsa’ya, Kutsal Ruh’a” inanıyoruz. Tek bir Tanrı olmasına rağmen Kutsal Yazılar tekrar ve tekrar Tanrı’yı “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olarak kendini açıklıyor.[18]

 

Bunlar sadece Tanrı’nın kendini gösterdiği çok yönlü ve çeşitli ‘ilham yöntemleri’ veya ‘maskeleri’ değildir. Çünkü Tanrı’nın vahyi ile oluşan Kutsal Kitap aracılığı ile Tanrı kendi kimliğini gerçekten güvenilir bir şekilde yansıtmasaydı Tanrı kurtuluş, koruma ve kutsama getirdiği kendi halkı tarafından tanınmayıp ‘karanlıkta’ kalacaktı. Bu durumda da Tanrı’nın vahyi ve varlığı arasında bir çelişki olacaktı. Ama Kutsal Yazılar Tanrı’dan bahsederken düşünebilen ve duyguları ve birbirleriyle paydaşlık içinde olan üç kişiden söz ediyor. Bize eğilip bizler için gelen Tanrı üç kişide tek olan Tanrı’dır –Baba, Oğul ve Kutsal Ruh– (Matta 28:19).[19]

 

Bu gerçek, başlangıçtan beri Hristiyan imanının büyük bir sır olduğunu vurguluyor. Üçlü birlik insanın kendi aklıyla bulduğu bir inanç değildir. Tersine insanın sınırlı mantığı “ne kişileri karıştırarak ne de özü bölerek, üç kişide tek Tanrı; üç kişide birlik”[20] ilkesini kabul etmeyi bir yana bırakın onu kavrayamaz bile. Ama Tanrı, kendini Sözünde kendisini üçlü bir Tanrı olarak açıkladığı için Üçlü Birliğine inanıyoruz. Bu Üçlü Birlik sırını kavramamız imkansızdır çünkü ÜÇLÜBİRLİK TANRI’yı kavaramamız için Tanrı insanın anlayışına göre küçülmeliydi; yani bu durumda da Tanrı olmaya son verecekti. Ama Kutsal Yazıların Tanrısı, O’na tapınalım, O’nun önünde yaratılmış olduğumuzu kabul edelim ve O’nu olduğu gibi –yani eşsiz Yaratıcımız ve egemen olan Rab’bimiz olarak– sevelim diye, kendini Üçlü Birlik sırrıyla açıklıyor.[21]

 

Ama Tanrı bize ÜÇLÜBİRLİĞİNİ kurtuluşumuza ne kadar adanmış olduğunu kavramamız için gösteriyor. Tanrı, bizden uzak ‘göklerde’ kalıp, yarattıklarına mutlu bir yaşam için ne yapmaları ve ne yapmamalarını emretmekle yetinmemiştir. Aksine, üçlübir Tanrı varlığını tamamıyle başlangıçta O’nunla olan bağımızı yenileştirmeye adamıştır: Baba, kurtuluşumuzu satın almak için sonsuz Oğlu’nu bize göndermiştir; Baba ve Oğul, Kutsal Ruh’u Mesih’in çarmıhta elde ettiği kurtuluşu alıp onu yaşamlarımızda uygulamak üzere, göndermişlerdir (Galatyalılar 4:4-5). Üçlübir Tanrı, yani Baba, Oğlu ve Kutsal Ruh, bizi O’na yaklaştırmak üzere bize gelmiştir!


II. BÖLÜM: BABA OLAN TANRI

 

3. “Göğün ve yerin yaradanı”

(Tekvin 1, Mezmur 104:10-30, II.Petrus 3:3-10)

 

Tanrı, Yaratıcı olduğu için O’nu ilk yaratılışın iyiliğinin Rab’bi, lütufkar olan sağlayışın Rab’bi; kendi Egemenliği için yaratılışı elinde tutan Rab olarak ilan edebiliriz.

 

Heidelberg İlmihali 26. ‘Göğün ve yerin Yaradanı, herşeye gücü yeten Baba Tanrı’ dediniz zaman neye inanıyorsunuz?

Rabbimiz İsa Mesih’in sonsuz Babası, gökte ve yeryüzünde her şeyi yoktan yaratan,1 Sonsuz bilgeliği ve sağlayışı ile her şeyi tutan ve yönetendir.2 O’nun Oğlu Mesih aracılığı ile

benim Babam ve Tanrımdır.3

 

O’na çok güveniyorum ve şüphem yok ki, bedenim ve canım için ihtiyacım olan her şeyi sağlayacak4 ve bu kötü dünyada her ne sıkıntı bana gönderirse bunu benim iyiliğim için kullanacak.5

 

O her şeye kadir olduğu için bunu yapabilecek güçtedir,6 O sadık baba olarak bunu (iyilikleri) yapmayı arzu eder.7

 

1 Tekvin 1-2, Çıkış 20.11, Mezmur 33.6, İşaya 44.24, Elçilerin İşleri  4.24, 14.15 2 Mezmur 104:27-30; Matta 6:30; 10:29; Efesliler 1:11 3 Yuhanna 1:12, 13; Romalılar 8:15, 16; Galatyalılar 4:4-7; Efesliler 1:5 4 Mezmur 55:22; Matta 6:25, 26; Luka 12:22-31 5 Romalılar 8:28 6 Tekvin 18:14; Romalılar 8:31-39 7 (Matta 6:32, 33) Matta 7:9-11

 

Heidelberg İlmihali 27. Tanrı’nın sağlayışından ne anlıyorsunuz?

Sağlayış, herşeye kadir ve her yerde hazır Tanrı’nın kuvvetidir,1 Eliyle göğü ve yeri ve bütün yaratılışı tutar2 ve onları yönetir; yeşillikler ve yiyecekler, yağmur ve kuraklık, verimlilik ve verimsizlik, yiyecek ve içecek, sağlık ve hastalık, varlık ve fakirlik3 aslında her şey bizlere tesadüfen gelmez,4 fakat O’nun babalık elinden gelir.5

 

1 Yeremya. 23:23, 24; Elçilerin İşleri 17:24-28 2 İbraniler 1:3 3 Yeremya. 5:24; Elçilerin İşleri 14:15-17; Yuhanna 9:3; Süleymanın Meselleri 22:2 4 Süleymanın Meselleri 16:33 5 Matta 10:29

 

Heidelberg İlmihali 28. Tanrı’nın yaratılış ve sağlayış bilgisi bize nasıl yardım eder?

Bir şeyler bize karşı gittiği zamanlarda sabırlı,6 bir şeyler iyi gittiğinde şükran dolu7 [olur] ve gelecek için sevgisinden bizi hiçbir şeyin ayıramayacağı8 sadık Tanrı ve Babamızda emin olabiliriz. Bütün yaratılış tamamıyla O’nun elindedir, O’nun isteği olmaksızın bir şey kımıldayamaz, yerinden oynatılamaz.9

 

6 Eyüp 1:21, 22; Mezmur 39:10; Yakup 1:3. 7 Tesniye 8:10; I.Selanikliler 5:18. 8 Mezmur 55:22; Romalılar 5:3-5; 8:38, 39. 9 Eyüp 1:12; 2:6; Süleymanın Meselleri 21:1; Elçilerin İşleri 17:24-28.

 

 

 

A-) YARATAN TANRI

Kutsal Yazıların Tanrı’sı yaratıcı Tanrı’dır. İçinde yaşadığımız yaratılış Tanrı’dan çıkan bir şey veya O’nun bir parçası değildir, aksine yaratılmış bir şeydir:

Mezmur 90: 2 Dağlar var olmadan,

Daha evreni ve dünyayı yaratmadan,

Öncesizlikten sonsuzluğa dek Tanrı sensin.

 

Çünkü her şeyden önce (sonsuzlukta) Tanrı vardı (Tekvin 1:1) ve O, tüm evrenin üstünde görkem ve yücelik içinde tahtında oturmaktadır.[22] Yaratılış, Tanrı’nın egemenliği ve gücüyle, Tanrı istediği için ortaya çıkmıştır.

 

Tekvin Kitabı ‘ve Tanrı dedi’ ifadesiyle Tanrı’nın yaratıcı gücünün tüm evreni sadece bir söz söyleyerek yaratmaya yeterli olduğunu gösteriyor.[23] Tanrı emrediyor ve yaratılış O’nun emirlerine itaat ediyor, O’nun amaçlarına mükemmel bir şekilde uyuyor.[24] Tanrı, böylece varolan her şeyi yoktan var ediyor, ona şekil ve uyum veriyor.[25]

 

Bu yaratılışın tamamıyla Tanrı’nın amaçlarına uyduğuna dikkat edin. Tanrı her şeyi yarattıktan sonra şöyle oldu: “Tanrı yarattığı herşeyi gördü ve çok iyi idi” (Tekvin 1:31). Hristiyanlık, bu dünyayı reddetmeyi ve onu hor görmeyi öğretmiyor, çünkü bu dünya Tanrı’nın işidir. Günahın girişinden sonra bile, bu dünya, ona şekil Veren’in iyiliğini ve yüceliğini sergiliyor:

Mezmur 8: 1 Ya Rab Yahve,

Ne yüce adın var yeryüzünün tümünde!

Gökyüzünü görkeminle kapladın.

3 Seyrederken ellerinin eseri olan gökleri,

Oraya koyduğun ayı ve yıldızları,

4 Soruyorum kendi kendime:

"İnsan ne ki, onu göz önüne alasın,

İnsan soyu ne ki, ona ilgi duyasın?"

5 Nerdeyse bir tanrı yaptın onu,

Başına şan şeref tacı koydun.

6 Ellerinin eserlerine onu egemen kıldın,

Her şeyi ayaklarının altına serdin;

7 Davarları, sığırları,

Yabanıl hayvanları,

8 Gökteki kuşları, denizdeki balıkları,

Denizde kıpırdaşan bütün canlıları.

9 Ya Rab Yahve,

Ne yüce adın var yeryüzünün tümünde!

 

Günah ve düşüşten sonra bile yaratılış adeta ‘Tanrı’nın yüceliği için bir sahne’[26] olmaya devam ediyor. Bu nedenle Tanrı’nın pak kılan yargılamasından sonra “yaratılış, yozlaşmaya giden köleliğinden kurtarılıp Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne kavuşturulacaktır” (Romalılar 8:21).

 

Tanrı elinin işini terk etmiyor ve bu gerçek halkının satın alınması için geçerli olduğu gibi tüm evrenin yenilenmesi için de aynı derecede geçerlidir.

 

B-) TANRI’NIN DÜNYAMIZDA DEVAMLI BULUNMASI

Tanrı’nın hareketi sadece yaratılışın başlangıcıyla sınırlı değildir. Tanrı yarattığı varlıkları devam ettitir, canlıları beslemeye ve korumaya devam etmektedir. Yani varlığımızın devam etmesi O’nun koruma işinin sonucudur.

 

Mezmur 104: 10 Vadilerde fışkırttığın pınarlar,

Dağların arasından akar.

13 Gökteki evinden dağları sularsın,

Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.

14 Hayvanlar için ot,

İnsanların yararı için bitkiler yetiştirirsin;

İnsanlar ekmeğini topraktan çıkarsın diye,

15 Yüreklerini sevindiren şarabı,

Yüzlerini güldüren zeytinyağını,

Güçlerini arttıran ekmeği hep sen verirsin.

16 RAB'bin ağaçları,

Kendi diktiği Lübnan sedirleri suya doyar.

Pınarların su vermesi ve topraktan yiyecek çıkması için Tanrı yeryüzüne yağmur gönderiyor.

 

Mezmur 104: 19 Mevsimleri göstersin diye ayı,

Batacağı zamanı bilen güneşi yarattın.

20 Karartırsın ortalığı, gece olur,

Başlar kıpırdamaya orman hayvanları.

Dünyanın yörünge etrafında dönmesine ve güneşin parlamasına Tanrı izin veriyor.

 

Mezmur 104: 11 Bütün kır hayvanlarını suvarır,

Yaban eşeklerinin susuzluğunu giderirler.

12 Kuşlar yanlarında yuva kurar,

Dalların arasında ötüşürler.

17 Kuşlar orada yuva yapar,

Leyleğin evi ise çamlardadır.

18 Yüksek dağlar dağ keçilerinin uğrağı,

Kayalar kaya tavşanlarının sığınağıdır.

21 Genç aslan av peşinde kükrer,

Tanrı'dan yiyecek ister.

27 Hepsi seni bekliyor,

Yiyeceklerini zamanında veresin diye.

28 Sen verince onlar toplar,

Sen elini açınca onlar iyiliğe doyar.

Hayvanlara –en güçlü olanlara bile- Tanrı yiyecek sağlıyor.

 

Mezmur 104: 29 Yüzünü gizleyince dehşete kapılırlar,

Soluklarını kesince ölüp toprak olurlar.

Eğer Tanrı yaşam verici huzurunu uzaklaştırırsa yarattıkları toza, evren ise hiçliğe dönecektir.

 

Ama Tanrı yaratılışı koruma ve devam ettirme işine (Tanrı’nın Sağlayışı[27]) devam ettiği için yaratılış ayakta durabilmektedir.[28] Bu şekilde Tanrı düşmüş yaratılışa –O’nun Rab olmasına karşı gelenlere bile– yağmuru ve güneşiyle, iyiliği ve merhametiyle Kendi büyüklüğünü ve şefkatini gösteriyor: Tanrı’nın sağlayışı ve koruması, sadece Hristiyanlara verilmiyor; Tanrı’nın düşmanlarına bile veriliyor:

Matta 5: 45 Öyle ki, göklerdeki Babanız'ın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurur; yağmurunu hem doğruların hem eğrilerin üzerine yağdırır. 46 Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu? 47 Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyor mu?

Mezmur 145: 9 RAB herkese iyi davranır,

Sevecenliği bütün yapıtlarını kapsar.

 

Tanrı’nın sağlayışı, tarihteki tüm olayları ve insanın tüm hareketlerini kapsıyor. Tanrı, dünyayı yerinde tutmakla yetinmiyor, her şeyi –ne kadar küçük görünürse bile- yönlendirip, yönetiyor ve her durumda halkının iyiliği için etkin bir şekilde çalışıyor (Matta 10:29-31; Romalılar 8:28). Bu nedenle bir Hristiyan’ın bugün ve gelecek hakkında sarsılmaz bir güveni vardır. Çünkü bizi yaratan Tanrı, bizi ve tüm insanlarının hareketlerine dair her şeyi güçlü eliyle tutuyor.

 

Belçika İnanç Açıklaması (13 –Tanrı’nın Sağlayışı Doktrini) bu gerçeği çok güzel bir şekilde tarif ediyor:

İyi olan Tanrı,

her şeyi yarattıktan sonra,

bu yarattıklarını şansa ya da tesadüfe bırakmamıştır fakat

onları kendi kutsal arzusuna göre

yönlendirir ve yönetir.

Bunu öyle bir şekilde yapar ki, dünya üzerindeki hiçbir şey

O’nun sistemli düzeni dışında gerçekleşemez.

 

Bununla birlikte Tanrı,

gerçekleşen günahların ne yazarıdır

ne de bu günahlar yüzünden suçlanacak olandır.

O’nun gücü ve iyiliği

o kadar yüce ve kavranılamayandır ki,

cinler ve kötü insanlar adil olmayan işler yaparken bile

Tanrı tüm bu işlerini en mükemmel ve adil bir biçimde düzenler ve uygular.

 

Uygunsuz bir merak ile

Tanrı’nın insan anlayışını ve

bizim kavrama yeteneğimizi aşan işlerini

sorgulama niyetinde değiliz.

Ancak tüm yumuşaklık ve hürmetimizle

Tanrı’nın bizden saklı olan

adil yargılarını hayranlıkla seviyoruz,

İsa Mesih’in birer öğrencileri olmaktan

hoşnut oluyoruz,

bizlere Söz’ünde göstermiş oldukları ile yetiniyoruz

ve o sınırları aşmıyoruz.

 

Bu doktrin bizlere tarifsiz bir esenlik verir

bizlere hiçbir şeyin tesadüfi olamayacağını,

her şeyin sadece göklerdeki lütufkar Babamızın

düzenlemelerine göre gerçekleşeceğini öğretir.

O, bizleri bir Baba şefkati ile gözetir,

tüm yaratıkları hükmü altında tutar,

Babamızın arzusu olmadıkça

ne başımızdan bir tel saç,

(ki hepsi tek tek sayılıdır)

ne de göklerdeki küçük bir kuş

yere düşebilir.

 

Bizler bu düşünce ile huzur buluruz,

biliriz ki, Babamızın kontrolü altında olan

ne cinler ne de düşmanlarımız

O’nun izni ve isteği olmadıkça

bize zarar veremez.

 

Bu yüzden

Tanrı hiçbir şeye karışmaz

ve her şeyi şansa bırakmıştır

diyen Epikürcülerin lanetli hatasını reddederiz.

 

C-) KENDİ EGEMENLİĞİNE DOĞRU YARATILIŞI YÖNLENDİREN TANRI

Tanrı, bu yaratılışı belirli bir hedef ve amaç olmadan yerinde tutmuyor:[29]

İbraniler 1: 3 Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O'nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı'nın sağında oturdu.

 

Tanrı güçlü Sözüyle şimdiki dünyayı kurtuluşunun ilan edilmesi için koruyor ve devam ettiriyor. Tufan zamanında olduğu gibi yaratılış bir gün mahkum edilecek ve ‘yer ve yeryüzünde yapılmış olan her şey yanıp tükenecek’ (II.Petrus 3:6, 10). Ama şimdilik ‘kimsenin mahvolmasını istemeyen’ (II.Petrus 3:9) Tanrı sağlayış işine devam ediyor ve insanlara sabrediyor. Rab’bin günü ve onunla beraber gelen tüm yaratılışın yargılanması gecikiyor gibi görünüyorsa da bunun sebebi Göksel Egemenliğin müjdesinin bütün dünyada duyurulmasına (Matta 24:14) fırsat verilmesidir. Bu şekilde Tanrı, Kilisesini ve yaratılışını sonsuz egemenliğine doğru yöneltmek amacıyla her zaman sağlayış işine devam ediyor. Şimdiki yaratılış ‘statik’ veya ‘yansız’ bir durumda değildir, bunun aksine Tanrı çocuklarının gelecekte ortaya çıkmasını büyük bir özlemle bekliyor (Romalılar 8:18) ve yenileme getirecek olan doğum ağrısını çekerek inliyor (Romalılar 8:22).

 

I.Korintliler 15: 28 Her şey Oğul'a bağımlı kılınınca, Oğul da her şeyi kendisine bağımlı kılan Tanrı'ya bağımlı olacaktır. Öyle ki, Tanrı her şeyde her şey olsun.

Yani Tanrı’nın bu dünyadaki tüm hareketleri O’nun gelecekteki Egemenliği ile ilişkili olup mükemmelleşecek olan Egemenliğine odaklanmıştır. Tanrı, sağlayışı ile yaratılışını ve tarihi O’nun ‘her şeyde her şey olacağı’ güne doğru yönlendirmektedir.

 

Öyleyse O’na ait olanların, içlerinde yaşadığı kişilerin yani Kilisesini oluşturan bizlerin ardından gideceğimiz tek önceliğimiz Tanrı’nın doğruluğu ve gelecek olan egemenliği olmalıdır (Matta 6:31-33; 13:44-46). İsteğimiz, tüm hareketlerimizle Tanrı’nın yüreğinde başta gelen öncelikler olmalıdır. Amacımız şu anda ait olduğumuz egemenliğin gerçek olduğunu sergilemek olmalıdır!


4. “Her şeye gücü yeten Baba”

(İşaya 40:12–25, Mezmur 103:1–18)

 

İman Açıklaması bize Tanrı’nın sınırsız büyüklüğünü ve aynı zamanda, antlaşması ve Oğlu İsa Mesih aracılığıyla bize gelen Tanrı’nın yakınlığını hatırlatıyor.

 

 

Heidelberg İlmihali 26 (3. Konuya bakınız)

Heidelberg İlmihali 1. Yaşamda ve ölümde tek teselliniz nedir? Göklerdeki Babamın isteği olmadan başımdan bir tel saç bile eksilmez.7 Her şey benim kurtuluşum için çalışır. 8

 

7 Matta 10.29-31, Luka 21.16-18

8 Romalılar 8.28

 

Heidelberg İlmihali 120. Mesih niçin Tanrı’yı “Babamız” olarak çağırmamızı emretti?

Duamızın başlangıcında Mesih, kendisi aracılığı ile bizlere Baba olan Tanrı’yı, içimizi çocuk gibi korkuyla ve güvenle tutuşturarak temel almamızı ister.

 

Babalarımız bu yaşam için gerekli şeylerde bizleri reddetmediği gibi, bizlere Baba olan Tanrımız imanla istediğimiz şeyleri bizlere vermeyi daha az reddedecektir.1

 

1 Matta 7:9-11, Luka 11:11-13.

 

Heidelberg İlmihali 121. “Göklerdeki” kelimesi neden vardır?

Bu ifadede Tanrı’nın göksel görkemini dünyasal bir şey olarak düşünmememiz2 ve bedenimiz ve canımız için her şeyi O’nun Tanrısal gücünden beklememiz için vardır.3

 

2 Yeremya. 23:23-24, Elçilerin İşleri 17:24-25

3 Matta 6:25-34, Romalılar 8:31-32

 

Westminster Uzun İlmihal S. 189. Rab’bin duasına giriş bizlere ne öğretir? Rab’bin Duasına giriş (Göklerdeki Babamız, sözlerindedir) bize öğretir ki, dua ettiğimizde Tanrı’ya, O’nun Babalık iyiliğinden ve bizimle ilgileneceğinden emin olarak saygıyla, bütün diğer çocuklar gibi isteklilikle göksel duygularla, O’nun egemen gücünü, görkemini ve lütufkar alçakgönüllülüğünü bilerek yaklaşmalı, başkaları ile ve başkaları için dua etmeliyiz.

 

A-) TANRI’NIN SINIRSIZ BÜYÜKLÜĞÜ:

Mezmur 145: 3 RAB büyüktür, yalnız O övgüye yaraşıktır,

Akıl ermez büyüklüğüne.

Kutsal Yazıların Tanrı’sı sonsuzdur; gücünün ve zekasının sınırları yoktur (İşaya 40:13-14, 28):

İşaya 40: 12 Kim denizleri avucuyla,

Gökleri karışıyla ölçebildi?

Yerin toprağını ölçeğe sığdıran,

Dağları kantarla,

Tepeleri teraziyle tartabilen var mı?

Tanrı avucu ile okyanusları ve denizleri ölçüyor, dağları ve tepeleri tartabiliyor.

 

İşaya 40